Hikayeler

çengi hüsranım
Okunma: 1361
kemal sakan - Mesaj Gönder


Nice yemekler vardır ki, yiyeni yemiştir. (Hukema)

naif ve kırılgan ama o belirgin sesiyle içli bir tuluat olup çıkıyordu. sahnedeki halini gördüğümde henüz çocuktum. gençten alımlı bir beyefendi havailikten uzak icra ettiği sanat müziğinin ağırlığına yaraşır bir sakinlikle mest ederdi hepimizi. o zamanlar kanal tek, siyah beyazlı yıllar. bizden yaşça büyük kızlar kuşkusuz hayranlıktan öte aşıktılar o genç sahne insanına. siyah beyaz ekranın önünde renkli rüyalara dalar adeta iç geçirdiklerine o tıfıl aklımla şahit olur taacüp eder gülmekten kendimi alamazdım.

zaman geçtikçe sanat müziğine ki erbabı sanat musikisi der, zamanın züppe ve şöyle yüzeyden bir ürperti bırakıp geçip giden ve çok geçmeden siz şöyle anlayın köşeyi döner dönmez kaybolup yiten müzik türlerinden fersah fersah uzak, soyluluğunu ve vakarını yitirmeyişindeki o sarsılmaz mucizeye daha çok kapıldığımı söylemeliyim. belki de mistik ve hassas ruhuma çok ta tercüman olmuş olmasındandır bu derin alaka. Ama durun ötesini diyeceğim sizlere, ondaki sözü derinden kavrayan nağmesinin bir tüy gibi ruha dokunuşundan sanat musikisini neredeyse insanlığımızın garantörü ilan edeceğim.
Neyse asıl mevzudan uzaklaşmamak gerek. geçenlerde bir televizyon kanalında o bir zamanların haza beyefendisini, sanat musikimizin müstesna icracısını görünce elimde olmadan siyah beyazlı yılların o hüzün dolu çocukluğuma geri döndüm. bir yandan da gözümü televizyondan ayırmıyorum tabi. ben hülyalı bir hatıra tünelinde yol almışken bir de ne göreyim el an. devasa bir hayal kırıklığı. o bildik tanıdık üstadı musikişinas gitmiş yerine şirret, tüccar, sinsi bir avcı gelmiş. o manalı yüz semiz bir domuz yüzüne evrilmiş, hal ve harektlerinde yapay çiçeklerin iç bayıltan talihsizliği var. dimdik adam ki içinin o sakin derinliği yerini sığ ve çabuk öfkelenen bir sathi adem almış. boysa boy, göz alıcı pahalı kumaştan bir takımlık üzerinde ışıklar altında parlıyor sanırsınız. eyvallah ama öyle can sıkıcı sormayın gitsin. aceleyle üretilenin hızla tüketilmezse aynı hızla çürüyüp billur havayı cerahata çevirmesi gibi shova kurban bir debeleniş içinde rayting rayting ölüyor karşımda o musiki devi.

benim saçıma aklar düştü kalbim aşkla ömür yorgunu, o içli şarkıların adamındaysasa gamsız tasasız bir çocuk hırçınlığı ve saçlarına yaşamın kışı hiç uğramamış gibi yılları yalancı çıkarmakla meşgul. bütün o tebessümlerinin kenarında bıçak terslemesi sesinin saklı zehri ta ekranın bu yakasından aşikar oluyor bana. vah vah, vah vah ki ne vah . aha da bir daha vah. Şimdi musiki başka adamlık başka demeye getirip bu faslı kapatmayı çok isterdim. lakin pop değil ki mevzumuz aşktan bahsederken aşka inanmayan zevatla aynı ikiyüzlülük darasına yerleştireyim, mal birliği addedip geçiştireyim şu mevzuyu da. Vallahi içim rahat etmez.

bir yarışma programı ve zatı şahaneleri kerli ferli jüri üyesi. yağıyor gürlüyor, takdir ederken bile kibrinin murdar dalgaları ekranın camını sarsıyor. daha fazla dayanamayıp kapatıyorum televizyonu. ayağa kalkıp biraz nefes alıp rahatlamak için pencereyi açıyorum.feci çok feci deyip deyip söyleniyorum. karşı caddede korna sesleri arasında bağırtılar duyuyorum biran.gittikçe ayarsız yükseliyor bağırtılar. yıldızlı gecenin huzur dolu musikisini talan eden bir militarist melodi. Oldu mu ya şimdi? alabildiğine ayarsız kendinden geçmiş bir serkeşlik havasıyla olacak şey mi gecenin bu saatinde. karşı apartmandan gençten biri üst komşunun 18 yaşlarındaki akranına bir şeyler söylüyor, seksen ikiye dört abi bunlar. bir tek bu ulaşıp mıhlanıyor kulaklarıma. Seksen ikiye bilmem kaç işte. Neyse ney. Ney ah ney…seni ayırıyorum bu gece olan herşeyden.

pencereyi kapatıyorum, huzursuzluktan kuduracağım. televizyonu açsam sinsi bir taarruz, pencereyi açsam sanki savaş narası bağırtılar üzerime üzerime geliniyor sürekli. çalışma odama geçip, bir pikap bırakıyorum plakçalara. Vay ki ne vay, oh ki oh oh. kurtuluyorum bu yeni çağın tantanasından, adam ayartan yalancı gürültüsünden. kendime geliyorum, bakın bunu çok şey bilirim. yani insanın kendine gelmesi meselesini. yine bir gulnihal... hey gidi dede efendi hey.

seyt kemal sakan



kemal sakan



Yorumlar (1)
Hsyn Zacky 21.03.2010 15:46
Tebrikler, insanın ağzında alışılmadık bir tad bırakan özel bir eser bu.

Bu arada, sanırım on yaşında bir öykü bu, 82'ye 4'ler askerden geleli çok oldu :)


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6507
2 Firari Fırtına 4541
3 Mustafa Ermişcan 4024
4 Hasan Tabak 3676
5 Nermin Gömleksizoğlu 3297
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3184
7 Uğur Kesim 3133
8 Sibel Kaya 3008
9 Enes Evci 2704
10 Turgut Çakır 2373

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3685 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com