Hikayeler

SESLENMEK İSTİYORDU
Okunma: 1053
Sibel Kaya - Mesaj Gönder


Şimdi kalkacak ağır ağır yerinden. Görünmez bir ipin ucundan sürüklenircesine şuursuz adımlar atmaya başlayacak. Varacağı noktaya dair tek bir resim geçmiyor zihninden. Çünkü bir yere varmak üzere yola çıkan bir insanın gözleri değil bunlar. Konuşmuyorlar karşılaştıkları yüzlerle… Anlatacak bir hikayeleri yok. Bu adam hayatını anlatan o kitabın kapağını kapamış çoktan. Hikayesini onun ardına hapsetmiş. Yeni konulara, yeni öykülere bağlanamayacak kadar kesin bir sona varmış hikaye.
Şimdi bu yüzden adımları böylesine kendinden bağımsız sürüklüyorlar onu hiç hesaplanmayan yerlere. Ona fikrini sormaz olmuş ayakları ne zamandır. Ne zaman sorsalar tüm yolları çoktan tüketmiş, aynı bezgin yolcu ifadesi yüzünde… Onlar da sormaktan vazgeçmişler ne zamandır. Ama ne de olsa yılların hatırı var. Ait oldukları  bedenin sahibiyle şimdiye dek ne cennet köşelerini gezdiler kimbilir dünyanın? O zamanlar sürüklenen onlardı adamın peşinden. Babasının elinden sıkı sıkı tutan bir çocuk kadar körlemesine bırakabiliyorlardı kendilerini onun iradesine. Öylesine eminlerdi ki varacakları yerde tüm yorgunlukların koca bir anlamın içinde kaybolup gideceğine. Ve ardından “İyi ki gelmişiz buraya.” diyeceklerine… “Boşuna değilmiş bu kadar yorulmamız…”
Bunları gözlemliyordu son birkaç dakikadır. O adama seslenmek istiyordu kafenin bahçesindeki o köşeden. Eğer yola yakın bir masada oturuyor olsaydı bu dikkati bile yeterdi ona varlığını duyurmaya. Ama dipteki masada çayını yudumlayan o genç kadını nasıl ayırt edebilsindi ki karşı kafedeki bu yorgun bakışlı adam? Görmekten yorgun düşmüş gözlerini ancak bir kazaya uğramamak adına hizmete çağırıyordu. Yarıçapı en fazla birkaç metrelik bir dairenin merkezinde, dışarıda kalan karanlık bölgeyi zerre umursamadan içerideki ışıklı alanda karşısına çıkan şeylerin arasından sıyrılmaya çalışıyordu. Az önce kalkmıştı masadan. Ve topu topu birkaç dakikaya sığdırabilmişti sıkı sıkı kapalı bir kapağın ardındaki o hikayeyi.
“Ne o… Hayatının erkeğiyle mi karşılaştın yoksa?”
Arkadaşı bunları söyler söylemez gayrı ihtiyari başını arkasına çevirdi ve karşı kaldırıma doğru bir bakış attı. Hiçbir kadının hayatının erkeği olamayacak kadar sıradan bir adam duruyordu orda. Olsa olsa çok yakın bir arkadaşı olabilirdi ya da yıllar önce evlendiği kocası… Çünkü yeniliğe dair en küçük bir şey  sunmuyordu gözlere.  Onu hayatında ilk kez görenlere bile senelerden beri tanıyormuş izlenimi verecek kadar eskiydi.
Bu yüzden arkadaşı başını geri çevirdiğinde, az önce var olan o muzip ifadeden eser kalmamıştı yüzünde. O adamla bu büyülenmiş gözler arasında nasıl bir bağ kurulabileceğini çözmeye çalışıyordu şimdi.
“Neden öyle bakıyorsun?” dedi, çözülemeyecek kadar karmaşık bir durumla karşıkarşıya geldiğini anlayarak. “Herhalde o adamdan hoşlandığını falan söylemeyeceksin. Çok silik bir tip… Hiçbir özelliği  yok.”
“Saçmalama!” dedi hafif öfkeli… “Adamın görünümü falan umurumda değil. Beni etkileyen sadece gözleri… Konuşmayı unutmuşlar sanki. Yüzünü geçmişsiz, anısız, bomboş bir aynaya çevirmişler. Öylesine küsmüş ki dünyaya, gördüğü hiçbir şey öfkesini ona unutturacak kadar güçlü bir etki bırakmıyor üzerinde. O küskünlük, vazgeçmişlik o derece güçlü ki, hiçbir duygunun onu alt edip o adamı yeniden çevresini görmeye zorlamasına en küçük bir ihtimal kalmıyor.”
“Peki dedektif  hanım…” dedi arkadaşı gülerek…  “Madem bu kadar derin gözlemlerde bulunabilecek kadar psikolojiden iyi anlıyorsun, o zaman şunu da keşfetmişsindir herhalde: Bu adam neden bu kadar küsmüş dünyaya? Karısından mı boşanmış yoksa? Ya da ihanete mi uğramış?”
“Bir ihanet sözkonusu, evet…” dedi genç kadın arkadaşının sesindeki alaylı kahkahayı duymazdan gelerek. “Ama senin düşündüğün gibi karşı cinsle bir alakası yok bence. Ondan da beter acıtan, yarattığı hasar hiçbir şekilde telafi edilemez türden bir ihanet bu! Çünkü bir kadınsa sözkonusu olan, bu davranış ona özel  bir hata olarak görülebilir zamanla. Tüm kadınlara mal edilemeyecek kadar kişisel bir noktaya götürebilir onu, adamın karşılaştığı diğer kadınlar. ‘Dürüst kadınlar da var!’ diyebilir bir noktadan sonra. Ama bu adam telafisi olmayacak bir acının gölgesinde bence…Çünkü ona ihanet eden bir insan değil, hayat…Verdiği acıyı unutturacak tek bir alternatifi daha olmayan... Tek bir dal uzatmayan ona, bir gün her şeyin değişeceğine dair…”



Sibel Kaya



Yorumlar (2)
Deniz Kıray 20.8.2012 00:27
çok güzel tebrik ederim...

Sibel Kaya 1.9.2012 13:23
Teşekkürler :))


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6120
2 Firari Fırtına 4190
3 Mustafa Ermişcan 3351
4 Hasan Tabak 3253
5 Nermin Gömleksizoğlu 2969
6 Uğur Kesim 2883
7 Sibel Kaya 2700
8 Enes Evci 2401
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2268
10 E.J.D.E.R *tY 2205

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1251 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com