Hikayeler

MERHAMETDE MİRASTIR
Okunma: 111
BEŞİR KULOĞLU - Mesaj Gönder


Sabahın ilk ışıkları mesaisine başladı. Kimi bir camın
içinden eve süzüldü parmaklarının ucunda, kimi bir caddeyi aydınlattı araçların
farlarına zahmet vermemek için. Kimi de çatılarda da ziyan oldu. Ayak
seslerinin notasız sesleri korna seslerine eşlik eder cinstendi. Bir simitçi
elini ovuşturdu yeni müşterisini beklerken. Bir yağmur tanesi daha semadan
zeminle buluştu, ardından gelecek damlaları haber verircesine. Bir kadın durağa
koşar adım yürüdü otobüse yetişmek için. Bir öğrenci servisine bindi beslenme
ve suluğuyla. Bir adam siyah aracını bankanın önüne çekti aceleyle. Hızlı
adımlara bankamatiğe yürüdü. Bindiği araçla uyumsuz pantolonunun cebinden bir
kart çıkardı bankaya girmeden önce. Bankanın kapsını açtı içeri girdi. Gişede
işlem yaparken telefonu çaldı. Gişe memurunun uzattığı para destesini aldı cebine
koyu. Telefonunu öyle açtı. Konuşarak bankanın kapısına yürüdü. Kapıyı açtı ve
dışarı çıktı. Konuşmaya öle kaptırmıştı ki kendini arabanın yanına nasıl
geldiğini fark etmedi. Elini cebine attı arabayı açtı. Fakat bir gariplik
vardı. Telefon konuşması devam ederken bin yandan da garipliğin ne olduğunu
bulmaya çalıştı. Arabaya binmek için döndüğünde arkasında duran çocuğu fark
etti. Simsiyah gözler ile soğuğa meydan okuyan kıyafetleri ve dilenci
olmadığını haykıran bakışlarıyla. Telefon konuşmasını devam ettirmek istemedi
çünkü beyni ve gözleri çocuğa odaklanmıştı.
Elini cebine attı fakat vazgeçti korkudan. Çünkü çocuğun
tebessümlü yüzü korkutmuştu adamı. Yardıma muhtaç olduğu belliydi fakat yardım
edebilmekte yürek işiydi. Kararsız kaldı. Sonra içinde merhamete alt eden sesi
dinledi. “Gitsin çalışsın bana ne her gelene para versek işimiz var” dedi kendi
kendine. Aracı çalıştırdı ve uzaklaştı olay mahallinden. Dikiz aynasından göre
biliyordu çocuğu. Tebessümü hiç eksik olmadı yüzünden, adamın merhametsizliğine
inat.
Adam iş yerine vardı.
3 tane marketi vardı Ve kendisi genelde depoda durur işleri oradan
kontrol ederdi. 3 kuşaktır marketçilik yaparlardı. Dedesinden kalan meslek
yani. Dua ederken Allah sıralı ölüm versin denirdi ama bu dua ecel için pek bir
şey ifade etmezdi. Zira ileri yaşına rağmen dedesi yaşamaktaydı fakat babası
vefat etmişti. Bu yüzden işlerle kendisi ilgileniyordu. Babası vefat ettikten
sonra dedesini de yanına almış, dedesi annesi eşi ve aslan parçası 11 yaşında
bir oğluyla beraber yaşamaya başlamıştı. Nenesini hiç hatırlamıyordu zaten.
Her zaman ki gibi gün ışığı elini ayağını çekince semadan,
havada karanlık kol gezmeye başladı. Eve doğru gitmek için ayrıldı depodan.
Evde her gün akşam yemeği beraber yenirdi. Dedesinin isteğiydi bu. Sonra
beraber kahve içer sohbet ederlerdi. Dedesi yaşadığı sıkıntılardan bahseder
şükrün önemini anlatırdı hep.   Sonra
torunuyla biraz oynar ve odasına çekilirdi.
Arabayı evin önüne park etti. Hızlı adımlarla eve girdi zira
sabah ki yağmur hala devam ediyordu. Üstünü çıkardı. Ellerini yıkadı ve
herkesesin onu beklediğini fark etti. Bismillah dedi dedesi çorbaya ilk kaşığı
atarken. Kısa sorularla geçti yemek muhabbeti. Herkes odada nerde oturması
gerektiğini bilirdi. Ve kahveler gelene kadar yerleşme faslı vardı. Kahveler
geldi sade şekersiz olarak. Günün yorgunluğunu sohbetle atmak gerek dedi
dedesi. Torunu da iştirak etti sohbete dedesinin kucağında. Sorular soruları
cevaplar cevapları kovaladı. Ve çocuk aklı işte yıllardır dedesine hiç kimsenin
sormadığı bir soru sordu çocuk.
“dede marketçiliğe nasıl başladın”
Odada derin bir sessizlik oldu. Çünkü bu soru kimsenin
aklına gelmemişti şimdiye kadar. Öyle ya marketçiliğe nasıl başlamıştı bu aile.
Neden marketçilik yapmıştı.
Dedesi biraz durdu yağmur damlalarının kayarak aşağıya
indiği camı eliyle bir yokladı. Biraz tebessüm etti.
“Bakkalcılık oğlum” dedi “başlangıcı bakkalcılık”
“O ne demek dede” dedi çocuk. Adam da pür dikkat
dinlemekteydi. Eşi de sofrayı toplarken bir taraftan da kulak misafiri olmaya
çalışıyordu.
Dede anlatma başladı;
“Eskiden fakirlik çoktu. Biz de 7 kardeştik.  Babam hepimize birden yetiştirmeye
çalışıyordu ama oda zavallı ne yapsın fakirlik dede mirası. Irgatlık yapar
amelelik yapar kazandığı kadar bize bakardı. Bende 10-11 yaşlarına gelince eve
yardım etmek istedim. Okumak zaten zor. İlk okulu bitirmek lüx. Annem
yatalaktı. Günden güne eriyordu kadın. O haliyle bile bir şeyler yapmaya
çalışıyordu. Evimiz bir barakaydı. Tek göz oda. Isıtmak için çalı çırpı toplar
yakardık. Yağmurlu bir gün de çıktım evden. Çalışmam bir şeyler yapmam lazım
dedim. Sokaklar da yokluk kol geziyor kimden ne istenir ki. Arkama bakmadan
sokaklara daldım düşünmeden. Kafamı kaldırdığım da köşede ufak bir bakkal
gördüm. Önüne doğru yürüdüm.” Dedi  ve
sustu. Gözleri doldu. Belli ki minnettardı az sonra olaya girecek adama.
“bakkalın önüne geldiğimde içerde orta yaşın biraz üzerinde
biri raflarla uğraşıyordu. Bir ara dışarı baktı beni gördü. Tebessüm etti.
Kapının önüne çıktı beni çağırdı. Utandım gidemedim kendisi geldi. Gel sana çay
ikram edeyim dedi. Elimden tuttu içeri götürdü. Tabureye oturttu. Çayımı verdi.
Yanında da moskof (gofret)  açtı. Kaça gidiyorsun
dedi cevap vermedim veremedim. Anladı okumadığımı. Nerde oturuyorsun dedi
elimle işaret edebildim sadece yön gösterdim. Anladı her şeyi, nerden anladı
bilmem. Benim bir çırağa ihtiyacım var dedi çalışır mısın bur da. Gözlerim
parladı evet manasını kafamı salladım. Yarın gel başla dedi. Koşarak çıktım
oradan eve gittim. Babama söyledim boynu büküldü ama sesini çıkarmadı. O gün bu
gündür bakkalcıyım oğul dedi. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Adam
dayanamadı neden ağladın ki dede dedi. Çalışmışsın çabalamışsın bir yerlere
gelmişsin dedi. Adam yutkundu döndü torununa ve dedi ki  
“oğul o dükkana hiçbir zaman çırak lazım olmadı”
 
Başka bir şey soramadı adam. Sabah ki siyah gözler düştü aklına.
Gönlüne bir merhamet hücum etti. Bir damla yaş düştü. Yağmur hızlandı. Rüzgar
camları süpürdü. Merhametin karşılıksız olmadığını anladı ama geç kaldı…  



BEŞİR KULOĞLU



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6184
2 Firari Fırtına 4250
3 Mustafa Ermişcan 3466
4 Hasan Tabak 3330
5 Nermin Gömleksizoğlu 3027
6 Uğur Kesim 2923
7 Sibel Kaya 2752
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2523
9 Enes Evci 2453
10 E.J.D.E.R *tY 2221

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:88 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com