Hikayeler

yalnızlığın teras katı
Okunma: 1613
Serkan Engin - Mesaj Gönder


Yalnızlığın Teras Katı



Kapıyı açar açmaz bir çığ gibi devrildi üzerine yalnızlık.Güç
bela kalkıp ayağa, üzerindeki hayal kırıklığı tozlarını silkeledi. Önce
usulca beline dolandıysa da karanlık; hiç yüzvermedi. Mekanik bir
hareketle açtığı lambadan çürük sarı bir ışık bir beddua gibi odaya
yayıldı. Tablasını bir yana bıraktı, umutlarını bir yana. Geçmişinden
soyunur gibi çıkardı ceketini. Kaç yıl olmuştu İstanbul’a geleli ?..


“İstanbul, geçkin orospu!” dedi tükürür gibi. Kekeleyen adımlarla
çıkmıştı merdivenleri, ulaşmak için yalnızlığın teras katına. Ağır bir
parfüm kokusu yapışmıştı üzerine birinci katta, Okşan’ın kapısının
önünden geçerken.


Okşan ki namlu gibi bakardı geceye. Çirkefi çiğnerdi kaldırımlarda
kırk dört numara topuklu ayakkabılarıyla. Kendini temize çekerdi her
sabah çocukluğunun pamuk helvası rengindeki bol köpüklü bir traşla.
Gizleyemediği adem elması bir kartvizit gibi asılı dururdu boynunda.
Besmele ile girerdi evine. Kapının eşiğinde silkelerdi gecenin irinli
anılarını. Saatlerce yıkanırdı arınmak için kentin şirretliğinden.
Entarisini usulca giyer, özenle bağlardı yemenisini başına. Saatlerce
Kur’an okurdu ve arasıra zor tutardı kendini küfretmemek için hayata ve
Allah’a. Ne zaman bir Niğde havası çalsa radyoda, çocukluğunun mor
mengenesine dönerdi, doğduğu küçük kasabada. Babasının yüzü bir küfür
gibi dikilirdi karşısına. O zaman çekerdi falçatasını , silikonlu
memelerinin altına kızıl öfke nehirleri açmak için. Okşan kızıl’ı bir
tek damarlarından tanırdı…


Okşan’ın parfüm kokusuna sürtünüp geçerek ikinci katın kapısının
önünde biraz duraklamıştı. Kırık bir selam karşılamıştı kendisini.
Kapıda kirli bir mendil gibi duruşuyla Cevahir Amca:

“Nassın evlat, işler nasıl ?” dedi selam faslını geçiştirmek isteyen
hafif telaşlı bir halde.

“İyidir be baba n’olsun ,bildiğin gibi” dedi düşük omuzlarını daha bir
sarkıtarak. Kesik bir of çekip elini duvara yasladı.

“N’aptın, bizim kaaveye uğrayabildin mi ? Var mı arayan soran ?”

“Valla uğradım ama bir ses çıkmadı.”

“Ah şu siyatiğim azmasaydı ben gidecektim ama” dedi Cevahir Amca
hastalığından utanarak. İki yıldır tek bir rol bile alamamıştı.

Sol elindeki poşeti sağ elinden gizleyerek yaşlı adama uzattı. İki ekmek
ve biraz nevaleyle dolu poşeti gören yaşlı adam, gözlerindeki sevinç
parıltılarını örtbas etmeye çalışarak karne alan öğrenci edasıyla kabul
etti.

” Ya oğlum ne gerek vardı.”

“Sıkma canını baba. Mangizin suyunu çekerse haberim olsun… Gündüz, Emine
uğradı mı ?”

(Sokağın kirli pençeleri arasında Okşan’dı adı, evinin şevkatli
kollarına sığındığında ise Emine).

“Yok valla dünden beri görmedim.”dedi Cevahir Amca ,  sökük hırkasını
iliklemeye çalışarak. Dış kapının kırık penceresinden giren ayaz ustura
gibi yalamıştı gövdesini. Zaten iki haftadır kömür alamıyordu. Allah’a
havale etmişti gerisini.

“Eyvallah baba, iyi geceler.”

“Sağol evlat iyi geceler” dedi yaşlı adam mahçup bakışlarını yerçekimine
uydurarak…


“İstanbul geçkin orospu” dedi mırıldanarak. Portmantoya astığı
ceketinde sigara çakmak aradı .Geç kalmış gibi azar azar intihar
etmeye,içine zula ettiği duman senfonisiyle. Üç tek sigarası kalmıştı
paketinde.”Allah kahretsin! Çıkartamayacağız bu geceyi” dedi gafletine
kızarak. Yine ıskalamıştı bu akşam da bakkalı. Üşeniyordu şimdi onca
yolu tepmeye. İlk nefeste duman bir sustalı gibi saplanmıştı düşlerine.
Yetimhanede içmişti ilk sigarasını, helanın tenhalığına sığınarak ,
kendisi gibi ağır yalnız iki arkadaşıyla. O zaman da böyle yırtılır gibi
olmuştu ciğerleri. “Anne” sözcüğünü okumayı söktüğünde öğrendi ilk.
“Baba” ise sallanan kara bir eldi anılarının flu kadrajına sıkışmış.
Sigarayı “turnike” yapıp çevirmişlerdi arkadaşlarıyla. İçme sırası
kendisindeyken, erkete sinyal çakmış, diğerleri tuvaletlere saklanırken,
o sap gibi açıkta kalmıştı. Nöbetçi öğretmen bir silindir gibi geçmişti
üzerinden. Sol kulağındaki işitme bozukluğu o geceden miras kalmıştı…


Yalnızlığın teras katına çıkmıştı…üzerindeki hayal kırıklığı
tozlarını silkeleyerek…




Serkan Engin


 

Güney   Dergisi


Ekim-Kasım-Aralık 2008







Serkan Engin



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3482
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2885
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:35 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com