Denemeler

TEŞKİLATI MAHSUSA FEDAİSİ ALMAS EFENDİ-2
Okunma: 122
MUSTAFA ESER - Mesaj Gönder


   Peki benzer vazifelerini yakalanmadan tamamlayabilen Osmanlı ajanları var mıydı? Sayıları kaçtı?
   Bu soruların sahih bir cevabı yok ne yazık ki. Çünkü görevler çoğunlukla şifahi ya da üstü kapalı bir yazışma sistemiyle gerçekleşiyordu.Almas Efendi’nin zorlu görevinin detayları,
ancak yakalanmasının ardından hazırlanan -ayrıntılı raporlarıyla dikkat çeken- İngiliz bürokratik yazışmalarında çıkıyor karşımıza.Diğer taraftan Almas Efendi’ye benzer biçimde hareket eden, kayıtlara geçmemiş pek çok Osmanlı görevlisinin ismi,görev detayları, başarı
ya da başarısızlıkları gizemini bir süre daha koruyacağa benziyor.Bunlara dair izleri silik biçimde bazı yazışmalarda görebiliyoruz. Mesela 4 Şubat 1915’de Atina Sefiri Ali Galib Kemali (Söylemezoğlu) Bey merkeze “iki Türk casusu”ndan bahseder.Mısır halkını ayaklandırmak için bölgeye gönderilen casuslar,muhtemelen Arapçaya vâkıf yahut bölge halkından kişilerdi ve “hava karanlık olunca geçitlerde Müslümanların eline beyanatlar sıkıştırıyorlardı”.
   Buna benzer girişimlerin İngilizler tarafından boşa çıkarılmak için çok daha esaslı değişimlere gidildiği görülür.Arap coğrafyasındaki Aden,Bombay, Kahire gibi istihbarat
merkezlerinin dışında Arap halkın faaliyetlerini kontrol altında tutup bölgedeki Türk ve Alman propagandalarını etkisiz hale getirmek için yeni bir kurumsal yapının oluşturulmasından kaçınmamışlardı.Neticede Arap Bürosu 1915 Kasım’ında uzun soluklu tartışma ve fikir teatilerinden sonra kurulacaktı.
   Görünen o ki, Türk/Alman propaganda ve istihbarat faaliyetleri savaşta kazanan tarafın İtilaf güçleri olmasını engelleyememişse de karşı tarafı rahatsız etmeye ve tedbirler almaya
zorlamıştı. Bu anlamda Almas Efendi gibi Osmanlı görevlilerinin dört yıl boyunca savaş
alanında kalmayı başaran ve pek çok kez İngiliz güvenliğini yerle bir etmeyi başaran savaş performansının bir parçası olduğu açıktır.
   Motivasyon kaynağı Almas Efendi’nin misyonu, Arap Yarımadası ve Mısır’da görev yapan,çoğu Cambridge, Oxford gibi köklü üniversitelerde eğitim almış İngiliz ajanlarının faaliyetleriyle karşılaştırıldığında daha az planlı görünür.Yerel kıyafetler içinde Sudan/Mısır
askerleri karargâhına girdikten sonra söylediklerinden etkilenmeyecek olan Mısırlı askerlerin
İngilizlere “sadakati” ile “insafı” arasındaki seçimin hayatına mal olacağını muhtemelen
biliyordu.Böylesi bir riskin Sudan yerlisi bir Osmanlı istihbarat ajanı tarafından alınması tesadüf değildi.
   Ne de olsa başta belirttiğimiz gibi Trablusgarp Harbi sırasında Akdeniz’de Türkler lehine silah kaçakçılığına göz yummuş, bu nedenle buradaki görevinden kovulmuş,nihayet Enver Bey ile yakın temasa geçmişti. İbni Suud’un yanında bulunduğu sırada bir diğer bölge kabilesi ile (İbn Reşid) yapılan çarpışmada hayatını kaybeden Albay Sheakespear,yıllarca Arap coğrafyasında yerel kıyafetler içinde sınırların yeniden çizilmesinde inanılmaz bir etkisi olan Lawrence ve Mezopotamya’da geçirdiği uzun yıllardan sonra kendisine verilen
isimle “Çöl Kraliçesi” Gertrude Bell’i motive eden çoğu kez Doğu’nun gizem ve zenginlikleri olmuştu. Almas Efendi ve ismini belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz pek çok Osmanlı için ise bu motivasyonun kaynağı devletin yıkılmasının önüne geçmekti. Romantik görünen bu girişimi dünyevi beklenti ve çıkarlarla güçlendirmek neredeyse
imkânsızdı.
   Benzer bir tutumu 1. Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul’u terk etmek zorunda kalan Enver Paşa’nın Kızılordu’ya karşı başlattığı ve bazı başarılar kazanmasına rağmen bir Kurban Bayramı’nda hayatını kaybetmesiyle neticelenen girişiminde de görmek mümkün.
İttihatçıların aksiyoner ruhu ve yer yer romantizmi Almas Efendi’nin hareketinde de kendisini açık bir şekilde gösterir. Ölümü her an ensesinde hissetmesine rağmen Cihad-ı
Ekber’i İtilaf Devletleri saflarındaki Müslümanlara ulaştırmak için gözünü budaktan
sakınmamıştı Almas Efendi.
   Acı sonunu başından beri biliyordu belki de. Ama önemi var mıydı? Ne de olsa Türkler için kaçakçılığa göz yumup görevinden kovulmayı göze alan biri için zafer değil, seferdi
önemli olan.
 Gülsüm POLAT
Yrd.Doç., Dumlupınar Üniversitesi Tarih
Bölümü
Öğretim Üyesi.



MUSTAFA ESER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6186
2 Firari Fırtına 4252
3 Mustafa Ermişcan 3468
4 Hasan Tabak 3332
5 Nermin Gömleksizoğlu 3029
6 Uğur Kesim 2924
7 Sibel Kaya 2754
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2527
9 Enes Evci 2454
10 E.J.D.E.R *tY 2221

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2283 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com