Hikayeler

GÜNAHKARIN MEKTUBU
Okunma: 84
Can Atar - Mesaj Gönder



Seni sevdiğimi söylemiş miydim ? Söylememiştim değil mi ? Ne aptaldım
o zamanlar. HEPSİ benim suçumdu .O gün olanları sana tamamen
açıklamama izin ver , lütfen Akio.Benim biricik sevgilim!
Sen her zamanki gibi kapımın önünde hazırlanmamı beklerken ben de seni bekletmemek
için hızlıca hazırlanıyordum. Senin bana asla kızmayacağını biliyordum ama canımın ,
ruhumun bir parçası olan seni bekletmek istemezdim. Ah Akio'm ! Sensiz nasıl
yapacağım şimdi ben ? Artık yaptığım hataları tüm dünyaya anlatsam da
göğsümün ağrısı hafiflemez, geceleri gözyaşlarım kurumaz. Sensiz nasıl yaşayacağım. Seni
öyle çok özledim ki... Bana bakan o masmavi gözlerinindeki o asla sönmeyen arzuyu ve yanağındaki o gamzeni o kadar özledim ki ...O lanet günden sonra geçen ilk 10 yıl çok zordu. Ama ne kadar acı çeksem de bu benim yaptığım günahı hafifletemez biliyorum . Asla kefaletimi ödeyemeyeceğim. Cehennemin en derin çukuru bile beni kabul etmez. Benim sevgili Akio'm!

Saçları tarayıp aşağı inmiştim ki annem beni durdurup koluma bir çanta verdi .
Biliyorsun annem seni pek sevmezdi ama sen yine de anneme her zaman
gülümser ve nazik davranırdın. Senin o güzel gülümsemen hiç solmamalıydı ,hiç yok
olmamamalıydı.
Kapıyı açınca karşımda seni gördüm o derin mavi gözlerinle
bana bakıyordun. Yanıma yaklaşıp " Çok güzel olmuşsun. " dedin. Şimdi
düşünüyorum da ben miyim güzel olan? Çirkinlikler içinde yüzerken bana
güzel dedin ya o an kalbim o kadar acıdı ki .Sonra koluma girdin ben de
diğer elimi de alıp senin koluna iyice sarıldım .Gitmemiz gerekiyordu artık. Bu işi
bitirme zamanı gelmişti. Akio aslında sendin bunları yapmamın sebebi. O güzel mavi gözlerin beni bunu yapmaya zorlamıştı... Diyemem ki... Çünkü senin hiçbir suçun yok .
Evimden çıktıktan sonra öğlen güneşi altında bulutuz gökyüzüne bakarken
yeni yeni çıkmaya başlayan çimleri ayaklarımızın altında ezdik. O gün üstüne bastığım her çim bana lanet yağdırmıştır .Sanırım benim onların üstüne basacağıma hiç yaşamamayı tercih etmişlerdir. 1 saat kadar yürüdükten sonra ana yola varmıştık. Yolda hiç araba yoktu. Bu ıssız yere ne birileri gelir ne de buradan birileri çıkardı. Yolun ne sonu ne de başlangıcı vardı. Sadece senin ve benim için yapılmış olan yolda kol kola yürüdük. Sonunda 20-30 metrelik ağaçların olduğu karanlık ormana varmıştık.
Olacakları hissetmiştin ama elinden hiçbir şey gelmeyeceğini bildiğin için
bana dönüp " Hadi yapalım şunu ." dedin .
O güzel yüzün ilerideki ağacın altındaki cansız bedene bakıyordu. Bu cansız beden bizim aşkımızdı. İkimizinde aşık oduğu şeydi. O bizim yaptığımız bir homonkulustu. Yavaşça homonkulusa doğru yürüdük. Kollarımız yavaş yavaş çözülüyordu. Çözüldüğünü
hissetmiyordum bile ... Birlikte yaptığımız şahesere bakıyordum. Ama sen sadece
bana bakıyordun. Sadece benim istediğim şeyi yapmak istiyordun Akio .
Sadece benim için o kadar acıya katlandın. Homonkulusun yanına yaklaştık .
Bugün buna artık son verecektik. Çünkü homonkulusun nasıl canlandırılacağını bulmuştum.
Aşamalar gayet basitti. İlk önce bir kadının sonra ise bir erkeğin kanlarını iyice karıştırıp
homonkulusun ilk önce gözlerine sonra kulaklarına en son olaraksa ağzına bu kanı dökecektik. Hepsinin bundan ibaret olacağını düşünmüştüm.
Bizim yaptığımız homonkulus bir erkekti. Bu yüzden erkek kanı daha çok olmalıydı.
Yanımızda getirdiğimiz bıçaklarla kolumuzda derince kesikler açtık ardından kanımızı
getirdiğimiz kaba akıttık. İyice karıştırdıktan sonra homonculusun ilk önce
gözlerine sonra kuaklarına en son ise ağzına bu kanı döktük ve beklemeye
başladık. Akio çok huzursuz gözüküyordu. Ona o an nasıl hissettiğini
sormalıydım en azından tetikte olmamı sağlardı. Ama ben onun yüzüne bile
bakmamıştım. Tüm dikkatimi homonculusun üstüne vermiştim. Kanı damlattıktan
kısa bir süre sonra etrafımızdaki rüzgar daha çok hızlanmaya ve güçlenmeye başladı.
Sıcaklık da yavaş yavaş düşüyordu. Masmavi bulutsuz gökyüzü kapkara ,içi
kötülüklerle dolu olan bulutlar kaplamıştı. Biraz sonra yağmur yağmaya
başladı demek çok isterdim ama yağan şey yağmur değildi. KANDI. Gökyüzünden
kan yağıyordu. Ellerime kan damlaları düştükçe içimden bir şeyler
kaybediyormuşum gibi bir his oluşmaya başladı. Hemen Akio'ma döndüm. O yerde
yatıyordu. Akio neden yerdeydi ki ? Onun yerde olması için hiç bir sebep
yoktu. Onun yanına gidip hemen diz çöktüm ve onu sarsmaya başladım. Bana hiçbir tepki
vermiyordu. Sonra göz bebeklerini kontrol ettim. Oldukça normal gözüküyorlardı.
Yerde sırtüstü yatan homonkulus kıpırdanmaya başlamıştı. Kafamı yavaşça ona
çevirdim o ise yavaşça kafasını yerden kaldırdı ve bana dik dik bakmaya başladı.
Yaklaşık bir dakika boyunca bana öyle baktıktan sonra birden kahkaha atmaya
başladı. Çok zordu Akiom çok zordu... Sonra o iğrenç sesiyle konuşmaya başladı:
" Sen misin beni güzel uykumdan uyandıran ? Konuş be kadın ! Seni
beklemeyeceğim burda?" dedi. Tabiki ben çoktan şok olmuş ağzımdan
kelimeleri farkında olmadan dökmeye başladıöıştım. " Evet benim. " dedim. O ise
"Öyle olsun bakalım. Benim kurbanım da hazırdır o zaman. " dedive ardında pis pis sırıtmaya başladı. Ne kurbanından bahsettiğini anlayamamıştım o zaman. Ama o senden
bahsediyordu Akio'm senden.. O zamanlar bunu bilseydim seni ona kendi ellerimle
götürür müydüm ? O kadar pişmanım ki... " N-ne kurbanından bahsediyorsun. " dediğimde o ise ben hiç yokmuşum gibi Akio'm, sana doğru yürüdü. Bense sana iyice sarılmış ağlamaya başlamıştım. " Ha-hayır Akio'yu alamazsın ." dedim. O ise yüzünde ki iğrenç gülümsemesiyle bana dönüp sadece şunu söyledi:
" Neden alamayayım ki ?". Sonra ellerini sana doğru uzattı. Sen de bir anda havaya doğru
yükselmeye başladın. O kadar yükseğe yükseldin ki gökyüzünde sadece karınca
boyutunda görünmeye başladın. Sonra bir anda büyüdün , büyüdün ve
büyüdün. O an anladım ki hızlı bir biçimde aşağıya düşüyordun. Seni
kurtarmamın bir yolu yoktu. Homonkulusun yanına gidip ayaklarına
kapandım ve " N-nolur YAPMAAAAA!!! " diye bağırdım. O ise bana umursamaz bir tavırla tekme attı ve işine geri döndü . Sen yere öyle hızlı çarptın ki her yer senin vücudunun
parçalarıyla doluymuştu. O an sanki seninle birlikte benim kalbim de parçalanmış gibiydi.
Ağlayamadım. O an asla kımıldayamadım. Sonra senin parçaların hareket
etmeye başladı ve birleşerek bir bütün oluşturdu. Şok olmuştum. O mavi gözlerin bana
bakıyordu ve sanki af diliyormuş görünüyorlardı.Sanki evrende sadece ikimiz kalmıştık.
Sanki ne yağan kanın ne de başımızdaki homonculusun bir önemi varmış
gibiydi. Yoktu da önemi. Ama ben ona sordum : "Nesin sen?" diye. Sen ise gözlerini kaçırarak
yere bakmaya başladın.Ardından ağzından sadece iki sözcük döküldü.
" Özür dilerim." O an o kadar sinirlenmiştim ki elimle yerden topladığım taşları ona doğru fırlatmaya başladım. Attığım en büyük taş kafasına geldi ve kanlı bir yara oluşturdu ama sonra hemen iyileşti .Ben o kadar kızmış kırılmıştım ki ona sadece " Beni burada bekle. " dedim. O da
bana dönerek kafasını salladı. Canlandırdığımız homonculus artık umrumda bile
değildi. Hemen birlikte kurduğumuz içinde askerlerin olduğu Birlik Evi'ne gidip savaşabilecek olan tüm askerleri topladım. Onlara benimle gelmelerini emrettim. Seni bıraktığım yere geldiğimizde sen hala oradaydın. Her yer kıpkırmızı kanla çevriliydi . Homonculus sen bırakıp kaçmıştı. Emin ol o zaman kalbimin içinden senin de kaçmanı istemiştim. Askerlere dönerek senin homonculus olduğunu ve bu yerdeki kanlarında senin öldürdüğün insanlar olduğunu söyledim. Hemen seni yakalayıp uyuşturucu bir iğne yaptılar. Bu sırada sen hiç karşı koymuyordun. Ardından ayak parmaklarının hepsinin teker teker kesmeye başladılar .
Bunları özel bir çantaya koyuyorlardı. Ardından el parmakların için aynısı yaptılar . Sonea seni parçalamaya devam ettiler :
Eklem yerlerinden kesmeye , göz bebeklerini yerinden çıkarmaya; kaslarının, tendonlarını, damarlarını... Hepsini teker teker ayırmaya başladılar. Sen her bıçağın etine
değmesiyle çığlık atıyordun. Ama onlar buna hiç aldırmıyorlardı. Ama senden bazı şeyleri kurtarmayı başardım. Sol gözün şu anda bende biliyor muydun?
Sonra seni laboratuvara koydular. O gün olanlar bundan ibaretti. Dediğim gibi hepsi benim suçumdu. Biliyorum o homonkulus seni labotuvardan kurtardı. Artık bir bütünsün. Bundan eminim. Ama sol gözün hala bende. Şu anda sol gözüne bu mektubu koydum. Umarım okumuşsundur. Özür dilerim Akio. Seni çok özlüyorum. İçimde ki pişmanlık asla sona ermeyecek. Ama yine de beni affetmeni istiyorum.
Sevgilerle sevgilim.



Can Atar



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6124
2 Firari Fırtına 4192
3 Mustafa Ermişcan 3357
4 Hasan Tabak 3256
5 Nermin Gömleksizoğlu 2972
6 Uğur Kesim 2885
7 Sibel Kaya 2702
8 Enes Evci 2402
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2280
10 E.J.D.E.R *tY 2206

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:422 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com