Denemeler

NEDEN YÖNETİLİYORUZ?
Okunma: 733
Sinem Türkün - Mesaj Gönder


    Biraz düşündüm. Her zaman olduğu gibi yine aklıma bir soru takıldı. aslında bu soruyu takan bir kişi vardı. Kafama taktığı şey beni epeyce düşündürdü. Kendimle çelişen cevaplarda buldum.
    Her zaman insanlar yönetilmiştir. Faşizmle, demokrasiyle, hanedenlarla ve dinle. Peki neden? İnsanlar neden hep bir yönetici arıyorlar? Onları yöneten kişiyi neden kendilerinden üstün kılıyorlar?
     Sebebi ağır bir tranva gibi görülebilir. Çünkü insanlar bir bir toplum olarak yaşamaya başladığından beri hep onları ezen bir kişi olmuştur. Önce tanrılar, sonra krallar,sonra başkanlar.
      İlk insanların korkuları kötü bir şey yaptıklarında tanrı onları cezalandırır şeklindeydi. Sonra krallar geldi. Kendini tanrı yapan firavunlar, tanrının elçisi sayan papalar... Bu vastayla faşist yönetim denilen baskıcı yönetim meyddana geldi. Karanlık orta çağ Avrupa'sına bakın. Din kullanılarak gericilik başlıyor. Yıllarca sömürülen insanlar. Eski çağda en azından bilim ilerliyordu.
      Peki günümüz. Bunu anlatamam çünkü yönetim izin vermiyor. en doğru cevap şu olur;
eskidenberi insanlar kendilerinin birbirinden üstün görüyordu. Sonra bir tanesi çıkıyor ve'' Ben sizin kralınızım.''diyor. Kabaran göğüsler iniyor ve şu düşünce asırlarca insan beynine yerleşiyor;
''Bunu o diyorsa doğru. Çünkü o kral. Kral olduysa bizden üstün ve zeki.''
    Farkında olan insanlarda vardır. Günümüzde dünyanın her yerinde hâlâ aynı değil mi?


Bu düşünceyi aklıma sokan TOPLUMSAL ŞİZOFRENİ'ye teşekkürler.

Sinem Türkün



Yorumlar (3)
Hasta Adam 11.12.2012 12:51
Öncelikle şunu söyleyeyim sorgulamak, eleştirmek her zaman insanın farklı çözüm yolları bulmasına yardımcı olmuştur. Bu nedenle sizi tebrik ederim. Ancak yazarken yönetilme mantığına eleştiri getirmenize katılmıyorum. Sonuçta biz toplum olarak yaşayabilen ve bu şekilde doğada güçlü kalabilen bir canlı türüyüz. Bizi diğer canlılardan ayıran "akıl" aslında o kadar da güzel bir şey değil çünkü bu aklı insanoğlu doğru kullanmadı bugüne kadar. İşte bu nedenle "yönetilmeliyiz".
Ancak sorun yönetilme tarzımızda. Bizi yönetenler tarihte gücü tanrısallık adıyla aldı. Avrupa'da özellikle insanlar cahil bırakılarak kilise kuvvetlendi. Kilise ve Papa her şeyi kendi istedikleri şekle sokmuşlardı. Fakat Burjuva kesiminin güçlenmesi, baz insanların bu rahatlıkla konuşmaya başlaması, kilisenin söylediklerinin tersini gösteren buluşlar ve keşifler ile kilise güçten düştü. Artık insanlar din için ölmüyorlardı çünkü ona güvenmiyorlardı. Ne yapmak lazımdı o zaman? İnsanların uğruna ölecekleri bir şey lazımdı.
İşte buradan sonra "milliyetçilik" kavramını görüyoruz. Milliyetçiliğin verildiği insanlar artık uğruna ölecekleri yeni bir fikre sahipler ve bundan mutluydular. Günümüzde de hala milliyetçilik oldukça yaygın bir düşünce.
"Bunları yazarak ne anlatmaya çalışıyorsun yahu!" dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden lafı kısa kesip söylemek istediğime geleyim. Burada din ve milliyetçilik örneklerinde olduğu gibi cahil insanlar yöneticilerini seçemediler. "Yönetici" onlara ölümden başka bir şey getirmedi ama insanlar şikayet etmiyorlardı çünkü onlara "kutsal" bir ölüm kazandırıyordu yöneticiler. Bugün de yöneticimizi kendimiz seçebiliyor iken o yöneticileri bizden üstün birileri gibi görüyoruz. Hayır, onlar bizden üstün değiller. Hatta bize hizmet etmekten başka görevleri yok. Bir nevi hizmetçiler. Yöneticilerin halklardan korkması gerekir, halkların yöneticilerden değil. İşte bunu sağlayabilirsek yani yöneticinin bize hizmet etmekten başka bir işi olmadığını, onun bizden üstün olmadığını, onu bizim seçtiğimizi anlarsak ve ondan korkmayı bırakıp korkutucu bir örgütlenmeyi sağlarsak, o zaman yönetilmek böyle sorun olmayacaktır.
Yanlış, yönetilmekte değil, yönetilmenin şeklindedir. Saygılarımla...

Toplumsal Şizofreni 11.12.2012 19:15
Öncelikle, söylediğin güzel söyler için teşekkür ederim, sana aynen katılıyorum. Noktası, virgülüne kadar. Ben bu dikte rejiminin toplumun her kesiminde olduğunu düşünüyorum. Örneğin; Ataerkil Türk aile yapısındaki "koca" modeli, anadolu kültüründe her zaman bir adım önde kalmış, kadın sürekli arkaya atılmıştır. Nitekim az gelişmiş bir çok ülkenin kültürlerinde buna rastlamak mümkündür.

Asayişin sağlanmasının ve toplumların refah içerisinde yaşamasını sağlayan "yasama" organına söyleyecek pek fazla sözüm yok. Bu kısmı, eksiktir veya fazladır, onunla ilgilenmiyorum. Benim ilgilendiğim nokta ise, toplumun hep aynı ideallerin peşinden koşması ve kendilerine benzemeyen insanları anormal adletmeleridir.

Hasta adam, insanların aklının doğru kullanmasının yolunun, iyi bir yönetimden geçtiğini beyan etti. Ben tamamen ayrı bir çizgideyim. Başarılarıyla isimlerini dünya tarihine altın harflerle yazdıran bir çok insanın hayatını incelediğinizde; hepsinin, toplum klişelerini içine sindirememiş ve bunların dışında yürüdüklerini, ayrıca o zamanın otoriteleri tarafından hep dışlandıklarını göreceksiniz. Örneğin; Nicola TESLA, Jhon Forbes NASH, Albert EINSTEIN, Carl Friedrich Gauss.

Yönetim, insanlara hizmet etmek için oluşturulan bir mekanizmaysa, insanlara patronluk taslamaktan fazla, insanlara hizmet etmelidir.




asd fgh 15.05.2013 11:30
İnsanlar koyun olmayı sevip, başlarında bir çoban olmadan yaşayamadıkları için olsa gerek demek yetiyor bence. :)


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1385 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com