Denemeler

" Elde Kalan - (Hiç/Kimse) "
Okunma: 1710
Ezgi Saklayıcı - Mesaj Gönder


HİÇ/KİMSE


 


Donuk bir sabah. Kızıl kıpkızıl bir kış önümde eğiliyor, satır arası göz kırpıyor.

Kurumuş bir yaprağın geçmişi var ellerimde; henüz tazeyken, henüz dalında rüzgarın fısıltısıyla eğleniyorken. Aslanın ağzına dayadığım ekmeği almak için umduğum medetler var; toplasan bir lokma etmeyecek kadarlar. Dünün yansıması kadar aymaz bir çıkış yolu önüme serilen. Fırtına uğrağı bir yüreğim, bir de yelelerinden asıldığım ruhum... Bir raksın son hamlelerini yapar gibi şen şakrak alay ediyor. Yağmur sonrası düş damlalarım var; bir lodosun esintisine çarpıp yine kendine dönen. Yarına sığmayacak kadar çok, tamir edilemeyecek kadar gözümde büyüyen kırıklarım var. Dünden kalanların kırıntılarını toplamaktan bugüne bakamayacak kadar yığınla geniş zamanlı fiillerim var. Kabuğundan çıkmak için bekleyen umut kozalarım var misal. Soluksuz mumya kırıntılarına benzer sancılarım var, yüreğime zerk edilmiş.


Donuk bir sabah. Mavi masmavi bir bahar önümde eğiliyor, güneş arası göz kırpıyor.

Bir mimoza çiçeği var elimde, sere serpe tüm kokusunu tenime bulaştıran. Lime lime dökülmüş kalıba sokulmuş sayısız gazete küpürü. Sonsuz sandığım bir uçurumun dibi var gözlerimde; çok net, çok açık. Bir güneşin sonatı var dilimde ay ışığına ithaf. Can çekişen bir an’ım var zamansız atabilen. Tozlu figüranlar, sessiz repliklerle iç dolduran oyuncularım, simsiyah bir perdede kıpırdaşan sahnem ve bomboş bir seyirci salonum. Anlamsızlığa eklediğim anlamlar ve bu anlamlarla sürüklendiğim bir yol var. ‘Bugün kadar karanlık, yarın kadar yok’ var zihnimin her köşesinde. Yağmur var yine kıştan kalanlarımı temizlemek için. Bir akrep bir de yelkovan var, sürekli zamanı kovalayan; arada eşlik ettiğim.


Donuk bir sabah. “Hiç”e dönük adım attığım..

Yavaş yavaş içine düştüğüm bir girdap var. Yere basmadan hafifçe attığım adımlarım var. Her adımda çektiğim ‘ah’larım, bunlara eşlik eden hatalarım. Tütün kokulu şiirlerle bezenmiş, hücrelerimden akan katrelerim var. Saydamlığa geçişlerde yüzüme yansıyan bir ayna var; sırla kaplı, anlayamadığım. Sırrın öbür tarafına geçtiğimde sonsuzluğum var; kollarımı açıp gökyüzüne yükseldiğim. “Her şey”in tamam olduğu, bir tek bana yer kalmayan bir alem var. Olmayandan olana dönüşlerim, o dönüşlerden elimde kalan yaralarım var.


Donuk bir sabah. “Kimse” olmaya yüz tutan..

Bir kum saati vuruyor dibe. Kum tanelerini saymakla harcadığım zamanlarım var. Öyle buruk, öyle eksik, öyle tanımsız. Gün kadranına açılmış yelkenlerden kanatlandığım, acıya vuran bir saatim var. Bilmem kaçıncı takvimden kalan silüetlerin kemirdiği bir tenim var. Kopuk kopuk kelimelerim var; hiç cümle olmayı başaramayan yüklemlere boğulan. Bir şiirim var; her (hangi) biri satır arası yokluklardan oluşan.



Her donuk bir sabaha uyandığımda; yatağıma çakılıp düşünüyorum olmayanı. Hangi çağın, hangi yapraklarında savrulduğumu. Nerede kaldığımı, nereden başlayacağımı. Yol her sabah korkutuyor beni. An’ı yol almak hiç kolay gelmiyor. Bu yüzden duruyorum, zaman akıyor ellerimden. Bu yüzden sadece nefes alıp; kıpırdamıyorum kovalamacaya başlamamak için. Geceleri tutturup yittiğim bir türküyü sabah hiç hatırlamıyorum. Esrik gözyaşlarımdan kalan, tenime yapışmış gerginliğini hissetmiyorum. Toz-duman içinde gidiyorum sadece. Kıpırtısız, suskun, ürkek. İyiye dair ne varsa satıp savıyorum etrafa. Bir tek günahlarımla kalıyorum. Yine yalnız, yine biçare, yine ağlak.


SON: Aslında yok. Hiç/Kimse. Olduğunu varsayarak yaşamak var; altı üstü bir halüsilasyon.

Şimdi sadece uykum var... Düş görüp yaşamak için...





Ezgi Saklayıcı



Yorumlar (2)
orhan örs 12.08.2009 13:55
Yazı, devrik cümle kullanımının bu tarz yazılara kattığı tat alarak okunabilirliği fazlasıyla sağlamış. Bu yüzden okurken keyif aldım. Yani sonuna gelindiğinde; "hoş olmuş yahu" dedirten cinsten. Paylaşmış olman ayrı bir güzellik. Sağol.
Şimdi ikinci perde: Melankoli konusunda ki kişisel görüşüm; azı karardır. Çünkü bir miktar fazla dozun, insanı içinden çıkılamayacak bir enkaza çevirmesi kaçınılmazdır. Senin yazının ruhuda melankoli ve güdük bir nihilizm üstüne kurulu.İnsanların hayatı neden bir halüsünasyondan ibaret olarak gördükleri konusunda bir kitap okumuştum. Müthiş bir eserdi.(MURAT DİL- DUYARSIZLIĞIN TOPLUMSAL KÖKENLERİ). Bulunması bir hayli zor ama belki intenetten falan elde edilebilir. Hararetle tavsiye ederim, ki okuyup pişman olana rastlamadım daha.
"GÜNÜNÜ UMUDA AYARLA
ECELİ YENSİN NEFRETİN
DERMANI BİTEN DÜŞKÜNE
CAN OLSUN CESARETİN"
Özgürlük Türküsü müzik grubu bir şarkısında böyle demiş. Güzel söylemiş...

Ezgi Saklayıcı 14.08.2009 10:01
Teşekkür ederim yorumunuz için Orhan Bey. Yazılarımın çoğunda olan bir melankoli var bu yazıda da. Elimden geldiğince dozajı ayarlamaya çalışıyorum. Ama arada doz aşımı oluyor elbet. Bahsettiğiniz kitabı okumadım. Ama bulabilirsem tavsiyenize uyacağım.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6329
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3481
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2884
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1056 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com