Romanlar

Rüyalar ve Geçmiş
Okunma: 91
M G - Mesaj Gönder


Yarınki seçim çok önemliydi. Kaç gündür rüyalarına giriyordu. Hep kaybediyordu;ama gerçekte kazanıp güçleneceğinden neredeyse emindi. Yıllardır hayallerini süsleyen itibar onun olacaktı. Tam o sırada Simge uyandı. Sarıldı. Kötü giden evliliğe bir çözüm bulamayacak gibi görünüyordu. Tekrar uykuya dalmak için uzandı, yarın bu saatler güç yolunda en büyük şansın sahibi olabilirdi. Berk, hayatını şöyle bir düşündü. Küçük bir kasabada işçilikten öğretmenliğe; akademisyenlikten valiliğe kadar birçok büyüklü küçüklü görev almıştı. Şimdi ise en büyük görevlerden birine adaydı. Gün ne kadar da yorucuydu. Hala sonuçları bekliyorlardı. Simge de yanındaydı ve arada heyecanla kalkıp dolaşıyordu. Yine böyle bir esnada seçimi kazandığı haberini aldı Berk Bey. Şimdi çıkıp konuşması ve teşekkür etmesi gerekiyordu. Planlar hazırdı. Oyun başlamıştı. Berk Bey, basın mensuplarına ve halka kısa kısa demeçler verip meydandan uzaklaşmak istiyordu. Bu gecelik bütün telefonları da kapatmıştı. Kısa bir konuşma yaptı ve evine geçmek istediğini söyledi. Zira bugüne layıkıyla bir son verme verme verme istiyordu. Her şey bitip odaya döndüklerinde Berk, Simge' ye yöneldi. Belli ki bir öpücük ya da kutlama bekliyordu. Fakat karşılaştığı şey onu adeta şoka soktu. İkisi de ne olduğunu anlayamadı. Simge konuştukça Berk kabul etti. Sustu ve içine attı. Sadece kısa bir şeyler söyleyebildi. "Ne zaman ihtiyacın olursa ben buradayım. Gitmek istersen de seni burada zorla tutacak değilim. On yıllık yaşam bitti..." Berk, daha fazla konuşamadı. Simge kapıyı çarptı ve konaktan çıktı. Berk, onun suratını en son camdan gördü. Aklından çıkmadı o surat. Ta ki yeni köşk danışmanı Tuğçe' yi görene kadar. O ana kadar düşünmüştü. Simge neden gitti? Ona veremediği ne vardı? Neden terk etmişti onu? Hem de tüm bunlar o bir başbakan eşi olacakken gerçekleşmişti. Aslında bu tarz güçlü şeyleri çok severdi Simge. Yeni danışmanı Tuğçe, bu soruları onun kafasından sildi. Uzun denebilecek boydaki bu genç yardımcı, kızıla çalan saçlarını ilk savuruşunda Berk'in hafızasında kendine yer buldu. Simge gittikten sonra köşkte aksilikler baş göstermeye başlamıştı. Berk de bunun farkındaydı. Bir yönden bitmek bilmeyen telefonlar, fakslar, dosyalar; bir yandan da köşk içindeki entrikalar... Sadece iki günde bile çok şeye şahit olmuştu Berk. Henüz dahil olmadığı; fakat er ya da geç tanıyacağı bir dünya daha vardı: İstihbarat. #Rüya1# Odanın içi dehşet verici bir şekilde kokuyordu. Koku bir yerlerden tanıdıktı. Yakılmış tavuk kokusuna benzeyen, ama çok çok daha ağır, mide bulandırıcı... Kalktı, koklaya koklaya yürüdü. Bir şey onu içgüdüsel olarak durdurmuştu. Kokunun da yoğunlaştığı o esnada ayağının altında kaygan bir şey hissetti. Gözlerini ayaklarına çevirdiğinde tırnakları görebilecek kadar bakabilmişti. Bir çığlık attı ve hışımla ayağını çekti. Kordan sulanmış etin sahibinin canı daha fazla acımamalıydı. Kolayca veda etmeliydi bedene. Ama Berk, bir şey yapamadı. "Berk Bey" hitabını ısrarla duymuyordu. Kapı tıklamaları ikinci ya da üçüncüde karşılık buluyordu. Hala gördüğü rüyayı düşünüyor, önüne gelen ve ülkenin neredeyse tamamını etkileyen belgeleri bilinçsizce imzalıyordu. #Rüya2# Zil çaldı ve koşa koşa gitti Berk. İçindeki histen dolayı kapıda birini görmeyi beklemiyordu. Umduğu gibi de oldu. Kimse yok, ama farklı bir koku vardı. Kokuyu takip etti, az ileride bir sandalye görünüyordu. Koşarak oraya gitti. Herhalde yoğun olan güneşten korunmak için olsa gerek bembeyaz örtüyle sarılmış gibi bir vücut gördü. Parmakların yönüne baktığında ise karşıdaki tepeden bir baş ona gülümsüyordu. Daha fazla burada duramazdı. Zira gidip kendini korumaya alması gerekiyordu. Sabah uyandığında rüyayı adeta unutmuştu. Gayet neşeli bir şekilde Tuğçe' den gün planını aldı. Önemli görüşmeleri vardı. İyi bir kahvaltı etti ve kendisini bekleyen 0002 plakalı aracına binip ilerledi. Görüşmelerden ilki meclis başkanı ve cumhurbaşkanıylaydı. Cumhurbaşkanı Buğra, oldukça sert mizaçlıydı. Yüksek makamdakileri sevgi yoluyla, alttakileri baskı yoluyla ele geçirirdi. Bunlar kendisi hakkında bilinen şeylerdi. Berk, kapıda Buğra tarafından karşılandı. Beklediğinden daha görkemli bir yerdi burası. İçeri geçtiler ve meclis başkanı da gelince görüşmeye başladılar. Berk, kendini artık tam bir politikacı olarak görüyordu. Bir an rahatladı, arkasına yaslandı ve kendini önüne çıkacak her şeye hazır hissetti. Buğra, birçok noktada Berk'e katıldığını dile getiriyordu. Onun etkisi altındaki meclis başkanı da kafa sallayıp öneri vermekle yetiniyordu. O kendisini sevmiş miydi sevmemiş miydi bilemedi; ama Berk, bu adamla çok çalışamayacağını sezmişti. Kendisi için biraz sabır diledi Tanrı'dan. Bir de bu sabrın karşılığını alması için gerekli gücü istedi. Şimdi ne yapacaktı? Plan belli, gayet açık ve netti: Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin.


Uzun süredir yazmakta olduğum romanımı parça parça burada paylaşmayı uygun gördüm. Buradaki gibi 41 bölüm var. Bir siyasi entrika romanı yazmak istedim. Kendime güvenim pek yok açıkçası. İyi okumalar diliyorum.
M G



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6120
2 Firari Fırtına 4190
3 Mustafa Ermişcan 3350
4 Hasan Tabak 3253
5 Nermin Gömleksizoğlu 2969
6 Uğur Kesim 2883
7 Sibel Kaya 2698
8 Enes Evci 2401
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2266
10 E.J.D.E.R *tY 2205

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:742 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com