Romanlar

Katliam
Okunma: 196
-quk book - Mesaj Gönder


Göz perspektifinde duran bıçaklarına bakıyordu. Deri yüzme bıçağı, bel bıçağı, dikiş tutmaz, et sıyırma bıçağı, saplı kasatura ve bir miktarda fırlatma bıçağı vardı. Yorgundu. Düşmanını öldürdüğü için ciddi anlamda yorulmuştu. Düşmanını nasıl mı öldürdü? Zamanı gerçek hayatta geri saramayız ama filmlerde ve kitaplarda sarabiliriz, saralım o zaman...
 
(bir süre önce)
 
- Vukuatların kabarık kurban
+ ımmmmmmmmmm, huh(iç nefes) ımmmmmmmmmmmmm
- Söyleyeceklerin ne olursa olsun, seni katledeceğim
+ ımmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
- Tamam. Açıyorum o leş ağzını
+ (yutkundu, korkarak iç çekti ve devam etti.) Seni gazetelerden tanıyorum ve birgün beni de avlayacağını biliyordum. Dostum sen de katilsin ben de...
- (sinirle kurbanının konuşmasını bıçağı ile keser ve) İyi insanlara acılar yaşatan insanları öldürmekle katil olunmuyor. Bu intikam! Ve ben intikamı sıcak kan çorbası ile içerim!
+ Bundan sonra öyle şeyler yapmam, bana bir şans ver, yalvarıyorum.
- Sen cinsel organlarına kızgın yağ akıttığın kadınlara, gay olmadıkları için hadım ettiğin erkeklere, sen kurbanlarına hiç bir şans vermedin ve şimdi benden af dilenmen anlamsız oluyor. Tanrı senin ölüm saatini bana bildirdi. O saatte tam o satte aşağılık ruhun aşağılık bedeninden ayrılmış olacak!
 
Kurbanının ağzına spermli kondomları doldurarak ağzını bağlar. Ayağa kalkar ve kurbanını hedef tahtasının oraya götürür. Yeteri kadar kurbanından uzaklaşır ama hizasında o vardır. Ani bir hareket ile fırlatma bıçaklarını kurbanına doğru atar. 3 bıçak atmıştır, biri kurbanın göbek deliğine, biri kulak memesine -ki kulak memesini acıta acıta parçalayıp kopartmıştır bıçak- son olarak diğeri ise kasığına saplanır! Bıçakları aniden atmasının sebebi kurbanının acıya duyarlı hale gelmemesi ve acıyı daha fazla 'his' etmesini istemesidir. Ağır hareketler ile kurbanının yanına gelir ve saplanan iki bıçağı batırarak çıkartır. Yani girdikleri etin diğer tarafından. 
 
Kan ve acı ile kıvranan kurbanını sedyeye yatırır. Sedye'nin üstünde şırınga iğneleri vardır ve sedyeye yatan kişinin her tarafına acı verir. Acı ile kıvranan kurban şırıngaların acısı da eklenince bu kadar acıya nasıl dayanacağını düşünür ve bundan daha fazla acı çektiğini hayal etmeye başlar.(çünkü daha fazla acı çektiği hayali ona şimdi çektiği acıyı hafifletir.) 
 
Katliam kurbanının damar yolunu açar ve serum ile tuz vermeye başlar damarlarına, damarlara giden tuz damar yolunu yakar ve kurbana amansız bir ağrı ve sancı verir. Kurban delirmek üzeredir ve dayanacak gücü kalmamıştır. Ağzından köpükler savurmaya, nefes almakta zorlanmaya başlar. 
 
- Daha yeni başlıyoruz kurban, bu kadar basit ölemezsin hem ölüm saatine biraz daha var. Yaşattığın acıları and olsun bedeninde tattıracağım!
 
Bel bıçağını çıkartır ve kurbanın gırtlağına yavaş ve doygun bir şekilde sokar, sokarken diğer eli ile kafasını aşağıya bastırır. Bıçağı soktuktan sonra deri yüzme bıçağı ile aşağılık derisini yüzmeye koyulur.(derisini hayvanseverler vakfına bağışlayacak.)Kurbanın postunu çıkartır gırtlağında bir bıçak, damarlarını yakan tuz,kopan bir kulak memesi ve iki tane delik vardır vücudunda, pardon üç tane bir delik doğuştan veriliyor.
 
Ölüm saatine kurbanın gırtlağındaki bıçağı çıkartma saniyesi kadar kalmıştır. Ama onun elleri kurbanın ayaklarındadır. Ellerini gırtlağına götürene kadar zaten ölmesi gerekmektedir. Acaba tam ölüm saatinde öldürmeyi başarabilecek mi ? 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



-quk book



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6151
2 Firari Fırtına 4218
3 Mustafa Ermişcan 3404
4 Hasan Tabak 3291
5 Nermin Gömleksizoğlu 3000
6 Uğur Kesim 2901
7 Sibel Kaya 2726
8 Enes Evci 2423
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2359
10 E.J.D.E.R *tY 2213

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1826 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com