Hikayeler

Gerçeği Kabul Etmemek
Okunma: 430
mutlu cihanoğlu - Mesaj Gönder


   “Fakat elle
tutulamıyor.” Bunu söyleyemezdi tabi. Maddeden de bahsedemezdi. Ne maddesi?
Onlar gerekliydi. Sevgiydi, şefkatti, merhametti, dostluktu, aşktı. Nesneler…
önemliydi tabi. Bir göstergeydi. Kime ait olduğu hatırlanmayan bir söz: “siz
yardım edilmiş yoksulluk istiyorsunuz, ben ise kaldırılmış yoksulluk.” Sarmaşık
bilmece.. karmaşık bilmece… sordukça söylüyor.
-Süt.
-Hayır onlar zengin.
-Saçmalama bu senin hakkın!
-Ben kazanmadım ki!
-Kaybetmek için ne yapmıştın?
  Durdu. Düşündü.
Birileri zengin olurdu, birileri fakir. Bu doğanın kanunuydu. Bir şey yapmasına
gerek yoktu herkes öyleydi. Susacaktı. Herkese nasılsa ona da öyleydi. Durdu.
Düşündü. Düşündüğü yer bir kasetin bandıydı sanki. İçinden çıkarılmış,
koparılmış, birbirine dolanmış. Beyninin kıvrımları gibi. Kaydıraktan kayan
çocuklar. Bir yerden çıkıp bir yerden iniyorlar. Bilyeler. Kahverengi, siyah,
yeşil, mavi… ne kadar da sert.. yere düşüp darbe alsa bile kırılmıyor. Işığa
tutunca her şey daha iyi görünüyor. Rüya. Belki de hayal. Bilinmeyen bir düşün
ortasında gerçeklesin. Boş bir şırınga. Tutup çekmek istedi. Kokusunu alıyor
muydu acaba? Dumandan ve görünmeyenden çıkıp nasıl somutlaşıyordu? Yaşıyoruz
işte. Ölmemek için. Nefes alıyoruz. Kurcalamanın kime ne faydası var?  Masanın üzerinde duran makas. Ağzının açık
kalması düşmana işaretti. Kes lanet olsun kes. parçala. Ez beni. Liğme liğme
et. Çiğne ve geç. Konuş... Sustukların için konuş. Kırıp parçaladıkların için.  Yutkundu. Aslında yutmuştu. Tadı yoktu. Kasetin
bandı sadece sarıyordu. Renkler ve keyifler yoktu. Mesela bir damlanın rengi,
sesi, kokusu ve lezzeti mi? Saçmalama bu nasıl bir keyifti? Ne görüyorsun sen?
  Çamur, kir, pislik.
Allah kahretsin akıyor. Hani ışık? Nerede ışık? Hani her şey iyi görünecekti?
Baktıkça, kabloları boğazında, bedeninin her yerinde ellerinde kollarında,
bacaklarında hissediyordu bazen. Düğüm düğüm olmuş. Yok. İçinden bir şey
geçtiği yok bunun. Bir işe yaradığı yok. Sanki hayatta tutuyor sadece. Kırmızı?
Kıpkırmızı. Aptal diyor kendine görünmeyen daha kirli bilinmeyen daha pislik…
neden korkuyorsun? Bilmiyorsun. Nasıl kokar, nasıl görünür mesela. Bilmiyorsun.
Tahtalarını aldı eline. Topraktan bıçaklarını, mermerden tekerleklerini. Kumdan
kalelerini geride bıraktı. Nasıl olsa yıkılacaktı. Çiçekler nasıl olsa
ezilecekti, çürüyüp gidecekti. Lezzetlerin ve kaydıraktan kayan çocukların
zaten hiç mi hiç anlamı yoktu. Kalkan lazımdı. Top tüfek lazımdı.
  Çalıların arasına
doğru baktı. Bataklık. Kaktüsler, dikenli bitkiler ardında nasıl bir şey
sorduğu anlaşılmayan ve ne cevap verilmesi gerektiği bilinmeyen bir kahraman.
Masal kahramanına benziyor. Beyninin kıvrımları görülüyor, birbirine
karışmamış. Harflere ve rakamlara benzeyen düzenli ve sıralı bir şeyler var.
Hemen başının iki yanında kozaya benzeyen kulakları var. Gözlerini kırpıştırdı.
Bu kulaklar şekil mi değiştiriyordu? Kozanın içinde bir kelebek. Uçtu, gözden
kayboldu. Baloncuğa dönüştü kulakları sabun köpüğünden baloncuklar Tanrım.. onlarla
nasıl duyuyor? Gözleri yumuşak pembe kızarmış marshmallow gibiydi. Hayır! Balon
muydu yoksa? Uçan küçük balonlara mı benziyordu? Güzel görünüyor. Ama tut çıkar
ez! Patlat. Senin bilyelerin var, sen daha güçlüsün korkma. Seni esir almamalı,
ona yenilmemelisin. Kötülük yapmaz belki ama yenilme işte. Sen daha güçlüsün.
Sende daha iyi şeyler var. Daha sonsuz daha kalıcı, daha mutluluk verici.
İnanma. Sakın inanma ona kanma. Burnu çiçeğe benziyor, ağzı.. onu tarif
edemiyordu. Çok karmaşık bir şeye benziyor. Narin görünüyordu. Açılınca bir
şeyler çıkıyor ama rüzgara karışıyordu. Çıkan şeyler alevle kayan bir yıldız
gibiydi, arkasında toz bulutu bırakıyordu. Bazen de uçan kuşlara benziyordu.
Güzel görünüyordu sanki, ama yoksa korkunç muydu aslında? Çalıların ve
kaktüslerin arkasında duruyordu. Gardını alarak konuştu:
-Ben kaybetmedim. Yeteri kadar vardı.
-Ya hiç olmadığında?
-Nasıl?
-Ya hiç olmasaydı?
-Savaşırdım, kazanmak isterdim.
-Kendin için mi?
-Evet kendim için.
-Ya başkasında olmadığında?
-Onlar için de savaşırdım.
-Peki ya renkler?
-Güzeller, farklılar, hepsi çekici.
-Sahip olmak ister miydin?
-Hepsine mi?
-Hepsine.
-Mümkün değil.
-Kalem ve kağıt?
-Ne?
-Fırça?
  Ne dediğini
anlamaya çalışarak baktı pembe gözlere. Bu gözlerin arkasında çok şey vardı
biliyordu. Fakat risk almaya değmezdi. Cevap verdi:
-Gücün yetiyorsa.
  Şimdi kahraman
köşeye sıkışmıştı sanki. Marshmallow gözler eriyecek gibi duruyordu. Çiçeğinin
ucu titredi. Baloncukları büyük bir gürültüyle patladı, sonra yeniden baloncuk
oldu. Dudaklarından şimdi daha renkli ve karmaşık bir şeyler çıkıyordu:
-Yetmez miydi?
-Evet. Süt gibi değil. İhtiyaçları karşılamıyor.
-Seni tok tutmaz mı?
-Diyorum ya işte süt gibi değil!
  Bir damla pembe
şeker akacakmış gibi duruyordu şimdi. Umutla fısıldadı:
-Görmüyor musun?
-Daha iyi görebilmek için elimden geleni yapıyorum.
-Ya bir yanılgıysa?
-Yanılıyor olma ihtimalinden daha doğru.
-Yürüyebilirdin.
-Görünmeyene yürünmez.
Zırhını kuşanmıştı çoktan. Çalıların arasına cesurca baktı.
Korkmuyordu ondan. Bedenine bakmamıştı hiç yüzüne hayran kalmaktan. Kuş tüyü
yastık gibi. Omurgasız bir sürüngeni andırıyor duruşu. Elleri simli gibi
parlıyor. Fosforlu rengarenk ışıklar çıkıyor ellerinden. Kahraman yine umutla
dudaklarını kıpırdattı. Sesi bazen frekansın üstünde bazen de altında çıkıyordu
ama duyulabiliyordu. Doğanın sesiyle ya da bir çalgının sesiyle eş değer
güzellikteki bir sesle konuşmaya başladı. Elinde top tüfek olsa bile aslında
etkilenmemek mümkün değildi.
-Duyuyorsun işte.
-Duyduklarım ne işe yarıyor?
-Sana ilham veriyor, seni ayakta tutuyor, sana güç veri..
-Bana güç veren bu duyduklarım değil.
-Onların söyledikleri mi?
-Evet.
-Neden?
-Onlar gerçeği söylüyor.
-Ben yalan mı söylüyorum?
-Hayır. Ancak hayat herkesin yolundan gitmeyi gerektirir.
Kendi yolun olsa bile.
-Kendi yolunla gerçeği bul. Bu sese kulak ver, bu renkler,
bu tatlar, bu kokular, bu kelimeler, bu düşünceler, sana…
-Bana hiçbir şey kazandırmayacak.
-Yeteri kadar olduğunu söylememiş miydin?
-Evet ama bunun şimdiyle alakası yok.
-Kazanmak mı istiyorsun?
-İmkan varsa neden olmasın?
-Ya olmadığında?
-Kaybetmeyi göze alacaksın.
-Beni kaybetmeyi göze alıyor musun?
 Tahtalar çatırdamaya
başladı. Topraktan bıçaklarını yere düşürdü. Önce kırıldı, sonra çamur oldu.
Tekerlekler bir bir yuvarlanıp parçalandı, üst üste yığıldı. Kasedin bandı
rüzgarda savruluyor. Kırmızı.. lanet olsun her yer kırmızı. Bilyeler
yuvarlanıyor, tutamıyor, yakalayamıyor, ışığını kaybediyor. Kablolar canını
acıtıyor. Çocuklar? Kaydıraktan kayan çocuklar nerede? Sesleri nerede?
Şırıngayı alıp koluna saplamak istedi. Hayır hayır.. makas.. en temizi makas..
öfkeyle bağırdı:
-Ne yapıyorsun? Işığımı kaybediyorum..
-Senin ışığın burada.
-Ben senden güçlüyüm. Silahlarım var benim.. Şu haline bir
bak. Sen gerçek değilsin.
-Sen gerçek misin?
-Senin olmadığın kadar.
-Öyleyse neden bu haldesin?
-Sen yaptın! Ne yapıyorsun? Sen ne yapıyorsun bana?
-Gerçek olmadığıma göre güçlü olmam ve bir şey yapıyor olmam
imkansız olsa gerek.
-O zaman neden bu haldeyim?
-Kendi gerçeğinlesin.
  Uçtu. Çalıların
arkasından gökyüzüne doğru süzüldü masal kahramanı. Şimşekli gökyüzünün, yağmur
yüklü bulutların, sımsıcak güneşin ve kar tanelerinin arasına doğru süzüldü.
Şekerler erimişti ama tadı ve kokusu kalmıştı. Renkler, kelimeler ve sesler
dağılmıştı dört bir tarafa. Görünmüyorlardı, duymak da zordu ama vardılar işte.
Gerçektiler. Geriye kalan başka şeyler de vardı. Mesela bir yığın kablo.
Kırmızılar, birbirine karışmış kaset bantları, kırılmış bilyeler, kayıp
çocuklar. Çamur içinde yüzen tahta parçaları. Gerçek ve bir o kadar da
yığındılar. Güçlüydüler fakat hiçbiri ardında güzel bir şey bırakamamıştı.



mutlu cihanoğlu



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6392
2 Firari Fırtına 4449
3 Mustafa Ermişcan 3863
4 Hasan Tabak 3563
5 Nermin Gömleksizoğlu 3202
6 Uğur Kesim 3057
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3002
8 Sibel Kaya 2913
9 Enes Evci 2623
10 Turgut Çakır 2307

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:5044 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com