Hikayeler

Bir hayat hikayesi...
Okunma: 137
yunus dişlioğlı - Mesaj Gönder


Siz bunu okurken büyük ihtimal kim bu kitabın yazarı diye düşüneceksiniz belkide ne işi oldu da böyle yazdı diyeceksiniz. Ben bunu sadece geceleri yazmayı planlıyorum şu an saat 3 ama olsun  içimden geçenleri kelimelere dökmek istiyorum ve siz okurken beni anlamanızı.Ben daha 16 yaşında bir gencim yaşımı neden yazdığımı merak edenler olursa inanın bende bilmiyorum.Şimdi konumuza gelelim ben 3 yıldan öncesini düzgün hatırlayamıyorum ama tek düşüncem hep bilim ve eğitimdi şimdi ne alaka ? diyeceksiniz ama hikayenin sonlarına doğru anlamanızı bekliyorum.Şimdi ben size göre deliyim ama "deliler deli değil insanlar delilere deli dedikleri için delidir" bu benim sözüm misal bir deli örneğin einstein bir deli diye söylenirdi ama sonralarda ne kadar zeki olduğu anlaşıldı.Ben kendime zeki ve ya deli demiyorum bunlar sadece düşüncelerim.Ben şuana kadar bir sürü proje yaptım çizdim ve kurguladım ama elimden tutan daha olmadı ve bir sistem sayesinde gitgide geriliyoruz.Adı "dünya sistemi" aslında kısa ve öz doğmak büyümek okumak çalışmak ve ölmek ama ben bu sistemi değiştirdim nasıl mı? mesela artık gereksiz insanlarla konuşmayı keserek veya kavga etmeyerek.Biz hep bir sisteme göre gittik örneğin liseye başlandığında olgunlaşıyorsun ve ergenlik çağına girdin ne mutlu sana ama iş bu kadar olsa iyi okulda ki sert çocuklara kafa tutmalısın ki ezilmeyesin veya onlarla işbirliği yapıp ezilmekten kurtulasın.Ama olaylar bu kadar kolay değil  ezdiğin veya dövdüğün çocuğun ailesi onu okumak için okula gönderir dayak yemesi için değil çünkü sen dayak yediğinde de ailen böyle der değil mi? şimdi size bu yazdıklarım mantıksız gelecek ama sıkıntı değil her şey bir zaman ister mesela osmanlı bir günde mi kuruldu veya yıkıldı.Ben 16 yıllık ömrümün ortalama 2,5 yılını yaşadım belki de daha az örneklerle şöyle yaklaşık 8-9 saat uyuyoruz geri kalan kısım okumak çalışmak ve evdeki işleri halletmek ile geçer.Ben buna karşıyım bir insan okulda bilgi öğrenemez okumak ve yazmak dışında çünkü beni özel kurslardan çağırdılar yurt dışından falan ama ben parasal olaylardan dolayı gidemedim ve devlet okulunda okumaya devam ettim.Şimdi size böyle deyince aklıma bir liderin bize devletin okulları yeter deyip kendi çocuklarını amerika'da okutması komiğime gitti ve güldüm annem bana kızdı o bir lider ve çocukları ise bir lider çocuğu o an aklıma dank etti aslında o bir lider değil lider bizdik çünkü biz olmadan onlar'da olamazdı.Düşünün misal çin çok güçlü bir ekonomisi var bir anda ülke'de ki herkes afrika'ya gitti ve şirketler açıp dükkanlar kurdu o zaman olacak şey afrika nüfusunun artması sebebi ile artık sömürge altında kalmayacak çünkü onların bilgili ve fazla insanları var ve de bir liderleri artık lideri olan bir ülkeyi sömürgede tutmamız imkansız o yüzden nüfusu azalan çin'e yönelip orayı sömürge altına alırlardı.Bu küçük bir örnek aslında bizim insanımızın çok azı bilgilidir bu tür konularda geri kalanı cahil ve inatçıdır.Yeni başladığım okula gittim ve büyük bir sevinçle artık istediğim okuldayım daha iyi ve güzel bilgiler öğrenebilirim dedim ama yanıldım merak ederseniz şöyle bir özetliyeyim. Sınıfa girdim ve oturdum mutluydum çünkü sınıftakiler insana benziyorlardı ama yanıldım ve ders başladı ilk 1 ay çok güzeldi ama sonra matematik öğretmenimiz değişti üzüldüm ama elden gelen bir şey yoktu ve onun dersi artık başlayacaktı büyük bir heyecan ile yeni öğretmenimizin derse girişini bekledim sonunda girdi ve çok mutlu olmuştum sonunda kaybettiğim benliğimi bilgiler ile doldurup kendi benliğimi tekrardan bulacaktım.Ve ders başladı artık heyecanım geçmişti ancak sınıftaki geri zekaya sahip öğrenciler ders işlemeyelim dedi ve öğretmenimiz o gün sadece 3-4 soru çözüp bıraktı ne konu anlatmıştı ne de başka bir şey sadece yazıp bırakıyordu 1-2 hafta sonrada böyle devam etti artık tüm ümidimi yitirdim ve o öğretmen ona karşı olan sevgimi 1.dönem sınıfta ders işlemek istemeyen öğrenciyi onurlandırarak yapmıştı.Ben artık hayattan dışlandığımı düşünürken en sevdiğim dersin öğretmeni benim istediğim gibi yazı yazdırıp konuları en ince ayrıntısına kadar anlatıyordu o ders edebiyattı normalde çok üzerine düşmezdim ama liseye başladığımdan beri ilgi konağım olmuştu ve vakit kaybetmek istemiyordum çünkü vakit kaybedersem bilgi öğrenemeyecek bunun sonucunda sınavlardan kalıp okuyamayacak veya bir üniversite'ye giremiyeceğim aklıma geldi ve aklımda ilk defa şu söz yankılandı beynim bana yalvarırmış  gibi o öğretmenini takip etmeyi bırakma dedi bende dinledim.Evde oturup projeler tasarlamaya ve yeni bir alfabe yazmaya başladım.Ve sözler yazmaya başladım örnek olarak "nakidi çok olanın vakti çok olur" bu benim yazdığım veya söylediğim en iyi sözdü bundan sonra aklıma yılmadan çalış ve kazan kavga etmeyi bırak seni ezdiklerine inandır bu salakları çünkü onlar okumayacak gibiydiler ve cidden okumayıp çalışmayıp kötü not alıyorlardı.Şimdi bana başta ne söyledin şimdi yaptığına bak der gibi dediğinizi hissettim ben küçükken okuyup büyüyünce çalışmadan para kazanacağım bunun sırrını ise sonra anlatırım.İşte gel zaman git zaman edebiyat öğretmenimi büyük bir tutkuyla sevmeye başladım ve hep onun dersi olsun ve bana bildiği tüm bilgileri aşılamasını istedim.Bunun sonucunda gitgide öğretmenime bağlanmaya başladım ağzından çıkan her kelimeye ve harfe dikkat ettim çünkü beni geliştirebilirdi.Gitgide mutlu oluyor ve öğretmenime bağlanıyordum o kadar güzel tatlı bir dil ile ders anlatıyordu ki sayesinde kendi benliğimi tekrar bulmaya başlamış ve gitgide derslerime çalışıyordum. Ve edebiyat öğretmenimin ardından atölye öğretmenim'de dikkatimi çekmeye başlamıştı ve anlattığı her şey mantıklı geliyor ve bende merak duygusu oluşturuyordu.En sonunda kendi benliğimi bulmuş oldum ve kendi felsefemi buldum ve yazdım "bilgi bir ihtiyaç değil zorunluluktur" bu sözümü beğenenlerde olacak beğenmeyenlerde ama olsun sorun değil.Şimdi aklıma sizin benim hakkımda başta ne yazdı şimdi ne yazıyor dediğinizi duyar gibiyim bunun açıklaması ise okulda eğer diğer öğrencileri geçersem onların bana yaptığı herhangi bir olayı hatırlamalarına sebep olacağım mesela bizim okulda benim üzerime gelen çok varlık var ama ben sadece 3 kişi ile bağ kurabildim.Şimdi ne alaka derseniz ben büyüyünce büyük bir adam olursam vah be keşke bizde zamanında çalışsaydık diyecek ve çocuklarının okumaları için ellerinden gelen gayreti gösterecekler ama iş işten geçmiş olacak çünkü onlar çalışan ben patron olacağım.Bir gün gelecek çok sevdiğim edebiyat öğretmenimin karşısına çıkıp her şey için teşekkürler sizin sayenizde hayatım kurtuldu diyeceğim ve ona annemmiş gibi sarılıp hal hatır soracağım.Bu arada biraz önce neden varlık yazdığımı merak ederseniz insan yazmaya elim varmadı çünkü bir insan düşünür,konuşur ve akıllanır ama onlar öyle değil düşünme gibi bir yetileri yoktu ve akıllanmazlardı.Ben şimdi dönüp ne yazdığıma bir baktım ve küçük bir cümle'nin büyük bir cümleye döndüğünü gördüm ve mutluyum belki size bir kaç bilgi vermiş oldum.Eh şimdi az mantıklı düşünürsek bu dünya mantıksız gelir o yüzden kendi dünyanızı kendiniz yapın başkası değil mesela çocukken herkes çok sıkıntısız'dır çünkü kendi dünyası kendi mantığı ile dolmuştur ve mutludur ama zamanla seni o mutlu olduğun güzel dünyan'dan çekip çıkarmaya çalışırlar ve ne yazık ki dünyada ki insanların %99.8'i hemen hemen kendi dünyasından çıkarılır ve artık eskisi gibi güzel ve senin mantığınla işleyen bir dünya olmaz ve başlarını anlamazsın ve sende bir adım atarsın böylelikle senin mantığın ile dolu olan bir dünya zamanla yok olur.Küçükken kendi dünyasını koruyan ve kendi dünyasından dışarı çıkmayan bir çocuk emin olun çocuk değildir.Çünkü o az çok tahmin edebilir dış dünyanın kötülüğünü çünkü iyi bir şey olsa seni çıkarmaya değil hapsetmeye çalışırlardı bu yüzden eğer bu kadar zeki bir çocuk görürseniz ona iyi bakın çünkü o gelmiş geçmiş en zeki insanlardan biri olacaktır.Bunun içinde söylediğim bir söz vardır "kendi dünyasını koruyan bir çocuk gerçek dünyasını da korur." Eğer bir düşünür olsaydım "insanları değil insanlığı düşünürdüm çünkü bir insanlık binlerce insan'dır" derdim ama ne yazık ki büyük bir düşünür değilim çünkü sadece bu dünya ile sorunu olan insanlar düşünürler.Bu arada bu kitap'ta bulunan her sözü kendim söyledim internette ne kadar benzeri olursa olsun asla benim sözlerim gibi derin değillerdir.Bunu yazdığım için kibirli olduğumu düşüneceksiniz ve benim hakkımda yanlış fikirlere kapılacaksınız ama bir durun ve deyin kendinize bu insan bu yaşta bu kadar bilgi sahibi olup kibir yapabiliyorsa benim ne eksiğim var deyip sizinde kendiniz hakkında bilmediğiniz her şeyi bilmeniz gerektiğini anlarsınız.Kibir büyük bir günah ve yanlıştır diyenler içinse bir sözüm var "yanlışlar olmasaydı,medeniyetler olmazdı" belki bu söze benzeyen bir söz internette bulursunuz ama ben bu sözü şu an kalbimden geçtiği için yazdım ve emin olun "bilgi içeren bir söz bilgi içermeyen bin söze bedeldir".


"Herkes insan olarak doğabilir ama Herkes insan olarak ölemez"
                                                                                                Söz sahibi:
                                                                                                        ---Keçiağılı Köy Ahali--- 

yunus dişlioğlı



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 5713
2 Firari Fırtına 3853
3 Hasan Tabak 2715
4 Nermin Gömleksizoğlu 2633
5 Uğur Kesim 2587
6 Mustafa Ermişcan 2465
7 Sibel Kaya 2364
8 E.J.D.E.R *tY 2130
9 Enes Evci 2111
10 Turgut Çakır 1950

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:93 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com