Hikayeler

Çaylak Gazeteci--bölüm 15
Okunma: 710
badem lokum - Mesaj Gönder


“Sayhan Bey’in o aptal kızı yeniden gazeteye getirdiğine inanamıyorum.”
“İftiraymış, peh!”
“Külahıma anlatsınlar! Kesin Sayhan’la arayı yapmıştır.”
“Onun evinde kalıyormuş zaten!”
“Şaka yapıyorsun!”
“Sayhan bu aptalda ne buluyor?”
“Ah inanamıyorum!”
 
“Kesin fısıldaşmayı! Akşam bülteninin genel yayın akışını
yarım saate masamda istiyorum!”
 
“Tabii Şebnem Hanım!”
 
Genel Yayın Yönetmeni gerginliğini poker yüzüne gizlemeyi başarmıştı. Dışarıdan bakan biri onun sadece kendi işine konsantre olmuş normal bir gün geçirdiğini düşünebilirdi
ama  içinde volkanların patlamasına engel olamıyordu.
 
 Dedikodu yapan sekreterlerin işlerinin başına döndüklerinden
emin olduktan sonra adımları onu kendi ofisi yerine Sayhan’ınkine götürdü.
 
----------------------------------------------
 
“Size nasıl yardımcı olabilirim Sayın Genel Yayın Yönetmenim?”
“Kes şamatayı.”
“Hımm”. Sayhan’ın masasındaki yayın bülteninden kaldırdığı
keskin mavi bakışları Şebnem’in kalın siyah çerçevesini delip gözlerinden
ruhuna aktı.  Nadiren olabilecek bir durum gerçekleşti. Şebnem gözlerini kaçırdı.
 
“Gergin görünüyorsun. Bir içki ikram edebilir miyim?”
“Hayır.”
“Kaliteli viskim var. Seversin.”
“İstemiyorum.”
“Hımm..”
 
Sayhan masasından kalkıp genç kadının arkasına yürüdü,
omuzlarını avuçlarına aldı ve gerilen damarları hemen buldu.
 
“Masaj?”
“İstemiyorum.”
 
Şebnem şaşılacak bir çeviklikle adamın ellerinden
sıyrılmıştı. Sayhan sabırla kadının isyan etmesini bekledi.  Masaya dayanan kadın ellerini göğsünde bağladı ve sessiz kaldı. Sayhan da ellerini cebine koyup ayakta beklemeye
başladı. Sessiz geçen bir dakikanın sonunda Sayhan gülümsedi. Şebnem’in yüzü
ifadesizdi.
 
“Sen olduğunu biliyorum.”
“Kimin?”
“İftira atanın.”
“Onu evine aldığını biliyorum.”
“Mert’e  kancayı atmaya çalıştığını biliyorum.”
“Zor günlerinde ona destek oluyorum diyelim.”
“Peki öyle diyelim.”
“O zavallıya başka yerde iş ayarlayıp iftira olayını üstüne
almasını istediğini biliyorum.”
“Bildiğini biliyorum.”
“Bildiğimi bildiğini biliyordum.”
“Güzel.”
“Güzel.”
“İyi.”
“Çok iyi.”
“Aynı fikirde olmamıza sevindim.” Sayhan sakince gülümsedi.
Şebnem’in yüzündeki ve sesindeki ifadesiz tavır değişmemişti. Konuştukları bir
kenara dünya yıkılsa umurunda olmayacak duygusuz bir robot gibiydi. Sayhan
kadının kendini bu denli iyi kontrol edebilmesine saygı duydu.
 
Şebnem aynı fikirde olmadıklarını biliyordu.  Sayhan’a biraz özgürlük alanı tanımazsa,
parmaklarının arasından kayıp gidebileceğini görmüştü. Onu fazla sıkmamaya
karar verdi, zaten şu an sessiz kalmak akıllıca olurdu. Sayhan’ın elinde
iftirayı kendinin attığına dair kanıt olduğuna adı gibi emindi. Ama adam onu
neden direk suçlamamıştı? Ya kadınlığından hala etkileniyordu ya da tam bir
centilmendi. Şebnem ikinci ihtimali  hemen eledi.
 
“İstediğin oyuncağı alabilirsin ve sıkılana kadar oynayabilirsin.”
 
Sayhan birinci raundu kazanmanın keyfiyle gülümsedi. Şebnem
geri adım atmıştı ve bir süre ona bulaşmayacaktı. Sayhan zeki kadınları oldum
olası çekici bulurdu. Çapkın bakışlarını hemen yakaladı genç kadın ve tehditkar
bakışlarıyla karşılık verdi.
 
“Anlayışın için teşekkür ederim canım.”
 
Adamın keyifli gülümsemesine siniri bozulan Şebnem kapıya
yöneldi, tam çıkacakken geri dönüp omzunun üzerinden sakince konuştu,
 
“Sayhan,”
“Evet?”
“Bir kere benim olan sonsuza kadar benim kalır.”
“Öyle mi?”
“Bir dahaki sefere bu kadar anlayışlı olmayacağım.”
 
Şebnem cevap beklemeden dışarı çıktığında, Sayhan’ın sessiz
gülümsemesi yerini çatılan kaşlarına bıraktı. Yılanın zehrini bir seferlik
akıtmayı başarmıştı, ama ikinci seferde bu kadar şanslı olabilecek miydi?
 
-----------------------------------------------------------------

Boş bardağın içine çarpıp yuvarlanan buzlar, üzerine dolan sert
alkolün içinde eriyemeden fondip yaptı genç adam içkisini.
“Doldur.”
Barın üzerinde kayarak gelen boş bardağı yakaladı barmen.
“Hızlı gidiyorsunuz, belki daha hafif bir şeyler…”
“Fikrini sormadım.Doldur!”
“Tabii.”
 
Barmen beşinci sek içkisini dolduruyordu.
 
Soğuk kadehi parmaklarının arasına aldığında yeniden
umutlandı. Her kadehin kalbindeki yangını biraz dindirmesini umut edip
duruyordu ama içindeki yangın gitgide daha çok büyüyordu.
 
İrem Su Deren masum muydu?
 
Onu yeniden görmek zorunda olduğuna karar verdi. Mert bunu
neyi bahane ederek yapacağını bilmiyordu. Ama onu kesinlikle görmek zorundaydı.  Kadehini dudaklarına götürdüğünde, iki
yumuşak parmak kadehle dudaklarının arasına girdi.
 
Gözleri Şebnem’inkilerle buluştu.
 
--------------------------------------------
 
Spot ışıkları saçlarındaki altın yansımalara karıştı,
duyguları müziğe, sesi ise geceye…
 
Barı dolduran insanlar kendilerinden geçmişler o muhteşem
melodiye eşlik ederken, Sayhan barın girişinde kapıya yaslanmış, dalgın
gözleriyle sahnedeki İrem Su’yu izliyordu.
 
O tanıdığı çaylak gazeteciden çok farklı görünüyordu.
 
Müziğin ruhuna kapılan profesyonel şarkıcılara benziyordu şu an. Şarkısını
yaşıyordu. Enerjisi sahneden taşıp insanlara geçiyordu. Müziği bulaşıcı bir
hastalık gibi ön sıralardan gerilere atlamış en sonunda Sayhan’ın da kalbine ve
zihnine nüfus etmişti.
 
Sayhan, İrem’de ne bulduğunu sordu kendine. Neden onu takip
ediyordu? Neden ne yaptığını merak edip duruyordu? Neden altı üstü bir gün
konuşmadılar diye kafayı yemek üzereydi? Evet evet, sebebi İrem’in toplantı
odasında net bir cevap vermemiş olmasıydı. Kesinlikle merak ettiğinin bu
olduğuna inandırmaya çalıştı kendini.
 
Bu arada şarkı bitmişti. Gidip onu gazeteye geri dönme
konusunda ikna etmeye karar verdi. Yani İrem’i her an gözünün önünde tutmak
istediği için değil, onca çabası boşa gitmesin diye, Şebnem’e yenilmemek için…
 
Yani kendini bu bahanelerle kandırmaya devam ediyordu.
 
İşte İrem Su sahneden inmiş, altın saçları etrafında
yumuşacık dalgalanarak kendine doğru geliyordu. Sayhan kalp atışlarının
hızlandığını hissetti. Bakışları derinleşti. Sağ adımını ileri atıp elini genç
kıza uzattı.
 
Kızın pembe ıslak dudakları aralandı,
 
“Mert?”
 
Sayhan duyduğunu sandığı kelimeye inanamadı. O anda fark
etti genç kızın kendine doğru bakarken bir başkasını gördüğünü. Omzunun
üzerinden istemeyerek geri baktığında Mert Arslan’ın arkasında dikilmiş İrem’e
baktığını gördü.
 
Şimdi üçü yüz yüze dikiliyordu.
 
“Ne yüzle geldin?” diye sordu Sayhan huysuzlanarak.
 
Mert gözlerini İrem’e kilitlemişti.
 
“İrem Su, biraz konuşabilir miyiz? Özel?” Mert elini kibarca
öne uzattı.
 
“Özel konuşacak neyiniz kaldı? İrem Su gidelim buradan. Bir
dünya işimiz var!”

Sayhan omzuyla Mert’in önüne geçerek elini İrem’e uzattı.
Sinirlenmişti. Yanında dikilen adama tahammül edemiyordu. Evde yaşananları,
duyduklarını hazmedemiyordu. İrem Su, onu kendine tercih ettiğini söylemişti.Gerçekten
yeniden aynı hatayı yapacak mıydı?
 
İrem’in yanakları kızarmış, gözleri dolmuş, sıkılarak yere
bakıyordu.
 
Mert nefesini tutarak bekliyor, kalp atışları kulaklarını
sağır ediyordu. Hayatında ilk defa bu kadar heyecanlıydı. İlk defa bu kadar
istekliydi. Her şeyi mahvetmişti. Ama şimdi bir şansı vardı.
 
Üçlünün arasındaki sessiz gerilim patlayan bir volkan gibi
yükselip etrafa yayıldı. Kimse yanlarından geçmeye cesaret edemiyordu.
 
Üçü de nefesini tuttu.
 
O kısacık saniyede hayat hepsi için durdu.
 
Sanki bir adımla üçünün de kaderi değişecekti.
 
İrem Su kalbini mi seçecekti aklını mı?
 
Kim gerçek sevgiyi hak etmişti?  Kim ilk erkeği ve hayat arkadaşı olacaktı?
 
Bu tatsız rekabeti kim kazanacaktı?
 
Beklenen an geldi.
 
İrem Su, titreyen elini ürkekçe ileri uzattı.
 
Mert kalbine kör bir kasatura saplanmış gibi hissediyordu.
 
Sayhan bu olana inanamıyordu.
 
İki adamın da eli havada öylece kalakalmıştı.
 
Genç kızın elini tutup, Sayhan ve Mert’in arasından çekip
yanına alan Cengiz Türker, yüzleri allak bullak olan adamlara dostça gülümsedi.
 
“Merhaba. Beyler, kusura bakmazsanız İrem Su hanımın bana
verilmiş bir sözü var. İyi akşamlar. İrem Hanım?”
 
Genç polis amiri, son derece yakışıklı göründüğü sivil
elbiselerinin içinde, İrem’in kapısını açıp onu oldukça yeni görünen beyaz
renkli sedanına bindirdi. Kendi de şoför koltuğuna geçip, sağ sinyalini yaktı
ve barın kapısında dikilen iki şaşkın adam olan bitene anlam veremeyerek
arkasından bakarken, gecenin akan trafiğine karıştı.
 
----------------------------------------------
-----------------Ertesi gün gazete binasında-------------------------
 
İrem Su sabahtan beri devam eden tereddüdünü bir kenara
bırakıp cep telefonunu eline aldı, bu sefer de sinyali çekmiyordu. Sıkılarak
Sayhan’a baktı.
 
“Akşam eve gelmedin.”
“Demek sen geldin? Cengiz’de kalırsın sanıyordum.”
“Bu hiç uygun olmazdı.”
“Yaa sahiden mi? Ne yaptınız gecenin köründe?”
“Sen bana hesap mı soruyorsun?”
Sayhan yakalandığını hissetti. Gözlerini kaçırıp asansörün
katları gösteren dijital göstergesine bakarken eliyle yakasını gevşetti.
“Tabiki hayır. Kiminle ne halt ettiğin beni ilgilendirmiyor.
Sadece anlaşmamıza uymamandan ve mafyayla ilgili gelişmeleri bana anlatmamandan
endişeleniyorum.”
“Bir gelişme olduğunda söylemeye söz verdim. Haberi ilk sen
yapacaksın.”
“Öyle mi?”
“Öyle.”
“Bir gelişme olmadı mı?” Sayhan Cengiz'le buluşmalarını kast etmişti. İrem anlamıştı. Sinirlenerek cevap verdi.
“Henüz olmadı.”
Sayhan’ın sabrı taştı. Kolunu ileri uzatıp genç kızı küçük
asansör aynasıyla bedeni arasına sıkıştırdı.
“Benimle oynama! Sakın oynama!”
Asansörün kapısı açıldı.
Sayhan ne yaptığını fark edip geri çekildi ve toplantı
odasına doğru yürümeye başladı. Bu arada onları gören sekreterlerden biri
Sayhan’ın İrem’i öptüğünü sanmıştı. Yeni skandalı yetiştirmek üzere
arkadaşlarının yanına koştu.
İrem Su toplantı odasına girdi.
“Oturun İrem Hanım.” dedi genel müdürleri.
Mert’in ilgisizgözleri önündeki dosyada gezinirken, Şebnem’in nefret dolu gözleri İrem’in
üzerindeydi.
“Buna gerek olduğunu sanmıyorum.”
“Anlayamadım?” dedi genel müdür.
Sayhan şaşkın bakışlarını İrem’e çevirdi.
 
-------------------Bir Önceki Gece------------------------
“Sizi öyle tutup çıkardığım için üzgünüm İrem Hanım ama
gelişmeleri konuşmamız lazımdı.”
“Önemli değil Cengiz Bey sizi dinliyorum.”
“Sizi şarkıcı beni de korumanız ve menajeriniz sanıyorlar
hala ki; bu çok iyi. Çetenin iki ayağını çökerttik biliyorsunuz. Şimdi geriye
asıl önemli operasyon kaldı.”
“Ne yapacağız?”
“Mafyanın asıl patronları bu hafta sonu Uludağ’da
toplanacak. Sizin aynı otelde sahne almanız bahanesiyle izlemede olacağız. Eğer
bir açıklarını yakalayabilirsek suçüstü yapıp tüm çeteleri çökerteceğiz.”
“Bu çok tehlikeli!”
“Korkmayın, sonuna kadar yanınızda olacağım.”
“Elimden geleni yapacağım.”
“Bu arada, bu konuşulanlar, biliyorsunuz…”
“Evet, aramızda kalacak.”
-----------------------------------------------------------
----------------------Ertesi Gün Toplantı  Odasında---------------------------
 
İrem Su hala ayaktaydı.
 
Mert dosyanın sayfalarını karıştırmayı bırakmış, dikkatini
İrem Su’ya vermişti, odadaki herkes gibi. İrem tam oturacakken cep telefonuna
bir mesaj geldi. Özür dileyerek mesajı okudu. Bu beklediği teklifti. Artık her
şey resmen kesinleşmişti. Tereddüdünü bir kenara bırakıp cevap yazdı: “Bir saat
içinde görüşmeyi kabul ediyorum.”
 
Genel müdür kızarak yeniden uyardı İrem’i, “Bütün gün sizi
bekleyemeyiz İrem Hanım!”
 
İrem odadakilere döndü, teker teker yüzlerine baktı, en son
Sayhan’ın koyu mavi gözlerinde takılı kaldı.
 
“Nazik teklifiniz için teşekkür ederim. Ama kariyerime  gazetecilik alanında devam edebileceğimi sanmıyorum.”
 
Şebnem’in elinde oynadığı pilot kalem masanın üzerine düştü.

Mert şaşkın bakışlarını kaldırıp İrem’in yüzüne baktı.
 
Sayhan durumu anlamamıştı. Onun için yaptığı her şeyden
sonra, İrem Su, mücadeleyi bırakıyor muydu? Anlaşmalarından vaz mı geçmişti? Ne
yani, öylece gidiyor muydu?
 
“Bu ne demek İrem Hanım?” Sayhan kendine engel olamamıştı.
 
“Başka bir iş teklifi aldım Sayhan Bey, ve bunun durumuma
daha uygun olduğuna karar verdim.”
 
“Anlamadım, ne teklifi?”
 
“Bir plak şirketiyle anlaşıyorum, yakında albüm çıkaracağım. Sebep olduğum kargaşa için hepinizden özür dilerim, ve bana olan yardımlarınız için teşekkür ederim. Hoşça kalın.”
 
İrem Su Deren, toplantı odasından çıktı. 
 
 
 
 
 
 
 
 


eveet sevgili dark martini.hadi bakalım actionı bol bi bölüm isterim artık senden:)) yeni bölümde görüşmek üzere tüm okuyanlara sevgiler:)
badem lokum



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6841
2 Firari Fırtına 4801
3 Eyyup AKMETİN 4385
4 Mustafa Ermişcan 4302
5 Hasan Tabak 3961
6 Nermin Gömleksizoğlu 3561
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3507
8 Uğur Kesim 3346
9 Sibel Kaya 3262
10 Enes Evci 2945

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:777 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com