Hikayeler

AZ KALSIN DEVLET MEMURUYDUM
Okunma: 384
Başarısız YAZAR - Mesaj Gönder


Gözlerinin fotoğrafını çekip bana gönderdiğinde işsizdim.
Niye böyle yaparlar anlamıyorum.
Ağlamaklı bir çift göz. Sulu.
Lanet olsun düpedüz şantaj ama bu.
 
Hayaletin etkisi geçmiş belgesel izliyordum her zamanki gibi.
Yok hayır, o başka bir hikayenin konusuydu.
Sigara içip kitap okuyordum. Jess Velis. '' Fahişeliğin Tarihi ''
 
Yürüyüp fotoğrafı fırlatıldığı yerden aldım. Fırlatmıştım yere.
Çerçeve ve cam kırıklarını toplamaya karar vermiştim nedense
Kitaplar ve özellikle fahişeler beklerdi.
 
Sıla'ya karşı her zaman kararsızdım.
Fotoğrafı elime aldım cam kırıkları arasından.
Ödünç kitaplar bulabileceğim yerler sınırlıydı işçi kentlerinde.
Resme bakıp iyi bir kitap daha okuyamamak.
Çıkarıp bir sigara içtim.
 
Bir dakika dedim kendime.
Bir fikir gelmişti aklıma aniden.
Ani olmuştu ve bir dakika demiştim kendime.
Ani gelen fikirleri severim.
Bir dur hacı,
Bir dakika.
Acele etme.
Kibriti boşa harcama şimdi.
İyi bir şey düşündün ve fırsat ayağına geldi.
Yanlış bir hamle yapıp, kibriti çakmaya karar verdiğinde
elindeki resim yanacak, elindeki resim yanarken, elindeki resmi yere atmayacaksın ve sen ilk serçe parmağından tutuşacaksın alev alev.
Bir kez Tornavidayı masanın üstüne dikip yumruğu çaktıktan ve yaraların iyileşmeye başladıktan sonra bu mu olsun istiyorsun? 
Gerçekten bunu mu? 
Peki ya sonuç?
Bir dostumun dediği gibi: '' nedensiz eylemlerle bir sonuca varılmaz, onlar sadece seni sürükler. '' demişti. Ve haklıydı
Sıçacaksın yine.
 
Hayır bu kez değil ama. 
 
Hemen işe koyulup salonda bir götümlük boş bir yer açtım  
Don ve gömlekleri yana kaydırıp yatak odasına koştum hemen
Hayır hayır, ağır tahrik altındaydım bu doğru fakat niyetim başkaydı bu defa.
Tekli yataktan iki yastık kaptığım gibi geri geldim
Yastıkları yerde birleştirip fotoğrafı ikisinin arasına kıstırdım
Güzel. İyi duruyordu fotoğraf. Mutluydum.
Ucundan tutup biraz daha yukarı çektim ne olur ne olmaz diye. Olmuştu. Kusursuz. İzledim bir süre. Sıkışıp kalmış bir fotoğraf. Onu izleyen ben.  
 
Üstüm çıplaktı salondaki yastıkların başında.
Bir sigara yaktım hemen
Pantolonumu çıkardım.
Acele etmiyordum sigara da. keyfe keder.
O ara birisi kapıya gelmişti ve kapının zilini çalıyordu.
Bir dakika dedim. Geliyorum.
Kilodumu da aynı şekilde acele etmeden çıkardım
Tamamen çıplaktım artık. Ne varsa. Üryan.
Bir dakika, hemen geliyorum 
Fotoğrafı tek hamle de yerden almayı düşünüyordum.
Bir iki başarısız denemeden sonra araya sıkıştırmayı başarmıştım sonunda.
 
Bilin bakalım kapıya kim geldi?
Tahmin ettiğiniz gibi
Bir posta memuruydu gelen. Elinde Noter tastikli bazı evraklar vardı. 
'' Başarısız bey? ''
Buyurun ben değilim dedim kapının arkasından çok gözükmeden.
'' Daha öncede gelmiştim '' dedi.
Dur tahmin edeyim deyip bir tahminde bulundum. Sıçıyor muydu?
'' evet, Kendisi nere de peki ? ''
Hala sıçıyor dedim. Herkes gibi.
'' Anlıyorum '' dedi. '' yapabileceğim başka bir iş bulsam çoktan bırakacağım bu işi ''
Onurlu bir adamsın sen dedim
Kapıyı kapatıp tuvalete gittim.
 
Yanlarımı sıkıyordum tuvalete yürürken.
Postacı haklıydı
Yapabileceğim başka bir iş olsa mutlaka yapardım bende
Tuvaletin kapısında fotoğrafı düşürüp yeniden salona girdim. Az kalsın başarıyordum ama içeri girmeyi.
Kapıda düşürüp bir daha denedim.
Kapıda bir daha düşürünce hile yapıp araya biraz Arko kremi sürüp nemlendirmiştim
evet
nihayet kapıdan geçip Sıla'yı çukura atmayı başarmıştım.
Denizin içine işeyenler reklamlardan etkilenip aptal başlarını suya sokup sokup penguen gibi dışarı çıkardıklarında, kendilerini reklam yıldızı sanıp saçlarını mutlu bir şekilde şöyle bir yana attırırlar ya, hani şöyle, aptallar gibi, birde saga sola bakarlar beni kesiyorlar mı diye, habersizmiş gibi yapıp özellikle dişiler, işte öyle attırmıştım bende resmi.
 
Kapı zili yeniden çaldı, çalıyordu
Ve ben çıkarıp bir sigara yaktım tabiki
Postacı zandedip kapıyı açmadım
Ayrıca tanımadığım bir numara sürekli ısrar ediyordu cevap vermem için
Sıla zandedip, alacaklı zandedip, gergedan boynuzu pazarlamak isteyen pazarlamacı zandedip açmadım telefonu.
Arıyorlardı ve olacak gibi değildi.
Bir keresinde geri zekalı bir politikacı bile aramıştı. 
'' HAYIR! '' deyip tamamen hattımı kapatıp kenara koydum en sonunda.
 
Tabiki hayat devam ediyordu. International Paper Sabancı. Bir karton kutu fabrikasında iş bile bulmuştum. Dokuz gün sonra posta kutusunda resmi bir mektup buldum. Başka mektuplarda vardı posta kutusunda.
'' müjde '' deyip uzlaşmak isteyen avukat ibnelerinin gönderilerini samimi bulmayıp kutunun içinde olduğu gibi bırakıp resmi mektubu açıp okudum.
'' Sayın başarısız Yazar;
Yargıtay Daire Başkanlığı Elektironik Teknikerliği memuriyetiniz evraklarınızı zamanında kurumumuza teslim etmediğiniz için malesef iptal edilmiştir. Sizinle her türlü iletişime geçmeye çalıştık fakat sizden bir dönüş alamadık. Bu yüzden yerinize başka birisini almak durumunda kaldık.
Yasal haklarımı kullanmak istiyorum dedim karşı tarafa. Hemen. Mektup biter bitmez.
Heyecan dan yanlışlıkla Sıla'yı aradım.
Alo demesine fırsat vermeden ama bu haksızlık dedim.
'' Biliyorum '' deyince telefonu kapatıp yeniden açtım.
Bu kez doğru hattı tutturmuştum.
Hakkımı aramak istiyorum dedim. 
'' anlamadım dedi gülümseyerek '' 
Orası Yargıtay değil mi? 
'' Karaduman Hukuk Bürosu, başarısız bey ''
Hayır değilim deyip telefonu kapattım.
En sonunda pes edip kendimi şiire vermenin iyi bir şey olacağını düşündüm.
 
gece dedim sus!
susmam dedi beni dinle.
bırak dedim hüzünlüyüm
sevişmem lazım kelimelerle
gökkuşağını yağmur ısırmasın dedi
gitmek başak sarısı gülüşlere
küskün yaz akşamları
bir kelebeğin peşine
olmaz dedim
ay tutulmadı
biz beraber tutulduk ya...
gökkuşağını saracağım boynuma
sarkıtıp aşağı
'yalnız' bırak beni bu gece
sonra alırım kaplumbağanı
dedim.
dedi,
bulutlar peşimde sevinç dalgaları
elimde avuç içi yalnızlığım
gözümde tedirgin bir güneş hasretligi öpüyor.
dedim,
avuç içi yalnızlığından tuttum
tedirgin olsun hep öpüşler,
o zaman
bulutlar sevinçle şekiller çizer...
 
Şiirini yazdım.  
Şiiri bitirince göt yayınevlerini düşünüp okumadan onuda çöpe attım.
Akıl kıtlığı çeken sikik editörleri.
Ekrana baktım.
Kısaca dünya da her şey yolunda gidiyordu.
Amazonda kayıp bir kabile keşfedilmişti. Keyfime diyecek yoktu.
Donumu yana kaydırıp ekranın başına kuruldum ve bir sigara yaktım.
Pakete ters koyduğum dilek sigaramdı.
Ucu yarım yanmıştı.
Ve yarım yanan sigaralar yeni bir yolculuk demekti inanışlarda. 



Başarısız YAZAR



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4401
3 Mustafa Ermişcan 3789
4 Hasan Tabak 3506
5 Nermin Gömleksizoğlu 3156
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2899
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2277

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2352 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com