Denemeler

Türkler, İslamiyete Katliamla Ve Zorbalıkla Girmişlerdir !
Okunma: 2665
Umut Karadaş - Mesaj Gönder


Türkler, İslama Katliamla Girmişlerdir !
 
  Okulda öğrendiğimiz faso fiso tarihlerden sonra yavaş yavaş gerçeğe dönelim, gerçeği görelim istiyorum. Okulda anlatılan tarihin yalan tarih olduğunu, eksik ve yanlış olduğunu kendimi bildim bileli söylüyorum ve yazıyorum. Şimdi yine bize yanlış anlatılan tarihin, doğrusunu öğrenmenin vakti geldi. Bize uydurdukları hikayelerden birisi de, bizim İslamla tanışmamızın 751 Talas Savaşı'na dayanmasıydı. Biz Çinlilerle savaşırken Araplar bize yardım etmiş, bizde bundan etkilenip Müslümanlaşmışız bla bla bla... Hikaye bunlar hikaye. 751 yılına gelene kadar ne oldu ? Kimse bir şey anlattı mı bize ? Nerede Araplar, nerede Türkler, hani İslam ? Bizi direk 751 yılından başlattılar sonra da Türkler'in İslamı nasıl sevgi dolu bir şekilde kabul ettiğini anlattılar. Araplar ne kadar iyi niyetli insanlar bize yardım etmişler. Bize lanse ettirilen gerçeklerle yaşamaya devam ediyoruz ama bilmiyoruz oraya gelene kadar, o yıla varana kadar neler yaşandı. Gelin ben anlatayım size 751 yılına kadar neler yaşandı. Tanıyın sevgi dolu ve yardımsever Arapları.
 
  670'li yıllardan ileriye doğru anlatmaya başlıyorum. O yıllarda Türkler Ceyhun ve Seyhun Nehirleri arasındaki bölgelerde yaşamlarını sürüyorlardı. Semerkant, Talkan, Buhara gibi şehirlerde ticaret ile hayatlarını geçindiriyorlardı. Ve o yıllardaki Semerkant'ın zenginliği herkesin ağzındaydı. Bu zenginlik, gözünü para hırsı bürümüş Arapları bu bölgeye çekiyordu tabi ki, ancak Türkler'den çekinmeleri bu hırslarına engel oluyordu. Çünkü daha önce Muhammed Bin Cerir komutasındaki Araplar İslam'ı yayma bahanesiyle Fergane'ye kadar girmişlerse de Türkler tarafından yok edilmişlerdi. Ancak daha sonra Muaviye tarafından Horasan'ın tamamen işgal edilmesi, İslamlaştırmanın ilk girişimlerinin başlamasını sağlıyordu.
 
  Horasan işgal edildikten sonra tabiri caizse gaza gelen Araplar, Horasan'ın ilk valisi Ubeydullah Bin Zayid komutasındaki daha kalabalık bir ordu ile Kibac Hatun yönetimindeki Buhara'yı kuşatır.(673) Kibac Hatun diğer Türk beyliklerinden yardım istese de, yardım hiçbir zaman gelmez. Araplar çok kayıp verdiklerinden dolayı tam anlamıyla işgali başaramazlar ancak ortalığı yıkıp şehirden çıkarlar. Daha sonra Muaviye'nin ikinci Horasan valisi, halife Osman'ın oğlu Said olur. Said saldırı için hazırlıklar yaparken, Kibac Hatun diğer beyliklerden yardım gelmeyeceğini anlayarak savaşmaz ve antlaşma yapmak zorunda kalır. Bu antlaşma şu maddelerden oluşmaktadır : Said diğer Türk beyliklerine saldırırken Kibac Hatun önlerine çıkmayacaktır ve Buhara'daki Türk asilzadelerini rehin olarak verir. Bu antlaşmayla rahatlayan Said zenginliği ile nam salan Semerkant'a saldırmaya karar verir. Semerkant'ı yıkar, döker şehri talan ettikten sonra topladığı Türk gençlerini Horasan'a getirir ve köle olarak pazarlar. Said daha sonra Kibac Hatun'dan aldığı rehineler tarafından oyuna getirilerek öldürülür. (Dağa kaçmayı başaran asilzadelerin açlık ve susuzluktan dolayı öldüğü söylenir. -Sayıları kimine göre 50 kimine göre 80 idi.)
 
  Olayların giderek ciddileşmesi 685 yılında Abdülmelik ile başlar.  Yardımcı olarak kendine "kan dökücü" lakabı verilmiş Haccac'ı alır ve böylece İslamlaştırma olayı tam anlamıyla başlar. Gayrimüslimlerin birçok hakkını geri almışlar ve çevre dillerini Araplaştırmışlardır. Bu gelişmeler yaşanırken Haccac Irak genel valiliğine atanmıştır. (Tarihçiler bu olayı Türklerin köklü değişikliğindeki ilk adım olarak kabul etmektedirler.) Haccac öncelikle Sicilistan'ın Türk hükümdarı Rutbil ile savaşır. Ancak gönderdiği birliğin komutanı esir alınır. Bu olaya aşırı sinirlenen Haccac tehditvari bir teklif ile Rutbil'e gider : Esiri vermemesi halinde çok büyük bir ordu ile Türkleri talan edeceğini söyler verirse de kendisinden 7 yıl boyunca vergi almayacağını ekler. Türklerin yeni bir savaşa girmesini istemeyen Rutbil, 7 yıl vergi veremeyeceğini de düşününce teklifi kabul eder. Haccac büyük bir ordu toplayıp Türkler üzerine gider, bu da Rutbil'in güvencini boşa çıkarır. Türkler direnirken Horasan valiliğine Yezid gelir, onun adamlarının da yardımıyla şehirler talan edilir. Ele geçirdikleri Türkleri damgalayıp köle pazarlarına götürmüşlerdir...
 
  Tarihler 705 yılını gösterdiğinde Abdülmelik ölür ve yerine oğlu Velid gelir. Ve Türklerin belalısı bu dönemde ortaya çıkar, Horasan valiliğine Kuteybe İbni Müslim atanır. Çok güçlü bir ordu kurmak için Merv'de çalışmalara başlamıştır. İlk hamlesini Baykent'e yapar ve şehri kuşatır. Diğer beyliklerden Baykent'e yardım gelir ve direniş devam eder. Kuteybe tam bir zafer kazanamasa da Türkleri haraca bağlayacak bir antlaşma yapar. Şehir yıkımdan kurtulur ancak antlaşma kabul edilmesine rağmen şehir yine de yağmalanır. Ve şehirden ayrılırken bir grup asker emanetçi olarak orada bırakılır. Başlarına geleceği anlayan Türkler bu askerlere karşı ayaklanırlar bunu öğrenen Kuteybe şehre tekrar dönerek tüm herkesi kılıçtan geçirir. Kadınları ve çocukları esir alır ve şehri baştan aşağı yerle bir ederler.
 
  Kuteybe, Merv'deki çalışmaların meyvesini toplamak için sefere çıkar birkaç yeri aldıktan sonra Buhara'yı tekrar kuşatırlar ancak yorgun olduklarından dolayı alamadan Merv'e geri dönerler. Haccac bu durumdan hoşnut kalmaz ve Buhara'nın kesin olarak alınması için emir verir. Bir sene sonra Kuteybe tekrar Buhara'ya gider ama Türklerin yüksek direnciyle karşılaşır ve ordusunun dağılmaya başladığını görür. Bunun üzerine her Türk kellesi için 100 dirhem koyar, aç gözlü Araplar bunu görünce cana gelir. (Adamlarda din ve millet önemli değil, parayı görünce coşuyorlar. Günahım kadar sevmiyorum şu milleti.) Bütün direnen Türkler kılıçtan geçirilir. Kadınlara tecavüz edilir, beğenilen kadınlar cariye olarak alınır. Yaşayan erkekleri köle pazarında satarlar. Kısacası tam bir katliam gerçekleştirirler.  İlerleyen zamanlarda ayaklanan Türkleri de yine yakalayıp öldürtmüştür. Savaşta alınan Türk kızları ganimet olarak görülür(müş) ve Araplara cariye olmaları helal(miş). ( Tecavüzün yasalarla sıkıştırılıp dinle örtülmüş hali.) Kuteybe namaza gelenlere 2 dirhem vererek, esir Türkleri Müslümanlaştırmaya çalışmıştır.  O dönem çekilen çileyi dünyada çok az bir millet çekmiştir. Daha neler neler... Devam edelim.
 
  Buhara'da meydana gelenler bütün Türk beyliklerini korkutmuş ve aynı şeyin başlarına gelebileceğine inandırmıştır. Bunun üzerine Sogd Meliki Neyzek Tarhan şehrin harap edilmemesi için Kuteybe ile anlaşmıştır. Bu antlaşmaya göre tarafsız kalacak ve haraç verecektir. Ancak bu tarafsızlık muhabbetleri giderek Türkleri bölmüş ve Arapların katlini kolaylaştırmıştır. Neyzek daha sonra yaptığı antlaşmanın yanlış olduğunu bu durumda daha kolay kaybettiklerini ve diğer beyliklere ihanet ettiğinin farkına varmıştır. Tohoristan'a dönerek bütün Türk beyliklerine birer mektup yazar ve birleşmeleri konusunda uyarır. İlk olumlu cevap Talkan meliki Sehrek'den gelmiştir. Kuteybe bu plandan bir şekilde haberdar olmuştur. Hazırlıklarını yapıp, Talkan'a doğru yürümeye başlamıştır. Kuteybe'nin üzerine geldiğini öğrenen Sehrek şehri terk etmiştir, böylece şehre hiçbir zorlukla karşılaşmadan giren Kuteybe herkesi öldürmüştür. Diğer beyliklerin ibret alması için kimseyi sağ bırakmamıştır. Öldürebildikleri herkesi öldürdükten sonra geriye kalanları Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asmışlardır. 24 kilometre boyunca tüm ağaçlarda Türk cesetleri görülmüştür... O zamana kadar ki en büyük katliam olarak tarihin kirli sayfalarında yerini alan Talkan katliamı 40.000 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Hemde bütün bunlar İslam uğruna yapılmıştır. 
 
  Kuteybe bu katliamdan sonra birkaç şehri daha talan edip yine aynı senaryoları uygular. (Tecavüz, cariye, köle gibi...) Sonrasında ise Bazgis kalesini kuşatır. 2 ay boyunca hiç sonuç alamaz. Kışın yaklanması Kuteybe'yi tedirgin etmektedir çünkü yeterince güçleri kalmamıştır. Kale içindeki Türkler de erzak sıkıntısı çekmektedirler. Kuteybe kaleye haber göndererek teslim olmaları karşısında kimsenin öldürülmeyeceğini söyler, başka çaresi olmayan Türkler bunu kabul ederler ve Kuteybe'nin hilesiyle karşılaşırlar. Kalenin içindeki lider Tarhan'ın kafasını hemen kesmez, önce Haccac'a ne yapması gerektiğini sorar. O da o bir Müslüman düşmanıdır öldür der. Böylece o ve 700 askerin kafası kesilerek, kelleler Haccac'a gönderilir. Daha sonra türlü entrikalar sonucu Camhad melikini de yenerek 4000 esir alır ve hepsini acımadan öldürür. Sırada Semerkant vardır. Semerkant'a saldırırlar, daha fazla dayanamayacağını anlayan Gurek antlaşma imzalamak zorunda kalır.

1. Semerkant Araplara her sene 2.200.000 altın ödeyecektir.
2. Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir.
3. Şehirde cami yapılacaktır.
4. Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır.
5. Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir.

  Halifenin vefat etmesi üzerine onun yerine Süleyman İbni Abdülmelik geçer. Kuteybe ile arası iyi değildir, sırf bu yüzden Kuteybe fetih yarıda bırakıp ona ayaklanmıştır. Halifeye karşı gelmek istemeyen kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte öldürülür. Haccac'ın da geçen süre zarfında ölmesi, bu ikiliyi oyunun dışında bırakmıştır. Ancak Araplar da herhangi bir değişiklik olmamıştır. Dağıstan yağmalanır ve 14.000 kişi öldürülür. Daha sonra Curcan'a devam ederler. Orada da büyük bir katliam sonucu 40.000 Türk öldürülür. Onlarda ağaca asılır, öldürülen Türklerin kanları nehre akıtılır ve nehir tamamen kızıla bürünmüştür. Arapların en büyük iki katliamı Curcan ve Talkan katliamıdır. İkisi de Türklere karşı yapılmıştır. 717 yılından itibaren Araplar kendi aralarında çatışmaya başlamışlardır ve Türk olayları hafiflemiştir.  Ancak bu 70 yılın genelinde neler olduğuna bakmak ister misiniz ? (670-740)
- 100.000'in üzerinde Türk katledilmiştir.
- 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
- Bir sürü şehir yağmalanıp harap olmuştur.
- Talkan ve Curcan katliamları eşi benzeri olmayan ölümler sunmuştur... Ve daha niceleri olmuştur...
 
  Şimdi demek istediklerimi daha iyi anlıyorsunuz sanırım. Talas Savaşı İslam bu konudan etkilenmesin diye uydurulmuş bir düzendir. Ki o savaş da bize anlatıldığı gibi gerçekleşmemiştir. Kısmet olursa başka bir yazımda da onu anlatırım. Türkler katledilerek, öldürülerek İslam'a girmiştir. Türkler İslamiyete isteyerek katıldı cümlesi kesinlikle sallamadan ibarettir. Eğer bir ırkı tamamen yok etme şansım olsaydı, hiç düşünmez Arapları dar ağacına götürürdüm. Bizi katleden de onlar, 1.Dünya Savaşın'da satanda onlar, Kıbrıs meselesinde sırtını dönen de onlardır. Bu yüzden kimse gelip Arap yalakalığı yapmasın bana. Benimki faşist bir düşüncenin sonucu değil, azgın bir intikam hırsının getirisidir. Zaten o katliamlardan yıllar sonra bir cengaver çıkıp Türklerin öcünü almıştır. Ona şeytanın yeryüzündeki hali diyenlerde olmuştur, ama biz anıyla şanıyla Cengiz Han dedik ona. (Hayranlıkla bahsettiğim komutanlardandır) İntikam alacağını söyledi ve gitti aldı. Tarihin gördüğü en büyük komutandır Cengiz Han !  Hem intikamımızı aldı, hem de Türklerin gücünü bir kez daha gösterdi. Bu arada birçok Tarih öğretmenine de yazıklar olsun çağrımı buradan yapıyorum. Ya bu gerçeği bilip bize anlatmadılar, ya da bu gerçekten hiç haberdar olmayıp hayatları boyunca çakma tarihi anlattılar. İkisi de gerçekten üzücü. Bugünlük yazacaklarım, söyleyeceklerim bu kadar bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Ve her şey sadece gerçekler için...





Umut Karadaş



Yorumlar (5)
Abiri Sebil 28.08.2014 08:09
Biraz islami karalar bir yazi gibi olmus ...niyet oyle olmasa dahi yazi oyle olmus....gercekler bunlar ve katliam yapilmis ama islam katliami emretmedigi icin bunu yapanlar Allah katinda cezasini bulur muhakkak...yapilan katliami «hem de butun bunlar islam ugruna yapilmistir» demek pek dogru olmamis gibi kardes ...

Araplari savunuyor gibi algilamayin ama peygamber efendimiz(sav) de bir arap idi...tüm arap irkina karsi boyle duygular beslemek de hos degil...arap türk yerine iyi insan kötü insan seklinde baksaniz rahat edersiniz...neyse bu cümlelerim tartismaya yol acar simdi sevmem pek tartismayi..

Umut Karadaş 28.08.2014 12:57
Haklısınız yazarken bende biraz öyle oldu gibi düşündüm ama az çok birkaç yazımı okumuş biri İslamı karalama değilde olayı anlatma çabası içinde olduğumu anlatmıştır. Zaten siz de niyet olmadığını belirtmişsiniz.

Son dediğinize de katılıyorum olaylara insan olarak bakmak lazım ama her durumda bizi sırtımızdan vurmaları benim gibi vatan millet sevdalısı bir adamın kafasını bozuyor.. Teşekkür ederim yorumunuz için..

Abiri Sebil 28.08.2014 13:56
Rica ederim...vatan sevgisi guzel bir sey lakin ise biraz olsun irkcilik krisinca boyle tatsiz olaylar alip basini gidiyor ya :( mesela ulkemizdeki su yillardir cozulemeyen tartisilip durulan kürt sorunu....bence konusmaya bile gerek yok...ben türküm ve türkün de iyi kötüsü var kürdün de...ben boyle inaniyorum acikcasi ...ayni durum bence araplar icin de gecerli ...sizin de degindiginiz gibi mesela filistinde olen bir arap bebek sucu ne ki...tum irka öfke beslemek anlamsiz oluyor bu noktada...saygilar...

Umut Karadaş 28.08.2014 14:05
Yazıda da belirttiğim gibi benimki biraz daha onların politikasına yönelik intikamın getirdiği bir duygu. Yoksa bir bebeğe kin beslemenin bir anlamı yok tabi ki. Kürt meselesi bizi bölmek isteyenlerin bir uydurmasıdır ya, ben iki ırkın da kardeş olduğunu düşünüyorum, ki öyleyiz de.

Abiri Sebil 28.08.2014 14:11
Aynen bence de öyleyiz :)


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6407
2 Firari Fırtına 4462
3 Mustafa Ermişcan 3890
4 Hasan Tabak 3580
5 Nermin Gömleksizoğlu 3216
6 Uğur Kesim 3067
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3026
8 Sibel Kaya 2926
9 Enes Evci 2634
10 Turgut Çakır 2315

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1339 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com