|
|
|
|
|
|
|
KİM BİLİR?
|
(27.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
13
|
Yorumlar: |
0
|
|
|
|
|
|
|
sen?
|
(27.01.2012)
|
Hikaye |
Okunma:
|
25
|
Yorumlar: |
4
|
|
|
|
|
|
SAKLAMBAÇ
|
(27.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
32
|
Yorumlar: |
2
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Umudum
|
(26.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
11
|
Yorumlar: |
0
|
|
|
|
|
|
|
|
Döngü
|
(26.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
17
|
Yorumlar: |
1
|
|
|
|
|
|
Ah Akdeniz
|
(26.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
13
|
Yorumlar: |
1
|
|
|
|
|
|
Neden Sen
|
(26.01.2012)
|
Şiir |
Okunma:
|
76
|
Yorumlar: |
5
|
|
|
|
|
|
|
KADER
|
(26.01.2012)
|
Roman |
Okunma:
|
88
|
Yorumlar: |
0
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
- İSLAM FITRATINA TERS DÜŞEN YORUMUN:
Özgül@ Her şeyden evvel şunu söylemek isterim, sual sormanın edebi ve kuralları mevcuttur. Biz hiçbir zaman soru soranlara karşı sert bir tavır sergilemedik. Biz soru soranlara değil Allah’ın ayetleriyle dalga geçenlere karşı sert tavrımız göstermek durumundayız. Normalde ben senin soruna cevap yazmayacaktım. Çünkü soruyu İslam-i çerçeve içinde sormamışsın. Nitekim cümlelerin terkibine bir göz atmakta fayda vardır. Örneğin şöyle bir cümle kullanmışsın: “Hadi çemkirmeden beni dinden aforoz etmeden açıkla” diye.
Özgül, benim seni dinden aforoz edebilmem için öncelikle bir Hıristiyan olmam gerekiyor zira “Aforoz” terimi Hıristiyan dinine mensup olanları ilgilendirir, beni alakadar etmez çünkü ben bir MÜSLÜMANIM. Yine benim seni dinden aforoz edebilmem için senin de en azından bir Katolik Hıristiyan olman gerekiyor.
Şimdi sana soruyorum madem sen bir Hıristiyan değilsin ve ben Elhamdulillah bir Müslümansam ne diye böyle gereksiz cümleler ve kelimeler kullanıyorsun? Şimdi sen, “teşbih yaptım” diyeceksin, bende diyeceğim ki teşbih yapmanın kıstasları var, hakla batılı birbirine karıştırma!
- TEVBE SÜRESİNİN 28. AYETİNİN TEFSİRİ:
«Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pislikten ibarettir...» 9 / TEVBE – 28
Özgül, tefsir ilim ister, ilimse safi niyetle ve azimle pekişir inşa’ALLAH. Ayette bahsi geçen “pislik” kelimesinin Arapça karşılığı “نَجَسٌ”
Allah-u Teâlâ’nın Kitabında zikir ettiği ayette ve asıl kökü “necis” olan kelime tüm Müşriklerin necis (pislik) olduklarını beyan etmektedir. Ayette bahsi geçen kelime tüm Müşrikler için intibak etmektedir. Yahudiler ve Hıristiyanlar da bu müşrikler sınıfına dâhil edilir. Yine ayette bahsi geçen “Müşrikten” kasıt Allah’a iman etmesine rağmen Allah’la beraber farklı ilahlar edinen kimseleri de bünyesi içine almaktadır.
Senin bahsettiğinin aksine Müşrikler ister Mescid-i Harama girsin ya da girmesin bu amel onları necis olmaktan temizleyecek değildir. Allah-u Teâlâ Müşrikleri şirklerinden dolayı onları birer pislik olarak ilan etmiştir. Yine İbn Abbas ve başkaları da derler ki: “Hayır, onu pis yapan şirkin kendisidir.” Yine en büyük müfessirlerden birisi olan Mevdudi’nin de söylediği gibi: “Bizzat bedenleri itibariyle, maddi varlıkları bakımından değil, inançları ahlaki anlayış ve davranışları, amelleri ve “cahiliye” yollarında olmaları yönünden "necis" (pis) diler. Müşriklerin, mübarek yerin kutsal sınırları içinde kalan sahalarına girmelerinin yasaklanmış olması bu sebepten dolayıdır.”
Senin söylediğin hatalı bir mefhum: Ben Allah’ın bir ayetini alıp kendimce uyarlama yapmadım, yapmam da. Allah-u Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de verdiği genel bir hükümden istifade ederek zahiri ve bâtıni pisliklerin tasnifinden bahsettim. Zira tefsir ilmi ilimlerin en üstünüdür. Genç yaşıma rağmen Mühendislik dallarından sonra bu ilmi hakkıyla öğrenmek için belirirli içtihad-i yollardan geçtiğimi düşünüyorum, bunlardan birisi de dünya’nın en büyük fıkıh Üniversitesinden mezun olmamdır.
ATMOSFERİN DIŞINA TAŞARSA ADLI YAZIMIN TEVBE SÜRESİNİN 28. AYETİYLE OLAN İRTİBATI:
Özgül, yazımda anlatılmak istenen yapıdan kısaca bahsedeyim: Yıl 2008 yılında dünya’nın en büyük Bilim adamlarının buluştuğu bir zirvede yukarıda paylaştığım fotoğraf masaya yatırılmıştı ve o gün bilim adamları şöyle bir cümle sarf etmişlerdi: “Dünya artık kişi başına düşecek enerjiyi karşılayamayacak hale gelmiştir ve mutlak suretle bunun önlemi alınmalıdır”
Evet, seninde söylediğin gibi Dünya nüfusunun tümü Müslüman olsa bile dünya enerji kaynaklarını elbet bir gün tamamıyla tüketecektir. Bunda bir ihtilafın söz konusu değildir.
Benim ifade etmek istediğim şudur: “Bugün atmosferin dışına taşıyan zahiri pisliklerin zararlarından bahsediliyor ve bu pisliklerin dünyamıza daha fazla tehlike vermemesi için bilim adamları tarafından çözümler üretilmeye çalışılırken neden Allah’ın asıl pislik olarak tanımladığı Müşriklerin dünyamıza verdikleri zarardan hiç bahsedilmiyor? Neden Gazze’yi bomba yağmuruna tutan necis (pislik) Yahudilerin dünyamızdan tecrit etmek üzere fiili bir hamle uygulanmıyor? Neden Irak’ta iki milyon insanın öldürülmesinden sorumlu olan necis (pislik) Haçlıları dünyamızdan temizlemek için Cihad-i hamleye başvurulmuyor? ”
Özgül, Allah’ın kitabında yer alan hükümlerin olaylara dair umumi ve hususi olarak tasnif edileceğini bilmeden cümlelerimin çelişki teşkil ettiğini söylemen muhakkak ki, bir iftira olmuştur.
İslam’ı ve Cihadı sevenlere Selam olsun,
Hamad MUHAMMED
|
guzel siir..
|
yazabildiklerin bu kadar diyorsan, bu kadarida hos ve kaliteli.. buda yeter .
|
Tuna,seni az yazı yazman konusunda ki sitenin hassasiyetini belirtmeme rağmen,çok fazla paylaşımda bulunduğun için;İçinde garip bir sevinç var ki durmadan yazıyorsun bu siteyi çok sevdin anlamında ironik bir şekilde asıl söylemek istediğim konuya dikkat çekmek istedim. Yazdıklarının içeriği ile ilgili mutlaka konuşuruz.İyi bir okuyucu olduğunu her şekilde manşetten verdin bazı şeylerin kararınıda sağlıklı bir şekilde verebilirsin.
Sibel,şu söylediklerinle ne kadar edebiyatın içindesin onu ben eleştirlerimle anlatamıyordum.Kendin söyledin.Asıl yüzünün kızarması gereken an şu an.
|
Guzel siir Zana, maalesef tum Kurdistan topraklarinda kurtlerin payina katliam dusmus...
Merxemin...degil sanirim Berxemin... olmali. Yine de tam emin degilim ama... Kurtlerin, artik guzelliklerini yazmaliyiz siirlerimize...
|
Gunaydin olsun Ozgul...:)
|
Tuna, Orhan biriyle uğraşıyorsa o kişi doğru yolda demektir. Sen onun dediklerine zerre aldırma, çok doğru bir yoldasın. Yazdıkların hem aydınlatıcı,hem de edebi bir tarzın var. Cinsellikten söz etmeyenler bu sitede pek tutulmazlar. En mahrem duyguları ve sahneleri en küçük detayına kadar anlatmak büyük bir övgüyle karşılanır. Sana karşı bu olumsuz tavır da sadece bu yüzden. Lütfen tarzını değiştirme. Çünkü sitede yazılarını yüzüm kızarmadan okuyabileceğim nadir yazarlardan birisin. İyi akşamlar:))
|
Mehmet bey, teşekkürler sizinde yüreğinize sağlık.
|
Zeytin çekirdeği, çağrışımın ilginç doğrusu... Nevzat...
|
Teşekkürler Ayşegül...
|
Sayın Ebrar YEGENOĞLU, Yorumunuza çok teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...
|
İçimizdeki hisleri her daim canlı tutmak hedeflerimiz arasındadır. Dışa yansıyınca ise daha bir anlamlı ve de güzel oluyor. Tabi bu duyguyu-sevgiyi bilenler ve yaşayanlar için geçerlidir. Aksi hal, halden anlamaz zaten.
Sevg...
|
Çok güzel . . .
|
Çok güzel kalemine sağlık. :)
|
Kemal hocam selamlar,
Konu yerinde bir paylaşım olmuş. Lakin dönemin eğitimcileri ile şimdiki eğitimci geçinenleri birbirine karıştırmamak lazım. Döndemin eğitimcileri için eğitim ve öğretim bir erdemlilikti ya şimdi? Şimdi ise yeni yetmelerin çoğunlukta bulunduğu şımarım lay lay lom ekibi. İçerinde çok fazla bulunduğumdan ve bir çok örneklere şahit olduğumdan bunu apaçık dile getirebiliyorum.
Kemikler sızladı mı? Evet sızladı.
Sevg...
|
Amin diyelim zeytin çekirdeğinin dileğine.
Veysi kardeş merhaba hele...
|
Sevgi ve saygılar bizden olsun efendim.
Yüreğinde ve iç dünyasında bu durumu anlayanlar bilir ki, sevgi bambaşka birşeydir. Ya yaşarsın ya da yaşadığını sanırsın. Günümüzdeki sevgiler sadece sanmalardan ibarettir. Oysa sevgi denilen şey çok büyük ölçüde değerlidir ve yaşanılması gerekmektedir. Ki bu bizlerin zaten doğasında olan birşeydir.
Sevg...
|
Değerli kardeşim, firari fırtına.Şiir'i ve parçayı birkaç defa okuyup- dinledim ikiside çok güzel. şiiri her okuyuşumda, ayrı ayrı değişik duygu- lar yaşadım. düşüncelerine,emeğine yüreğine sağlık. Sevgi ve saygılar.
|
Ben de seni özlemişim,merhaba Elif:)
|
Ayşegül Hanım,
Yazılarınızı okumayı özlemişim. Yüreğinize sağlık.
|
|
Başlık |
Mesajlar
|
Görüntülenme
|
|
|
Tuna BAŞAR 26.01.2012 11:20:38
|
Beğendiğim kitapları foruma yazdım geçenlerde. Şu an okuduklarım ve en kısa zamanda okumayı düşündüklerim ise şöyle: - Enis Batur "Yolcu" - Birhan Keskin "Yirmi Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu" - Onur Caymaz "Hikâyeden Çocuk" - Selim İleri "Fotoğrafı Sana Gönderiyorum" - Ferit Edgü "Abidin" - Leylâ Erbil "Kalan" - Goethe "Genç Werther'in Acıları" - Shakespeare "Soneler" - Fernando Pessoa "Huzursuzluğun Kitabı"
|
|
|
|
|
|
Tuna BAŞAR 25.01.2012 10:31:49
Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı ve Korkuyu Beklerken”i, Selim İleri’nin “Cehennem Kraliçesi” ve “Her Gece Bodrum”u Kürşat Başar’ın “Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları” küçük İskender’in “Eflatun Sufleler”i Arthur Rimbaud’un “Bütün Şiirleri” Nâzım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları” Ahmet Altan’ın “Geceyarısı Şarkıları” Orhan Pamuk’un “Öteki Renkler”i Ferit Edgü’nün “Tüm Ders Notları” ve “O/ Hakkâri’de Bir Mevsim”i Ahmed Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim”i Murathan Mungan’ın “Yaz Geçer”i Attilâ İlhan’ın “Ben Sana Mecburum”u Ayfer Tunç’un “Taş-Kâğıt-Makas”ı Selçuk Altun’un “Kitap İçin”i Enis Batur’un “Başkalaşımlar”ı
|
|
|
|
Fatoş Nihal Aytaç 25.01.2012 00:24:00
|
asla , asla demem de demem, genellikle kullanmam. ha bir de asla dilimi burnuma değdirmeye çalışmam 
|
|
|
|
batıhan dizdaroğlu 22.01.2012 22:39:45
BENCE ÖZGÜRROMAN YAZI AİLESİNE ŞARKI SÖZLERİ BÖLÜMÜ DE EKLENMELİ...BÖYLECE YAZARLARIMIZIN ŞARKI SÖZÜ YETENEKLERİ DE ORTAYA ÇIKAR....SAYGILAR..
|
|
|
|
Fatoş Nihal Aytaç 21.01.2012 23:56:35
Hakikaten biraz özen gösterilebilir, yorum yapmak için yapmamak, yazılana odaklanmak, yazılanın yazılış biçimini eleştirmek, site'de olmanın hakkını en uygun şekilde vermek... Ne bileyim Veys, AYşegül haklısınız...
|
|
|
|
Tuna BAŞAR 21.01.2012 03:28:17
|
Merhaba Arkadaşlar, Bu siteyle yeni karşılaştım ve hemen üye olup yazılarımı, şiirlerimi ve günlüklerimi paylaşmaya başladım. Size kısaca özgeçmişimi yazarak kendimi tanıtmak istedim. Ayrıca http://geceedebiyat.blogspot.com adresinden de benimle ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. 1985 yılının soğuk bir Ocak sabahında gözlerimi dünyaya açmışım. Gerçek ismim Mustafa. Çocukluktan beri sempati duyduğum "Tuna" ismini kullanıyorum. Sonuna eklediğim "Başar" ise Kürşat Başar'a olan hayranlığımdan ileri geliyor. İlk ve orta öğrenimimi İzmir'de tamamladıktan sonra 2002 yılında tıp eğitimi için, 17 yıl kaldığım İzmir'den Afyonkarahisar’a geldim. İzmir gibi sosyal bir şehirden Afyonkarahisar gibi kendi halinde, küçük bir şehre gelmem içime kapanmama ve kitaplara bağlanmama sebep oldu. Bu içine kapanık durumun son bulması için 2004 yılının son çeyreğiyle birlikte, "Tuna Başar" ismiyle, Yahoo gruplarda "İzmirli Gözüyle" başlığı altında yazılar yazmaya başladım. Halen bu yazılarıma devam etmekteyim. Aynı zamanda da ‘Afyon Kocatepe Haber’ internet sitesinin kültür-sanat editörlüğünü üstlendim. Yazılarım ve şiirsel karalamalarım Ada, Ardıç Kuşu, Aykırı Sanat, Berfin Bahar, BH Sanat, Çalı, Genç Hayat, İzmir İzmir, Kaçak Yayın, Kar, Koridor, Kum, Kuşak, Kül Öykü, Lacivert Sanat, Lacivert Sanat E-Dergi, Mavi, Mor Taka, Onaltıkırkbeş, Sunak, Taflan, Varlık, Virgül, Yalınayak Edebiyat gibi dergilerde yayınlandı.
|
|
|
|
zeytin çekirdeği 18.01.2012 16:03:02
|
"Rendekar düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor.Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım ama kimim? Galata'da, yelkenci hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi yoksa bugünden tam 308 yıl sonra, sözgelimi İzmir'de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum." Gerçekten neyi bildiğimizi iddia edebiliriz? Kimiz biz? Ben kimim? Kendine yolculuk et. Et bakalım ne kadar sürecek? Nereye varacaksın? Varabilecek misin? Yapacak o kadar çok şey varki...
Puslu Kıtalar Atlası kitabından...
|
|
|
|
|
R. Emre 14.01.2012 21:51:43
Geçmiş şimdiki zamanı yaşamaya başlayana kadar illet bir hastalık,daha sonra ise tecrübenin babası...
|
|
|
|
R. Emre 14.01.2012 21:44:35
Aşk nedir sorusunu sordurtan bir duygudur derim ben...
|
|
|
|
mavi telaş 10.01.2012 18:18:26
|
İÇİMİZDEN EKSİLDİ
Artık heyecanlandırmıyor beni garlar, peronlar, benzin istasyonları, uykulu mola yerleri, yabancılıklar, bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak bir gece vakti, dalgın bakışmalar sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan kalma dalgalar
bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar galiba artık heyecanlandırmıyor kimseyi nicedir eksildi içimizden o çekip gitme duygusu eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim saçıp savurdu buraya gelene kadar içindeki şarkıları şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken sessizliğimi ardına saklandığım kelimeler kadar bir hayat ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap.
MURATHAN MUNGAN
|
|
|
|
Eren Şahin 10.01.2012 01:56:11
Hafızamı kaybetmek...Delicesine...
|
|
|
|
Eren Şahin 10.01.2012 01:54:38
|
Saçma adlı şiirim -Özgür Romanda da yayında- bir müzisyen tarafından bestelendi. Solo gitarla ilk beste denemesini sizinle paylaşmak istedim. Beğenmeniz ümidiyle...
|
|
|
|
zeytin çekirdeği 09.01.2012 13:26:47
|
Yazık, şu güzel güneşin tadını çıkaramadığım için...
|
|
|
|
|
fyz bcr 06.01.2012 14:04:19
Gecenin karanlığında, o ıssız sokaklarda sadece ben.. Yürümenin bile zorlaştığı o gecede.. Sanki tüm hüzünler pusu kurmuş beklemekteydi.. Siyah olmuştu sanki tüm renkler.. Yıldızlar bile sönüktü o gece.. Güneş zaten çoktan terk etmişti şehri.. Umutlar ancak bu denli kaybolabilirdi.. Sabah sanki hiç gelmeyecekti.. Hem soğuk hem de karanlık öyle müthiş işliyordu ki insanın içine.. Bir girdap çiziyordu benliğinde.. Aslında sokaklar bomboştu.. Ama önümde hep bir engel.. Yürümemem için uğraşan, yolumu kesen.. Neden bırakmadı ki gideyim ?.. Sanki bu şehir beni çok mu sevmişti ?.. Ben olmasam ne kaybedecekti ?.. Zaten benimle ne kazanmıştı ki ?.. Yokluğum birşey değiştirseydi eğer gitmezdim belkide.. Ama bu şehir, bu sokak, bu durak unutmalıydı beni.. Bir daha gelmeyeceğimi anlamalıydı artık.. Evet..Bir daha gelmeyecektim.. Yeni bir şehir, yeni bir sokak, yeni bir yaşam alanı.. Ama bu şehrin kıskançlığı izin vermedi gitmeme.. Adımlarım, sanki geri geri gitmemden yanaydı.. Herşeye rağmen ileri gidecektim..Gidecektim.. Ama olmadı..Bir süre duraksadım ve sonra.. Geri döndüm.. Anladım ki..Şehir izin vermezse, başka bir şehre gidemiyormuşsun.. Artık yapacak tek şey kalmıştı.. Sabahı beklemeliydim..
|
|
|
|
fyz bcr 06.01.2012 14:01:30
Okurken bu satırları, daha başlar başlamaz gözün dolacak biliyorum..Kimse görmesin diye bir kenara çekilip sessizce okuyacaksın..Hatta bizim çardakta okursun tahminim..Sen çok severdin ya orayı..Hani babam, "Yemeği nerde yesek?" dediğinde senden hep aynı cevap gelirdi ya.."Çardakta".. Beni sorma anne, ben iyiyim.. Sen içini ferah tut diye yalan yanlış konuşmuyorum, gerçekten rahatım ben..Ama sen yinede içini ferah tut.. En son ki mektubunda, "Evde eksiklik olduğu hissediliyor.." demişsin ya..Beni boşver be anne..Ben belki gelirim, belki de gelemem..Tamam tamam, olumsuz düşünce yoktu dimi..Gelicem inşallah..Yine otururuz o çardakta..Sen yine her zamanki gibi sevgi dolu gözlerle beni izlersin, başımı okşarsın, ben de; "Anne ben çocuk muyum?" derim..Ama demeyeceğim artık..Çünkü çocukmuşum, bunu askerde daha iyi anladım..Bunlara ihtiyacım varmış..Ama sakın askerden gelince büyümüşüm gibi davranma olur mu?..Unutma!..Ben hala çocuğum, döndüğümde de çocuk olacağım..O, kızmaya kıyamadığın yaramaz çocuk.. Mektubu yazsam mı diye çok düşündüm..Bir yanım, seni ağlatırım, üzerim diye yazmak istemezken, diğer yanım özlemi hatırlattı bana..Özlemim daha ağır bastı, yazmak geldi içimden..Sonra da bir sürü cümle dökülüverdi kalemimden..Dökülmeyenler içimde saklı..Hepsini dökmeye ne kağıt , ne de kalem yeterdi zaten.. En güzel yazımı yazıyorum senin için..Biraz da süsledim kağıdı, farketmişsindir..Bu en güzel saturlar, en güzel anneye armağan olsun istedim..Bana öyle güçlü bir hayat felsefesi aşılamışsın ki, onu bırakamam elimden..Ona sahip çıkmamı isteyen de sendin..Sahip çıkıyorum anne..Merak etme sen..Hala çocuk olsam da, sahip çıkıyorum..Yaramaz çocuktan, annesine...
|
|
|
|
fyz bcr 06.01.2012 13:58:35
Deniz maviliğini gökyüzüne borçluymuş meğer.. Dalgasını rüzgara.. Pırıltısını güneşe boçluymuş.. Coşkusu yalnızlıktan ileri geliyormuş meğer.. Sukutla tazelenirmiş.. Sessizliği dost edinmiş kendine.. Haykırışlarda susar olmuş.. Yalnızlar duyabilirmiş onu sadece.. Çünkü huzurunu herkese hissettirmezmiş.. Belki milyonlarca kişiyi dinlemiş.. Dert ortağı olmuş onlarla.. Onlara güzel bir hediye vermiş, çoğu kişi farkında olmasa da.. Huzuru göndermiş onlara.. Her dalgasından süzülerek gelen, en küçük damlayla taşımış huzuru.. Terkedilmiş çoğu kez.. Ama terk eden o olmamış hiç.. Beklemiş hep, aynı yerde.. Milyonlarca kişiyi.. Yine, her zamanki coşkusuyla beklemiş.. Kumsallarında gezdirmiş, karşılık beklemeksizin.. Herkesi misafir etmiş sahillerine.. Yaşlı-genç, büyük-küçük herkesi.. Gülen-ağlayan, yalnızları oynayan.. Birlikte gezen dostlar mı geçmemiş o kumsallardan?.. Mutlu aileler mi yürümemiş o sahilde?.. Kaleler mi yapılmamış kumlarından?.. Yalnızlar mı dolaşmamış sükûnetle?.. Geceleri durgunlaşırmış dalgaları.. Sessizliği oynarmış, esen rüzgara inat.. Göstermemiş maviliğini gecelerde.. Derinliğini hisseden kurtulamazmış.. Ama hissettirmezmiş çoğu kez.. Dalgalarının gizemi örtermiş karanlığını.. Her ne kadar gökyüzünden uzak gibi görünse de.. Bu iki dostun maviliği, sonsuzları oynarmış…
|
|
|
|
|

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar
|