Hikayeler

Duvarlar ve Çiçekler'in Efendisi
Okunma: 235
Murat A. - Mesaj Gönder


     Bir çaydanlık edasıyla oturup gözleriyle odanın yıllara kibirle göğüs geren duvarlarına resimler çiziyor. Dudağına düşen güneş ışığında ağzının titrek kıpırdanışlarını küfürler takip ediyor. Bir sağa bir sola yedişer dakika aralıklarla dönüyor. Sadece üst kısımlarına düşen güneş ışığından pembe olduğu anlaşılan çiçekleri eliyle güneşe kavuşturmak üzere itiyor. Çiçeklere yeni doğmuş bir bebeğe dokunur gibi nazikçe dokunuyor ve ardından parmağı yanmışcasına geri çekiyor parmağını. Bir telaşla arkasını dönüp duvara vurmaya başlıyor. Sanki çaresiz bir kadın sanki o derece nazik. Bir süre sonra dizleri gövdesiyle olan mücadeleden mağlup ayrılıyor. Yere düştüğünü fark edince son savaşçı elleri de duvarın kibrine boyun eğiyor. Ciğerlerini döven bir iç çekiş odadaki tozları tümüyle vakumluyor. Yedi dakikanın sonunda yeniden koltuğuna oturuyor ve en son sola mı yoksa sağa mı döndüğünü hatırlamaya çalışır gibi duvara karşı nefretle bakıyor. Tüm kibrine rağmen duvar kendi göğsündeki projeksiyona en son sağa doğru gidip çiçekleri ellediğini yansıtıyor. Adam aniden sıçrayarak sola dönüyor. Karşısında bir çocuk varmış gibi eğilip sağ elinin işaret parmağını sallayarak onu ikaz ediyor ve onun elini uzatıp tutmasını bekliyor. Arada bir suratını kaldırıp duvara bakıyor sanki izin istercesine. Duvardan izni alamayan adam duvara vurmaya başlıyor sanki iki dakika öncesini unutmuş gibi. Bu kez gözünün siyahını bile fethediyor kan kızılı. Ve sol gözünden demli demli süzülüp yere damlıyor yaşlar. Bir eliyle siliyor sol gözünü. Sol gözü yorgun, bayrağı sağa vermiş. Bu kez bulanıklaşmış hedefini net göremeyen adam, yere çöküp odayı inleten bir nara atıyor. Nara ama ne nara ! . Çiçeklere gölge düşüyor ve çiçekler boyun eğiyor, belki de duymamak için ölü taklidi yapıyor. Adam son hışımla kalkıp çiçekleri tekrar itiyor güneşe. Fakat güneş adamın narasından korkmuş gibi bulutu kendine siper etmiş. O sırada soluklar kesiliyor. Her yere dehşetengiz bir sessizlik hükümranlık ediyor. Adam daha önce  dokunduğunda canı yandığı çiçeklerden birini koparıp eline alıp sevmeye başlıyor. Sonra gökyüzünü inceliyor. Hiç beklenmedik bir olayla karşılaşıyoruz. Güneş buluta teşekkür edip veda ediyor. Yeniden gözünü adamın gözüne dikiyor. Çiçekler de uzanıp adamın elinden cenazelerini geri istiyor. Adam sesini kimsenin duymayacağını bilse de az önce naralarından sığınan doğaya bu defa şu naraları atıyor :
   
     "Hepinizi biliyorum ! Siz beni hiçbir zaman istemediniz. Ben sizi elde ettim. Zorla .. Sizin pembe olmanızı istedim ve elde ettim. Yanıma aldım. Duvarlarla çevreledim kendimi, duygularıma siper ettim. Sizi ben istedim, yalnızca ben ! Biliyorum ki sizin de sonunuz vardı. Ama sizi ben öldürmek istedim, yalnızca ben ! Bunu başaramadım. Ama size vicdan ekledim . Benden sonra hepiniz öleceksiniz ! Sizi çok seviyorum "
 
   On dört saniye içinde dönüp duvarlara sandalyeye baktı ve son olarak güneşi başıyla selamlayarak çiçeklerin vatanını eline alarak camı kırdı. Çiçekleri ilk dokunduğundan daha özenle koydu yerine. Daha sonra kendini camdan aşağıya bıraktı. O gitti fakat ardında duvarlarda hala çalkalanan narası kaldı.



Murat A.



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6320
2 Firari Fırtına 4382
3 Mustafa Ermişcan 3761
4 Hasan Tabak 3470
5 Nermin Gömleksizoğlu 3137
6 Uğur Kesim 3009
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2865
8 Sibel Kaya 2856
9 Enes Evci 2564
10 Turgut Çakır 2263

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1634 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com