Denemeler

Postmodern Kazazadeler
Okunma: 700
Poyraz Poyrazoğlu - Mesaj Gönder


Heyecanla yerine oturdu ve yazmaya başladı. Siz hiç heyecanını dindirmeden yazmaya başlayabilen bir yazar gördünüz mü? Birkaç numaradan sonra kendisine gelecek olan aklı, nizamlı düşünüp bir karmaşa çıkaracak ve sonra hemencecik anlamsız bulacaktı kendi
tarzını. Mutsuzluk arayacaktı yazabilmeye ve düşünecek, acınacak şeyler bulacaktı
kendine. Böylece zorlayacaktı kendisini ve aldatacaktı. Kimi aldatacaktı?
Kelimelerin söylenişlerindeki tonları birer şekle dönüştürüp hayallerindeki sarmaşıklar arasında dolaştırdığı günlerinde bir insancık, etrafından bir haber, kalabalık içinde yürüyordu. Daha hiçbir şeyi tartışmamış, nesneleri beynindeki uygun kategorilere
yerleştirmemiş, sevmekten öte duygular tatmamış kocaman dalaklı bir çocuk,
annesinin elini sıkıca kavramış düşünüşündeki belirsizliği kavrayamamıştı.
Eskiye dönüşündeki bu denli hatırlanabilirlik, kendisindeki oldukça keskin bir zekânın
varlığına delalet ediyordu. O öyle düşündü. Başladı “ kelimeler büyülü değil,
çağrıştırdıkları büyülü”. Öfkeyle kitabı yere fırlattı. İspanyol yazarın kitabı
bir nesne olarak durdu şimdi gözünde. Yine gözünde iki gün önce yüksek bir
sanat eseri olarak kamaşan ve sarhoşluk veren bu kitap, sebep olduğu
bulanıklıkla kendisini yere attırmıştı. Çağrışımların büyüsünü asla
anlayamayacağını düşündü. Bütün karalama kâğıtlarını, ortamını dağıttı ve eski
hayatına geri döndü.“Günde binlerce hevesli,
postmodern duvarlara çarpıp sinek gibi yere düşerken, eskideki uçabilme
kabiliyetini de yitiriyor.” Bunu bir hikâye olarak anlatmak güzel ve farklı
olurdu elbet ama o zaman da keskin cümleler kurmaya olanak bulamazdım. Ötesi
farkettiremediklerim olurdu. Pek sevmediğim üzere düşüncelerimi sizlere
okutuyorum. Bunalımlı çağdan üstbunalıma geçerken yolda takılanlar oldu. Zaman
duvarlarına takılanlar, kendisini uğraşsız zannedenler, edebiyatın tadını
kaçıranlar ve zevklerini değiştiremeyenler. Kalanlar bir daha kendisine
dönemedi, hepsi gidenlere özendi. Aynı Anadolu’da bir köyde büyümüş iki
çocuktan birisi İstanbul’a gittiğinde diğerinin içinde kalanlar gibi. Olmadı.
Gidebilenler azdı. Gitmek isteyenler ise milyon oldu. O milyonlar işte pıt pıt
yere düşen sinek gazileri. Berrak beyinlileri, dâhileri, keşfedilmemişleri de
aralarında. Ama değiştirilemeyecek şeyler vardır. Bir trafik kazasında
ölecekseniz, sizin kararınız olmasa da ölürsünüz. Duvara çarpmak da bir karar
ve suç sayılamaz. İtiraf ediyorum ben de duvara çarptım. Nasıl da utanır gibi,
suçummuş gibi söyledim? İşte benim ve sizin parçalanmışlığınız. Bunu kavramakla
yola başlayalım. Ben doktorum, uçabilmek için kendi reçetemi yazarım, ya siz ne
yapacaksınız. Kalkın da bir şeyler yapın postmodern kazazadeleri. Bana da
uğrayın geçerken iyileşmiş sayılmam.



Poyraz Poyrazoğlu



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6437
2 Firari Fırtına 4485
3 Mustafa Ermişcan 3937
4 Hasan Tabak 3607
5 Nermin Gömleksizoğlu 3240
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3088
7 Uğur Kesim 3088
8 Sibel Kaya 2950
9 Enes Evci 2654
10 Turgut Çakır 2332

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2380 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com