Denemeler

En Güçlü Kitle İmha Silahı Televizyondur ! (Zihin Kontrolü)
Okunma: 774
Umut Karadaş - Mesaj Gönder


EN GÜÇLÜ KİTLE İMHA SİLAHI TELEVİZYONDUR ! ( ZİHİN KONTROLÜ )


  Zihin kontrolü başlığı altında daha önce 4 tane yazı yazmıştım ancak bugün olaya biraz daha farklı açıdan yaklaşacağım. Subliminal mesaj, 25. Kare tekniği, lsd vb. metodlar daha önce çok kez anlatıldı, gerek benim tarafımdan gerek ise başkası tarafından o yüzden onları anlatacağım herhangi bir konu muhtemelen kilitlenecektir. Subliminal mesajı ararken ayrıntılarla uğraşırız, aslında mesaj kocamandır. Biz ayrıntılarda boğuluruz ve resmin büyüyüğünü göremeyiz. Günlerdir izlediğimiz programlarda ince mesajlar ararken, aslında programın kendisinin kalın bir mesaj olduğunu anlamayız. Bugün biraz bu mantık da anlatmaya çalışacağım. Zihin kontrolünü aslında çok doğal yollar ile bize lanse ettiklerini ve benimsettiklerini göstermeye çalışacağım.


  Yaz geliyor... Güneşin egemenliği tüm dünyayı çepeçevre saracakken, biz yine karanlığın esareti altında çırpınıp durmaya devam ediyoruz. Kendi seçtiğimiz karanlığın aydınlık olduğunu sanıyoruz ve işin kötü yanı buna gönülden inanıyoruz. Neyse şu mistik havadan biraz sıyrılıp Neyzen'in kaleminin ucu olmaya çalışacağım. Ne kadar zamanımızda yasaklanan bir sanat olsa da hiciv bize mirastır. Bir esnaf dükkanında emekliliğini bekleyen ve arkadaşlarıyla beraber " Bu ülke nereye gidiyor yaa" diye söylenen amcanın sorularına cevap aramaya çalışacağım. Gerçi bu bir soru değil, uçuruma doğru koşan bir insanın düşmekten başka yolu yoktur. O yüzden ben bu soruyu sorma nedenlerimizden bahsedeceğim. Çoktandır bahsettiğim, mevzuyu çözmüş insanların çoktandır bahsettiği ve bilindik konular açacağım.


  Öncelikle inanılmaz derecede hayalperest bir toplum olduk, gerçeklerden uzak yaşayan ve bunun farkında olmayan insanlar bütünü haline geldik. Bunun en büyük nedeninin de televizyon olduğunu düşünüyorum. En büyük kitle imha silahı ! Bugün hangi süslü elbiseyi giysek diye dertleniyoruz, televizyonda iki üç tane şaklaban gün boyu kıyafet eleştiriyor. Veya başka bir program sabah kuşağı boyunca insanları evlendirmeye çalışıyor. Başka bir kanalı açtığımızda dört beş tane zengin insanın pişirdikleri leziz yemekleri seyrediyoruz. Daha bitmedi zaplamaya devam edelim, bu ülkede sanatçı olarak görülen (aslında bundan bir hayli uzak olan) insanların boş konuşmaları ile dolu programlarını görüyoruz. Sabah ve öğle kuşağı yok olmanın temel şartı, bilinçlenmenin de en büyük düşmanıdır. İnsanları bu hayali dünyalar ile koşullandırırlar, oysa gerçek bundan çok uzaktır. Sokağa çıkınca giyecek bir şeyi olmayan çocukları, yiyecek yemeği olmayan insanları ve barınacak bir yeri olmayan aileleri görürsünüz. Ekranlar yemeği shoplayarak gösterirler, biz de çıplak gözle inanırız. Sonrasında ise değişiriz toplum olarak şekilleniriz, kukla haline geliriz ve ipimizi tutanların farkına varmayız. Ne kadar garip değil mi ? Yıllardır farkında olmadan bir savaşın içinde hipnoz ediliyoruz. Televizyon ile söyleyeceklerim bu kadar değil daha bu işin akşam kuşağı var, dizilerimiz hakkında birkaç kelam etmezsem yazıya haksızlık etmiş olurum. Nedir bu ülkenin yasak aşk sevdası ? Her dizide bir ensest hikaye, aile yapısını bozmaya yönelik senaryorlar... Ne zaman bitecek bu gereksiz ama klasikleşmiş yapımlar ? Bu ülkede yapımcı, senarist veya yönetmen mi yetişmiyor ? Ya da başka konulara izin mi verilmiyor ? Bir de artık kadını kullanmaktan vazgeçmeli medya patronları. Kadın bedeninden cepleri doluyor. Reklamlarda, dizilerde, programlarda, aklınıza gelebilecek herhangi bir yerde kadını ön plana çıkarıp vücudunun bir bölümünü gösteriyorlar. Toplumda kadın hakkını savunup, kamera arkasında el altından kadını kullanmayın. İki yüzünüz var bari birisi adam olsun. Şarkıların sesini kapatıp, klibini izleyen onlarca insan tanıyorum, yüz binlercesini tahmin ediyorum. Sonra bu şarkı milyonlara ulaşıyor ve bir sanat eseri olarak listelerde yerini alıyor. Müzik tüm insanların içinde olduğu bir endüstridir ve bu endüstrinin gizli sahipleri bu gücü nasıl kullanacaklarını bilirlerse ciddi bir hegemonyaya sahip olurlar. Ve inanın bana bu insanlar o gücü kullanma konusunda ustalaşmış durumdalar, biz de o hegemonyanın altında başımız dik bir şekilde geziyoruz.  Başımız dik çünkü boğazımıza kadar boka battık. Toplumu inanılmaz derecede profesyonelce yönlendiriyorlar, gideceğimiz tek yolu kendi seçimimiz zannediyoruz. Müzik ve televizyon konusu hakkında da hiçbir zaman konuşulacaklar bitmez, çünkü sorunlar aynı bu yüzdendir ki 5-6 makalemden birinde bunlara değiniyorum. Asıl sorunumuzu bilelim, bunun üstüne gidelim diye.


  İnsanları gerçeklerden soyutlarlar, cinselliğe ve eğlenceye yönlendirirler. Yukarıda bahsettiğim gibi kadını bolca kullanırlar, yoksulu dışlarlar, parayı tanrı yaparlar. Zenginlere hitap eden bu sistem de amaç zengin-fakir arasındaki farkı olabildiğince açmaktır. Böylece dayanışma ve yardımlaşma azalacak, toplumun dirayeti düşecektir. Bölünmeye ve parçalanmaya daha meyilli insanlar haline geliriz. Garip ama bunların hepsi televizyon ile oluyor. Şimdi bana diyorsunuz belki yok artık nereden nereye bağladın diye; ama inanın arasında uçurum olan şeylerden bahsetmiyorum. Hepsi birbirine ince ipler ile bağlıdır. Senin zihnini bu şekilde kontrol ederler, psikolojini yönlendirirler. Toplumun ruhsal sürecini istedikleri ölçüde değiştirebilirler. Bunun bir seri yazısı olacağını da düşünerek bugünlük bu kadar demek istiyorum, bir sonraki yazıda ise bu bağlamda filmlerin nasıl etki yarattığını ayrıntılı bir şekilde inceleyebilirim. En büyük hobisi cellatıyla vakit geçirmek olan topluma saygılarımı iletir, bir sonraki yazıda görüşmek dileği ile noktayı koyarım. 



Umut Karadaş



Yorumlar (3)
münzevi .. 3.04.2015 17:41
Umut, muhtemelen sende bu yazıdaki malumatları televizyondan edindin. Ya da yine aynı televizyonun önerdiği filmlerden, kitaplardan, belgesellerden... Oda değilse aynı medya patronlarının gazetelerinden, dergilerinden... Seçenekli de olsa sana da dayatan dayatmış Umut! Takılma bu kadar.

Umut Karadaş 7.04.2015 11:50
Dayatanın dayatması hoşuma gitseydi takılmazdım, tıpkı senin gibi.

münzevi .. 7.04.2015 22:43
Şimdi sana subliminal bir mesaj vereceğim Umut. Buna "25. "kare'nin" yazımsal versiyonu deniyor. Sana yaptığım ilk yorumda 11 kez "Ğ"(Yunuşak G) harfini kullandım. Biliyorsun 11 sayısı Şamanizm sembol dilinde "lucifer" yani şeytanın sayısal karşılığı. Sen tabii ki bunu fark etmedin. Ama aslında fark ettin. Şuuraltın bunu fark etti ama çükün fark etmedi. Çünkü senin çükün o sırada başka bir işle meşguldü. Günler sonra o çükünün bana doğru kalkması da işte bundan.Senin bir suçun yok dostum. SUÇ SENİN ÇÜKÜNDE.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6327
2 Firari Fırtına 4389
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3478
5 Nermin Gömleksizoğlu 3144
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2879
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:328 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com