Denemeler

Aşk ve İnsan (Kitap İçin İlk Sayfalar)
Okunma: 635
Hamuş Oğuz - Mesaj Gönder


Çoğumuzun düşüncesi şudur “ Sen daha çocuksun aşk hakkında ne
bilebilirsin… ” hep böyle düşünmüşüzdür bizden bir yaş bile küçük olsalar. Oysa
en saf en temiz en dürüst olan çocuklar değil miydi? Buna göre aşkın en saf ve
temiz halini en güzel halini o beğenmeyip küçük diye dinlemediğimiz veya
anlattığında gülüp geçtiğimiz çocuklar yaşıyordu. Bu yüzden çocukluk aşkları
hiç unutulmaz. Zaten insanoğlu hep böyledir her zaman kendisinin en çok âşık
olduğunu kimsenin onu anlamayacağını kimsenin onun çektiği kadar acıyı
çekemeyeceğini sanır. Başkalarının acılarını küçümser.
İnsanoğlunun benim gözümde hayvandan pek bir farkı yok bu
dönemlerde. Çoğu hayvana lakaplar takmışız kurnaz nankör falan filan. Oysa bir
köpek yanımıza yaklaşsa sever bırakıp gideriz o köpeğin yerinde olsa düşüncemiz
ne olurdu? Büyük ihtimalle “Sev git” derdik. Tıpkı sevdiğimiz insanlar
gittikten sonra arkalarından dediğimiz gibi “Yalandan sev git”. Peki, biz
gittiklerimizi düşünüyor muyuz aynı şeyleri bize dediklerini de biliyor muyuz?
Bence insanoğlu gitmeye programlanmış her zaman bir gidiş var kaçış var hep
düşünürüz “Bodruma gitsem” en basitinden “Bakkala gitsem” deriz hep gideriz
özlem olunca biz özleyip ağlamayı iyi biliriz oysa hiç kendimiz dönüp arkamıza
bakmayız. Fareler zehirli veba saçıyor deriz dışlarız. Peki biz ne kadar
temiziz? Hangi farenin sigara içip kendini öldürdüğünü gördünüz? Kedileri
beğenmeyiz oysa bir çikolata açıp kabuğunu yere atarız o kadar alışmışızdır ki
farkına bile varmayız. Kediler ne yapar? Pisliğini yapacağı zaman deşer toprağı
yapacağını yapar sonra kapatır. Hangimiz bu kadar duyarlıyız. İnsanoğlu benim
gözümde hayvandır dedim geri alıyorum sözümü insanoğlu hayvan olamayacak kadar
adidir aslında.

           Çoğumuz hep üstün gözükmeye
çalışırız birileri hep bizim arkamızdan “Bak Ali sırf sevdiği üzülmesin diye
ayrıldı” demeleri için öyle bir hikaye uydururuz kafamızdan ve kendimizi o
hikayeye, yalana o kadar kaptırırız ki şekilden şekle gireriz. Hangimiz buna
benzer bir şey yapmadı sırf konuşulsun diye?
           Hep mutsuzuzdur özellikle 12 ile 20
yaş arasındaysak veya fark etmez kaç yaşında olursak olalım hiçbir şey yolunda
değilmiş gibi görürüz hep mutluluk ne zaman bizi bulacak der dururuz. Mutluluğu
aslında hiç aramayız. Mutluluk yanındakilerle vakit geçirmek evde annenin
hareketlerine şakalarına gülebiliyorsan kardeşin gelip senle oynuyorsa kavga
bile ediyorsan ailenle en mutlu insan sensin. Çünkü yanında onlar var vakit
geçirebileceğin. Onların yarın öldüğünü düşünsene gerçekten omzunda cenaze
götürüyorsun gömmeye neler hissederdin? İşte o gün arayacaksın mutluluk nedir
diye işte o gün söylemeye hakkın olacak “Mutluluk artık bana da uğra” diye.
Bilgisayarın, telefonun başında saatler, günler geçiriyoruz oysa birileri
hayatımızdan tamamen yok olduğu anda o pişmanlık duygusu sizi esir edecek emin
olabilirsiniz. Bir dakika yahu bir dakika az oynasaydım bir dakikada ne kadar
sevdiğimi söyleseydim duysaydı bende ondan duysaydım diyeceksiniz çok geç
olacak. İşte o zaman hüzün kapıları açılmış olacak.
           Aşığım sanıyorsunuz birilerine oysa
basit bir hoşlanmaktan başka bir şey değil. Karşısına geçip “Seni o kadar
seviyorum ki kelimeler ile anlatamam” diyorsunuz. İşte aşk bu değil, aşk
dünyada milyonlarca güzel kelime varken onu ‘Aşk’ kelimesine sığdıracak kadar
yürekli olmak bilmem anlatabiliyormuyum.
Karşısına
geçip “Ben en çok gözlerini” seviyorum veya buna benzer bir şeyler söylüyoruz.
İşte aşk bu değil, aşk ‘Ben en çok ne gözlerini nede gamzelerini seviyorum, aşk
bir bütün ben seni bütünüyle seviyorum ben senle bir bütünüm ben bizi
seviyorum’ diye biliyorsan adamsın. Hani cümlelerime başlarken dedim ya ‘En
güzel aşk çocukken olandır’ diye işte gerçek âşıkların içi hep çocuktur bu
yüzden annesi gider gibi ağlar peşinden ‘Gitme ne olur yada gidiyorsan beni de
götür’ diye. Fakat ne götüren vardır nede aldığı gibi bırakan. Yoktur artık
dünyada yok ama içinde öyle gürültülüdür ki gece vuran o sessizlikte
kulaklarında çınlar sana söylediği sözler zaten nedendir bilinmez en çok gece
ağlatır seni. Yalnızlık vurur ve yalnızlığın en kötüsü kalabalığın içinde
yalnız kalmaktır hepsini toplasan bir adam etmeyecek olan insanlardır üstadında
dediği gibi ‘Kiminin varlığı kemirir içimizi, kiminin yokluğu’.
           İnsan bir kişiye âşık olur yalnız
bir kişiye ve giden genelde o olur ondan sonra sevemez. Hoşlanır, bazen
yaralarını sarmaya çalışır eğer karşısındaki iyi biriyse en çok şu sözü
kullanır ‘Elbet bir gün bende severim onu sonuçta o beni seviyor’ oysa siz
yatalak olsanız artık seksen yaşınıza da gelseniz hala o kelimeyi
kullanacaksınız. Aşk benim değişimle su içmek gibidir vazgeçilmezdir. Bu yüzden
ben ona öyle derdim ‘Futbol oynadıktan sonra yanarken kafamı dayayıp lakır
lakır içtiğim susun’ diye. İşte bu kadar sevebiliyorsak birini ve şu an
onunlaysak üzülün, gidecektir çünkü dayanamayacaktır sevmeye. Dedim ya sevmek
acıdır diye karşındaki insan nasıl dayansın yanarken kana kana içtiğiniz su
kadar sevilmesine? Bu yüzden hak veriyorum en güzel yerinde her şey tamam
derken gitmelere.
           Aşk olmuş bütün derdimiz kimin
yanına gitsem veya ne zaman sosyal paylaşım sitelerine girsem hep aşktan
yananlar ondan bundan yananlarla dolu her taraf. İnsanoğlu bencil gerçekten hep
kendini düşünüyor neymiş ‘Aşk acısı çekiyorum’ doğru halin o açlıktan ölen
çocuklar kadar perişan, doğum yapmış bir annenin açlıktan bebeğini emziremediği
kadar, bunun babasının elinden hiç bir şey gelmemesi kadar perişan değil mi?
Diyorum ya benciliz çok bencil bunları hangimiz düşündü? Belki ya of bu ne
diyor ne yaşamış ki diyorsunuz en başta dediklerimi tekrar hatırlatıyorum ‘Hep
kendi acılarımızı üstün sanırız. Bazı insanlar bundan da bencil kalbini
paylaşmaktan korkanları gördüm ben. Gidiyorsun yanına sevdiğini söylüyorsun ‘Ya
bilmem ki ’ sonra ‘Yok ya olmaz’ sonra ‘Tamam kabul ediyorum ’ sonra ‘Yok yok
olmaz ya olmaz’ bu ne biçim bir şey anlam vermiş değilim ya evet de ya hayır
korkuların var anlıyorum ama ‘aşk’ dediğin gülüm zaten korkuları yenmek bir
şeylerin karşısına geçip ‘Hadi lan ordan’ diye bilmek.
           Hangimiz sevgilimize söylediğimiz
bir sözün bir gün gelip bir kitabın adı olacağını bilebilir? Ben ona ‘Sabah
uykum gibisin tatlı ve vazgeçilmez’ derdim şimdi böyle bir kitap alıp getirdi
kaç ay sonra sözümün bir kitapta olduğunu gördüm kitabı açtım okudum okudum
hanginiz bir günde 108 sayfa okudu? Sonra kitabın son sayfasına geldiğinde
durdu ve ‘Hayır bitemez’ korkusuyla açıp o son sayfayı okumadı hiç bitmesin o
kitap diye? Hanginiz aralarına kitapta yazılanlara benzer yazılar yazıp
sıkıştırdı o son sayfayla bir önceki sayfa arasına ve bitmesini önledi?
Hanginiz ona ilk sarıldığınızdaki koku montunuza sindi diye ve yanınızda yok
diye montuna sarılıp yattı?
Şimdi aşklara bakıyorum hepsinin amacı aşktan başka her şey,
o gerçek ve saf aşktan başka her şey kızlar kısa etekler giymiş oğlanlar
bağrının düğmelerini açmış. Hangi kız sırf pantolonu yok diye giyiyor o eteği?
Amacı ya sevgilisinin dikkatini çekmek ya da başka erkeklerin dikkatini çekmek.
Oysa aşk dediğimiz elini bile tutamadığımız belki bir şey olur diye korkup
gözüne bile bakamadığımız değil miydi? Aylar sonra belki o kadar âşıktır ki
yıllar sonra yanağından öptüğünde yazarında dediği gibi ‘Açıkçası ben seni
öpmedim o gün, benim yaptığım yanaklarından mutluluğun dibini sıyırmaktı.
Bildiğin tencerenin dibindeki pudingi sıyırmak gibi bir şeydi bu.’ Böyle
sevmekti aşk dediğimiz. Öyle bağlanmalıydı ki ona karşısına geçip ‘Nasıl sen
ben oldun ben sen sanki amele sümüğü gibi yapıştım sana’ demekti.
Şiir yazanlar var bende birkaç dize yazdım elbet ona buna
gösterdim beğenenlerde oldu beğenmeyenlerde şiirlere aşık olup kitap yapsana
diyenlerde ‘Oğlum bu ne neresi güzel bunun’ diyenlerde biz hep böyle yargıladık
dedim ya insanoğlu karşısına bir karşılaştırma getirildiği zaman hep güzelle
karşılaştırır, kıyaslar. Şiirlerde de böyledir o ‘Oğlum bunun neresi güzel’
diyen arkadaşım gibi önemli olan şiirin güzelliği değil o şiir benim veya değil
o şiiri yazan şair güzel olsun diye yazmıyor zaten. Şimdi Necip Fazıl yaşasa
‘Güzel olsun diye mi yazıyorsunuz? ‘ deseniz ne kadar saçma bir soru olur.
Önemli olan bir şiir okuyorsan güzelliğiyle kıyaslamak mükemmel cümleler aramak
değil önemli olan cümlelerde ‘o’ dediğimiz insanı yani sevdiğimiz veya eğer
olduysak aşık olduğumuz insanı bulmak işte o zaman şair, şair olmuştur şiir,
şiir olmuştur.
Not:
Biliyorum çok fazla argo kelime kullandım ama olmadan da eğer beğendiyseniz bu
kadar güzel olmazdı. Ve sürekli farklı olaylara gittim farkındayım aslında
bilerek yaptım bunu bakalım her cümlede onu veya kendinizi bulabilecek kadar
aşık veya yürekli misiniz. Kendinizi veya onu en güzel cümlelerde bulmanız
dileğiyle.

                                                                                                         Oğuz
Koç



Hamuş Oğuz



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6338
2 Firari Fırtına 4399
3 Mustafa Ermişcan 3787
4 Hasan Tabak 3503
5 Nermin Gömleksizoğlu 3154
6 Uğur Kesim 3022
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2897
8 Sibel Kaya 2869
9 Enes Evci 2579
10 Turgut Çakır 2276

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1839 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com