Denemeler

her türk şair! doğar
Okunma: 1635
Serkan Engin - Mesaj Gönder


HER TÜRK ŞAİR! DOĞAR

(Tabi Diğer Anatolya ve Trakya Halklarından Olanlar da)



Bu ülkede herkes şiir! yazar. Öyle “Her üç kişiden beşi” değil her 3
kişiden 99’u şairdir!. Şiir yazmayana kız vermezler. Şiir kitabı
olmayanı kahvehaneye bile sokmazlar, adamdan saymazlar. Bir genç kızının
çeyizinin en nadide parçası yazdığı şiir kitaplarıdır. Herkes için
yapılması sıradan ve “vatan borcu” şeklinde olmazsa olmaz bir görevdir
şiir yazmak. Velhasıl, bu ülkede şiir yazmak en hafif meşrep iştir.
Hegel’in sanat disiplinlerinin en üstünü olduğunu iddia ettiği Şiir, bu
coğrafyada sanatın orospusudur. Kimse amatörce beyin ameliyatı yapmaya
kalmaz ama herkes şiir! yazar…


Hegel,  Şiir’i sanat disiplinlerinin en üstünü saymıştır, çünkü Şiir
insan imgeleminin en özgürce kullanılabildiği alandır . Diğer sanat
disiplinlerinde, özellikle plastik sanatlarda malzeme sanatçı özneyi
kısıtlar, ama tamamen soyut nesneler olan sözcüklerin imgeler üzerinden
bir ya da daha çok izlek etrafında kurgulanması ile oluşturulan Şiir,
sözcüklerin ontolojik yapısı gereği sanatçı özneyi en özgür bırakan
alandır ve/ ama bir eserin sanatsal değer taşımasının en temel özelliği
olan özgün biçemi Şiir’de kurmak da bir o kadar zordur. Çünkü herkesin
kullandığı doğal dilin parçası olan sözcüklerden size ait yepyeni bir
üst dil kurmak zorundasınızdır öncelikle. Bu şiir dili hem özgün hem de
etkileyici olmalıdır. Arkanızda bulunan, sanat tarihi boyunca denenmiş
pek çok yöntem hem size yeni ve özgün dil için üstüne yeni bir tuğla
ekleyeceğiniz bir birikim sunarken bir yandan da bu denli çok şeyin
denenmişliği sizin özgün biçem kurmanızda, hatta daha ötesi büyük şair
olabilme kavgasında yeni bir poetik yol açmanızda işinizi o denli
zorlaştırır.


“Poeta nascitur, non fit.” diye eski bir Latin Deyişi vardır. Yani”
Şair olunmaz, doğulur”. Önce doğuştan gelen genetik özelliklerinizin
arasında şiir yazabilme yetisi olmalıdır. Sonra bu yeteneği büyük bir
emekle işlemek gerekir. Şiir külliyatını okuyup içselleştirmenin
yanında, şiir üzerine kuramsal yazıları/kitapları okumanız gerekir ki
kendi özgün biçeminizi kurmanız yolunda kafa yorabilmeniz için
donanımınız olsun. Sanat tarihini incelemeniz ve Şiir’in diğer sanat
disiplinleri, özellikle resim sanatı ile arasındaki kuramsal
etkileşimlerini bilmeniz gerekir. Bunlar da yetmez, şiir dışındaki sanat
eserleriyle alımlayıcı özne olarak imgeleminizi beslemeniz gerekir.
Daha ötesi temel olarak pozitif bilimler ve sosyal bilimler üzerinde
bilgi birikimiz olmalıdır. İçselleştirilmiş bir politik görüşünüz ve
tavrınız olmalı, sanat algınızı ve üretiminizi bu çizgide
şekillendirmeniz gerekmektedir. Daha da ötesi hayatın çeşitli
alanlarında şair özne olarak gelişen algıda seçiciliğiniz ile gene
politik bakış açınız üzerinden hayatın sonsuz olaylar kombinasyonları
içindeki “insan”ı gözlemeniz ve o “insan”ın şiir düzleminde dili olmanın
yollarını didaktizme kaçmadan aramanız gerekmektedir. Bütün bunlar
yıllara yayılan zorlu ve acılı bir süreçtir. Şiir yazmaya başladıktan
sonra, önceleri nüve olarak şiirinizde bulunan özgün biçem zamanla
gelişir ve olgunlaşır. Ardından başka bir sancılı süreç başlar: Şiirin
asal varlık alanı olan edebiyat dergilerinde şiirlerinizi
yayımlatmak…Derken uzun yıllar içinde has şiir okurunun, edebiyat
dergisi okurunun şiirini bilip tanıdığı bir konuma gelince de
şiirlerinizi matbu olarak yayımlarsınız (Gerçi bu da ayrı bir sancılı
konu…). Yani şiir yazmak ömür boyu sürecek sancılı bir maratonu koşmaya
kalkmaktır (Şair kendince haklı gerekçelerle şiiri bırakmaya karar
vermedikçe…)


Oysa bugün herkes şair!..İnternet, sanayi devriminden sonra insanlık
tarihinde en büyük sosyal değişimleri yapan olgu. Zamanla daha da
belirginleşecek bu etkiler. Kitle iletişim araçları içinde en işlevsel
kullanım alanına sahip olan internet, bireylerin en özgür şekilde
kendilerini ifade etmeleri olanağını sağladı. Tabi, her yeni buluş gibi
bunun da yan etkileri kaçınılmazdı. Şimdi ipini kopartıp klavyesini
kapan şair! oluyor. Şiirin neliği hakkında iki satır bile okumayıp hiç
kafa yormadan, tümceleri alt alta yazıp az biraz da uyak düşürüp yazdığı
manzume müsvettelerini şiir zannedip birbirlerine ifşa ediyorlar. Hatta
adlarının başına “Şair bilmem kim” , “Usta Yazar bilmem ne oğlu” kimi
sıfatları cömertçe serpiştirip nasıl gülünç durumlara düştüklerinin
farkına bile varmıyorlar. Sonra, daha doğru dürüst hiçbir dergide ürün
yayımlatmadan koşar adım şiir! kitabı çıkartıyorlar; şiir! dinletileri
verip eşi dostu davet ediyorlar…Oysa kimse amatörce beyin ameliyatı
yapmıyor; kimse amatörce takım elbise dikmiyor; kimse amatörce
marangozhaneye dalıp sandalye yapmıyor; kimse amatörce avukatlık
yapmıyor; oysa kimse…Kimse haddini bilmiyor!


SERKAN ENGİN




Serkan Engin



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6329
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3481
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2884
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1143 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com