Hikayeler

The Starry Night'ın Yıldızları
Okunma: 599
Poyraz Poyrazoğlu - Mesaj Gönder


           Saate baktı şehirli adam. Köylerde saate şehirdeki kadar fazla bakılmaz. Plastik sandalyesine iyice yerleşti. Plastiğin köylere dahi hükmetmesi ne kadar acı. Yaşlıların ve gençlerin iki ayrı kısma oturduğu kahvenin ortasında yine taşa benzer plastikten yapılmış küçük bir şelale var. Üstünkörü ve aykırı ışıklandırmasıyla uyumsuzluk üzerinden sanat icra edilmiş bir hal üzere olan bu kahve, sarmaşıkların gölgelemesiyle epey bir çekici hale getirilmiş. Suyun akış sesi de oldukça derinden ve inandırıcı. Camiyle alakalı yaşlıların ve bir köşede günahkâr hisseden gençlerin kendi dünyalarından yakındıkları veya kahramanlıklarını anlattıkları hususi bir muhabbet ortamı… Yılan öldürmek, traktör kazaları, kurumuş meyvelikler, kurt girmiş bağlar, piyasaya yeni çıkmış zirai ilaçlar ve dozları, muhtarın kazandığı para, kâhyanın okuyan oğlu, köyden gidenler, köye taşınan şehirliler, büyük dedelerin sırasıyla isimleri, onların da babaları, camiinin imamı, hasta olup camiye gelemeyenler, çocuğu olanlar, zehirlenenler, meyvelerin satış fiyatları, camideki bozuk vakitmatik… Bu küçük kahvenin esintili havasından çok her masadaki benzer dedikodularının bu kadar insanı topladığını düşündü şehirli adam. Kendini oturduğu masadaki muhabbete veremedi. Onun dağılmış dikkatini gören örme zikzaklı şapkalı bir orta yaşlı adam sordu:
-Ee anlat bakalım İbrahim, sen ne yaparsın şehirde. Buralardan gittiğini hatırlamazsın bile. Elinde sapanla gezerdin mezarlığın oralarda küçükken. Şimdi delikanlı oldun da yıllar olmuş vay bee…
-Editörüm ben abi.
-Editör mü? Tam olarak ne iş yaparsın yani onu sordum.
-Kitaplarla, dergilerle ilgileniyorum. Onların düzenlemesi gibi işler.
-Haaa kitap yazıyorsun sen…
-Yok abi öyle değil. Yazıldıktan sonraki işlerine bakıyoruz.
-Matbaacı gibi mi?
-Abi nasıl desem ki sana , ( Ah şimdi yaptığım işten utandım. Sorun editörün işini anlatabilmek değil, bu abinin anlaması ) biz düzenliyoruz gibi, hatalarını buluyoruz, kitap haline gelmesine yardım ediyoruz.
-Anladım İbrahim.  Desene şöyle.
Şehirdeki ezanla aynı ezan okunuyor. Sadece şehirli adam ezanı bu kadar yakından ve alçaktan hiç duymamış. Şaşkınca etrafındaki telaşa bakıyor. Sanırım dedikodularını affettirmeye gidiyorlar diye geçiyor içinden. Köşedeki gençler şimdi daha bir tedirgin oturuyorlar. Hiçbirinin elinde sigara yok, zamanında bitirmişler gibi. Sesleri duruluyor. Adam arabasına binip geri dönüyor.
Odasında incelenmeyi bekleyen bir yazı, uzunca bir başlık:
“Fark Edilmiş Ahlaksızlığımızı Yazan Yeni Bir Yazarın Giriş Yazısı”
Okuyor:
“Size Roma'nın romantik gecelerinin balkonlarından fırlayan bedenlerdeki iştahı ve şehveti anlatmaktansa; Petersburg’un soğuk-romantik gecelerinde Rus aydınlarının toplanıp işe yarar kurduğu cümlelerdeki netlik içinde anlatacağım. Zira bölünmüş bir yazarlık hayatım var ve sizlere burada sunduğum kısmı bu doğrultuda: kafası çalışan romantizm. Dostoyevski de benim gibi düşünür. Batının sarhoş romantiklerinin işe yaramaz ve süslü anlatıları, Rus aydınının gözünde aptallıktan öte gidemez. Ara renklerde dolaşıp, dünyada arası olan her ne biliyorsanız biz orada olacağız. Zaman zaman cümleler size topluma hizmet eden masum bir memurun kalbindeki kural sevgisi gibi tutumlu gelecek. Zaman zamansa ( tam zıddını yazacağımı bekliyorsunuz değil mi? ) olmadık çıkışlarla yan yana hiç gelmemiş kelimeleri dizeceğim. Hepsinden öte kandırılacaksınız. Kafanızı akımlarla karıştıracak ve size kendinizi kötü hissettireceğim. Bilmediğinizi düşünecek, aptal olduğunuzu zannedeceksiniz. Aşağılık hissetmekten mideniz ağrıyacak. Bir yazıda yazarla okur arasındaki anlaşma yazarın yazdıklarına inanmak değildir, bunu unutun. Bunlar sadece kelime. Hayatın gerçekleri  insan uydurması harflerle ifade edilecek kadar alt boyutta değil. Ben bir pipo dediğimde hepinizin aklına aynı veya benzer bir şekil gelecek. Bu mu gerçeklik, değil inanmayın buna. Bu modern kafalarınızdan kurtulup postmodern düşünüşe sahip olursanız anlaşırız. Hikâyelerimizde papatyalar koklarken daha önce duyumsadığımız en güzel papatya kokusunu hatırlayacak, birçok hatıramızın yamalarıyla ruhumuzu geçmişin gerçekliklerini hatırlayarak dolduracağız. Sahte mi sahte.En azından bunu fark edeceksiniz. Bu bizim fark edilmiş ahlaksızlığımız olacak.”
Böyle bir yazıyla asla ilgilenmeyeceği en başından belliyken bu ucuz cümlelerdeki gerçeklik, henüz sindirmemiş olsa da ifadelerin netliği ilk anda yüzüne çarpıyor şehirli adamın. Bir kere daha bu işi yaptığına pişman oluyor. Düşünmek hisleri bir kademe düşürdüğü için bu yazıyla ilgili düşünmüyor. Zira şehirli adam düşünmenin de ancak kelimelerle olduğunu ve kelimelerin de hisleri asla ifade edemeyeceğini düşünenlerden. Ayrıca bir şeyi kelime haline getirip somutlaştırarak ona can vermekten her defasında sıkılmış. Düşündükçe istemeden inanmış ve zarar görmüş. Sanırım editörlüğün aslı da burada. Somutlaştıracağı ve somutlaştırmayacağı şeyleri sezebilmekte. Olumsuz bir e-mail ile yanıtlıyor yazanı.
İkinci metni bir şiir, tam da köy şiiri, henüz okumasa da metnin ortalarında bir bakışta göze ilişen birkaç alakalı kelime görüyor: Horoz, güneş, otlar…
        Bir editörün önyargılı olması neden günah olsun ki?
        Okuyor:

Eski ve sallanan kiremitler üstünde
Güneş alnımı parlatıp
İçimi bunaltırken
Öğlen öten cırcır böceklerinin
Kabarmış iştahlarını kıskandım
Pis gibi kokan karışık ve yabani
Otların içimi tırmalamasını
Bile umursamadan
İçimdeki bu usanmışlık
Beni  yanlış yapılmış bir heykel gibi
Öylece köşede kalmaya
Zorluyor
Horozlar alnı dik
Ve kabarmış şehvetleriyle seslerini
Bunalmış bu tabiata
Cesurca yayıp
Her şeyden bağımsızca
Belki bilmeden de olsa
Adımlıyorlar yeryüzünü
Ben
Bilmenin mızraklarını
Var olmamın sıkıntısına saplamış
Bir taşra evin çatısında
Ölmüş bekliyorum
 
devamı için... http://onuncusanat.blogspot.com.tr/2015/08/the-starry-nightn-yldzlar.html
 



Poyraz Poyrazoğlu



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6437
2 Firari Fırtına 4485
3 Mustafa Ermişcan 3937
4 Hasan Tabak 3607
5 Nermin Gömleksizoğlu 3240
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3088
7 Uğur Kesim 3088
8 Sibel Kaya 2950
9 Enes Evci 2654
10 Turgut Çakır 2332

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2340 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com