Denemeler

2. Dünya Savaşı : Vahşi İnsan Deneyleri
Okunma: 1000
Umut Karadaş - Mesaj Gönder


2. Dünya Savaşı : Vahşi İnsan Deneyleri
 

  Uzun bir aradan sonra yazmak istediğim birkaç konu için kalemin kağıdın başındayım. Yakın tarihin acımasızlığını incelerken, aslında "savaş" denilen kavramın arka planda çok daha fazla can aldığı gerçeğiyle karşı karşıya kalacağız. "Daha fazla can" tabiri sayısal özellikten daha çok içerik ile ilgilidir, bunu da yazının akışı içerisinde çok rahat anlayacaksınız. O yüzden devamı gelecek olan bir serinin ilk yazısı için konuya giriyorum.

 
  2. Dünya Savaşı'nın kara bulutları bizim gördüğümüz kadarıyla sınırlı değildi, hatta bu savaşta hiçbir şey sınırlı değildi. Bilim, insanlara fayda sağlamıyor, canını alıyordu. İnsanoğlu gelişmişliğini arttırdıkça gözünü hep daha ileriye dikti ve tabii ki zirvede insanın kendisi vardı. Çünkü evrenin sırrını dahi çözsen insan hiçbir zaman çözülemeyecekti. Beynimizi bile tam anlamda kullanamadığımızı ve hala sınırlarını bilemediğimizi düşünürsek, insanın varlığı bilim adamlarının çalışma vakitlerinin büyük bir bölümünü kapsayacaktı. Nitekim öyle de oldu, bir dönemden sonra artık deneylerde insanlar kullanılmaya başlandı. Sadece beyin üstüne yapılan deneylerde bile bir sürü insan hayatını "korkunç" bir şekilde kaybetti. Daha önce sıkça bahsettiğim CIA'in zihin kontrolü deneyleri de yine bu bağlam da karşımıza çıkmaktadır. Ancak konumuz bugün CIA ile sınırlı değil, daha çok ülkelerin bu konudaki girişimleri ilgili olacaktır. "Eğer elinde savaş esirleri varsa bunu çok iyi kullanmalısın" mantığıyla hareket edilerek 2. Dünya Savaşı perde arkasında kan gölüne çevrildi. Ön tarafta askeri stratejiler çarpışırken, arka tarafta bilimsel dehalar yarışıyordu ama dünya her zamanki gibi sadece ön tarafla meşgul oldu. Konuyu dağıtmadan örneklere geçmek istiyorum, ilk paragrafta da belirttiğim gibi bu bir seri yazısı olacağından az örnek verip daha çok fikirsel bakımdan yazıyı tamamlayacağım. Kanı donmuş insanların kan dondurucu deneyleri için ilk adresimiz doğunun gözdesi Japonya...
 

  2. Dünya Savaşı ve Çin-Japonya savaşı büyük bir bölüme zindan hayatı yaşatırken, Mançurya halkına cehennem azabı yaşatmıştır. Japon İmparatorluk Ordusu 731.Birim adını verdiği savaş biriminde bu halka kimyasal ve biyolojik deneyler uygulamıştır. Zaten nükleer devrine geçiyor olmamız, -hatta geçmiş olmamız- bu tarz deneyleri arttırmıştır ve bu Asya işkencesi de bunun en iyi örnekleri arasındadır. İnsanların kol ve bacakları kesilerek ne kadar kan kaybı yaşandığı ölçülüyordu bu deneylerde, kangren gibi hastalıklar bu bağlam da inceleniyordu. Bir nevi insanları kendi kanlarında boğuyorlardı. Deney denilince akla gelen birkaç bölgeden birisi olan Japonya, Çin halkı üzerinde yaptıklarıyla bu özelliğini pekiştirmiştir. Diğer akla gelen ülkeler ise Amerika, Sovyetler(Rusya) ve Nazi Almanya'sı olsa gerek. Nazi Almanya'sı bugün kesinlikle girmeyeceğim konular arasında, çünkü "bilim" adı altında yaptıkları gerçekten vahşetin son raddesindedir. Ve bunun için de çok daha ayrıntılı bir araştırma gerekmektedir, bu da dolayısıyla bu serinin ikinci yazısının "Nazilerin Deneyleri" ağırlıklı olacağına işaret etmektedir.
 

  Yavaş yavaş son satırlara doğru gelecek olursak, 2. Dünya Savaşı civarında Sovyetlerin yaptığı psikanaliz içerikli deneylerden de bahsetmek istiyorum. Ana konu olarak zihin kontrolü temasını içerdiğinden(ve bunu daha önce çokca anlattığımdan) fazla ayrıntıya inmeyeceğim. Sovyetlerin de insan beynini kontrol etme isteği aslında soğuk savaş döneminin arka planı hakkında da bize birçok fikir veriyor. İki süper gücün aynı hedef doğrultusunda ( birbirlerine ne kadar rakip olmuşlardır bilemiyorum) çalışmaya başladığını düşünürsek ve bu çalışmanın insanlığa zarar getireceğini göz önünde bulundurursak aslında günümüz hakkında da birçok çıkarım da bulunabiliriz. Çünkü günümüzde anlam veremediğimiz ve saçmalık zihniyeti içerisinde değerlendirdiğimiz birçok olay zihin kontrolü olayı sayesinde gerçekleştiriliyor. Ne kadar buna inanmak istemeyen bir kesim olsa da gerçekler değişmiyor. Ve bunun temelleri o yıllardan itibaren atılmaya başlanmıştır. Ve konu sadece beyin değildi, uykusuzluk, kan ihtiyacı, açlık ve susuzluk gibi insanların yaşamsal faaliyetleri ile ilgili birçok insanın canına mal olan binlerce deney yapıldı, yapılıyor. Bizim imkansız diye tabir ettiğimiz şeyleri, imkanlı kılabilmek için can almaktan çekinmeyen bir sürü psikopat dahi ile dolu bir dünyada yaşıyoruz. Belki hepsi Aleister Crowley'in veliahtlarıdır kim bilir. Az önce de belirttiğim gibi insanlık artık zirveye ulaştı ve kendini sorgulamaya başladı.(Bana göre de kendimizi çözünce dünya diye bir şey kalmayacak) Fikir ağırlıklı olacak dediğim bu yazının sonuna geldik, bir sonraki yazının daha çok vahşet içereceğinden emin olabilirsiniz diye notumu bırakıyor ve noktamı koyuyorum. 




Umut Karadaş



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6389
2 Firari Fırtına 4445
3 Mustafa Ermişcan 3858
4 Hasan Tabak 3559
5 Nermin Gömleksizoğlu 3199
6 Uğur Kesim 3054
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2998
8 Sibel Kaya 2911
9 Enes Evci 2621
10 Turgut Çakır 2306

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:4189 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com