Hikayeler

Karmaşık Şeyler
Okunma: 416
Altuğ Altıntaş - Mesaj Gönder


“Öyle karışık bir konu değil. Telefon çalacak, açacağım ve artık aramasını istemediğimi söyleyeceğim. Nedenini açıklamama izin verirse de artık hayatımda izah edemediğim kesitler olmasını istemediğimi söyleyeceğim. Bu kadar! Bence net ve anlaşılır.
 
Anlaşılmalı!
 
Anlaşılmak zorunda!
 
Gizler insanın prangalarıdır. Kameraların önünde sevişilen, yenen, uyunan ve insani her tür ihtiyacın giderildiği bir dünyada özelden bahsedilemez. Sürüden bahsedilir ve ben o sürüye dahil olmak istiyorum. O Ses Türkiye'yi izlemek, bazı sesleri beğenmek, Rachmaninoff, Korsakov hayranlığımı unutmak istiyorum. İstemiyorum; bu konuda kararlıyım. Sıradan bir yeşil, sıradan bir mavi sevmek zor değil. İlle allengirli olması gerekmiyor. Picasso tablosu gördüğüm yerde “ben de yaparım la bunu!” diyeceğim bundan sonra.
 
Çoğu yerde mesaj kutularımı kapadım. Yakında telefon numaramı da değiştireceğim. Geçmişle bir bağ istemiyorum. Yeniden doğacağım. Yaşlı ve alabildiğine tecrübeli bir bebek olarak. Hayattan beklentisi olmayan, az bulduğu halde yetinen bir bebek.”
 
“Peki bunu neden yapıyorsun?”
 
“Anlattıklarımı dinlemiyor musun?”
 
“Geçmişini yok edemezsin.”
 
“Görmezden gelebilirsin.
 
Birçoklarının geçmişini görmezden geliyorum. Hepsi hayatının bir döneminde bilsem hazmedemeyeceğim ve kişilikleri hakkında kesin hükümler verebileceğim hatalar yapmış olmalı aksi halde insan olmaları çok zor. Lakin onların hatalarını görmezden gelmek yetiyorken ben biricik kendimin hatalarıyla yaşamak zorunda olmaktan hoşlanmıyorum. Çünkü beynimin bir yanı bu geçmişe sahip olan bana hep bir don biçiyor ve beynimin diğer tarafı bu donun içine girmeye çalışıyor. Yaşamak böyle bir şey olmamalı.”
 
“İnsanları hayatından çıkarmak da olmamalı.”
 
“Buna ben karar vereceğim. Hayır hayır verdim. Çıkacaklar. Yüzünü hatırlamadığım ve bilmediğim herkes çıkacak. Gemi fazlalıklarını atmak zorunda ki battığında nerede yanlış yaptığını düşünmesin.”
 
“Bu kadar mı?”
 
“Bence bu kadar.”
 
“Şimdi de o telefonu bekliyorsun?”
 
“Evet evet... O telefonu bekliyorum çünkü nereden geleceğini kestiremediğim bir ok gibi olmaya başladı. En olmadık anlarda göğsüme, sırtıma, bacağıma saplanıveriyor ve hep hazırlıksız yakalanıyor, hep yaralanıyorum. Hele ki insanların arasında kıvranmak, yaranı saklamak... Bilirsin, burnun aktığında dahi gizlice silersin.”
 
“Anlıyorum... Yalnız konuşmanın başında “izah” dedin.”
 
“Öyle mi dedim?”
 
“Evet öyle dedin.”
 
“İzah! İnsanın yaşantısının bazı anlarını kendine tanımlayamaması, dolayısıyla hiç kimseye bundan bahsedememesi ve eylem
ya da sürecin kemikleşen bir sır haline gelmesi. Sırların arkasında hep eylem sahibinin, eylemi kendine tanımlayamaması yatar. Eylemin ne olduğunun önemi yok.”
 
“Emin misin?”
 
“Elbette eminim. Yoksa neden sadece selamlaşıp sanat hakkında konuştuğum bir sesten kurtulmaya çalışayım! Esas kurtulmaya çalıştığım şey bunun sır haline gelmeye başlaması. Nedeni yok ama sonucu var! Sence de saçma değil mi? Hayatımda artık bu olmayacak.
.
.
.
Bir dakika lütfen... Telefon!”
 
 
 
 



Altuğ Altıntaş



Yorumlar (1)
Başarısız YAZAR 25.7.2016 19:12
Güzel


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6280
2 Firari Fırtına 4345
3 Mustafa Ermişcan 3707
4 Hasan Tabak 3430
5 Nermin Gömleksizoğlu 3106
6 Uğur Kesim 2982
7 Sibel Kaya 2825
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2797
9 Enes Evci 2532
10 E.J.D.E.R *tY 2245

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:706 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com