Denemeler

HANDE VE PİS BIYIK
Okunma: 399
Başarısız YAZAR - Mesaj Gönder


'' Havayı hatırlıyorum. Sisli, kirli camları. Sümükleri. Kaliteli olmayan karanlığı. Annemi. Pavyonda para yemiş memnun işçileri. Hepsini hatırlıyorum. Takım elbiseli bir adamın bir şeylere basıp göt üstü yere çakılmasını. '' yok bir şey '' demesini. Bira kutusunu. Çöp kutusunu. Bisküvi kutusunu. Mermi kutusunu. Düdük sesini. Yerden kalması için yardım etmek isteyen bir transseksüelin, yine yerdeki adam tarafından '' yok bir şey amına kodumun ibnesi '' deyip boğazını falçata ile kesip kaçmasını. Falçatayı cami avlusundan içeri atışını. Siyah kanı. Ilık yağmuru. Sabah ezanını. Ölüm karşısında hazırlıklı olmayı. Boğazı kesilenin hayat arkadaşlarının döktüğü kadınsı gözyaşlarını da.
 
On bir katlı bir apartmanın önündeki çöpün kenarına bırakılmış sade bisküvi kutusunun içinde durup, öylece izledim olan bitenleri. İnsanlar tanık olmamak için değil, bir katili teşhis etmemek için kaçışıyordu gibi gelmişti. Çöpleri karıştıran küstah bir köpeğin beni fark ettiği ön dişlerini de. Eski eşya toplayan pis giyimli, kirli bir herifin, ıslık ıslığa gülümseyerek, kara bir poşet içerisine elini daldırıp ekmek gibi bir şey çıkarıp ona verdiğini, Başını okşadığını, ve böylece azda olsa sinirinin yatıştığını ve yine böylece küstahın kafasının iyiden iyiye karışıp, peşimi bıraktığını, bu geçici ateşkesten bir boşluk bulup, '' bir daha ki sefere '' diye son kez tıslayıp heyecan içinde karşıdan karşıya geçerken, üstüme üstüme gelen başıbozuk bir taksiyi. İçindeki kadının önce ''ay'' deyip, sonra ''hey'' deyip, daha sonra da, sanki kendi çocukları yokmuş yada hiç olmayacakmış gibi, el kadar bir bana siktir dediği gitmelerini, olay yerindeki gülünç ve sevimsiz kahkahalarını. Ayrıca bir hırsızın gözcülük yapan arkadaşını da görmüştüm. Bitirdiği sigarasının izmaritini üstüme fırlatması yetmezmiş gibi, birde '' bıyığını siktimin ibnesi '' deyip salladığı ve tutturamadığı o karanlık tekmesini. Gece iki şey olmuştu. Hırsızlar mutluydu. Polisler cinayet nedeni için ibnelerden şüpheleniyordu.
 
Hatırladığım şeylere bakılırsa dışarıda ki hayatım sizin hayatınız kadar berbattı, soğuktu, karlıydı. Ve sayenizde tedirgindi. Bir ismin var mı peki? ''
 
Kader...
'' Adın mı? soy adın mı? ''
Soy adım.
Bir adamın, 1 kez görüştüğü birisinden bahsederken "dostum" demesi... değişik bir adamsın sen...
 
İster eve gelsin. İster fabrikaya gitsin. Gelsin yada gitsin. Fark etmiyor. İşçiler her zaman yorgundu. Arka sokaklardan, ve oraların karanlık hikayelerinden çıkıp, güneşinde doğması ile şansımı bir de şehir meydanlarında denemenin bir sakıncası olmayacağını hissediyordum. İşçilerin sadece güvercin beslemeye götü yediği meydanlarda işte. Belki bir avanta bulabilirdim kendime. Zengin kız kaçıran fakir oğlan gibi anında bir kanat yakalayıp meydan da sürüye bilirdim. Diğer kuş beyinliler panik hali ile sağa, sola, havaya dağılırken, yakaladığım kanatın tadına sota bir yerde bakabilirdim. Her gece çöp yemek, kusmuk yemek, artık yemek, sümük dillemek hasta etmişti beni.
 
Hasta olmanın iyi yönleri de var tabi. Bazı geceler ateşim ile beraber hayallerimin de yükseldiği. Sıcak ve korunaklı bir yuvam olurdu. Çapkın ve sokak düşkünü serseri bir babaya aşık olup hamile kaldığı için artık sevimsiz bulunan ve kapı dışarı edilen mutsuz bir anne yoktu. Her şey iyiydi. Bir kere sokakta yaşıyor, çöpten yolunu buluyor diye hiç bir canlı neden kötü olsun ki? Hele ki aşk söz konusuysa. Ve elbette kötü yönleri de var. Ateşim, hayalleri unutup tek başına yükseldiğinde kabus görüyordum. İrin. Patlamış çıbanlar. Gerçeği. Gerçek ise, insanların her zaman nankör olduğu. Asla bizleri gerçek anlamda sevmediği. Hevesini alıp, ilk fırsatta kapı dışarı ettiği. Hepimize bakmak yerine birimize bakıp, birimizi sahiplenip, sokağı es geçmeniz. Sıcak yuvalarınızda ki, en şanslı olanımız sayesinde dünyayı kurtardığını sanan bir yığın ahmaksınız işte.
 
Sorduğun için hikayeye geri dönüyorum. Meydana İyice yaklaşıp etrafı kesiyordum. İç güdülerim acele etmememi, buna ihtiyacım olduğunu söylüyordu. Atalarımın bana bıraktığı tek iyi miras olan doğal yeteneğimi kullanıyordum. Sabır, disiplin ve doğru hamle. İhtimallere asla yer yoktu güdülerime göre. Gerisini biliyorsun zaten. Sıkı bir tekme yediğimi, havada bir kaç tur attıktan sonra üç bacağımın üstüne düştüğümü birisinin kırıldığını ve artık hiç bir zaman dört ayak üstüne düşemeyecek olmamı falan. Ve sonra da senin şu sikik çekmecenin içinde gözümü açtım. Sende sikik misin peki? ''
Sence?
''Bilmem, bana biraz öyle geldi de?''
Sana biraz süt getireyim..
'' neden? sende dünyayı mı kurtaracaksın bir tas süt ile? sırf iç güdüleri bunu gerektirdiği için, bir meydan da güvercin avına çıktı diye bacağı kırılan bir hayvana, sizin gözünüzde zavallı bir kediye yardım ettin diye, bu seni çok mu iyi birisi yapacak diğerlerinden? hepiniz boksunuz! ''
Sana tekme vuran herifi gölgesinden bile korkutmuştum. Bu iyi bir şey değil mi?
'' eşeği geçtim, dabacana efsanesini de, hatta cansız vitrin mankenini de, ördeğinin ırzına geçen adam, zanımca yaşayan insanlardan daha dürüst''
ne demek şimdi bu?
'' bir düşün''
Bir saniye... iyide sen hayvansın! daha bir gün öncesine kadar bir ismin bile yoktu. Bu yüzden pis bıyık dedim sana. Kedi dostum pis bıyık. Bütün bunları bilmen imkansız! hatta senin hiç konuşmaman lazım! sen nereden biliyorsun bütün bunları.
'' tam bir salaksın''
bunu ispat et
''sende benim gerçekten konuşamadığımı ispat et''
sen bir hayvansın, konuşamaman, düşünememen, okuyamaman, bir cinayete tanık olamaman için, başlı başına bir kanıt!
'' peki ya aşkın evrensel dili, hiç konuşmadan binlerce kelimelik hikayeler ortaya koymalar, dünyayı yerinden oynatmalar, pis pis sırıtmalar, öyle bir havalara girmeler?onlar ne oluyor? yada tersi. Sen hiç istenmediğini, bir şeylerin ters gittiğini anlamadın mı, konuşmaya bile gerek duymadan? bunu ima etmediler mi sana? a'nın aslında b olduğunu, b'nin aslında bir hiç olduğunu?''
evet ama sen konuşuyorsun, bu imkansız
''sende konuşturma o zaman''
biraz süt getireyim
''değişik bir adamsın sen ''
bir şey soracağım, geceye karşı, tehlikeye karşı, dişi bir kıça karşı seni hamle yapmaya bıyıkların neden oluyorsa, gözlerin ne işe yarıyor peki?
''zor bir gece geçirdiysen sadece enfeksiyon kapmaya yarıyor ''
buyur süt...
'' sağ ol, senin hikayen ne peki? ''
Güzel giyinmeyi seviyorum, hep sevdim. Pahalı ya da marka değil ama, "sevdiğim beğendiğim güzel şeyleri"... küçük bir çocukken her kıyafetim özel tasarımdı, Elbisemin kumaşından tokalarım olurdu, çünkü ablam mahalledeki komşulara dikiş diken genç bir kızdı. Evde kumaşlar, iğneler, yünler, şişler oldu hep ve doğuştan becerikliydim ben de... arada kazalar olmadı değil, örgü örerken (sanırım 6 yaşındaydım) çenemin altına iki örgü şişi batırdım. lisedeyken dizime ince bir tığ girdi, gagası da var ya zor çıkardık onu... ama yine de sevdim ıvır-zıvırla uğraşmayı; en parasız zamanımda evde cart pembe bir takım buldum, halamındı sanırım, toz kumaş boyasıyla siyaha boyayıp mükemmel bir gömlek dikmiştim kendime. hala onu ödünç alıp getirmeyen arkadaşın kulaklarını çınlatırım... elbiseyle tokayla sınırlı kalmadı benimki, kendime ayakkabı diktim elimde, eski bir ayakkabının tabanını kullanıp üstünü kendim diktim. bildiğin şık topuklu bir ayakkabı, İlk gün bütün gece onu ayağımdan çıkarmamıştım. Ben bir işçinin kıt kanaat geçinen 4 çocuğundan sonuncusu olduğumu ortaokulda farkettim. o zamana kadar kendimi zengin bir pirenses sanıyordum. Büyük abim sanayide çalışıyordu ama iyi bir kitaplığı vardı, gazete olurdu evde, her hafta gırgır dergisi vazgeçilmezdi. Ben ilk kez 4,5 yaşında okumayı söktüm ve okuduğum ilk kitap Aziz Nesin'di. Küçük abim sabah çok erkenden kalkıp simit satmaya çıkardı ve benim kahvaltıda hep dumanı tüten bir simidim olurdu. İlkokuldayken hesap makineli kol saati almıştı bana. avukat kızında bile yoktu. Babam yeni emekli olmuştu, Her gün en az 1 saat park sefam vardı, Başım dönene kadar salıncakta sallanırdım, Gidiş dönüşte yolda ikimiz bir olup türkü gibi bir şey söylerdik, Konserlerden aldığım zevkin temeli o günlerde atıldı işte...iyi ki öyleydi...çok şanslıydım ben.
 
'' Şans işte ''
 
Evet şans. Hiç kimseyi hayatımda istemiyorum dediğim anda aşk çıktı karşıma ve neredeyse dipten yüzeye çıkardı beni. Hayatım kendi başına toparlayabileceğimden çok daha fazla dağılmıştı çünkü...belki iki sene önce yada beş sene sonra tanısaydım onu, değerli olmazdı böyle...hani derler ya doğru yer doğru zaman diye, sen ne yaparsan yap olmuyor, o zamana kadar olduramamıştım ben... Mutluysan insanlar bir şekilde beraber yaşlanıyor...bunu niye yaptılar hala anlamış değilim.
Sanırım mezarıma kalbi boş ve tek kişi girecegim ben...
'' kendini yorma istersen ''
bir şey soracağım
'' sor ''
gerçekten ölümümü o bisküvi kutusunun içinden izledin mi?
'' peki ya sen '' 
Evet
'' Peki ismin neydi ''
Dost muyuz peki?
'' Bilmem, sanırım..''
O halde bana Hande diyebilirsin pis bıyık...sanırım ikimiz aynı gün öldürüldük ,  Ve katillerimizin dışında bizi hatırlayacak kimsenin kalmaması çok üzücü geliyor bana...
'' değişik bir kadınsın sen '' 
Sende değişik bir Kedi, komik şey
'' peki şimdi ne olacak? ''
Sen söyle,
'' Sanırım birbirimizin cinayetlerini izlemeye devam edeceğiz ''
Sanırım birbirimizin cinayetlerini izlemeye ara vermeden devam edeceğiz... 
 


Hande Kader ve serseri sokak kedileri anısına...
Başarısız YAZAR



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4399
3 Mustafa Ermişcan 3788
4 Hasan Tabak 3504
5 Nermin Gömleksizoğlu 3155
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2898
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2276

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3582 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com