Denemeler

Tarih Değiştirilmiş Olabilir Mi? 5: ERMENİ SOYKIRIMININ GERÇEK YÜZÜ!
Okunma: 854
Umut Karadaş - Mesaj Gönder


         


 
                                                                                                                      
        Tarih Değiştirilmiş Olabilir Mi? 5: ERMENİ SOYKIRIMININ GERÇEK YÜZÜ!

  Uzun bir aradan sonra, yazmayı sevdiğim bir seri olan “Tarih Değiştirilmiş Olabilir Mi ?”nin beşinci yazısı ile hasreti gidermeyi düşündüm, hem de son zamanlarda oldukça revaçta olan bir konu ile. Yazının ağırlıklı konusu Ermeniler olacaktır ancak başka mevzulara da tabii ki değineceğim. Askeri bir sorundan siyasi bir soruna geçiş yapan Ermeni meselesi bilinçli bir topluma sahip olduktan sonra asla baş ağrıtmayacak bir meseledir. Bu yazıyı kaleme almamın ana nedeni de budur. Toplumumuzdaki tarih eksikliği yoğun bir şekilde göze çarpmaktadır. O ünlü televizyon dizilerinin sırf reyting sıralamasında üst basamaklara tırmanmak için tarihinin üstüne bastığı bir gerçektir. Tekrar konumuza dönecek olursak, haberlerde sıkça duyduğumuz ancak anlam veremediğimiz; manşetlerde sürekli okuduğumuz fakat içeriğine hâkim olamadığımız bir ermeni meselesi ile karşı karşıyayız. Bugün bu yazıdan sonra soru işaretlerinizin silineceğini umuyorum ve bilinçli vatandaşlar olarak her platformda kendimizi temsil edebileceğimize ve savunacağımıza inanıyorum. Bana inanın ki konu tarihse herkes susar, Türkler konuşur. Yeter ki okuyalım, araştıralım, bilelim, tartışalım… İşte o zaman ilelebet sırtımız yere gelmeyecektir.
           

  Bu serinin bir geleneği olarak ikinci paragrafta bir yanlışı düzeltmeyi kendime adet edinmiştim. Mesela bir önceki yazıda Edison’un ampulün mucidi olmadığını yine ondan önceki yazıda da Graham Bell’in bir hırsız olduğunu açıklamaya çalışmıştım. Bugün ise bilime biraz daha uzak ancak medya vasıtası ile yanılgı içine düştüğümüz bir konudan söz edeceğim. Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 yıldız, Türklerin kurduğu 16 devleti temsil etmektedir. Ve medyada çok kez rastladığım Türkler tarihte 16 devlet kurmuştur sözü gerçeği yansıtmamaktadır. Eğer bu 16 devletten, Türklerin kurduğu en büyük 16 devlet diye bahsedilecek olsa ifade bir nebze doğru kabul edilebilirdi ancak tarih boyunca yalnızca 16 devlet kurduğumuzu iddia etmek kesinlikle ama kesinlikle büyük bir hatadır. Ki zaten bu 16 devlet içinde ne Safevi Devleti vardır ne Tabgaç Devleti ne Akkoyunlular ne de Karakoyunlular… Türkler tarih boyunca çok daha fazla devlet kurmuşlardır, öyle bir millet düşünün ki bağımsızlığı kaybedince 40 kişi ile koca Çin Sarayı’nı bassın(Kürşad ve Çerileri), yine o milletin evladı olan Çiçi sırf Çin’e boyun eğmemek için kendi sarayının her odasında kanlı mücadeleler versin, oda oda çarpışsın. Şimdi ben size soruyorum birbirlerinin üstünlüğüne bile tahammül edemeyen(Timur x Bayezid, Gazneliler X Selçuklular…) bu millet 2000 bin yıllık tarih içinde nasıl 16 devlet içine sığabilir?  
       

  Şimdi ise gelelim Ermenilerin bitmek tükenmek bilmeyen dertlerine. Öncelikle “hak isteyenin hakkını verin, baş isteyenin başını kesin” sözüne inanan biri olarak bu kişiliğimi bu konu için bir kenara bırakıyor ve objektif şekilde tarihi gerçekleri önünüze serip yorumları size bırakıyorum. Ermeniler ilki 1780 yılında olmakla beraber özellikle 19. Yüzyılın sonları ve 20. Yüzyılın başlarında bolca isyan etmiş ve terör içerikli eylemlerde bulunmuş bir gruptur. 1800’lerin ikinci yarısından itibaren bağımsız bir devlet kurma isteği ile silahları ele almışlardır. 1890 yılında Kumkapı gösterisi yapan, 1892 yılında Van valisini öldürmeye teşebbüs eden Ermeniler sonraki senelerde Kayseri, Yozgat, Çorum gibi Anadolu’nun farklı bölgelerinde ayaklanma çıkarmışlardır. 1895 yılındaki Bab-ı Ali gösterisi ile elde silahlar hükümete yürüyen Ermeniler birçok jandarmayı yaralamış ve şehit etmiştir. 1896 yılında ise banka basmaları artık işlerin seyrini değiştirmeye başlamıştır. ( İsyanların hepsini tek tek yazıp sizi sıkmak istemediğimden atladıklarım olmuştur.) Ve artık çizmeyi aşan Ermeniler 1905 yılında Abdülhamit’e suikast teşebbüsünde bulunmuş fakat başarılı olamamışlardır. Artan isyanlar ve terör eylemleri Osmanlı paşalarının canını sıkmaya başlamıştır bunun nedeni de bir dünya savaşının yaklaşıyor oluşudur. Doğu’da Ruslar ile birlikte hareket eden Ermenilerin savaş sırasında ayaklanması bizi bir hayli zor duruma düşürebilirdi, bu yüzden önlem almak zorundaydık. Bu düşünceler sürerken Ermenilerin doğuda geçici bir hükümet kurması(yani devlet kurmaya son adım) artık kararın verilmesini sağlamıştır. Bu kararda Ermenileri başka bölgeye taşımaktır. Savaş zamanında ekonominin ne hayli zor duruma düştüğünü bilirsiniz, ancak Osmanlı hükümeti o dönem Ermenilerin yeni yurtlarına sorunsuz göç edebilmesi için hazineden bir hayli para aktarımında bulunmuştur. (261 milyon kuruş) Ekleyip devam ediyorum, göç sırasında görevini kötüye kullanan 1673 Osmanlı memuru idam da dahil olmak üzere çeşitli suçlara çarptırılmıştır. Milyonlarca Ermeni’nin katledildiğinden bahsediliyor ancak öz kaynaklarımıza göre memlekette var olan Ermeni sayısı 400 bin civarındadır.(Türk Tarih Kurumu : 425.980 – Genelkurmay : 413.067) Ermeni meselesi günümüzde Türkiye’ye zarar vermek için tekrar ortaya çıkarılmış bir yalan dolandan başka bir şey değildir. Ermenilerin cumhuriyet kurulduktan sonra yurt dışına çıkan Osmanlı paşalarına suikast düzenlediği ve yakın dönemde ASALA suç örgütü kapsamında yine yurt dışındaki bürokratlarımıza yaptıkları saldırılar da tarihin gün gibi gerçekleri arasındadır. Osmanlı 600 yıllık saltanatı içinde çok kez soykırım yapma fırsatı bulmuşken tüm cihanda hoşgörüsü ile bilinen bir devlettir, neden bu zor zamanda bir soykırıma gidilsin ki? Ayrıca bunu tüm dünya bilsin ki biz Ermenistan’a soykırım yapsaydık eğer, şu an haritada Ermenistan yazısını bir Allah’ın kulu göremezdi. Ey Türk Milleti! Senin ataların soykırım yapmadı, siz gidin soykırımı Avrupalı devletlerin tarihinde arayın işte o zaman ak ve kara belli olacaktır. Daha anlatılaca, yazılacak çok şey var ancak bu yazının bilgilendirme aşamasında kalmasını ve kafa karışıklığını önleme isteğimden dolayı bir İsveçli Binbaşı’nın sözleriyle yazıya noktayı koyuyorum. Unutmayın ki geçmişin şanlı bayraklı yeni neslin elindedir ve damarlarımızdaki asil kan bu bayrağı en tepede tutacağımızın resmidir.


“Acaba Türk Hükümeti, Ermenileri sürgün etmek zorunda mıydı? Diye sorulursa benim yanıtım ‘Evet’ olur. Tehcir edilen bu kader kurbanlarına Türklerin saldırdıklarını hiç görmedim. 1915 yılının sonlarında bir ay boyunca tehcir edilen Ermenilerin arasında dolaştım. Hiçbir katliama şahit olmadım.”    İsveçli Binbaşı Hjalmar Pravitz



Umut Karadaş



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6407
2 Firari Fırtına 4462
3 Mustafa Ermişcan 3890
4 Hasan Tabak 3580
5 Nermin Gömleksizoğlu 3216
6 Uğur Kesim 3067
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3026
8 Sibel Kaya 2926
9 Enes Evci 2634
10 Turgut Çakır 2315

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1600 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com