|
Günlükleri (9)
|
Eserleri (12)
Kitaplara Ekledikleri (0)
|
neden hepimizhiçiz..?
sanal alemin herhangi bir yerinde yaşadığınızı veya var olduğunuzu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. hepiniz sayılardan ibaret birer nokta-cıksınız. ve hepiniz birer delete tuşuna bağlı olarak bitkisel yaşamlarınızı sürdürüyorsunuz.
bu yüzden hepimizhiçiz işte...
eğer bir alem varsa o da nefes alıp verdiğinizi hissettiğiniz yerde vardır. kapatın bilgisayarlarınızı hiçlikten varlığa bir adım olsun. her adımınızda bir adınız olsun. hayat koksun her yanınız.
haydi sıyrılın rumuzlu maskelerinizden kendi kimliğinize!"
**************************************** |
|
30 adet kayıt bulunmuştur.
01.07.2010 13:58:09
-
Özgür Roman'dan beklentileriniz...
Kesinlikle aktif olan üyelerden moderatör ya da editör alınmalı bu siteye.
Bu sitenin bu kadar yavaş işlemesi, beraberinde durgunluğu ve yavaş yavaş üye kaybedişleri de getiriyor.
Bu konuya kesinlikle çözüm bulunmalı. Sabırlı olmak da bir yere kadar çünkü.
Ayrıca yazılar biriktikçe birgün içinde hepsini onaylayabiliyorsanız, bunların hiç birini okumuyorsunuz anlamını çıkartıyorum ben. Eğer öyle ise de, günlük gibi anında yayımlansın. Ne farkı kalıyor ki.
|
25.06.2010 00:02:38
-
Hayatınıza Yön Veren Önemli Sözler...
Bu da geçer ya Hû!
|
21.06.2010 17:05:46
-
Kendi Röportajımızı kendimiz yapalım...
Ben şahsen Ayşegül Serinkaya ve Ozan Rudolfo ile röportaj yapılması isterdim. Tabii önce sitede olmaları gerekiyor.
|
16.06.2010 15:38:16
-
yaş
Ne güzel yaş ortalamasının bu kadar genç olması. Galiba bu durumda kendimi kötü hissetmeliyim ya da bu kadar genç yeteneği okuyabilme şansına sahip olduğum için sevinmeliyim. Şu ana kadar yazanların içinde maalesef hiç üç onluk deviren birine rastlamadım. Bende 31 yaşında biri olarak ilk olayım o halde :)
|
25.08.2009 10:33:06
-
/ Turgay Fişekçi Hakkında.. /
Bu konuda size katılmamak elde değil Ozan Rudolfo. Dergi ne kadar kaliteli ise, ilgi ve yeni yazarlara yaklaşım o denli saygısızca ve çirkin. Bunun başka türlü tarifi yok bende maalesef.
|
24.08.2009 17:49:20
-
en son okuduğunuz kitap hakkında...
Amin Maalouf - Afrikalı Leo
Oldukça akıcı, ilginç bir yaşam öyküsü anlatılan. Tavsiye ederim.
|
24.08.2009 17:47:55
-
Filmi mi, Kitabı mı daha güzel?
Zülfü Livaneli'nin Mutluluk romanı ve bu romandan uyarlanmış sinema
filmi ilk aklıma gelen. Zülfü Livaneli'nin o eşsiz anlatımı ile filmi
birbiriyle örtüştüremiyorum. Ve filmi beğenmiyorum. Kitabı her
zaman daha çok tercih ederim. Şimdi de Leyla'nın Evi'ne film
çekeceklermiş. Umuyorum Mutluluk gibi hayal kırıklığı yaratmaz.
Fakat
Fakir Baykurt Yılanların Öcü kitabından aynı isimli filmi için aynı
şeyi söyleyemem. Kesinlikle hem okunması hem izlenmesi gereken bir
yapıt.
Son olarak aklıma gelen Henri Charriere'ye ait Papilion (Kelebek) romanı. Filmi de kitabı da unutulmaz arasındadır bana göre.
|
17.08.2009 12:07:32
-
Özgür Roman'dan beklentileriniz...
Serdar Bey,
Madem kısıtlama yapacak kadar büyümedi neden günlerce bir onay için bekleniyor acaba?
Ve bu büyüme oranının düşük olması bundan kaynaklanıyor olmasın sakın?
Kaç gün olduğunu bile hatırlamıyorum, iki yazı gönderdim ve hâlâ onaylanmak için bekliyor, ki benim gibi bir çok üyenin de böyle olduğu kanaatindeyim. Bu şekilde nasıl büyümeyi bekliyoruz ki? Bu sebepten de insanların günlük yazmaya teşvik edildildiğini düşünüyorum. Edebi değeri olsun olmasın, her şeyi günlüklerden okuyacağız sanıyorum.
Bir de ayın kullanıcısı ile ilgili demişsiniz ki, " Bir kişi ne kadar çok engellerseniz engelleyin hiç bir edebi değer taşımayan yazısını birinci seçtirebilir. " Ama şu da var ki, ister bir cümle olsun, ister roman olsun, ister edebi bir tür olsun, ister günlük olsun; yazılan yazı sayısı ile de ilişkili olmamalı diyorum ben.
Yani o zaman da birinci olmak gayet kolay. Hergün on adet günlük yazıp, birine "çok sıkıldım", diğerine "uykum var", bir ötekine "karnım acıktı" vb. şeyler yazsam haftasonuna kalmaz bende birinci olurum herhalde. Böylesinin âdilane olduğunu düşünüyorsanız da artık söylenecek söz yok derim ben.
|
14.08.2009 11:21:15
-
" Ahmet Telli "
Özellikle en bilinen ve sevilen şiiri "Çocuksun Sen" okunmalı.
ÇOCUKSUN SEN / I Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
ÇOCUKSUN SEN / II Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç) Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Çocuksun sen, çocuğumsun
|
14.08.2009 11:19:58
-
" Ahmet Telli "
HÜZNÜN İSYAN OLUR Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana Kavgadan uzak kalmışsan
sevdadan da uzaksın demektir
devinmez yüreğinin mağması
çatlamaz sabrın kara taşı
|
|
Yorumları -
104
" uyur / bakar "
()
-
07.07.2010 12:05
Enes, teşekkür ederim, beğenmenize sevindim.
Ayşegül, ne güzel bir yorum böyle. Ben teşekkür ederim, zaman ayırıp okuduğun için. :)
|
" uyur / bakar "
()
-
04.07.2010 16:05
Teşekkür ederim Arzu :)
|
" uyur / bakar "
()
-
02.07.2010 14:17
Teşekkür ederim sevgili Serdar değerli yorumun için.
|
bü dünyada
()
-
27.06.2010 00:47
Sevgili Nergiz, burada hem içimizden geçenleri yazıyoruz, hemde eksiklerimizi düzeltip daha iyi olmak için eleştiriliyoruz. Ben gördüğüm eksiklikleri bir nebze de olsa dile getirmeye çalıştım; ki budan sonraki eserlerinizde çok daha iyi olabilesiniz.
Türkçe'ye yabancı olmanıza rağmen bu kadar hakimsiniz, bu da takdir edilecek bir konu.
İnanın buradaki eleştirilerin hiç biri yıkıcı olmak amacıyla değil, daha güzel edebi eserler ortaya koymanız içindir.
Sizi gayretinizden ötürü tebrik ederim.
Sevgiler.
|
Emo ile Emmi
(Mustafa Arıkoğlu)
-
Günlük
24.06.2010 23:57
Oldukça trajikomik bir olay. Ve ne yazık ki artarak çoğalıyor. Diyolag ise, gerçekten hoş, bir o kadar da nesil farkını ortaya koyuyor.
|
"BUGÜN" Hayallerimi Gözlerime Astım
(Ezgi Saklayıcı)
-
Günlük
24.06.2010 23:50
Teşekkür ederim Ela. Evet yiten bir aşkı anlatıyor ama sevgiliye olan aşk değil bu. Babama ithafen yazmıştım bu yazıyı.
|
" Yürüdüm "
(Ezgi Saklayıcı)
-
Günlük
24.06.2010 23:50
:) teşekkürler İsmail ilginç bir yorum olmuş.
|
" Yaz(a)mamak "
(Ezgi Saklayıcı)
-
Günlük
24.06.2010 23:49
Uzun, upuzun bir tatilde gibiyim... İş başı yapmanın zor olduğu dönemler gibi, biraz sancılı, biraz sorumlu hislerim. Ama elbet biriktirdiğim kelimeler çıkacak bir gün dimağımdan.
yorumlarınız için teşekkür ederim, Sevgili Ayşegül ve Sevgili Merve. :)
|
" Madımak Hâlâ Yanıyor! "
()
-
deneme
24.06.2010 23:43
Arkadaşlar değerli yorumlarınız için teşekkürler (geçte olsa),
Ancak anlaşılmayan bir nokta var sanıyorum. "yüz/süz bir halk" tamlamasının açıklamasını yapma gereği duydum :)
Evet yorumlarınızda haklısınız. Halk oradaki provakatörler değildi kesinlikle, Madımak'taki olayların sorumluları değildi. Peki 16 senedir susan, 16 senedir feryatları duymayan, 16 senedir olayları görmezden gelen halk değil mi? Her olayın üstüne örtülen perdelerin bir eşi de bu olaya çekilmektedir. Halk abuk sabuk medya haberleriyle, magazinlerle, spor programlarıyla uyutulmakta ve herşey unutturulmakta.
İşte bu nedenle "yüz/süz bir halk". Acı çekmeye, senede bir kez hatırlamaya, bir şeyler için isyan etmeye yüzü olmayan bir halkız. Çünkü unutuyoruz, ne vahimdir ki.
|
" Geçmiş "
()
-
Serbest
24.06.2010 23:41
Cihan bey, yorumunuzu yeni gördüm kusura bakmayın. Bende teşekkür ederim zaman ayırıp okuduğunuz için.
|
ses ve koku
()
-
Gerilim
24.06.2010 23:39
Tebrik ederim, oldukça akıcı bir dil kullanmışsınız. Okuyucuyu sıkmayan bir hikaye başlangıcı olmuş. Korku hikayeleri okumak pek tercihim değildir ama bu da ilklerden oldu. Devamını kısa zamanda bekliyorum.
Sevgiler
|
uysal cinayetler
()
-
Polisiye
21.06.2010 16:20
|
bü dünyada
()
-
21.06.2010 15:51
Herkes içinden geldiği gibi yazmak, içindekileri dökmek ister zaman zaman. Ama yazılanlara edebi bir değer kattığınız anda, işin boyutu da ister istemez değişiyor. Siz şiir kategorisine bir şey ekliyorsanız; o şey, şiirin gerektirdiği kurallara uymalıdır.
İlk olarak eleştirim okuduğum bir kaç şiir(?)inizde gördüğüm imlâ kuralları ihlali. Bunu mutlaka çok şiir okuyarak ve kelimelerin yazılışlarına dikkat ederek çözeceksiniz.
İkincisi çok fazla kelime tekrarı var. Sürekli "dünyada" kelimesi geçiyor ve bu da okuyucunun dikkati dağıtıyor. Verilmek istenen mesaj, duygu vs. her ne ise havada kalıyor.
Üçüncüsü son dörtlük tamamen koşa koşa yazılmış, sıkılmış, yazayım da bitsincilik hissi uyandırıyor. Ayrıca Türkçede "gidecem" diye bir kelime yoktur. Bunu ancak "gideceğim" yazarak anlatabilirsiniz.
Daha çok çaba sarfederek bütün bu eleştirilerimin düzeleceğine eminim.
Sevgiler
|
Değer Mi?
()
-
ŞİİR
21.06.2010 15:24
Eleştirimi olgunlukla karşıladığınız için ben teşekkür ederim. Size tavsiyem imgelere ve teşbihlere ağırlık vermeniz.
Tabii bende bir duayen değilim, sadece bildiklerimi ve gördüklerimi paylaşıyorum o kadar.
Gayretkâr tavrınızın devamı dileğiyle.
|
derkenar 1
()
-
Karalama
21.06.2010 15:16
Divan edebiyatının mani'si gibi olmuş. Çok güzel, çok kısa ve öz. Her kelime yerli yerinde, dolaylı ama apaçık bir anlatım.
Sadece satır sonlarında noktalama işareti kullanmazsanız daha iyi olur. Şiirde noktalama işaretleri çok fazla kullanılmaz, çünkü kelimeler arası cambazlıktır şiirin işi. Okuyucu durmak istediği yerde durur, içinde kaybolmak istediği gibi yön çevirir.
Tebrik ederim. Çok haz aldım.
|
Değer Mi?
()
-
ŞİİR
21.06.2010 14:56
Umuyorum çok sert veya kırıcı bulmazsınız yorumumu. Sadece uyarmak istiyorum ki; bir dahaki yazınızda daha hissi ifadeler olsun.
|
Değer Mi?
()
-
ŞİİR
21.06.2010 14:55
Düşüncelerinizi anı defterine yazar gibi ya da kendi kendinize konuştuklarınızı kaleme alır gibi yazmışsınız. Tek farkla satırla ayırmışsınız.
Bu "acaba akşam ne yemek pişirsem" cümlesini satırlara bölerek yazmak gibi bir şey.
Bu söz topluluğuna şiir demek gerçekten şiir yazanlara haksızlık olur Yusuf bey. Umarım bunun sizde farkındasınızdır. Hiçbir duygu yansıtmayan, hiçbir duyu organımızı harekete geçirmeyen bir yazı.
Yazmak elbette çok güzel. Ama onu kategorilendirebilmek de çok önemli. Bence sadece bir günlük olarak geçebilirdi bu sitenin arşivlerine.
|
bir roman yazmaya başladım..
()
-
aşk
17.06.2010 16:04
Birincisi konu çok klasik.
İkincisi buraya yazdığınız paylaşım ile romanın başlangıcı ile hiç alâkası yok. Bu tarz yazıları ya da bildirileri sanki forum bölümünde yazmalıymışsınız gibi geliyor.
Üçüncüsü Enes Evci'nin de belirttiği gibi bir sürü imlâ hatası ve sıfır noktalama işareti var şu anki yazınızda.
Belki roman değil de kısa hikayelerle işe başlamanız daha doğru olur. Bu sırada bol bol kitap okumak, biraz yazım kurallarını ve dilbilgisi kurallarını incelemek de faydalı olacaktır.
|
MEÇHUL
(EDWARD CULLEN)
-
Günlük
16.06.2010 15:55
Tebrik ederim, betimleme güzel olmuş. Ancak anlatım bozukluğu var yazınızda. İlk iki paragraf şimdiki zaman ile yazılmış olmasına rağmen, sonraki paragraflar geniş zaman rivayeti ile yazılmış.
Size tavsiyem nasıl bir zaman çekimi ile başlarsanız onunla devam etmeniz. Çünkü yazıdaki bütünlük tamamen yok oluyor.
Emeğinize sağlık.
|
Olabildiğin Kadar
()
-
aşk
16.06.2010 15:46
Çok fazla kelime tekrarları var, bu da şiirde sıkıcı bir tutum sergiliyor. "Özgürlüğün kadar özgürsündür" "Aşkın kadar aşıksındır" "Sevebildiğin kadar aşıksın" "Sevdiğin kadar sevilirsin" o kadar yoğun kullanılmış ki, kızgınlık, aşk, sevgi, ne varsa söylenmek istenen; aynı kelimelerin içine sıkışıp kalmış.
Üzerinde hafif oynamalarla daha etkileyici ve duygulu olabilir.
Emeğinize sağlık.
|
|
Resimleri (0)
Resim bulunamamıştır...
|
* Resim eklemek için "Günlük" yazılmış olması gerekmektedir.
Günlük yazdıktan sonra resim ekleyebilirsiniz.
|
|

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar

|