Denemeler

SUSUZ AKVARYUMDA NÖBETÇİ BALIK
Okunma: 487
Başarısız YAZAR - Mesaj Gönder


Bazen olur. Bazen bana da gelir. Umut saçan bir gün de, beklenmedik gelişmeler de oluyordu hayatımda. İzler duruyordu. Yüzüme yapıştırdığım sağ elimin yara bantlarını atmıştım mesela. İş yerinden zam alamamıştım ama ayrıca kışta bitiyordu. Kirası yeni ödenmiş bir evde koltuğa yanlamış belgesel izliyorken, koridorda adımı duyunca televizyonun sesini biraz daha açtım. ‘’ bir dakika bakar mısın? ‘’ diyen ev arkadaşımdan başkası değildi. ‘’ tabi ‘’ deyip istifimi bir süre daha bozmadım. Önemli değildi. Önemli konular için dar koridorlar seçilmezdi. Yerimden kalkıp peşinden gittim sıkılarak. Kollarımı göğüs hizamda birbirine düğüm atıp kapısına dikildiğimde, banyodaki parçalanmış aynanın plastik bok rengi çerçevesi her zamanki yerinde, omuz hizasında asılıydı. 
 
'' haklı olabilirsin dedim. biraz daha yukarı kaydırılabilirdi ''
‘’ devam et ‘’
 
Bir sigara istedim önce. Uzatıp verdi. Hızlı ve sinirli tiryakiler gibi parmaklarıma iğrenerek bakıp ateşte tutmuştu.  
 
‘’ Dert etme! '' dedim. '' bir ayna nefretten başka bir şey söylemez. Fakat kesenin yerini soruyorsan çorabının tekini ben almadım ''
'' merak etmiyorum. Ayrıca çorabın tekini sıcak su tenceresini tutmak için kendim kullanırken ocakta yaktım ''
'' o halde niye çağırdın beni? hem sigara içmezdin sen! ''
'' sende istemezdin ''
'' olabilir ama içmezdin! '' 
‘’ daha başlamadım. En kısa zamanda başlayacağıma emin olabilirsin böyle giderse ‘’
‘’ bakış açısı tabi, kırıp dökmeden insanın aklına gelmiyor bir yerden başlamak ‘’
‘’ onu kastetmiyorum ‘’
‘’ neyi kastediyorsun peki? ‘’
‘’ buradaydı, ama göremiyorum ‘’
‘’ İyice arandın mı peki? ‘’ dedim gösterdiği yere bakarak.
‘’ buna gerek olduğunu sanmıyorum ‘’ deyip makinenin deterjan gözünü yerine sürdü.
‘’olsun yine de bakmakta fayda var? ‘’
‘’ sanmıyorum ‘’
‘’ sen bir şey mi ima ediyorsun bana? ‘’
‘’ bilemiyorum artık, motivasyonu buraya bıraktığımdan adım gibi eminim ‘’
‘’ gördün mü deseydin bir cevabım olabilirdi ‘’
‘’ gördün mü peki? ‘’
Bir şey demedim.
‘’ geriye ne kaldı peki? ‘’
 
Geriye pek bir şey kaldığını sanmayıp ucuz sigaralar ve pahalı sigaralar arasında en küçük kalite farkı olmadığını anlattım.
 
‘’ Tabi önemli olan hangi markanın kimin elinde olduğunda sorun. Devlette önemli olan vergide gönüllü adalettir. Gücün oranında. Devlet kendini ne halt sanıp, neyi kaliteli yada kalitesiz içip içmediğinle ilgilenmez. Vergi ödemek istersen bu iyi bir şeydir yiyip içenler için. Devlet eşittir : hekeze sokacak vergi vardır demektir. Bu yüzden küçük ve taze tütün yapraklarından pahalı, kalın ve eskimiş tütün yapraklarından ise ucuza sararlar sigaraları. Aralarında kalite farkı ise kesinlikle yoktur. Bazıları kendini iyi hissetsin diye. Sadece biz ahmakların buna inanmasını isterler. Diyelim ki bu doğru. İri ve sert yapraklı Küba bacak purolarını Amerikan kovboylarından önce yerlilerin, en az üç öğün içmesi gerekirdi. Öyle değil mi?  ‘’
 
Kafasını sallıyordu. Onaylayıp beni öveceğini biliyordum.
 
‘’ Ayrıca daha ekim aşamasında sulamak gerek ama her tütün tarlasında su bulunmaz, bir tanker gerekir tarla sahibine. ve işçi. Mümkün olan en erken saatte ( misal en geç sabah beş gibi ) aynı anda tarla sahibi ile kalkman gerekir. Ortalama altı dikici kadına karık, ya da yarık, her neyse işte, beşer metrelik küçük kanallar işte, onları bir düzen içinde açmak için en uygun saat budur. Geç kalırsan tarlanın tavı kaçabilir yaz sıcağında. Bunu kimse istemez. Sen tarlaya tavı tutmak için erkenden giderken, ortalama altı kişilik kadın dikiciler senden biraz daha erken ( misal gece dört gibi ) fidelik bahçeye gitmek zorundadır. Hesaplamaları iyi yapman gerekir götürü, yani baştan bir antlaşman yoksa. Akşama kadar yetecek küfeler erken biterse alacağın para, gözde çapak yapabilir. Köylü kurnazlığı değil. En iyisi toptan pazarlık. Fideler kaçta biterse kalacağın yere o saatte dönmek ve nefes almak için ‘’  
 
‘’ sonra ‘’
 
‘’ Fideci kadınlar ve onların önlerinde fazla açıldığın ve fazladan açılan karıklar için yardım ettiği sen. Uçları sivri çim baskı aletlerinizi kırk derece sıcak altında kanal, yarık yada karıklara yan yana dizilip toprağın nemli yerine sik gibi sokup çıkarmaları ve bir yarış halinde fideleri tek tek dikmelerini, hatta hasat zamanı, içinde senin de olduğun işçiler tarafından güneş battıktan sonra ( misal geceye karşı akşam sekiz yada on gibi ) seyyar bir lamba ve varsa bir dolunay ışığı gözetiminde, memleketin bütün sivri sineklerinin dikkatini çekip, onlardan topyekün düşman kazanarak, onlarla galip gelemeyeceğin bir savaşa girerek,  etininin açık yerlerinden kanını yağmalatarak nasıl büyük bir maharetmiş gibi o yaprakların dalından kırılıp, bir düzen içinde küfelere yerleştirildiğini ve bir çardak altında kargıdan uzun kamışlara özenle dizip gölge bir yerde kurumaya bırakıldıklarını anlatacak değilim. İş bitimi sigara içmeyen bir kabzımalın avuçlarını ovuşturarak o çardak altına gelip yükünü fazlasıyla tutmasından da bahsetmiyorum ‘’
 
Ucuz paket ve ateşe baktım. Oradaydılar.
 
‘’ Üç kuruş para için, hayvan damından farksız bir barınakta yataklarını yan yana seren ailelerin, tüm o yorgunluğa rağmen sevişmeyi asla elden bırakmadıklarını anlatıyorum. İnsanlar gönül rahatlığıyla uyumak ve yoksul güneş yanıklarını tarlalarda bırakmak için sevişiyorlarmış gibi hissederdim hep ‘’
 
‘’ sen adam olmazsın ‘’ dedi yeni sigaramı yakınca. Odasına geçmişti.
‘’ asıl sen adam olmazsın ‘’ dedim arkasından giderek. ‘’ çamaşır makinesinin deterjan gözesine para saklamak senin harcın olamazmış gibi düşündüm ‘’
‘’ ve sende nasıl olsa bahar geldi diyerekten güç bela birikmiş doğal gaz abonelik paramızı yedin öyle mi? ‘’
‘’ evet, ayrıca Onur’un sakladığı otun peşine düşmüştüm ‘’
‘’ bu evde ot bulmak için her hangi bir yere bakman yeterliyken ‘’
‘’ hani ‘’ deyip heyecanlandım.
‘’ sen adam olmazsın ‘’ dedi bir kez daha. Yatağının örtüsünü düzeltiyordu.
‘’ sen sinirli misin? ‘’ dedim işin bir ucundan da ben tutarak.
‘’ hayır, kızgınım, biraz sal ucunu ‘’
Lastikli yatak örtüsü elimden kayınca bir kez daha denedik.
 
‘’ kendine mi bana mı? ‘’
‘’ ne fark eder, aynı kapıdan girip çıkıyoruz nasıl olsa ‘’
 
Bir yardımım dokunmuyordu. Salona gidip geldim. İşi bitirmiş yatağında oturuyordu. Bir sürprizim vardı ona.
 
‘’ o ne? ‘’
‘’ sence? ‘’ dedim elimde bir gizem tutuyormuş gibi.
‘’ Trabzon ekmeği ‘’
‘’ Trabzon ekmeği değil elimdeki ‘’
‘’ yemediğimi bildiğin için yarıdan fazlası kıymalı börek mi? senden her şey beklenir! ‘’
‘’ Hadi ama! Elimdekinin kıymalısı daha bol karışık börek olmadığını sende biliyorsun ‘’
‘’ dünden beri yemek bile yemedik ama acil durum kutusunu hiç etmekten çekinmiyorsun elindeki ney için ‘’
‘’ elimdeki Ney’de değil, söyle hadi, elimdeki ney? ‘’
‘’ yoksa! ‘’
‘’ evet, orospu çocuğu bildin, bir dene bakalım ‘’
 
Üstüne tam oturan doğum günü hediyesi kırk iki beden siyah kotun, açık mavi kazaksız bir boka yaramayacağını düşünüyordu bir yandan Fatih. Yine de teşekkür edip boynuma sarıldı. Haklıydı. Bende böyle düşünmüştüm. ‘’ işte, ‘’ deyip mavi bahar kazağını da üstüne atıp yeniden salona çekildim.
 
Bir tur döndü etrafında salona gelince. İyi gözüküyordu. Aynı pozisyonda yanlamasına kaldığım yerden devam ettim izlemeye.
 
‘’ Derin konu. Sürüden dışlanmış üzgün bir balina izliyorum ‘’
‘’ Sonunu mu merak ediyorsun? ‘’
‘’ hayır, Balinaların intihara meyilli olduğunu çok zaman önce duymuştum ‘’
‘’ hiç bir yalnızlık sonsuza kadar sürmez  ‘’
 
Diğer koltukların üstü, dağınık eşyalardan perişan bir haldeydi. Ayarlayıp izlemeye katıldı.
 
‘’ buna emin misin peki? ‘’ dedim.
‘’ eminim ‘’
‘’ o halde mavi gerçek bir renk değil ‘’
‘’ serçelere sormak lazım? ‘’
‘’ Tepeden bakmak seni gerçeğe sadece bir adım daha yaklaştırır ‘’
‘’ gerçek ne peki? ‘’
 
Balina karaya yakın bir yerde yüzüyordu. ‘’ yüzmeyi öğrenmek istiyorsan acele etmeyeceksin ‘’
‘’ belki de uçmayı denemeli ‘’
 
Yansımaların ortasında onaylamıştım onu.
 
Balinalar gerçekten duygusal varlıklardı. Kalp ne kadar büyükse sular erken çekiliyordu çoraklı toprakların hayatı karşısında. Buna emin değilim. Balinalar erkek insan soyundan gelip, kendisini sikmekten dişisini yaratmış olabilirler. Karadaki tufan nedir?
 
‘’ bilemiyorum, belki de sırf beni sevsin diye, yollarda gül satan çingene bir kadının ekmek sepetini çalıp bedavaya getirmek istemişsindir vaktiyle. Buna katlanmak yerine utanç içinde sepeti yerine teslim etmezsen şikâyetçin artacak deyip, kim olduğunu bile sormuş olabilirler ‘’
‘’ Oda var elbet. Ama o gün sadece bir kitap çalmıştım ‘’
‘’ ve ‘’
‘’ satın alamadığın şeyleri çalar mısın ‘’ demişti bana.
‘’ sen ne demiştin peki? ‘’
‘’ sadece paha biçilemez olanları ‘’
‘’ Başarısız bir darbe girişimi daha ‘’
‘’ evet...başarısız bir darbe girişimi daha ‘’
‘’ bende benzer şeyler yaşamıştım ama durmadım, demişti ki, bakıyorum da kolun kanadın hemen kırıldı iki harf arası siktir git deyince ‘’
‘’ ne yaptın peki? ‘’
‘’ durmadığımı söylemiştim. Ben böyleydim. Durmam. Duramam. Durursam er ya da geç senin gibi dibi boylarım ‘’
‘’ göze alamıyor musun peki? ‘’
‘’ dostum şeker hastasıysan, her yerinden bal damlasa ne olur? Geometri içindeki yamuk hesaplamalarınla seni baş başa bırakıyorum kardeşim ‘’
‘’ peki, paketi bırak öyle git ‘’
 
Elimde bir sigara ölmüş beni bekliyordu. Nişan alıp, küllük olarak kullandığım otuz yedi numara topuklu bir ayakkabı içine en iyi atışımı yaptım. Tam isabetti. Bir tane daha yaktım kaldığım yerden.
 
Belgeselin sonunu izlemekten belgeselin sonunu kaçırmıştım…
 



Başarısız YAZAR



Yorumlar (2)
Altuğ Altıntaş 20.07.2016 12:12
"bana tepeden bakarsanız, bir aptal görürsünüz.bana aşağıdan bakarsanız, tanrınızı görürsünüz.bana tam karşıdan bakarsanız, kendinizi görürsünüz"
charles manson

Yazarın gerçeğe bakış açısına saygı duymakla birlikte gerçeğe benim yaklaşımım bu. :))

La var ya seni sona bırakıyorum okurken. Hani türlüdeki eti sona ayıranlar vardır ya o hesap. Lakin senin yazış tarzın hakikaten türlü! Şu verdiğin atmosferi yaşamayan için uranüsün zemin etüdünü yapmışsın da rapor veriyorsun sanır. Hacı abi azıcık yavaş düşünerek yaz. Hakikaten çok okunası bir dünya anlatıyorsun ama çok dağıtıyorsun.

Başarısız YAZAR 23.07.2016 14:17
Ayık kafa ile yazmayı mı bir denesem acaba


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2881
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2020 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com