Denemeler

Perşembetif Provokasyonizmaya Ait Olmayan Şeyler
Okunma: 518
Altuğ Altıntaş - Mesaj Gönder


Göğüs kafesi şeklinde bir oyuncak yapılabilir. Çocuklar tırmanırlar, içinde kendilerini güvende hissederler, plastik dev kalbin odacıklarında saklanabilir, süngerden yapılmış akciğerlere tutunup macera arayabilirlerdi.
 
*
 
"Aşağılık, hastalıklı sürüngene acıdığım için katlanıyorum, yoksa berbat şeyler yazıyor." diyen kadın kafasına diktiği viski şişesini, pembe taytını içine soktuğu alçak topuklu kahverengi çizmesinin yanına bıraktı.
 
Sağlı sollu caddenin iki yanında yer alan içkili kafeteryaların bahçe duvarlarının birinde oturuyordum. İkimizden başka kimse o duvarlarda oturmuyorken ister istemez yanıma çöküp adamın birini çekiştiren bu şişman kadının kim olduğunu merak ediyordum.
 
Doğrudan gelip yanıma oturmuş, sonra da bu hastalıklı sürüngenden bahsetmeye başlamıştı, bir süre sonra ben de kendimi hikayeye kaptırmış, merakla dinliyordum. Kadın, öylesine içten bir hırsla kusuyordu ki öfkesini, adamı sanki ben de tanıyordum.
 
*
 
Değirmendere'de evin önünden sağ tarafa dönüp iki yüz metre yürüdüğünde küçük bir kasaba parkının içine yüz yıllar önce dikilmiş onlarca çınarı genç bir dirayetle dikilirken görebilirsin. En azından bundan otuz yıl önce görebiliyordun. Ağaçların kovuklarında iki ya da üç çocuk rahatlıkla girip oynayabilirdik. Başka çocuklar oynamış olmalı. Biz oynamadık; ama bunun hayalini çok kurdum. Tek başına girseydin, diyeceksin. Haklısın; girdim. Hem de çok, hem de tek... hep...
Nemli çürük ağaç kabuğu kokusu... Ağacın tarihine ister istemez yapılan hoş yolculuk. Bir ağaç kovuğunun nasıl kendiliğinden oluşabileceğine kafa yorarken annemin zulmünden kaçıp bu kovukta yaşayabileceğime dair bir acayip hayaller, acayip varımsamalarla geçen saatler... Bazen yanıma Maya'yı da alırdım. Büyüyene kadar hep kovukta... Sonra da park bizim olacaktı. Ayrıca tüm kovuklar da. Maya on yaşında değildi daha, ayrıca da sanırım annesi o kadar da sinirli bir kadın değildi.
İşte benimle gelmeyecek biri daha...
 
*
 
Sindirim sistemi şeklinde arı kovanları yapılabilir. Kraliçe arı midede yaşarken, diğer arılar da ağızdan girip çıkar, bağırsaklarda bal yapabilir, kraliçelerinin koynunda, midede uyuyabilir, yemek borusu ve on iki parmak bağırsağını oyun alanı olarak kullanabilir, dişlerin çürük oyuklarında çiçek yetiştirebilir, acil durumlarda göt deliğinden kaçabilirlerdi.
 
*
 
"Ve bunlar neden oluyor biliyor musun?" diye dönüp suçlayıcı bir ifadeyle baktı kadın.
Kendimi işaret edip, parmağım henüz iman tahtamın üzerindeyken "Benim yüzümden?" dedim.
 
 Gözlerim şaşkınlıkla açıdı...
 
"Evet bayım; tam da senin yüzünden o adama katlanıyorum."
 
"B-b-ben sizi tanımıyorum bayan?"
 
"Siz beni hiç tanımaya çalışmadınız ki bayım..."
 
Kadın kalkarken zorlanıyor. İri kalçasını elinin tersiyle temizleyip sendeliyor. Ayağının dibinde duran yarım şişe viskiyi içebileceğimi söylediğinde teşekkür ediyorum.
 
"Ben içki içmiyorum bayan..."
 
"Ben de ağzımla içmiyorum."
 
Yaptığı espriye gülmek için yaptığım hamlenin yüzümde kaç saat kaldığını bilmiyorum.
 
*
 
Değirmendere vapur iskelesine gidip de inen yolcuları izlemek büyük keyif. Diğer iskelede amcalar balık tutuyor. Hiç kimse kimseyi karşılamıyor, çünkü nasılsa herkes çarşıda karşılaşıyordu. Babam vapurla gelmediği için bazen kızıyordum. Çarşıda gezinen, o gün vapura binmiş tek bir tanıdığım bile yok. Oysa herkes bilir ki vapurla gelen biri hayatın içine girer. Babam hep eve giriyordu. Kendi Maraş dondurmamı şefkatli sağ elimden alıp, aç gözlü sol elime veriyor, sağ elimin işaret parmağıyla, sol elimin külahı kavramış küçük parmaklarını okşuyordum.
 
Yetkin'in babası kefal tutunca sevinçle diğer iskeleye koştum. Maya da iskelede, yanağına saplı olta iğnesi...
 
"Sakin ol! İğneyi yanağından çıkartacağım. Korkma, ölmeyeceksin Maya!"
 
"Ölmeyeceğim ama ölümün izi kalacak!!!"
 
Ağlayan elleri uzaklaşmış yüzünü örterken uzaktakileri getiren vapur, yakındakilerin yüzlerini de alarak iskeleden ayrıldı.
 
*
 
İnsan beyni şeklinde otoparklar yapılmalı. İçeri arabalar girmeli ve gittiklerinde, yerlerinde sadece toz üstü lastik izleri kalmalı.
 
*
 
66 numaranın kapısını arıyordum. Girmek için, çıkmak için, girmek için, çıkmak için... benim olsun için. Ağaç kovuğu gibi korunaklı, sağ el gibi şefkatli olsun için... Kapılar sert.
 
Oysa orman perileri korur çocukları.
 
Bazı odalar isterlerse duvarlardan fazlasını yapabilirler.



Altuğ Altıntaş



Yorumlar (3)
Enes Evci 20.7.2016 11:25
Hep bu tabiri kullanıyorum belki ama işte hakaret etmeden anca bu diyeceğim niteleyebiliyor bu sitenin çoğu kullanıcılarını. Falım sakızı senkronun da şiir yazan güruhun arasında Altuğ gibi arkadaşları okumak, boğulurken suda nefes almak gibi. Çoğalalım ve gelişelim. Kalemine klavyene sağlık.

Altuğ Altıntaş 25.7.2016 08:58
Eyvallah Enes

Cansel Işık 4.8.2016 03:49
Muhteşemdi tek kelimeyle..Kalemin daim olsun..


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6202
2 Firari Fırtına 4265
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3348
5 Nermin Gömleksizoğlu 3041
6 Uğur Kesim 2935
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2596
9 Enes Evci 2469
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2240 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com