Hikayeler

Güneşli Bahçe Sokak
Okunma: 2236
Verda Pars - Mesaj Gönder


Güneşli Bahçe Sokak, taşlarla döşenmiş yolun iki yanında dağınık halde sıralanmış geniş bahçeli evlerden oluşuyordu. Evlerin bahçelerinden sokağa sarkan güller, köpük köpük çilekli, vişneli, limonlu dondurma gibiydi çocuğun elindeki külaha sığmayan. Sabahın erken saatlerinde ağzını burnunu sokağa açan evler, geç saatlere kadar sokağın bir uzantısı gibi durur, kendini kapatmazdı. Evlerin çiçekli bahçeleriyle sokak arasındaki kiremit duvarlar insanların ancak yarı beline kadar yükselir, ne sokağı bahçelerden tamamen ayırırdı; ne de bahçeleri sokaktan...

Yaz sabahlarında yemyeşil bahçelere doğan güneş, en karamsar insanı bile gülümsetir, ruhunu her nefes alışıyla besler coştururdu. Böyle birşeydi işte insan denen canlı varlık. Doğanın parçası olduğunu hissetmekle ancak anlamlı kılabiliyordu yaşamını. Bir gün öncesinin utangaç goncası, sabahleyin kendini sereserpe yeşile teslim etmişse eğer ve bunu fark edebilecek kadar olgunsa zihin, nedenini de kavrayabiliyordu hayatının... Doğumunun anlamı, tam olarak o tek bir pembe güldeydi, ya da bir nergiz de, ya da bir nilüfer çiçeğinde... Hatta belki de bir limon ağacında... Her nerede ararsa, işte tam olarak orada...

Güneşli Bahçe Sokakta kokular şişelere hapsedilip satılmazdı. Hanımelleri, bir oda kokusu spreyinin kutusundaki resimden daha farklı bir anlama sahipti orada. Gerçek bir hanımelini kokladığı zaman biri, aşık olmanın şiirlerin sonundaki kafiyeden öte bir anlamı olduğunu artık biliyor demekti.

Sabahın ilk saatinde, gözlerini gıdıklayarak uyandıran güneş, hafif bir meltemle bembeyaz tül perdeleri havalandırırken, tek duyurmak istediği doğanın sesiydi aslında. Çiçeklerin öz suları karşılığında konser veren tüm kuşlar, prova yapmadan, nota ezberlemeden, kalıplara hapsedip kendilerini numaralamadan mükemmel senfoniler bestelerdi... Ve onları bir kez duyan kişi, herhangi bir makineden çıkan, kopyalanmış seslere artık tahammül edemezdi.

İşte böyle bir yerdi Güneşli Bahçe Sokak, bir yandan tüm zavallı acizliğini vururken insanın yüzüne, bir yandan da yüceltirdi onu kendinin bir parçası olmalarına izin vermekle... Tüm varoluşçu zibidilere inat, hayatın bir anlamı var derdi karşısındakine, sonlu olması hiçbirşey değiştirmez çünkü çiçekler her yaz yeniden açar...

 İşte ben bu sokakta doğdum. Herşey henüz böylesi güzelken... Taşların kol kola girerek yeryüzünü düzlediği o sokakta, ip atlayarak büyüdüm. Boyum bu sokakta uzadı. Başlarda kiremitten duvarlarda ölçtük boyumuzu arkadaşlarımızla. Sonra duvarları geçti boyumuz, üzerlerinde oturup tuzlu erik yedik.

Büyüdüm.

Sokak küçüldü. Karşı komşunun oğlunun ne güzel gözleri var dedim bir gün. Sonra dolgun dudaklarını farkediverdim birden bire. Saçlarımı daha sık tarar oldum.

Birgün hayat denilen şeyle tanıştırdılar beni.

Etkilendim.

Ondan etkilendiğimi anlar anlamaz koşarak kaçmaya başladı hayat ve ben peşine düştüm.

Alıştım.

Güllere bakmaz, toprağa yalınayak basmaz oldum... Unuttum Güneşli Bahçe Sokağın baygın kokusunu... Evimin camını açmak yerine, oda spreyi sıktım koltuklara; parfüm kullandım şişelerce... Böylesi kolayıma geldi. Sonra bir gün işime daha yakın olsun diye şehre taşındım. Kendiliğinden oldu sanki herşey. Bahçemde çiçek besleyecek, onlarla sohbet edecek vaktim kalmamıştı herhalde. Eziyet gibiydi yorgun argın eve geldiğimde dökülen kuru yaprakları otların üzerinden temizlemek. Pratikliğe ihtiyacım vardı, daha küçük bir eve belki de... Daha az kirlenen ve bakım gerektirmeyen... Poşetledim kendimi, bozulmasın diye de vakumladım.

Eskidim.

Bir sabah kalktığımda yine uyku sersemi. Yüzümü bile yıkamak gelmiyorken içimden uyanmasın diye, yanlışlıkla kafamı kaldırıp aynaya baktığımda gördüm eskidiğimi...

Uyandım.

Utandım.

Bir tedirginlik kapladı yüzümün eskimiş kıvrımlarını, yapmayı unuttuğum birşeyler vardı. Ellerim, kullandığım onca kreme rağmen buruşmuş, kararmış gözüktü gözüme...

Ne unuttum?

Bu huzursuz duyguyla ezildi içim. Ne unuttum?

Unutmaktan nefret ederdim oysa. Unutmuş olmanın o eziklik duygusu kapladı ruhumu eksik gedik. Unutmamak için notlar alırdım hep. Notlarıma baktım. Hiçbirşey yoktu. Tedirginliğim artıyordu giderek.

Huzursuzlandım.

Durdum.

Çok uzun süre sonra ilk kez durdum. Durur durmaz hayat beni sollayıp hızla geçip gitti yanıbaşımdan. Rüzgarıyla dağıttı saçlarımı, oysa henüz tarayıp düzene sokmuştum. Arkasından baka kaldım uzun bir süre. Onca yıl yanıbaşında koşturup durdurduğum, hızına yetişmek için ne varsa üstümde, ceplerimde, bakmadan geride bıraktığım, yalınayak, tabanlarım cılk yara olana dek koşturup durduğum hayat, bir saniyelik duraksamamı göz ardı etmemiş, ardına bakmadan hızla geçip gitmişti yanıbaşımdan. Vefasızlığına küfürler savurdum ve kafamı kaldırıp ardında bıraktığı enkaza baktım bir kez daha aynada. Eskimiş bedenime, darmadağın saçlarıma baktım. Rengarenk ojelerin altına gizlenmiş erimiş tırnaklarıma baktım. Üzüldüm kendim için. Ceplerimden fırlatıp attığım şeylerin neler olduğunu hatırlamaya çalıştım.

İşe gitmedim o gün. Dünya yerinden oynamadı. Belki farkedilmedi bile. Kaç gün fark etmezlerdi acaba çalışmıyor oluşumu? Hayatın kaçıp gittiğini işyerine bildirmeli miydim?

Umursamadım.

Eskimiştim. Eskimek yormuştu beni. Bir kez olsun şu kenarda durup soluklanmak istemiştim; sadece bir kez, olduğum yerde öylece durup nefes alabilmek, ve hayat kaçıp gitmişti işte. Beklememişti.

İzin mi istemeliydim acaba? Bir nefeslik dinlenmek için izin mi istemeliydim? Dinler miydi beni?

Dinlemedi.

Tek istediğim dinlenmekti.

Özledim.

Neyi özlediğimi bilmeden özledim. Olduğum yerde doğrulup ayağa kalktım. Yerde miydim?

Bir saksı çiçek alıp küçücük balkonuma koydum. Tek kişilik bir çiçek. Bütün gün yattığım yerden onu seyrettim. Apartmanların balkonlarındaki çiçekleri fark ettim sonra. Tek kişilik çiçekler, aile boyu çiçekler, botanik bahçesine çevrilmiş balkonlardaki karman çorman mutsuz çiçekler... Hayatı bir yerde kaçırmış olanların balkonlarındaki özlemlerdi hepsi... Çığlık çığlık bağırıyorlardı sanki bana, sahiplerine... Unuttuklarımızı, can çekişerek hatırlatmaya çalışıyorlardı, canları acıyordu saksıların içlerinde... Tek kişilik çiçeğimin mutsuzluğunu hissettim. Benimkiyle karıştı mutsuzluğu saksıdan aşağıya akarken...

Gittim.

Çiçeğimi yanıma alıp arkama bakmadan kapımı çekip çıktım dairemden. Tüm pencereleri açık bırakarak gittim. Güneşli Bahçe Sokağa geri dönmek için gittim.

Beni bir sabah buldular. Birileri... Tesadüfen maaş günü farkettiler yokluğumu, oysa ben yıllar önce yok olmuştum. Fark etmediler. Yetişemeden, yaşlanamadan eskimiş bedenimi, aynanın önünde buldular.

Tüm varoluşçu zibidilere inat, hayatın bir anlamı var, sonlu olması hiçbirşey değiştirmez çünkü çiçekler her yaz yeniden açar...

 

 




Verda Pars



Yorumlar (5)
Salih Kemal 18.07.2009 22:10
Çok güzel. Tebrik ederim. Çağımız bir çok kolaylığı hayatımıza soktu, ama hayatımızın anlamını da karşılığında acımasızca aldı. Hatırlattığınız için teşekkürler...

Nermin Gömleksizoğlu 19.07.2009 00:04
Verda hanım çok güzel bir anlatımınız var sizi tebrik ediyorum... İnsanın gözünün önünde canlandırıyor ve duyguları hissetiriyor anlattıklarnız...
Yüreğinize sağlık...

Verda Pars 19.07.2009 01:06
Teşekkür ederim...

Davut Dlbz 20.07.2009 10:56
Zaten hep bu yüzden mutsuz oluyoruz bu kocaaaa eğlenceler arasında. Özümüzde yaşamıyoruz ya, ondan. Çok güzel tebrik ederim, candan anlatımınız insana okuma hevesi veriyor.

aytaç turunç 31.07.2009 23:38
"Hayatı bir yerde kaçırmış olanların balkonlarındaki özlemlerdi hepsi..."
ne güzel yazmışsınız... Sözcükleriniz cam kırıkları gibi yüreğime battı... sanırım, bu benim de hikayem. yüreğinize sağlık...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3482
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2885
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3103 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com