Hikayeler

Tutkular
Okunma: 535
Poyraz Poyrazoğlu - Mesaj Gönder


Eski zamanın muhteşem bir şehrinde oldukça sıkıntılar içinde bir çocuk, uzun bulvarı her adımlayışında zihnindeki anlamsızlık çukuruna bir miktar daha batmaktaydı. Meşhur metal yığınının yanından geçerken insanların o devasa yığına gösterdikleri ilgiden habersiz, elleriyle ceplerinin dibini yokluyordu. Yüzü biçimsiz ve boyu kısaydı. Yaşına uygun giyinmemekle beraber, upuzun bir paltoyla da tüm vücudunu kapatmıştı. Paltonun kalkık omuzlarıyla, düşünüşündeki dehşetin yüzüne yansıyan kısmını sakladığını zannediyordu. Ailesinden mesafeyle ve arkadaşlarından fikren uzak olan bu çocuk büyümeye yakın yaşlarında, dayanılamaz derecedeki düşünce baskınlarıyla kendini kaybediyordu. Tüm tepkimeler içinde olurken dışına basınçla çıkmak üzere birikmiş ruh sıkıntıları artık saklanamayacak kadar yüzüne yansıyınca, şehrin önemli bir ressamı bu çocuğu fark etti. Sonrasındaki tüm olaylar anlatmayı mühim bulmadığım şu güzel hayatın güzel rastlantıları sonucunda olmuştu ve bu çocuk zamanla yeni bir resim akımını başlatabilecek kadar özgün bir ressam haline gelmişti. Bir zaman sonra artık kendi yöntemine göre bütün resimlerini açık havada çiziyor ve günün ilerleyişinde ışığın açısını değiştirmeden yakalayabilmesi için zihnini ve renkleri tuvale hemen yansıtabilmesi gerekiyordu. Bunun için de en fazla yarım saati oluyordu bir resim çizebilmek için. Gün geçtikçe yaptığı şey, kendisini basitçe ifade etmekten öte, karşı konulmaz bir tutkuya dönüşüyordu. Güneşin otların üstüne vurduğu o renkleri yansıtabilmek en büyük hayaliydi. Bazen gerekirse hendek kazdırıp ışığın açısını doğru yakalamak için onun içine giriyor, gerekirse de koskoca bulvardaki insanların tümünü onları çizebilmesi için durmaya ikna edebiliyordu. Hatta bir keresinde tren garında yolcuların dolmasını bekleyen vagonların çıkardığı duman, güneşin ışıklarıyla karışınca içinde karşı konulmaz bir çizme isteği belirdi ve tren dairesi başkanını ikna edip seferi yarım saat geciktirmişti. Makinistten de bilerek dumanları daha çok çıkarmasını istemiş ve bütün tren garını sise boğdurtmuş gibi bir görüntüyle uzaktan bakıp kendini kaybetmişçesine çizmişti o manzarayı. Kırmızıyla yeşili yan yana koyup ikisinin birbirini daha canlı göstermesine bayılıyor, adeta renklerle kumar oynuyordu. Yine bir keresinde zihninde tasavvur ettiği bir köprüyü inşa ettirebilmek için belediyeyle ve o çevredeki halkla kavga edip, sonunda o köprüyü inşa ettirdikten sonra resmettirmişti. Tutkusu hiç azalmadı. Şaşırtıcı olmayacak bir şekilde günün birinde öldü.
 
 
devamı için ......  http://onuncusanat.blogspot.com.tr/2015/11/tutkular.html
 



Poyraz Poyrazoğlu



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6437
2 Firari Fırtına 4485
3 Mustafa Ermişcan 3937
4 Hasan Tabak 3607
5 Nermin Gömleksizoğlu 3240
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3088
7 Uğur Kesim 3088
8 Sibel Kaya 2950
9 Enes Evci 2654
10 Turgut Çakır 2332

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2395 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com