Hikayeler

SATRANÇ
Okunma: 504
Mert Yavuz - Mesaj Gönder


SATRANÇ

  Fil’ini kaybettiğinde telaşlanmaya başlamıştı. Bu hamleyi gözden kaçırmaması gerektiğini düşünüyordu muhtemelen.
Oyun planı tamamen bozulmuş, boş boş karelere bakıyordu. Hayalleri daha
kuramadan çalınan bir sokak çocuğu* nasıl hisseder diye düşünmüştüm daha önce. Belki
Mine de şu an bunun küçük çaplısını, çok daha az acı verenini hissediyordu.

  Şirin, ufacık bir kafeydi. İçeride üç, dışarıda dört masa vardı. Dışarıdaki her masada üçer sandalye; içeride birinde iki, diğerlerinde üç tane vardı. Belki de bu huyumdan vazgeçmeliyim,
bilemiyorum. Hamlesini beklemek bu oyunun en güzel yanıydı benim için. O yüzden
iyi oynayıp mücadeleyi bırakmıyordum, onu düşünürken seyretmeyi çok seviyordum.
Kafenin arkasında ufak bir seramik atölyesi vardı. Hiç o işlere bulaşmadım, o da
hiç davet etmedi. Neden etsindi ki zaten. Neyse.

  Gözlerini gözlerime dikti bir anda, ne düşündüğümü sezinlemeye çalışır gibi bakıyordu yüzüme. Keşke ne düşündüğümü hemen anlasaydı. Gözlerinin rengini tanımlayamıyordum hala, bunu bilseydi
keşke. Dudaklarını tanımlamak bile istemiyordum, insan hayalinin üzerine fazla
düşünmek, ayrıntıya inmek istemez. Dudak dudaktır, öpülmek içindir o dudaklar.
Ve kusursuzdu, incelemeye gerek yok, Tanrı iyi iş çıkartmıştı.

  Kafenin adı Orestiya’ydı. Anlamından hala emin değilim. Araştırdım ancak ilk tragedya mıymış neymiş. Emin olamıyor insan sadece Ekşi’de görünce. Mine’nin adı Orestiya olmalıydı asıl. Ona
Orestiya diye seslenmek isterdim. Karanfil koymadan çay vermezdi bana. Ben de
onun çayından başka çay içemezdim. Tek şeker atardım, o hep tabağın yanındakini
bana bırakırdı bilmesine rağmen. Farklı bir iletişim vardı aramızda. Hala
çözebilmiş değilim.

  Ben tam manada oyundan kopmuşken gülücükler saçarak Kale’sini Vezir’imin karşısına dikti. Arada iki kare boşluk vardı. Veziri oradan kaçırsam Şah’ın önü duble yol olurdu, Kale’yi yesem piyonlar Vezir’imin icabına bakardı. Akıllı kızdı bu Mine. At’ını kurtarmaya çalışmak yerine
saldırmıştı üzerime, beni ancak böyle yenebilirdi zaten. Belki de şimdi oyunu
düşünme sırası bende, bizi düşünme sırası da ondaydı. Keşke bu düşündüğüm şeyi
de bilebilseydi.

  Kafeyi kapatmamıştık, beni biriyle tanıştıracağını söyledi, o zamana kadar satranç oynamayı teklif etti. Ben de kabul ettim. Kim gelecekti acaba. Annesi mi küçük kız kardeşi mi? Belki ikisi
de. Hep onları anlatırdı, çok düşkünlerdi birbirlerine. Babasının ölümü de
böyle yapmıştı onları. Bu yüzden ona daha çok saygı duyuyor, daha yürekten
seviyordum onu.

  5-6 dakika kadar sonra benim Vezir’im çoktan gitmiş, onunsa kalan taşları bir hayli azdı. Şah’ını sıkıştırmaya başlamıştım. Birkaç hamlenin sonunda şah çektim ve kaçacak yeri olmadığını
anladığını varsayarak kollarımı göğsümde bağlayarak havalı havalı gülümsedim. O
da durmuş gülümsüyordu. Ancak bana değil kapıya bakıyordu. Arkama döndüğümde
ellerinde çiçekler olan benden yaklaşık 15 cm uzun geniş omuzlu yakışıklı bir
herif gördüm. Ne yapacağımı bilemedim. Mine’nin mat olmuş Şah’ını hemen cebime
atıp ayağa kalktım. 20 saniye kadar sarıldılar. Adı Erkan’mış elini uzattı, kalın
parmakları vardı. Nedense Mine’nin boynuna bakıp hüzünlendim o an. Bir şeyler
söyledi yarısını falan anladım, benim söylediklerimi Mine çevirdi ona. Erkan
işaret dili bilmiyormuş çünkü. Engelli olduğum için bana çocuk gibi davranan
tiplerdendi, ağlamak istedim, Mine oradaydı yapamadım. Kulaklarıma kadar
kızarmıştım.

 Seramik atölyesine geçtiklerinde hızla ayrıldım kafeden. Cebimdeki Şah’ı çöpe atmadan önce son kez baktım. Altında ‘Seni Seviyorum’ yazıyordu. Yüreğimi dolduran duygular bir taşa nasıl sığsındı
ki. Atamadım o taşı, atarsam oyun bitecek çünkü. Atarsam o değil, ben
yenileceğim.


*Tüm erken kaybedenlere selam olsun.
Mert Yavuz



Yorumlar (2)
ömer abdullah şahin 20.11.2014 15:18
Yazin hos AMA girisini biraz daha etkili olsaydi daha iyi olabilecegini dusunuyorum

Mert Yavuz 29.12.2014 13:22
eyvallah sağ olasın


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4401
3 Mustafa Ermişcan 3789
4 Hasan Tabak 3506
5 Nermin Gömleksizoğlu 3156
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2899
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2277

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2322 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com