|
Günlükleri (3)
|
Eserleri (20)
Kitaplara Ekledikleri (3)
|
54 adet kayıt bulunmuştur.
09.02.2009 10:52:10
-
Arkadaşlar ya sizce?
İkisinin yeri ayrı. Gelişmiş teknolojiyle birleşen sinemada, hayal gücümüze görsel bir şölen sunuluyor. Bunun yanında, tiyatro konusunda, Başak'a katılıyorum. Dram türünde, oyuncular karşımızda ve bizi kendi dünyalarına çekiyorlar. Bizi kendileri yapıyorlar. Sanatçılıkları, oyunun başarısında en önemli koşul.
Epik tiyotroda durum biraz daha farklı. Yabancılaştırma denilen etki kullanılıyor. Olayın içine girmemiz istenmiyor. Aydınlatmalar, mikrofonlar, her şey tiyatroda olduğumuzu unutmamamız için. Komedi Dükkanı'nı seyrediyor musunuz? Güzel bir epik tiyatro örneği. Oyunculara seyirciler de katılıyor. Baş oyuncunun -ikide bir- terinin silinmesine bayılıyorum.
Saygılar,
|
06.02.2009 10:36:28
-
Beyin jimnastiği
Çölün ortasında kum hırsızlarının ne işi olabilir? Çok güldüm. Ne hoşsunuz. Saçmalık değil kuşkusuz, yorum bu.
Saygılar,
|
05.02.2009 18:16:59
-
Bir Firmada iş isteyenlere sorulan tek soru !
Ben kızı alırdım. Çocuklarımızdan en az birisini doktor yapıp bolca hayat kurtarmasını sağlardım.
Çok mu bencilce? İşe alınmasan da olur. Başka iş bulurum.
|
05.02.2009 18:13:49
-
Beyin jimnastiği
Balon hikayesi...
|
04.02.2009 16:33:45
-
Özgür Roman'dan beklentileriniz...
Ne güzel bir aile. Çok şanslısınız.
|
04.02.2009 16:28:32
-
Yardım...
Bence normal olanı yapıyorsunuz. Sizin tarzınız,"yazarın olmazsa olmazları"ndaki yorumunuzdan anladığım kadarı ile daha farklı. Bu durumda diğer türleri hiç okumamaktansa, çerez gibi okuyup kendi türünüzdekileri daha dikkatli okuyabilirsiniz.
Keçi Kalesi Köyü adlı hikayem biraz ilginizi çekebilir sanıyorum.
Bu arada Serdar bey önerilerinizle ilgili size cevap verebilir. Sitede sorumlu olmadığım halde hemen atılıp cevap yazdığım için kusura bakmayın. Siteyi kendi sitem olarak benimsediğimdendir.
Saygılar,
|
04.02.2009 11:56:07
-
Yardım...
Sayın cont wampiro,
Hiç bir teknik yazıların kopyalanmasını engellemez. Sadece bilgisayardan hiç anlamayanların işlerini biraz zorlaştırır. Bilgisayar konusunda -biraz- bilgisi olan birisi, her türlü engeli aşıp yazıları kopyalar. Ancak bu kopyacıları dava etme hakkınız her zaman vardır. Yasalar -artık- bu konularda oldukça sert ve uygulanıyor.
Eser hırsızlığı teknoloji ile değil "mantalite" ile önlenir ki bu da, ne yazık ki, ülkemiz insanları için en önemli eksiklik. Yine de umut var, gelişme var.
Saygılar,
|
02.02.2009 17:01:43
-
Selam özgür romancılar.)
Öncelikle aramıza hoş geldiniz. Yazılarınızı ve yazılarımıza yorumlarınızı bekliyoruz.
Yeni katılanlar bölümü ya da benzeri bir bölüm hazırlanıyor. Teknik sorumlularımızdan Serdar bey bu konuyla ilgileniyor.
Saygılar,
|
30.01.2009 16:38:23
-
Beğendiğim kitaplar...
Kuran'ın tercümelerine -artık- güvenilmiyor. Bir çok ayetin çevirisi "yumuşatılmış" biçinde sunuluyor. Örneğin Tevbe suresi 5. ayetteki "Allaha şirk koşanları -hıristiyanları- öldürün" yoksa "bizden değilsiniz" sözleri cihad isteyen ülkeler için en önemli ayetlerken, bizin tercümelerimizde artık görülmüyor. Nisa suresi de bu ılımlılaştırmadan nasibini fena halde almış. "Karılarınızı dövün" benzeri ayetler yeni tercümelerde yok.
Bence Kuran okunmamalı. Okumadan iman edilmeli. Kurcalanınca insan fena halde soğuyor. Turan Tursun bu işin alimiydi; ne oldu? Yazık. Bize de yazık olmasın. Daha fazla söz etmeyelim.
Bence din ile bilim tamamen bir tercihtir. Takım tutmak gibi yani. Sen X takımını tut, o Y takımını. İkisi bir arada olmuyor. Tek Tanrılı dinlerin tümünde ortak ayet, "Tanrı her şeyi vardan yok, yoktan var eder"dir. Bilimin temeli ise "Hiç bir şey vardan yok, yoktan var olmaz"dır (maddenin sakınımı kanunu). Hem Galatasaraylı hem Fenerbahçeli olunmaz. Olunursa, birinden birinde samimiyetsizlik vardır.
Dini kitapların edebi bir şekilde ya da bu arayışla okunmaları tüm dinlerde "günah"tır. Buna rağmen bu şekilde okunduklarında ilginç edebi terimlere rastlamak olası. Benim de ilgimi çeken bir çok söz var (edebi inceleme dediğim için "ayet" yerine "söz" diyorum). Ancak çeviriye bağlı edebi eklemeler ya da kayıpları da unutmamak gerekiyor. Kuran'ın Arapçasında bulunan şiirsel bir çok ifadeyi hiç bir Türkçe tercümede göremedim. Benzer şekilde İncil'in Latincesinde olmayan birçok ifadeyi değişik dillere çevirisinde bulmak olası.
Saygılar,
|
30.01.2009 09:50:22
-
Yazarken Olmassa Olmazlarınız
Müzik, pipo, içki, yalnızlık. Yazılarım genelde doğa ile ilgili olduğu için Beethowen dinliyorum (Makale yazarken Mozart).
|
|
Yorumları -
84
Ayaklarım
(Verda Pars)
-
Günlük
Yalınayak gezmekten benim tabanlarım köpek patisi gibi oldu. Şimdi ne taşlı yollar rahatsız ediyor ne de kar.
|
Şaka Hayat
(Lale Gümüşkaya)
-
Günlük
İşkencede kaybettiğim kardeşimin bir şiirinden bir bölüm aktarayım hayat hakkında:
Yaşam bir su ise akıp giden, Yaşlılık deltasıdır, Gençlik ise çağlayan.
Saygılar,
|
Melek Dediler ANNE
(Hüseyin Ak.)
-
Günlük
Ferhan Can'dan güzel bir şiir yazmışsınız. Sanırım şöyle devam ediyordu:
Seni sordum geceye Dillerdeki heceye En bilgili hocaya MELEK DEDİLER ANNE
Seni sordum dağlara Üzüm biten bağlara Eski yeni çağlara MELEK DEDİLER ANNE
Seni sordum yazlara Bizden olan yüzlere Ova ile düzlere MELEK DEDİLER ANNE
Seni sordum vatana Toprağımda yatana Düşmanıma çatana MELEK DEDİLER ANNE
Seni sordum Dünya’ya Sonra güneşe aya CENNETTEKİ YUVAYA MELEK DEDİLER
Saygılar,
|
....hayat...
(MELİKE DuMaN)
-
Günlük
Bilgisayardaki "Geri Al" komutu gibi yani... Ne güzel olurdu sahi.
|
HEPSİ BUNDAN İBARET....
(Nermin Gömleksizoğlu)
-
Günlük
"Ömür dediğimiz şey, küsecek kadar çok mu?" İlter Yeşilay ne güzel demiş...
|
çocuk olsam yeniden...
(Dilşhad ...)
-
Günlük
Dilşad, ne oldu sana? Bu kadar erken pes edilir mi? Daha yolun başındasın. Güzel bir çocukluk geçirdin diye geriye dönmeyi özlemesene hemen. Bunun bir de olgunluk ve yaşlılık dönemi var, şu an ne kadar uzaksa da. "Genç olsaydım, ah. Terkedilmişliğin bile bir güzelliği vardı..." demek de var.Sevgiler,
|
çocuk olsam yeniden...
(Dilşhad ...)
-
Günlük
Sen yazmaya devam et, bir gün bu doluluğunla hayal bile edemeyeceğin kadar güzel yazıların olacak.
|
Hayat Hastahanesinin Uğuru
()
-
roman
Sayın Başak,
Bence yazı yazmak için önce "dolmak" gerek. Evet, hem de dolma gibi, tıkabasa dolmak. Sonra sıra bu dolgunluğu, hiç bir kural tanımadan, kağıda dökmeye gelir. Sizin şu anda yaptığınız gibi yani. Bu aşamalar tamamlanınca; bu sitedeki ya da yazarlıkla ilgili kitaplardaki tavsiyeleri okuyup uygulamak gerekir.
Bence en önemli kısım sizin yaptığınız kısımdır. Hem en önemli, hem de en zor kısım. Diğer zorunlu aşamalar nasıl olsa yapılır.
Saygılar.
|
Sandık
()
-
Korku-Gerilim
Ali bey,
Çok doğal bir anlatımınız var. Bir çok kişiye abartılı gelebilecek, aslında hafifletilmiş bir olayı düşlediğinizi ve kağıda döktüğünüzü görüyorum. Bakalım devamında ne olacak?
İmla konusuna değinmek istemiyorum. Nasılsa roman bitince el birliğiyle düzeltiriz.
Saygılar.
|
Şah-mat
()
-
Roman
Bu yazınız roman bölümünde. Bu bölüm için bana biraz kısa geldi. Tabi devam edecekseniz başka.
Saygılar,
|
TAŞ
()
-
Fantastik Roman
Timur bey,
Sami'ye kadarki bölümü bir bilimsel dergide (kaynak da göstererek) derleme-makale olarak yayınlamak gerekir diye düşünüyorum. Sonraki bölüm, roman havasında ve hoşuma gitti.
Saygılar.
|
Dokunuş
()
-
Mistik Roman
Timur bey, yine ben...
İsterseniz önce detaylı olarak eleştireyim: Romanınızda çok fazla bilimsel konuya değinilmiş ve bunların romanın özü ile hiç bir alakası yok. Örneğin Quantum'un ne olduğunu, bırakın bu siteyi, Türkiye'de kaç kişi biliyor? Bir sorun kendinize. Sadece fizikçiler. Siz fizikçi misiniz? Quantumla ilgili ansiklopedik bilginin dışında bilgileriniz mi var? Varsa bundan okura ne? Sizin okurlarınız çok kitap okumuş insanlar olacaksa, romanın anlatıcısı olarak birkaç isimle ve simgeleşmiş kavramlarla onlara göndermeler yapabilirsiniz. Ancak çok okumuş kavramı da biraz karışık değil mi? Okumuş ama ne okumuş. Fizik mi, kimya mı, tıp mı, sanat mı, edebiyat mı, felsefe mi? Her konuda bilgi sahibi olmak zor inanın. Peki kahramanlarınızın bu kadar fizik bilgisi nereden geliyor? Fiziği bu kadar iyi bilen birilerinin diğer konularda da biraz daha kültürlü olmaları beklenemez mi?
"Ve hayatında ilk kez yapmadığı bir şey yaptı. Quantum'da bahsedilen enerji gönderilmesini. Nasıl yapacağını hiç bilmeden hem de. İçgüdüsel olarak belki de. Sonraki birkaç gün bu şekilde devam etti." Ben bu cümleden pek bir şey anlamadım. Kafanızda canlandırdığınızda eminim daha açıktı bu cümleler. Ama kağıda dökülürken biraz acele edilmiş olabilir.
Hastane kısımları biraz uzun geldi bana. Toplam 15 sayfadan yaklaşık ikisi burada geçiyor. Ancak o arada pek de önemli gelişmeler olmuyor. Bir de hastane ilgili terimler de çok kullanılmış ve tekrarlanıp durmuş. Hadi tomografiyi biliyoruz; ama başına gelmeyen, o bölümde yatmayan "reanimasyon"u nerden bilsin?
Uyumsuz cümleler de okunulurluğu biraz bozmuyor mu sanki? "Deniz, karşısında durgun bir haldeydi. Rüzgar da hafifçe esiyordu. ...". Konu deniz ve rüzgar, o halde "... Akıyordu su. Esiyordu rüzgar." ne demek? Denizi birden bire bir akarsu olarak karşımıza çıkarıveriyorsunuz. Örnekler çok ve bütünlüğü bozuyor.
Şimdi gelelim olumlu yanlarına. Bir kere oldukça güzel kurgulamışsın olayını. Karakterlerini seçerken de oldukça yanlı davranmışsın (Bu bazıları için olumsuz davranışsa da ben de dahil bazıları için de olumludur). İsim seçimlerine de dikkat etmişsin. Bence bu da çok önemli.
Böyle bir eleştiri mi bekliyordunuz? Yaptım işte. Ancak bana göre bir yazının bu şekilde eleştirilmesi yerine aşağıdakilerin önerilmesi gerekir:
- Yazıyı yazın (şu anda yaptığınız aşama).
- Yazıyı gözünüzün önünden kaldırın.
- Yazıyı tekrar yazın.
- 2. ve 3. maddeleri bir önceki yazı ile bir sonraki arasında pek bir fark kalmayıncaya kadar yineleyin.
Sabrınıza teşekkürler, saygılar.
|
Dehşet Saatleri
()
-
Roman
Edebi yorumlar bu saate kadar diğer otoritelerinizden (ya da -mizden) gelmediğine göre otorite olmayan biri olarak kendimi konsül atıyor ve ben eleştiriyorum. Sayın Salih bey, bence oldukça iyi bir olayı ele almışsınız. Anlatım tarzınız da kurgulamanız da oldukça sağlam görünüyor. Türkiyemizde Amerikanvari böyle olaylar pek fazla olmuyorsa da olayın bu yönde eleştirisine ancak siz izin verirseniz girebilirim. Ancak yazınız bana sanki bir sahne anlatımı gibi geldi nedense. Herkesin rehin almalı filmleri bolca seyrettiğini -haklı olarak- varsaydığınızdan dolayı, sahne tasvirlerine yer verme gereksinimi duymamışsınız. Olayın bu yönünü de "yönetmene" bırakmışsınız. Keşke bu yazıyı hikaye olarak düşünseydiniz. Romanlardaki o ağır, tasfirlerle dolu havayı yakalayamadım.
Sanırım devam edeceksiniz. Ben de...
Saygılar,
|
Diğer Kişiliğim
()
-
İzlenimci roman
Melih bey,
Yazının başında edindiğim izlenim, devam eden sayfalarda nedense değişiverdi. Yani iyi başlamış, ancak çok aceleye getirilerek bitirilmiş gibi geldi bana. Yanılıyorsan lütfen uyarın. Benzer şekilde, yazınızın sonlarına doğru, yazım kurallarına da hiç önem verilmemiş. Saygılar,
|
Valud
()
-
Roman
İyi günler Aytunç Üşümezoğlu, On dokuz sayfanızı okumak 19 dakikamı almadı. Çok akıcı. Teknik açıdan da kusursuz bir anlatımınız var. İyi bir roman olacağı kesin. Bekliyoruz. Saygılar
|
Sonsuzlukta Kuruyan Yağmur Tanesi
()
-
Roman
Şunu merak ediyorum: Kitap devamlarında hemen eklenme yapılmıyor. Editör kontrolünü bekliyor yazılar. Peki aynı sayfaya farklı iki ya da daha fazla devam sayfası aynı anda gelirse ne olacak? Hangisinin ekleneceğine editörler mi karar verecek? Belki oylamaya da açarsınız... Saygılar,
|
Rastlantı Formülü
()
-
Roman
Güzel görünüyor Arman bey, devamını bekliyoruz. Bu arada sanki ilk iki sayfanızda teknik bir sorun olmuş. Hoş görünmüyor.
Saygılar,
|
Aşk ve Ateş
()
-
Roman
Merve hanım,
Buradaki yazıları bir kere hepimiz okuruz. Ama eleştiri ya da yorum başka bir şey. Ayrıca çok da zor, çünkü sorumluluk gerektiriyor. "Ne desek sizi kırmayız", "ne yazsak sizi çoştururuz", ya da "ne yapsak size yazarlık eğitiminin süre alacağını anlatabiliriz?" gibi soruları da yanıtlamamız gerekiyor. Ama biz ne dersek diyelim siz devam edin. Önce romanınızı tamamlayın, sonra size hatalarınız söylendiğinde onu tekrar yazıverin. Böylece bizim dışımızdaki okurlarca da tutulun. İnanın, bir çok halk yazarımız da böyle yapıyor. Saygılar,
|
Hayal Taşı
()
-
Roman
Elinize sağlık gürkan bey.
Tasvirlerinize bakınca çok daha iyi şeyler yapabileceğinize inanıyorum. Yazdığınıza hakim görünüyorsunuz. Konuyu istediğiniz kadar uzatıp, istediğiniz kadar kısaltabilecek güçtesiniz. Belki bitince iyi bir revizyondan geçirirsiniz. Bu arada, yazım hataları neden bu kadar fazla? Bence; nasıl okumadan yazmak olmazsa, yazım kurallarını uygulamadan da yazı yazılmaz. TDK'nın sitesine baksanız, sadece yarım saatinizi verseniz, yetecek. Saygılar,
|
Neşter Kılıfı
()
-
Sahibinin bile kalıplaştırıp şekillendiremediği bir tür
Sayın Enes bey,
Eleştiri istemediğinizi söylüyorsunuz, ben de eleştiremiyorum. Elinize sağlık.
Yazınıza değil de yorumlarınıza bakınca biraz şaşırdım. Roman içinde roman metodu benim de pek ilgimi çekiyor. Aziz Nesin'de de benzer bir üslup var bildiğim kadarı ile. Bir çocuk okuduğunda başka bir şey anlarken, az okumuş biri başka, çok okumuş biri başka mesajlar alıyor. Bu nedenle yabancı dillere çevirisi en zor yazarlarımızdan biri kabul ediliyor. Ancak buradaki yazınızda, bilinçli olarak yaptığınızı söylediğiniz tüm yazım hatalarını, bildiğim tüm kriptoloji formüllerine (Encryption'dan tutun da Vigenere Cipher'lara kadar) uygulamama rağmen hiç bir sonuç alamadım. "Neşter kılıfı" da zaten kalın ve büyük harflerle yazıldığı için anlaşılıyor. Yoksa herhangi bir sistematiğe bağlı değil. Yanılıyorsan lütfen uyarın. Sanırım şaka yaptınız.
Türkiye'deki 10(?) yazar Türk insanının istediğini, beklediğini yazdığı için yayınevlerince elüstünde tutuluyorlar. Aykırı olan binlercesi de ekmeğe muhtaç yaşıyor. Onlara gıpta etsek bu sitede yazmazdık. Saygılar,
|
|
* Resim eklemek için "Günlük" yazılmış olması gerekmektedir.
Günlük yazdıktan sonra resim ekleyebilirsiniz.
|
|

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar

|