Hikayeler

Hayal ile Gerçek
Okunma: 108
objet petit a - Mesaj Gönder



1-
Babam öldükten sonra rüyalarında anneme sık sık görünürmüş.Annem bunu Bana anlatmak istememiş.. Şüphesiz korkuyormuş. . Sonraları Annem bana onun kişiliğini, dış görünüşünü, sempatikliliğini, hafif uçarı kaçarlılığını anlatırdı. Sonra akıl yaşıma gelince ise babam bana da rüyalarımda görünmeye başlamıştı. Ama ben daha önce bu suratı hiç görmediğim için bir anlam atfetmemiştim..Rüyalarıma girenin babam olduğunu sonraları öğrenecektim. Yüzünü veya cüssesini gizliyordu.. Çocuk aklımla rüyalarımı da hatırlayamam aslında. Bazı günler Sadece onun içerdiği rüyaları görürdüm. Bu tür rüyaları hatırlardım.Bu yüzden onun bizden biri, misal babam olması gerektiğini düşününce anneme danıştım... Anem bu suratın yani ölen babamın kendisine de benim doğduğum günlerde ve ben doğduktan sonra ara sıra rüyalarda görünmeye devam ettiğini itiraf edince, bulmaca çözülmüş ve bu görünenin babam olması gerektiğini çözüvermiştik.

Anneme gelince. Babamı hak etmiyordu. Belki de ben öyle düşünüyorumdur annem benim iyiliğimi isterdi ama çok da nobran bir hali vardı. Annem Bu özelliğini babam ölene kadar bastırmış sanki..Babam Ben doğduğum gün öldüyse , tam 15 yıldır bu böyledir..Çünkü eksikliklerimi, fazlalıklarımı ve bu hatalarımı anca 15 yaşıma ayak bastığım zaman anlıyordum. Eksikliklerimi o yaşta keşfediyordum.
O sıralar bilinen bir gerçek varsa o da yaşantımda babamın beni her an gözetliyor gibi oluşuydu. Ben böyle hissederdim . Buna rüyaların o kadar gerçekçi olmasına bağlıyordum ki, insan rüyaları gerçek bile sanabilir..Buna adım gibi emindim. Misal bir rüyamda Gelecekte kiminle aşk yaşayacağımı da babam söylemişti. .. her an rüyamda ona yakalanma olasılığını taşıdığım için sanki her an onun tarafından gözetleniyor gibi duruyor olabilirim.Bu başta rahatsızlık verebilirdi. Ama ben babamın ölümüne nasıl üzüldüysem bende yani rüyalarımda yeniden canlanmasına da o kadar sevinmiştim.

Rüyalarıma girdiğinde bana sarılınca biterdi rüya.Nerdeyse her gün babamı rüyalarımda görürdüm. Bu rüyaları Kimseye inandırmaya çalışmadım. Özellikle de anneme. Ama annem meraklı meraklı odada uyurken neden kendi kendime konuştuğumu sorunca. Kötü rüyalar gördüm derdim... Keşke annem de görebilseydi babamı. Huylarından vazgeçer miydi acaba? Bana yeniden çocukluğumdaki gibi iyi davranır mıydı? Beni yeniden içten içten sever miydi?..Bu sorunun cevabını açıkça ve kesin bir dilde söyleyemiyorum.
2-
Saat sabah yedi, yedinci ay, günlerden yedinci. Ne tesadüf .. Böyle tesadüfleri severdim. gençlik günlerimden bir gün.Çocukluğumdan eser yoktur. Bir olay yaşadım o gün. Bu olay beni etkilemese anlatmazdım . gayet mutlu bir şekilde yolda yürürken İki çocuk bana koşa koşa geldiler.Ben yaşlarında. Ellerinde bıçak. Bana o kadar hızlı geldiler ki onlardan kaçamadım.Bir köpek sürüsünden kaçmak kadar tehlikeli şey de iki hırçın gencin üzerinize salya sümük gelmesidir.Biraz abartıyor olabilirim.. Benden para istediler. Üzerimde olmadığını söylememe rağmen İki yerimden bıçakladılar. Bir kasığıma, bir kalbime. Ama halen daha yaşıyorum. Nasıl hayata döndüğümü anlatmama lüksümü kullanmak istiyorum .Eğer anlatırsam öykünün bütünlüğü bozuluverir. İşte tam da O gün şükrettim Allah’a. Bana beni koruyacak bir kalkan olarak babamı verdiği için.. Biraz garip gelebilir ama babam ,rüyalarımda bana görünmeseydi, ben sağlıksız, çulsuz veya kimsesiz biri olabilirdim.Çünkü annem pek de umursamazdı beni. Her nerden bulduğu paralar ile benim gözümü boyardı. ve şu anda annemin pozisyonun ile babamın rüyalarda anlattığı eski annemi karşılaştırınca o kadar üzülürdüm ki bu durum benim kalbime bir ok gibi saplanırdıç Babam, annemin ben doğmadan önce becerikli ve anlayışlı olduğunu anlatırdı rüyalarımda. O kadar iyi yürekliymiş ki kendi çocuklarından yani ablam ve abimden ayrı 4 kişiyi okutmuş, onlara ücretsiz ders vermiş.Kendisi bir emekli öğretmendir. Şimdi ise öylece kış uykusuna yatan bir hayvan gibidir. Bu betimlemeyi ben yapmıyorum. Babam rüyamda yapıyor.


O dönemki halimi yani öykünün geçtiği sıraları betimlemeye kalksak tam anlamıyla bir korkaktım. Her şey o gün başlamıştı. Aslında sona ermişti. ÇünkÜ Korkak mıydım, pısırık mıydım, yoksa bir cimri miydim? İşte bu kendim hakkındaki soruları cevaplayamamıştım. Er ya da geç kendimle konuşup kendi özeleştirimi yapmalıydım. Ama kendimi ne kadar biliyordum ki? Hafıza kaybına uğramıştım. Annem öyle derdi. Öylece atılıvermişim hissiyatı uyanıyordu bedenimde.Sanki halen daha akıl yaşıma gelmemiş ve aslında kendime o kadar yabancıydım ki bu halimle babam da bana kendime gelmem konusunda nazikçe uyarılarda bulunurdu.. İşte bu sıralar, yani hatırlamak istemediğim zamanlar Sadece yürüyordum düşüncesizce. Yok yok buna koşmak denirdi. Nerden dünyaya gelmiştim. Veya ben dünyaya gelmeseydim de babam yaşasaydı daha yerinde olmaz mıydı? İlkin annemi sonra kendimi suçlardım..Ama benim ne suçum vardı ki? Annem sen sebep oldun babana derdi bazen.Annem hurafelere inanırdı.Doğrusu annem beni istememişti. Varsın öyle desin, Babam olmasa da yanımda, bana rüyalarımda göründüğü için, bu bile bana yeterdi. Annemin sevgisine ihtiyacım ise yoktu.Benim hücrelerime canlılık veren kişi babamdı. Annem değil.

İşte bu sıra dışı rüyaların beni işgal ettiğini günlerde Bunları düşünüp Çevreye şöylece bir bakış attım. Mübarek bir gündü bugün sanki. Kimsecikler yoktu sokaklarda. İnsanlar evlerine veya inlerine kapanan ayılar gibi tembel, idiler bugün.Etraf bulanıktı, nerde olduğumu anlayamıyordum. Beni buraya kim getirmiş olabilirdi ki? Annem olamazdı. O beni yönlendirmezdi.. Benim yükümü taşımak istemezdi. Babam ise sağ olsaydı,hiç de yalnız hissetmezdim kendimi ve kafamdaki haylice yetişkin bir kişi olarak atfettiğim kötü ve rahatsız edici düşüncelerin hiç birini hissetmediğim için, nereden gelip, nereye gideceğimi de bilirdim. Ama onun yokluğunda öylece atılıvermiştim dünyaya. babam yaşamı gibi apar topar gömülmüş.. Babam Rüyalarıma girdiğinde şöyle düşünürdüm: Rüyalarım mı daha gerçekti, yoksa yaşantım mı? Bu soruyu bütün gün kendime sorar sonra da bir sonraki rüyamda babama açıklardım Bence gayet de gerçekti rüyalarım. Çünkü beynim o kadar hızlı çalışıyordu ki rüyalarımda, herşey sanki daha dün veya evvelsi gün yaşanmış kadar gerçekçi idi. Asıl yapmacık olan, hani bize misal tarih diye yutturdukları şu yaş pastası olmasın. Bir kahraman olmak için kendini satmak gerekir bu dünyada ama rüyalarda herkes kahramandır. Herkes kendinin başrolünü oynar .Şimdi kim hayatında kendisi için, içten, ve kendince yaşıyor hayatı. Hadi kimseyi kandırmayalım. Benim kendimi bir patrona adamam ne kadar da yapmacık. Ona yağ çekmem, onun için emeğimi, kendimi, paramı harcamam ne kadar gerçekçi. Sanki önceden kurgulanmış, planlanmış bir hikaye yaşadığımız. Hiç de yaratıcı değil ve hiç de yüzünü gerçeğe, olması gerekene çeviren bir insanın saf ve içten niyetine benzemiyor .O yüzden tam da bu gerçeği fark etmemek en büyük sorun

.
Babam aslında burada, şurada, her yerdeydi. Sanki ölünce daha da diri, genç dinamik bir yaşantıya kavuşmuştu rüyalarımda . Oysa babam öldüğünde gayet yaşlıymış. Yaşlı değildi, genç de değildi. Aslında ilk görünmeye başladığı sıralar çocuktum ve aklım sınırlı idi.Ama şu an, yani öyküyü yazmaya başladığım sıralar gayet diri bir gencim ve sağlıklı kararlar verebildiğimi düşünüyorum. Biraz daha büyümemi bekliyordu annem, Ama yeterince büyük sayılmaz mıydım? Büyüyünce belki de sonradan gördüğümü anladığı veya galiba benim ağzımdan çıkıverdiği için bu rüyaların bir süre sonra geçeceğini düşünüyordu annem ama yanılıyordu. . , . Büyümek bir köprünün iskeletleri gibidir demişti bir rüyada babam. O ne kadar sağlam olursa köprüden yani hayatından o kadar yaşayış, hatıra geçerdi geçer derdi.Aslında annem yanımda olmasına rağmen benden o kadar uzakttaydı ki, babam ise o kadar yakındaydı ki bu ters orantıyı gören okuyucu tahminimce şaşıracaktır.



Sonra annemi terk ettim ve uzaklara gittim.
O dönem annemden uzaklardaydım. Babam ise yine yanıbaşımda, rüyalarımdaydı .Annemden çok çok uzaklardayken ilginç bir şekilde annemi özledim..Vefasız bir oğlan olmak istemezdim.Hem olsam ne olurdu ki? Ben vefasız olsam o daha çok vefasız olurdu. Annem tam anlamıyla beni hak etmiyordu. ,

Annemin hikayesi ise basitti:

Çok şey kaybetti, ama çok şey kazandı. Sonra tekrar kaybetti. Şu an ise tahminimce borç batağındadır. öyle olmalıydı ve öyle bir hayat yaşadı. Hak ettiği yaşantı buydu. Gönlü zengindi ama aşırı kıskançtı. Bana zırnık koklatmazdı. Kardeşlerimden en çok abimi severdi.Bunu da açık açık söylüyordu.

annemin övünüp durduğu köyünden çok uzaklardayım artık .Büyük bir şehirde yaşıyordum..İşte bu yüzden bana gelemezdi..Gelmeyi programına almazdı. Ama ben vefasız oğlan olarak anılmak istemediğim için arada sırada görünürdüm. Yani tamamen sembolik bir görünmeydi bu.Annemden helallik almamı tembihlemişti babam en son. Nedenini sonra anlayacaktım.Babam annemin başına bir şey geleceğini anlamıştı.bir rüyamda.Sonra bu helallik vermemden iki gün sonra, bir sonbahar günü annem öldü. Cenazesi isa apar topar kaldırıldı. Sonbahardaki bu ölüm kışı getirdi.İşte babam da bu günlerde yok oldu. Artık bana görünmüyordu.
3-
Aleyna babamın galiba yok oluşu ile annemin ölümü arifesinde görünmüştü.Gerçek hayatta görürdüm onu, rüyalarda değil. Juri üyelerinden ise ilk görünen oydu.. Ona yani Aleyna ya bu ismi ben vermiştim..O sadece bana görünürdü. Veya herkes görebilirdi de bana çaktırmazlardı. Ben ilkini tercih ederdim..Babamın geldiği yerden geliyorum derdi bana.. Beni teselli edecek bir babam yoktu rüyalarımda ve Aleyna bir panzehir gibi görünmüştü. Üyeler de Aleyna ile görünmüştü. Bu üyeleri Aleyna komuta ederdi. Onlar yok olursa Aleyna da yok olacak diye korkmuyor değildim o sıralar. Aslında abartıyordum.Üyelerin Hepsinin bende ayrı bir yeri vardı. Onlar ölmezdi, yok olurlardı sadece, . Babam da yok mu olmuştu? Bunu Aleyna bilmiyordu. Üyeler de bilmiyorlardı.
Aleyna aklımdan geçenleri çözmeye çalışıyordu ilk sıralar.Benim gerçek hayatta ilk aşık olduğum kızdı o. O benim ilk aşkım olduğunu bilmiyor gibi saf ve temizdi.içten duygularla beni çözmeye çalışmasında bunu anlıyordum. Belli belirsiz suratından kim olduğunu hemencecik anladım. Suratları anında hatırlardım bir dedektif gibi.Aleyna’yı hemen tanıdım. Onunla ilişkimiz lise çağlarına denk gelirdi. Onu hafızamdan silmek için yıllarımı vermiştim. Çünkü o sıralar o başkası ile ilişki ,içindeydi ama ben acı çekerdim onu her gördüğümde. Sanki o da bana aşıktı ama belli edemiyordu. Bunu arasıra göz göze bakışmamızdan anlayabiliyordum. Sanki hayatında ben eksiktim. Şimdi ise yanıbaşımdaydı. Aynı lise çağındaki gibi tıfıl ve zayıftı. Hayır hiç de değişmemişti.Aynı lisedeki hali gibiydi. Şüphesiz bir araba kazasında ölmüştü. Veya birisine aşık olup o aklıyla intihar etmişti. Kim bilir. Üyeler de Aleyna’nın görünmesiyle doğmuşlardı. Sanki Aleyna onları doğurmuş ,onlara şekil vermişti.Tıpkı bir kraliçe arı gibiydi. Veya Aleyna bir volkanik dağ idi ve üyeler ile patlamıştı. Aleyna ilk kıvılcımı idi bu patlamanın.Benim için bir anlamı vardı her üyenin.Hepsi de özellikle yaşama tutunmamı sağlayan antibiyotik gibiydiler.
Beni çözmeye çalışıyordu Aleyna ve üyeler o dönemler. Bunu Aleyna söylemişti..

Şimdi Aleyna ile birlikteyiz. aynı caddede kulaç atıyoruz.. köşe başında bir simitçi, biraz beride bir seyyar satıcı, insanlar gülüyorlar uzaktan.Uzakta üyelerin sanki özel koruma gibi baktıklarını görüyorum. Bizi gizliden gizliye gözetliyorlar. Çünkü Aleyna bir Kraliçe Arıydı onların gözünde. Onlar Aleyna’nın bir seslenişine bakardı. O sıra Aleyna ille halimize gülüyorum .. Belki gamsızlığına gülüyorduk, palyanço uzaktan sessiz sessiz konuşuyor..O da bir üye, Saçları uzun, yüzü esmer. Ban a bakarak gülüyor. Charlie Chapline benziyor bu üye.Evet gayet de öyle. Sivri burun ayakkabılı Palyanço. O sıralar acaba Aleyna da kendisinin benim ilk aşkı olduğumu biliyor muydu?Şüphesiz bilmiyordu. Onun gözlerinde bu kıvılcımı göremiyordum. Ve İçimi de Aleynaya dökemediğim için bu sırrın eriyen bir kar yığını gibi yok olacağı kesindi. Ama bu sadece bir tahmin.Ona itiraf mı etmeliydim?. Daha ne kadar olmuştu ki. Neden acele etmeliydik ki?Bana inanmaz diye düşünüyordum eskiden.. O zaman aksi gibi susuyorum. O da susuyor.iyi bildiği Klarnetini çalıyor.İçimden geçen bu düşünceler sanki bir kuyuya düşüyordu.

Üyeler Zeki yaratıklar . Onlara aklıma takılan envaiçeşit soruları soruyorum.Aleyna’nın hikayesi çok parlakmış misal. Lise sınavında türkiye birincisi oluyormuş az kalsın. Saçları olabildiğince kıvırcıkmış.Şimdi düzleşmiş.. Bence kıvırcık daha da yakışırdı..Bana gerçek hayattan daha da çekici geliyor Aleyna. Biraz balık etli. Felsefeye meraklı. Bense meraklıyım onun meraklı olduğu şeylere. Aleyna beni güldürür ben ise Aleynayı.Bir rüya, bir halisünasyon değildir, şüphesiz o ve, gözümün önünde belli belirsiz görünen üyeler ..Hem insanın varım dediği hayat ne kadar gerçek ki?Ben rüya ile hayatı aynı kefeye koyarım. Bunu abartılı söylemiyorum. Rüyalar bazen daha gerçekçidir. Misal bir balığın en iyisi balık bulamayan kişiler içindir..Misal elma. Bir elmanın kabuğunu kesmesini bilmeyen biri için onu rüyada kesmesi kadar tatmin edici bir deneyim yoktur.
4-
jüri üyeleri de daha önce değindiğimiz gibi. Kötülük değil, gayet de iyiliği isterlerdi. Babam da aslında bir üyeydi ama bunu benden saklamıştı.Şuna değinmişti tek:’Benim yokluğumu giderecek topluluk’ . Dilinde döndüre döndüre söz ettiği üyeler bunlar olmalıydı. Günah işlemezler demişti babam. Bu durum benim kafamı karıştırıyordu. Bana çok sık görünüyorlar her nedense. Kafamı kurcalayan bir şey varsa o da babamın neden sadece rüyalarda görünüp üyelerin ise yaşantımda görünmeseydi.Babamı canlı canlı görseydim aklımı yitiririm diye mi korktu babam? Bunun cevabını bulamayacaktım. Sadece tahmin ediyordum tıpkı şu an babamın nerede olduğunu bilmediğim gibi
Üyelerin Hepsinin bende yeri ayrı. Ve amaçları insan ırkını geliştirmek, yaptığı hataları görmelerini sağlamakmış.Yani öyle bir kuşatmışlardır ki insanın adeta vicdanı gibidirler.Hayır tam olarak odur. Nereden mi anlıyorum. Onlar geldikten sonra dünyamda, çok şeyler değişti. Dilini yutmuş bir melek gibiydim. Bunu şüphesiz bu hale girmemin mutluluğuyla atlamış olabilirim. Ve İnsan ne kadar da fani ve muhtaç vicdana .Bunu ilk günlerde çözmüştüm.. Aleyna, nereden geldiği belli olmadığı o yeri anlatmıştı bir ara bana... Galiba bir mektup veya kitap geliyormuş.onlara. Bu kitap ancak vicdan sahibi olan kişiler anlayabilir ve görebilirmiş.Ve insanlar aracılık edecek varlıklar da üyelermiş. Yani insanın vicdanı. Çünkü üyeler vicdan ile doldurulmuş sihirli varlıklarmış. Aleyna öyle demişti. onlara canlı diyemezdiniz.Canlı olsa herkes görürdü. Oysa o sadece masum duygularla yaklaşanlara gözükürmüş. Onlar her insanda farklı farklı görünürmüş.. Neden soyut birşeyden somut bir şey meydana gelmesin. İnsan beyni şüphesiz bir yuva gibidir.


Yaratıcı değiller ve Kendilerini tanımazlardı. Aslında üyeler unutkandı. Bir kuş gibi. Belki de üyelerden seçilen baş üye bu yarım kalmış ve unutulmuş gerçekleri haykıra haykıra anlatacaktır.Ama İnsanlar güneşe çıplak gözle bakma cesaretini dahi gösteremezlerdi ki. İnsan korkaktır. Bu genellemeyi o kadar rahat yapabildiğime göre ben de bir korkağım.


.Üyelerin görevi, varsa o da insanların günlük hayatlarındaki iç sesleri olmak, onların günah işlemesini engellemek ve kitapta yazmayan ama insanın iç sesinin yani vicdanına bırakılan gerçekleri eğer ki hafızası kıt insan unutursa ona hatırlatmaktır.Yani üyeler insanın vicdanıdır. Baş üye ise masumiyettir .içinde iyilik tohumları eser baş üyenin.. Günahsızdır... Aslında Hiçbir şey de benim üyeler diye adlandırdığım o varlıklar kadar iyiliksever olamazlardı.Çünkü üyeler ve aAleyna insanın en günahsız yeridir. 1 Aşk en büyük lütufsa Aleyna da benim kendime dair, kendi dinime göre dizayn edilmiş bir şaheserdir.Masumiyet . Onu ben kendi dünyamda şekillendirdim ve ona aşk tohumunu da ben ektim. Suluyorum onu. Şimdi ise cennette gibiyim bu hayatta.. Bir Nietzche edasıyla başkaldırıyorum. Buna inanış veya başkaldırı, önyaargı her ne derseniz deyin benim dünyaya her defasında daha da tutunmamı sağlıyor çünkü bu dünyayı ben oluşturdum.Vicdanım ve massumiyetim. Aleyna Bana iyilik, sevgi, aşk muhabbet veriyordu. Yani beni öldürmüyor, beni yaşatıyordu.


Üyeler Beni uyutmazlardı. İlk başlarda suratlarını çözmeye çalışmamıştım.Suratlarına bakarsam korkudan ve heyecandan bayılırım diyedüşünüyordum. Bazen de bakardım. misal Bana sürekli dua okurdu biri.Suratı anneme çok benzerdi. Evet tıpatıp oydu. Diğeri yanıbaşımda yatardı. O ise abimdi sanki. Bana şarkı söyleyen bileni bile vardı. O ise gençliğimin sanatçısı Vivaldi gibiydi. Hepsinin bende yeri ayrıydı ve kuvvetliydi,

.kalk hadi diyor biri,. Sanki hırsız gibi sesler çıkarıyor.Bu kişi ise mahallemizin eski muhtarı gibi.Benim beynimde oluşturduğum, yeniden dünyaya saçtığım gerçeküstü varlıklar onlar. Her üyenin kendine ait rolleri var. Benim yaşamntımın içine hapsolmuşlar. Gizlice benim odamda hareketleniyorlar .Sayılarını çözemiyorum.. Biri bilgisayarımı düşürüyor, öteki çamı kırıyor. Nerden mi anlıyorum bunları? Bir kemik kırılması gibi ses duyduğumda, diğer sesler de adeta bir koro gibi kulaklarım da çınlıyor. Her yerlerdeler. Tuvaletin içindeler, . Öteki cama çıkıp bağırıyor . Onları ben var etmiştim.Bir isyankarlık gibi görünmesin bu, biraz da korkudan kaynaklı kızgınlık. Kafam nasıl meşgulse, onlar bu meşguliyetin çoğunluğunu oluşturuyordu. Benim için tek gerçek şey babamdı.. Babamı soruyordum onlara o sıralar ama cevap alamıyordum.


Bana soğuk espriler yapan biri vardı aralarında.Gülerdim, Mahallemizin delisi. Çok gülüşürdük. ama ölüler gülemez ki?Babam gülemez mesela, muhtar,Vivaldi,annem, Charlie Chaplin gülemezlerdi ki.Sadece tebessüm ederlerdi. Ben çocukken gülemezmişim. Şöyle düşünün. 6 yaşında alfabeyi çözmüşüm ama gülmeyi çözememişim...6 yaşımda Bana dua eden anneme bak demiştim güneş tutuluyor. Üyeler çıplak gözle bakıyorlar bu olaya.Ama annem bakamazdı ona. Kırk yılda bir şey isterdim ondan. Galiba ilgisni çekmezdi. Hem neye meraklı idi ki annem. o sıralar annemin kafasında o kadar gereksiz şey vardr ki muhakkak Ayın nasıl bir şey olduğunu bile bilmezdi.

6-
gençlik çağımdayken. Kafamda yeni yeni oturmaya başlayan fikirlerim beni rahatsız ederdi. Rahattım. İnsandan yana belalı değildim henüz.. kendimi o kadar rahat hissediyordum ki bildiğim tüm safça şeyleri unuturdum... Parlak fikirlerimi kendime saklardım. O sıralar zayıftım. Üniversiteye yeni yazılmış toy bir delikanlıydım. Babamı özlüyordum.Günümün belli kesimi onu düşünmekle geçiyordu. Onu göremediğim gibi rüyalaraıma da girmiyordu.Ama üyeler her an her yerdeydiler. Onları gerçekten görüyordum .Parlak fikirleri değerlendiremediğim yıllar.ötesini anlatmayacağım.Çünkü bir kelebeğin yaşantısı gibi veya bir kaplumbağanın yürüyüş kapasitesi gibi az ve kısaydı. Anlatacağım, öyküye canlı kanlı şekil verecek kısım gençlik çağıma denk gelir. Çünkü ne olduysa o sıralar oldu. Sigaraya o zaman başladım, bana yabancı kişilerle ilişki kurmayı, nabza göre şerbet vermeyi ,., gerekirse eksi bilmem kaç derecede öylece yürüyüp, bundan haz duymayı öğrendim. Aslında deneyimledim. Bu deneyimlerim halen daha rüyalarıma girer. Ama bazen de kötü rüyalar görürüm.Rüyamda İntihar ederken görürüm arasıra, ben daha bebeğim. O akılla da nasıl intihar edilirse artık?Dolapta gördüğüm fare zehrimi bir yudumda içerim şeker gibi. Kar topu savaşı yapıyoruzdur palyanço ile.Benim adaşım olduğu için, Haluk isminin karışmaması için ona palyanço diye seslenirdim.Çocukluk dostum. İlk aşkımı ona anlatmıştım.Ve babama. Ondan beni öldürmesini isterdim. Eline bıçak bile verirdim ama kıyamazdı bana.Okulun en zeki öğrencisiydi. Benim derdim zeka değildi... Evin içinde top oynardık. Kaleye ben geçerdim. Rüştü Rençber gibi havalıyımdır .Mutluyuzdur.Daha sonra ipin ucunun koptuğu çağa ayak basarım..Büyümek bir nehiri boylu boyunca geçmek gibi zordur bu çağda .Palyanço ise yavaş büyümüştü. Gelişimini geç tamamlamıştı. Onu 20 yıl sonra biri görse anında tanırdı ama ben tanıyamam. Kimi psikiyatristler için oldum olası vebayımdır. Öyle demişti bana yörenin en saygın psikiyatrisi. Aslında beni çözememişti. Onlar için dokunulabilen şeyler gerçektir.Üyeler hakkındaki düşüncelerimi duyunca kafayı yemek üzere olduğumu söylemişti o doktor.Hiç üzülmemiştim. Üyeler olmasa intihar ederim demiştim bir kere ona. Terlerini silip, bana bakar ve nerede gördüğümü sorardı. Hemen şuracıkta Palyançoyu gösterirdim. Ama doktor o kalın kafayı göremezdi. sanki beni kıskanır gibi, yanıma yanaşıp, bana neler gördüğümü ayrıntısıyla anlatmamı isterdi.. Açıkçası o odada o, ben ve gıcık olduğum bir üye daha vardı. Onu da gördüğümü söyleyince gülüvermişti.

halinden gayet emin bir şekilde’Arteka’ demişti. Bu çocuk çok zeki.Ama hasta. Ne hastası diye bağırmıştım. Hem nasıl da bitiriverirler ve çözüverirler anında. Büyük çoğunluğu saçmalama, tahmin etme ve tevekkül etmeden oluşan mesleklerini bir de abartmaları yok mu? Kulaktan duyma ile hurafenin arasında ne fark var ki? sadece tahmin etme ile geçirirler günlerini. Bana bir kağıt uzatıyor. Üzerinde güya benim hastalığımı tarif eden şekiller. Hiç bir şey anlamıyorum. Kendimi okumama rağmen anlayamamam da o sahte doktoru hayretler içinde bırakıyor. Sonra İlaç da yazarlar ki sizi tatmin etmek için . İşte ondan sonra vezneye gidersiniz, ve cebinizi oracıkta boşaltıverirsiniz. Hemen bırakmayın hapları derler. Doktor Sanki benim kırk yıllık dostum.3 hafta sonra bir görüşme daha. Buböylece sürer gider.


.Bu eser onlar sayesinde ayakta kaldı. Aslında her insanın üyeleri vardır.Yeter ki hayatlarında bir kez bile olsa kendi iç seslerini dinlese ve kendi sesine güvense.Vicdan sahibi olsa en önemlisi. Bir assolist esasıyla beliriverir o olgun üyeler. Aleyna misal, benim ciğerlerime doluyor Ama ondan ayrılamıyorum ve üyelere o derece değer atfediyordum ki onlar yok olursa Aleyna da yok olur gibi geliyordu..İşte daha üyelerle işim bitmemişti. Aleyna için sabrediyordum. Beynimin bir köşesinde onların eninde sonunda bilinç altıma yerleşeceği gerçeği beni korkutmuyor değil. Bu bilinçaltı gerçeğini Doktor söylemişti.Babam olmasaydı Aleyna da olmayacak, üyeler gayet saçma bir gerçeklik veya topu topu bir halüsinasyondan ibaret olacaktı. Yani kendi gerçeğini yok edecekti..Babam ve Aleyna birleştirmişti bu üyeleri, Hepsinin benimle bir bağı olduğunu söylerdi Aleyna hep.Babamın Belki bu dünyada olmasa da buralarda bir yerlerde, sanki yanıbaşımda hissetmemin hangi anormalliği olabilir ki? Bu benim en doğal hakkımdır. Aleyna’ya ise nasıl aşık olduğumu bilmiyordum. Onu kıskanamazdım da Sadece babamı ve Aleynayanın suratını çözebiliyordum. Diğer üyeler sanki yüzlerine botoks yaptırmış gibiydiler.Onlar belki de bizim ilişkimizi kıskanıyordu. Bu ilişkinin seyrini de bir yandan çok merak ediyordu. Doktor bu ilişki zor demişti. Bana kendi dünyamda kalmam için bu ilişki kritikmiş. Eğer Aleyna ‘da saplanıp kalırsam ondan kurtulamayacakmışım. Varsın aram üyelerle iyi olmasın,benim dünyamda bir Aleyna bir de Palyanço vardı. Babam ise kaybolmuştu. Aslında korkuyordum. Üyeler Diğer insanlara neden görünmüyorlar diye korkuyordum. Hayatımın her anına onları nasıl sığdırıyor, yer veriyor, ve rol veriyordum. Bu durum işte doktorun da değinmek istemediği şey galiba iki evrende yaşamak gibiymiş ve beni yok edermiş Çünkü onun söylediği şekilde aynı anda iki evrende yaşayamazmış insan. Aleyna da ve üyelerde saplanıp kalmam benim için bir Araf gibi bir şey demekmiş. Yani ara evrende. Öyleyse merak ettiğim bir şey var. Neden onlar benim evrenime sızabiliyor? Bu soruyu doktora sormadım. Şüphesiz yine saçmalayacaktı. Bence diyorum, onlar aslında benim benliğimmiş. Yani onlar aslında benim beynimin içinde oluşan parçacıklarmış. O yüzden beynim git gide köreliyor, bu körelme ile birlikte yok hale gelebiliyormuş. Sonu beyin ölümüne kadar gidiyormuş. Aleyna ise benim süper egommuş. Gerçek hayatta yani lise çağlarımda itiraf edemediğim aşkımmış.Ona dünyadayken masumiyet şarkıları okurdum sıkça.Masumiyeti simgelerdi benim gözümde.Bu yüzden artık ben üyelerden kurtulmak istesem de çıkmayacakmış bu içimdekiler. Bilinçaltıma kaydedlmiş hepsi.Eğer bunların yok olmasını istiyorsam hap kullanmam gerekiyormuş.

Üyeler hakkında ise bir önyargıya varmamak içten değildi.Neden sayıları çoktu misal. , neden babamın yerini söylemediklerini merak ediyordum. Çünkü babamın yokluğunda görünmüşlerdi. Yoksa babam yok mu oldu, veya onlar mı yok etti?

Olgunluk çağıma ulaştığımda üyeler ve Aleyna halen daha aynı yaşta kaldılar ve ben yaşlandım. aralarında küçükler de hiç büyüyemişlerdi . Bir rüya gibi kısaydı ve etkiliyeciydi yaşantım Aleyna ile . Bunu üyelere mi borçluydum? ben kapımı açmazdım. Kapıma iki kez vuranı alır, 3 kez vuranı kovar, bir kez vuranı ise içeri almazdım. Halbuki onlar da bir yerler bulup oradan girerlerdi... Beni zaman zaman korkuturlardı. Ne yalan söyleyeyim?Annemi andırıyordu bir üye. Öyle kızgın, kıskanç ve cimri idi.
7-
O sıralar. Bu dünyada kalmak, ve Aleynayı düşünme zamanımı kısaltmak için kendime yevmiyelik bir iş buldum.
Üyeler Kendimi yormamam gerektiğini söylediler. Böyle pratik zekalılardır üyeler. Ve eminim benden daha zekidirler.Kendimi ona sattığım gibi emeğim de olabildiğince büyük idi işte. Bu çalışmamı beğendiler, bana para veriyorlardı.Bana ilhamı daha önce değindiğimiz gibi jüri üyeleri vermişti. Her yazım başına yeteri kadar para. Eve yorgun gelirdim.. Sakindim olabildiğince ve bu sakinlik ile patronumun yüzüne bakamazdım.. Beni şaşırmış, hareketsiz, kendine Müslüman zannederdi. Planlrım vardı. Ve yüzüme bakılmazdı evvelden.. Sakallarım olabildiğince uzundu. Üyeler bana öğretmişti bir ara bu sakinliği yanılmıyorsam. Nefes taktiklerini ezberletirlerdi.Algılayabildiğim kadarıyla Üyeler gayet titiz idiler. Aslında bu üyeler işini fazlaca anlatmış olabilirim. Ama bunu hak ediyorlar.O sıralar bana her gün görünüyorlardı.. Artık tüm yaşamımı meşgul ediyorlardı. Beni uzaktan kumandamdı onlar. Kanallarda hep onlar vardı. Birisi vardı . Çok güldürürdü. Bu galiba benim yanımdaki binada oturan deli muharrem di. Beni söylediği ağıtlarla ağlatan bile vardı. Kimisi ise bana araba kullanmayı öğretirdi. Türlü türlüydüler. Aslında her birinin kendi çapında ayrı bir meziyetleri vardı. Hepsi bana yaşama sevinci veriyor ve beni hayata bağlıyordu. O zamanlar korkaktım.Birisinin kalbini kırmıştım. Beni takip mi ediyor diye düşünürdüm. Beni bir görse hiç durmaz beni öldürürdü.


onların evrenlerine inecektim bir ara. Bir tepsi gibi düzdü evren. Uzaya bakınca rengarenk görünürdü. Türlü türlü meyveler vardı İnsanlar orada ölmüyorlar ama bazen canları sıkılınca ve şüphesiz hak edince yok oluyorlardı. O zaman ise dünyaya atılıveriyorlardı. Orada yarım kalmış hesapları dürüyorlardı. Şüphesiz Aleyna’nın da atılma sebebi bendim.Yoksa benim baş üyem olamazdı. O da bana aşık olmuşu ve kocaman dünyada beni bir daha göremeyince içinde bir ükte ile bana gelmişti sanki.Bana da ölümsüzlük şerbeti içirmesini istiyordum ama bunun mümkün olmadığını, çünkü bu dünyanın bir oyun olduğunu, esas mutluluğun esas yaşamın onların evreninde olduğu idi. İnsanlar orada hiç ölmezmiş, ölmediği gibi yaşlanmazlarmış de Babamın geri dönmesinin sebebi ise annem imiş. Bunu Aleyna söylemişti. Annem ölünce o da yok olmuştu.Annem babamın sevgisini hak etmiyordu. Bir bukelamun gibi değişecekti babamdan sonra. Babamın sakalları, saçları simsiyahtı. Sanki cennet boyası gibi gösterişli idi. Çok daha gençleşiyordu annem varken. Demek ki annem benden yıllarca gizlemiş. Onunda rüyalarına, hayatında babam vardı hep. Öyleyse benim babamı görmeme neden şaşırmıştı ki.? Şüphesiz beni basit bir yaratık olarak görüyordu. Ve gereksiz bir örümcek gibi.,


Her şey başladığı gibi yok oldu.Daha sonra Patronum beni işten kodu. Bir dediğini iki etmediğim gibi bu kararına da saygı duydum.Aynı anda hem işsizdim ama mutluydum. Aleyna ile mutluyum..Ona bu adı ben takmıştım hatırlarsınız. Ona aşık olmuştum.. ., Babam yok olmasaydı, Aleyna ile karşılaşamayacaktım. Bu ilişki için kişinin evren değiştirmesi gerekiyormuş. .,


.. Aslında sadece konum değiştirmişti babam. Veya uzun bir seyahate çıkmıştı ve sadece bana görünüyordu. Ben bir akıl hastası değildim. Bunu doktorlar söylüyorlardı. Beynimde bir sakatlık yoktu.Sadece hayatı akışına bırakıyor, bana hediye ettiği jüri üyelerine akıl danışıyordum. Kendimi o kadar geliştirdim ki onların sayesinde bir kitap bile yazdım. Ama kimse anlamadı. Ve anlamadığı için insanlar daha da değer verdiler.bu kitaba. Galiba insanları bilinmezlik daha da tatmin ediyor. Misal ben Aleyna’nın kalbine girdiysem ve böyle bir ilişkiye sayın doktorlar, sayın jüri üyeleri sıcak bakmasa da ben veya Aleyna yani biz gayet normal bakıyorduk. Bu ilişki şüphesiz bundan sonra yeni bir çizgiye oturacak , insan kendi süper egosuyla evlenebilecek. Ne demiştik hatırlarsanız Aleyna benim süperegomdu. Bunlar yapay aşk olmayacaktı benim gözümde.. Aynı zamanda bir nefeslik kadar kısa olmayacaktı bu ilişkiler.Bunu ilk defa ben keşfettim. Doktor olamaz böyle bir şey demişti bağırarak.




8-

Uzaklardayım. Yalnızım. Acı çekiyorum.Doktor değiştirdim
Daha ilk günleriydi ilişkimizin. Babam beni, Aleynanın kucağına bırakmıştı sanki. Acaba beni tanıyamadı mı diye şüpheye düşerdim bazen. Diğer üyeler gibi sakindi.
Kısacası Babamın yokluğunda bana panzehir Aleyna vardı. Sonunda Çok sıradandı ilişkimiz .İlişkimiz jüri üyeleri daha tam kafamda oturmamışken Bir gökkuşağı gibi çeşitlenmemişken böyleydi. Ona ilk bakışta tanımadan aşık olmuştum . Aşkım azalacaktı üyeler de gelince. Çünkü Aleyna’yı kıskanmaya başlamıştım ve üyelerin bazılarının bu ilişkiye baştan beri yani daha önce de dediğimiz gibi sıcak bakmamalarıydıEminim ki babamı da bana bu yüzden göstermek istemiyorlardı.Babamı da yok etmişlerdi belki. Bunu sırf bana inat yapıyordu üyeler. Ama üyeler gayet de iyi niyetliler. Sabah mutfağa gittiğimde kahvaltı hazırlanmış oluyor misal.Üyeler hazırlıyor bunu. . Annem yoktu.Ve görünmüyordu da vefasız. Uyku tutmayınca bana ninni okuyordu halen daha Aleyna.Aleyna ile aynı yaştayız. Hangisinin daha önce göründüğünü hatırlamıyordum... Onlar senden benden canlılar. Hep bağımsız gezerlerdi. Dişileri çekiciydi. Aleyna kadar değil.Erkekleri ise güçlü, idi. Veya bana öyle gelmişti. Çünkü sıradan değillerdi. Yargıçtı hepsi. Kafalarında cübbemsi bir şey vardı. Hepsinin elinde bir kanun vardı.Veletlerine kanun maddesi ezberlettiyorlardı. Bütün kanunu bilince de suç da işlemiyorlardı. Birisi sanki Ağır Ceza hakimi gibi havalıydı. Bazıları daha çömezdi. Onlar daha çocuklukta yetiştirilip, atalarının izinden gidiyorlardı. Benim çevrem demek ki bu kadar kültürlüydü. Doğru arkadaşlıklar kurardım o dönem. Dişiler fazla gözükmezdi. Duyguları daha gerçekçi ve içten yaşarlardı onlar.O yüzden belki de Aleyna benim hayatıma kazınmıştı.



juri üyeleri sanki zabıta gibi üstleri hep aynı giyiniyor.Kırmızımsı. Ya da bana öyle geliyor. Çok monoton hayatları var diye düşünürdüm ilk başlarda. Belki de beni terk edince yapayalnız kalacaklardır. Sırnaşacak kimselerin kalmadığını biliyorlardı sanki. Herkesten farklı olarak robot gibi hayatın öğretilerine aykırı davranmasını da iyi bilirlerd i . Onlar İçimde veya dışımda her yerdeler. Sanki savaşa hazırlıklı askerler gibiler. Beni mutlu etmeye çalışıyorlar. Hastalandığım zamanlar beni doktora gönderiyorlar veya eve bir doktor çağırıyorlar. O doktoru kim çağırdı diye düşünürken bana ilk görünen o kırmızı saçlı üyeyi görüyorum. Bana sırıtıyor. Bi r bebe gibi zırlıyor gerekirse..

Bütün bu gerçekler yani Aleyna, jüri , ve ben, ne için haykırırdık ki. benim ilk aşkım, Aleyna,ona olan sevgimi yazacak olsam, güç yetiremem . Çünküo hayatında hiç günah işlememiş sanki . Bana da bu aşkta tepinmeme gerek olmadan bağlandı.Belki bunu üyelerden birisi istedi. Üyeler bu ilişkiyi istemezdi.Ben de kaderdir diyordum. Ama üyeler benim hayatıma egemen olmaya başlayalı çok olmuştu. Ama beni kötü duruma sokacak hiç bir şey yapmamışlardı. Saolsunlar rüyalarımda hep onlardan bir mısra, söz, eylem hissediyordum.Kalkınca da unutuyordum.Hafıza gerekliydi onları hatırlamak ve bir replik gibi veya bir tekerleme gibi söyleyebilmek için.Hayat böylece akıp gidiyordu.
,
6-
Son zamanlar Bana birileri bağırıyor, nerden geldiğini bilmediğim bir ses. Kulaklarım ağır işitiyor. Veya hiç işitmiyor. Buraya nerden geldiğimi, yani nerden şu anda Aleyna’nın yanında bulunduğumu bilmiyorum. Bana bakıyor Aleyna tüm güzelliği ile .Hep baksın istiyorum. Diğer üyeler ya yok olmuşlar ya da meşguldürler.
Aşk konusunda hiçbirşey söylemiyor jüri üyleri.Zaten ne işe yaradığı belli olmayan bazı makineler gibiler.Anca Sadece beni takip ediyorlar. Arkamdan yönlendirici sesler söylüyorlar. Ama işte bu seslerin bir anlamı olmalı. Belki de hak etmedikleri için. Ben neyi hakkediyorum öyleyse.? Bildiğim bir şey varsa o da onu ben var etmiş olmadığımdır. Ben istemedim onları. Belki Allah gönderdi bana onları. Şüphesiz onları beynimin ön lobuna yerleştiren ise oydu. Yani Aleyna.Oysa Aleynayı kim çağırmıştı. Şüphesiz süperegom. Onun kalbinden çıkan yaşantılar bana da görünüyor sanki iki evrende birden yaşıyordum.. Bana acıyor, sanki bir anne edasıyla. Ama o kadar güzel ki, ilk göründüğü gün, saçlarımın akları nerdeyse simsiyah oluvermişti, bir 10 yaş gençleşmiştim. Bunu onun sihirli ellerine borçluydum.O bana göründükten sonra üyeler sıra sıra görünmeye başlamıştı. Aslında ben Aleyna’nın beyninin içiydim ve beni kendi dünyasına hapsetmişti. Doktor da böyle söylemişti. Ama o benim kendimin Aleynayı beynimin içine hapsetmemdi gerçek olan. Bunu ne doktora söyledim ne de Aleyna’ya. Yoksa doktor beni eski halime döndürürdü. Yani o eski salak, sıradan, Aleynasız hayata.. Doktor mu daha deliydi ben mi? Zor bir soruydu. Sanki daha önce böyle bir aşkı, yaşamış gibi,o derece kendinden emin gözüküyordu ki doktora şaşırıyordum.Açık açık söyleyelim. Ben, yani Aleyna benim içimde hapsolmuş. Onun içinde hapsolmak, bir ömrü ona adamaktır. Onun dünyasına adım atmak, onun istediği hayatı yaşamak demektir. Onun dünyası ise o kadar masum, mutlu, entrikasız, basit idi ki, ne para vardı, ne kılıç, ne de silah.. Doktor bana sen bu dünyada ve kendinde değilsin dediğinde ona hak veriyordum. Çünkü Aleyna’nın dünyası daha samimi, daha içten görünüyordu.Bu dünyadan eser dahi yoktu Bunu onların evrenlerine yaptığım yolculuk sırasında anlıyordum..Bir klan hayatı yaşayıp, adeta kardeşlik üzerine pekiştirilmiş hayatlara şahit olmak istiyordum onun evreninde ve üyeler sayesinde. İşte doktorun tam da bu konuya dair söyledikleri doğruydu. Ben kendime farklı evrenler oluşturuyordum. Çünkü bu dünyada çok acı çekmiş, gerçekten çok yalan dolana uğramıştım ki, böyle bir dünyada yani Aleyna’nın dünyasına merhaba demem de gayet normaldi. Bunun ilk örneği babamdı.İlk o görünmüştü. Daha sonrasındakiler çorap söküğü gibi belirivermişti.Ama insanlara, nasıl inandıracaktım bu duruma. Zaten deli derlerdi bana.İnsanlar statüsü ne olursa olsun, yaşayacağı hayat o kadar kısaydı ki.Oysa benim evrenim sonsuz idi. Kendisini aşırı yetenekli görenlerin, amaçlarını elde edebilmek için neden başkalarını yok ederlerdi ki?. Bu aşk yaşamaz demişti doktor. Sadece kendimi kandırıp hayatımı mahvedermişim. Varsın yok edeyim ve yok olsun hayatım. Onunla ölüme razıydım. Ölüm basit kalırdı onun yanında.. Uyku gibi bir şeydi, oracıkta yani koltuğuma uzanmış bulurdum bazen. mutfakta birşeyler atıştırırdı. Bazen yanıma gelir bana işimde yardım ederdi. Gencecikti Çünkü üyeler yaşlanmaz, gençleşirmiş. Babam uzun zamandır görünmediğine göre bu sıralar daha da gençleşmiş olsa gerekir.Ama babam yeniden yok oldu. Aleyna’yı tanıdıktan sonra babamı sanki nankör bir evlat gibi unutuvermiştim.Ama şundan o kadar emindim ki babam yok olmasaydı ne Aleyna gözükecekti, ne de jüri üyeleri. Çünkü babam galiba Aleyna’nın evreninde de yok olacaktır. Bunu Aleyna’dan öğreniyorum. Bunu öğrenince kendimi suçluyorum. Babamı hiç hak ettiği şekilde dinlememiş, onun sözlerini fazla dikkate almamıştım. ,


Her an her saat, her yerde babamı aramaya başlayacaktım bu haberden sonra. Babamı gerçek anlamda fazla dinlememiş, onun bazı sözlerine karşı çıkmıştım.

Nerdeydi o, Mezarının yanına gittim. Ona dua edip, bana gözükmesini istemiştim. Ona hak ettiği değeri vermemiştim.. Oysa kime aşık olacağıma o karar vermiyor muydu? Yani babam. Şimdi belki de kemikleri sızlıyordur.O değil miydi benim geleceğimi çözen. Oysa Aleyna hiç konuşulmamıştı babam ile. Sadece üyelerin gözükeceğini, kendisinin yokluğunda bana yardım edeceklerini ve gerçek aşkı da bu sıralar bulacağımı söylemişti. Şüphesiz bana bu mesajla bir şeyler anlatıyordu. Aleyna demese de birisi diyecekti. Ama ben hızlıca atılıvermiştim Aleyna’ya. Bir düşünmem lazımdı, gerçekten seviyor muyum diye. Babam annemi görünce yok olmuştu.. Doktor bunu çözemiyorum demişti.. Belki de babam sadece anneme gözüküyordu bu sıralar. Eğer öyleyse babama gayet nankörlük ediyordum. Bana içinden neler söylüyordur kim bilir? başıma kötü şeyler gelebilirdi. Yani benim beynime. Beynim ise yok olmazdı, sadece değişirdi. Benim için ölüm, bir defterin boş birı sayfasının yırtılmasıydı . Gerçekler yazılırdı ona. Hem bu evrende hem de o evrende yazılabiliyorsa deftere, bu iki evren arasında bir bütünlük vardı. Doktor beni isyankar olarak niteleyecekti bu sözlerimden sonra. İsyankar olmak demek bu dünyaya bağlanmamak ise, benim bu dünyadan elimi ayağımı çekmem biraz da oradaki evrende yani Aleynanın evreninde kendi gerçeğimi görmemdi. Bu gerçeğe ulaştıktan sonra o kadar huzura kavuştum ki, Aleyna, babam, annem hepsinin sisttemini çözdükten sonra, ölümün bir yok oluş değil, sevdiklerine kavuşma vakt, olduğunu çözecktim. Orada da kavuşacaktım Aleyna ile ama burada gerçek anlamda bir kavuşma olmuyordu. Çünkü Aleyna’benim beynimde var olmuştu ve gerçek değildi.Esas gerçek ise Aleyna’nın geldiği yerdi. Bunu anlamıştım.


Hayal ve Gerçek
1-
Babam öldükten sonra  rüyalarında anneme sık sık görünürmüş.Annem bunu
Bana anlatmak  istememiş..  Şüphesiz korkuyormuş.  . Sonraları Annem bana onun kişiliğini, dış
görünüşünü, sempatikliliğini, hafif uçarı kaçarlılığını anlatırdı. Sonra akıl
yaşıma gelince ise babam bana da rüyalarımda
görünmeye başlamıştı. Ama ben daha önce bu suratı hiç görmediğim için
bir anlam atfetmemiştim..Rüyalarıma girenin babam olduğunu sonraları
öğrenecektim. Yüzünü veya cüssesini gizliyordu.. Çocuk aklımla rüyalarımı da
hatırlayamam aslında. Bazı günler Sadece onun içerdiği rüyaları görürdüm. Bu
tür rüyaları hatırlardım.Bu yüzden onun bizden biri, misal babam olması
gerektiğini düşününce anneme danıştım... Anem
bu suratın yani ölen babamın kendisine de benim doğduğum  günlerde ve ben doğduktan sonra ara sıra rüyalarda
görünmeye devam ettiğini itiraf edince, bulmaca çözülmüş ve bu görünenin babam
olması gerektiğini çözüvermiştik.
Anneme gelince.
Babamı hak etmiyordu. Belki de ben öyle düşünüyorumdur annem benim iyiliğimi isterdi
ama çok da nobran bir hali vardı.  Annem
Bu özelliğini babam ölene kadar bastırmış sanki..Babam Ben doğduğum gün öldüyse
, tam 15 yıldır bu böyledir..Çünkü eksikliklerimi, fazlalıklarımı ve bu
hatalarımı  anca 15 yaşıma ayak bastığım
zaman anlıyordum. Eksikliklerimi o yaşta keşfediyordum.
O sıralar bilinen bir gerçek varsa o da  yaşantımda babamın beni her an gözetliyor gibi
oluşuydu. Ben böyle hissederdim . Buna rüyaların o kadar gerçekçi olmasına
bağlıyordum ki, insan rüyaları gerçek bile sanabilir..Buna adım gibi emindim. Misal
bir rüyamda Gelecekte kiminle aşk yaşayacağımı da babam söylemişti. .. her an rüyamda
ona yakalanma olasılığını taşıdığım için sanki her an onun tarafından
gözetleniyor gibi duruyor olabilirim.Bu başta rahatsızlık verebilirdi. Ama ben
babamın ölümüne nasıl üzüldüysem bende yani rüyalarımda yeniden canlanmasına da
o kadar sevinmiştim.
Rüyalarıma girdiğinde
bana sarılınca biterdi rüya.Nerdeyse her gün babamı rüyalarımda
görürdüm.  Bu rüyaları Kimseye inandırmaya
çalışmadım. Özellikle de anneme. Ama annem meraklı meraklı odada uyurken neden
kendi kendime konuştuğumu sorunca. Kötü rüyalar gördüm derdim... Keşke annem de
görebilseydi babamı. Huylarından vazgeçer miydi acaba? Bana yeniden
çocukluğumdaki gibi iyi davranır mıydı? Beni yeniden içten içten sever miydi?..Bu
sorunun cevabını açıkça ve kesin bir dilde söyleyemiyorum.
2-
Saat sabah yedi, yedinci ay, günlerden yedinci. Ne tesadüf ..
Böyle tesadüfleri severdim. gençlik günlerimden bir gün.Çocukluğumdan eser
yoktur. Bir olay yaşadım o gün.  Bu olay
beni etkilemese  anlatmazdım . gayet
mutlu bir şekilde yolda yürürken İki çocuk bana koşa koşa geldiler.Ben
yaşlarında. Ellerinde bıçak. Bana o kadar hızlı geldiler ki onlardan kaçamadım.Bir
köpek sürüsünden kaçmak kadar tehlikeli şey de iki hırçın gencin üzerinize
salya sümük gelmesidir.Biraz abartıyor olabilirim.. Benden para istediler.
Üzerimde olmadığını söylememe rağmen İki yerimden bıçakladılar. Bir kasığıma,
bir kalbime. Ama halen daha yaşıyorum.  Nasıl hayata döndüğümü anlatmama lüksümü
kullanmak istiyorum .Eğer anlatırsam öykünün bütünlüğü bozuluverir. İşte tam da
O gün şükrettim  Allah’a. Bana beni
koruyacak bir kalkan olarak babamı verdiği için.. Biraz garip gelebilir ama
babam ,rüyalarımda bana görünmeseydi,  ben sağlıksız, çulsuz veya kimsesiz biri
olabilirdim.Çünkü annem  pek de
umursamazdı beni. Her nerden bulduğu paralar ile benim gözümü boyardı. ve şu
anda  annemin pozisyonun ile babamın
rüyalarda anlattığı eski annemi karşılaştırınca o kadar üzülürdüm ki bu durum
benim kalbime bir ok gibi saplanırdıç Babam, annemin ben doğmadan önce becerikli
ve anlayışlı olduğunu anlatırdı rüyalarımda. O kadar iyi yürekliymiş ki kendi
çocuklarından yani ablam ve abimden ayrı 4 kişiyi okutmuş, onlara ücretsiz ders
vermiş.Kendisi bir emekli öğretmendir. Şimdi ise öylece kış uykusuna yatan bir
hayvan gibidir. Bu betimlemeyi ben yapmıyorum. Babam rüyamda yapıyor.
 O dönemki halimi yani öykünün geçtiği sıraları
betimlemeye kalksak tam anlamıyla bir korkaktım. Her şey o gün başlamıştı. Aslında
sona ermişti. ÇünkÜ Korkak mıydım, pısırık mıydım, yoksa bir cimri miydim? İşte
bu kendim hakkındaki soruları cevaplayamamıştım. Er ya da geç kendimle konuşup
kendi özeleştirimi yapmalıydım. Ama kendimi ne kadar biliyordum ki? Hafıza
kaybına uğramıştım. Annem öyle derdi. Öylece atılıvermişim hissiyatı uyanıyordu
bedenimde.Sanki halen daha akıl yaşıma gelmemiş ve aslında kendime o kadar yabancıydım
ki bu halimle babam da bana kendime gelmem konusunda nazikçe uyarılarda
bulunurdu.. İşte bu sıralar, yani hatırlamak istemediğim zamanlar Sadece
yürüyordum  düşüncesizce. Yok yok buna
koşmak denirdi. Nerden dünyaya gelmiştim. Veya ben dünyaya gelmeseydim de babam
yaşasaydı daha yerinde olmaz mıydı? İlkin annemi sonra kendimi suçlardım..Ama
benim ne suçum vardı ki? Annem sen sebep oldun babana derdi bazen.Annem
hurafelere inanırdı.Doğrusu annem beni istememişti. Varsın öyle desin, Babam
olmasa da yanımda, bana rüyalarımda göründüğü için, bu bile bana yeterdi. Annemin
sevgisine ihtiyacım ise yoktu.Benim hücrelerime canlılık veren kişi babamdı. Annem
değil.
İşte bu sıra dışı rüyaların beni işgal ettiğini günlerde Bunları
düşünüp Çevreye şöylece bir bakış attım. Mübarek bir gündü bugün sanki.
Kimsecikler yoktu sokaklarda. İnsanlar evlerine veya inlerine kapanan ayılar
gibi tembel, idiler bugün.Etraf bulanıktı, nerde olduğumu anlayamıyordum. Beni
buraya kim getirmiş olabilirdi ki? Annem olamazdı. O beni yönlendirmezdi..
Benim yükümü taşımak istemezdi. Babam ise sağ olsaydı,hiç de yalnız hissetmezdim
kendimi ve kafamdaki haylice yetişkin bir kişi olarak atfettiğim  kötü ve rahatsız edici düşüncelerin hiç
birini  hissetmediğim için, nereden
gelip, nereye gideceğimi de bilirdim. Ama onun yokluğunda öylece atılıvermiştim
dünyaya. babam  yaşamı gibi apar topar
gömülmüş..  Babam Rüyalarıma girdiğinde şöyle
düşünürdüm: Rüyalarım mı daha gerçekti, yoksa
yaşantım mı? Bu soruyu bütün gün kendime sorar sonra da bir sonraki
rüyamda babama açıklardım Bence gayet de gerçekti rüyalarım. Çünkü beynim o
kadar hızlı çalışıyordu ki rüyalarımda, herşey sanki daha dün veya evvelsi gün
yaşanmış kadar gerçekçi idi. Asıl yapmacık olan, hani bize misal tarih diye
yutturdukları şu yaş pastası olmasın. Bir kahraman olmak için kendini satmak
gerekir bu dünyada ama rüyalarda herkes kahramandır. Herkes kendinin  başrolünü oynar .Şimdi kim hayatında kendisi
için, içten, ve kendince yaşıyor hayatı. Hadi kimseyi kandırmayalım. Benim
kendimi bir patrona adamam ne kadar da yapmacık. Ona yağ çekmem, onun için
emeğimi, kendimi, paramı harcamam ne kadar gerçekçi. Sanki önceden kurgulanmış,
planlanmış bir hikaye yaşadığımız. Hiç de yaratıcı değil ve hiç de yüzünü
gerçeğe, olması gerekene çeviren bir insanın saf ve içten niyetine benzemiyor
.O yüzden  tam da bu gerçeği fark etmemek
en büyük sorun
.
Babam aslında burada, şurada, her yerdeydi. Sanki ölünce
daha da diri, genç dinamik bir yaşantıya kavuşmuştu rüyalarımda . Oysa babam
öldüğünde gayet yaşlıymış.  Yaşlı
değildi, genç de değildi. Aslında ilk görünmeye başladığı sıralar çocuktum ve
aklım sınırlı idi.Ama şu an, yani öyküyü yazmaya başladığım sıralar gayet diri
bir gencim ve sağlıklı kararlar verebildiğimi düşünüyorum. Biraz daha büyümemi
bekliyordu annem, Ama yeterince büyük sayılmaz mıydım? Büyüyünce belki de sonradan
gördüğümü anladığı veya galiba benim ağzımdan çıkıverdiği   için
bu rüyaların bir süre sonra geçeceğini düşünüyordu  annem ama yanılıyordu. . , . Büyümek bir köprünün
iskeletleri gibidir demişti bir rüyada babam. O ne kadar sağlam olursa köprüden
yani hayatından o kadar yaşayış, hatıra geçerdi geçer derdi.Aslında annem yanımda
olmasına rağmen benden o kadar uzakttaydı ki, babam ise o kadar yakındaydı ki
bu ters orantıyı gören okuyucu tahminimce şaşıracaktır.
Sonra annemi terk ettim ve uzaklara gittim.
O dönem annemden
uzaklardaydım. Babam ise yine yanıbaşımda, rüyalarımdaydı .Annemden çok çok
uzaklardayken ilginç bir şekilde annemi özledim..Vefasız bir oğlan olmak
istemezdim.Hem olsam ne olurdu ki? Ben vefasız olsam o daha çok vefasız olurdu.
Annem tam anlamıyla beni hak etmiyordu. ,
Annemin hikayesi ise basitti:
 Çok şey kaybetti, ama çok şey kazandı. Sonra
tekrar kaybetti. Şu an ise tahminimce borç batağındadır. öyle olmalıydı ve öyle
bir hayat yaşadı. Hak ettiği yaşantı buydu. Gönlü zengindi ama aşırı kıskançtı.
Bana zırnık koklatmazdı. Kardeşlerimden en çok abimi severdi.Bunu da açık açık
söylüyordu.
annemin övünüp
durduğu köyünden çok uzaklardayım artık .Büyük bir şehirde yaşıyordum..İşte bu
yüzden bana gelemezdi..Gelmeyi programına almazdı. Ama ben vefasız oğlan olarak
anılmak istemediğim için arada sırada görünürdüm. Yani tamamen sembolik bir
görünmeydi bu.Annemden helallik almamı tembihlemişti babam en son. Nedenini
sonra anlayacaktım.Babam annemin başına bir şey geleceğini anlamıştı.bir
rüyamda.Sonra bu helallik vermemden iki gün sonra, bir sonbahar günü annem öldü.
Cenazesi isa apar topar kaldırıldı. Sonbahardaki bu ölüm  kışı getirdi.İşte babam da bu günlerde yok
oldu. Artık bana görünmüyordu.
3-
Aleyna babamın galiba yok oluşu ile annemin
ölümü arifesinde görünmüştü.Gerçek hayatta görürdüm onu, rüyalarda değil. Juri
üyelerinden ise ilk görünen oydu.. Ona yani Aleyna ya bu ismi ben vermiştim..O
sadece bana görünürdü. Veya herkes görebilirdi de bana çaktırmazlardı. Ben
ilkini tercih ederdim..Babamın geldiği yerden geliyorum derdi bana.. Beni
teselli edecek bir babam yoktu rüyalarımda ve Aleyna bir panzehir gibi
görünmüştü. Üyeler de Aleyna ile görünmüştü. Bu üyeleri Aleyna komuta ederdi. Onlar
yok olursa Aleyna da yok olacak diye korkmuyor değildim o sıralar. Aslında
abartıyordum.Üyelerin Hepsinin bende ayrı bir yeri vardı. Onlar ölmezdi, yok
olurlardı sadece, . Babam da yok mu olmuştu? Bunu Aleyna bilmiyordu. Üyeler de
bilmiyorlardı.
Aleyna aklımdan
geçenleri çözmeye çalışıyordu ilk sıralar.Benim gerçek hayatta ilk aşık olduğum
kızdı o. O benim  ilk aşkım olduğunu
bilmiyor gibi saf ve temizdi.içten duygularla beni çözmeye çalışmasında bunu
anlıyordum. Belli belirsiz suratından kim olduğunu hemencecik anladım.
Suratları anında hatırlardım bir dedektif gibi.Aleyna’yı hemen tanıdım. Onunla  ilişkimiz lise çağlarına denk gelirdi. Onu
hafızamdan silmek için yıllarımı vermiştim. Çünkü o sıralar o başkası ile ilişki
,içindeydi ama ben acı çekerdim onu her gördüğümde. Sanki o da bana aşıktı ama
belli edemiyordu. Bunu arasıra göz göze bakışmamızdan anlayabiliyordum. Sanki
hayatında ben eksiktim. Şimdi ise yanıbaşımdaydı. Aynı lise çağındaki gibi
tıfıl ve zayıftı. Hayır hiç de değişmemişti.Aynı lisedeki hali gibiydi.
Şüphesiz bir araba kazasında ölmüştü. Veya birisine aşık olup o aklıyla intihar
etmişti. Kim bilir. Üyeler de Aleyna’nın görünmesiyle doğmuşlardı. Sanki Aleyna
onları doğurmuş ,onlara şekil vermişti.Tıpkı bir kraliçe arı gibiydi. Veya
Aleyna bir volkanik dağ idi ve üyeler ile patlamıştı. Aleyna ilk kıvılcımı idi
bu patlamanın.Benim için bir anlamı vardı her üyenin.Hepsi de özellikle yaşama
tutunmamı sağlayan antibiyotik gibiydiler.
Beni çözmeye
çalışıyordu Aleyna ve üyeler o dönemler. Bunu Aleyna söylemişti..
Şimdi Aleyna
ile birlikteyiz. aynı caddede kulaç atıyoruz.. köşe başında bir simitçi, biraz
beride bir seyyar satıcı, insanlar gülüyorlar uzaktan.Uzakta üyelerin sanki
özel koruma gibi baktıklarını görüyorum. Bizi gizliden gizliye gözetliyorlar.
Çünkü Aleyna bir Kraliçe Arıydı onların gözünde. Onlar Aleyna’nın bir
seslenişine bakardı. O sıra Aleyna ille halimize gülüyorum .. Belki
gamsızlığına gülüyorduk, palyanço uzaktan sessiz sessiz konuşuyor..O da bir
üye, Saçları uzun, yüzü esmer. Ban a bakarak gülüyor. Charlie Chapline benziyor
bu üye.Evet gayet de öyle. Sivri burun ayakkabılı Palyanço. O sıralar acaba
Aleyna da kendisinin benim ilk aşkı olduğumu biliyor muydu?Şüphesiz bilmiyordu.
Onun gözlerinde bu kıvılcımı göremiyordum. Ve
İçimi de Aleynaya dökemediğim için bu sırrın eriyen bir kar yığını gibi
yok olacağı kesindi. Ama bu sadece bir tahmin.Ona itiraf mı etmeliydim?. Daha
ne kadar olmuştu ki. Neden acele etmeliydik ki?Bana inanmaz diye düşünüyordum
eskiden.. O zaman aksi gibi susuyorum. O da susuyor.iyi bildiği Klarnetini
çalıyor.İçimden geçen bu düşünceler sanki bir kuyuya düşüyordu.
Üyeler Zeki yaratıklar . Onlara aklıma takılan
envaiçeşit soruları soruyorum.Aleyna’nın hikayesi çok parlakmış misal. Lise
sınavında türkiye birincisi oluyormuş az kalsın. Saçları olabildiğince kıvırcıkmış.Şimdi
düzleşmiş.. Bence kıvırcık daha da yakışırdı..Bana gerçek hayattan daha da
çekici geliyor Aleyna. Biraz balık etli. Felsefeye meraklı. Bense meraklıyım
onun meraklı olduğu şeylere. Aleyna beni güldürür ben ise Aleynayı.Bir rüya,
bir halisünasyon değildir, şüphesiz o ve, gözümün önünde belli belirsiz görünen
üyeler ..Hem insanın varım dediği hayat ne kadar gerçek ki?Ben rüya ile hayatı
aynı kefeye koyarım. Bunu abartılı söylemiyorum. Rüyalar bazen daha
gerçekçidir. Misal bir balığın en iyisi balık bulamayan kişiler içindir..Misal
elma. Bir elmanın kabuğunu kesmesini bilmeyen biri için  onu rüyada kesmesi kadar tatmin edici bir
deneyim yoktur.
4-
jüri üyeleri de daha önce değindiğimiz gibi. Kötülük değil,
gayet de iyiliği isterlerdi. Babam da aslında bir üyeydi ama bunu benden
saklamıştı.Şuna değinmişti tek:’Benim yokluğumu
giderecek  topluluk’ . Dilinde
döndüre döndüre söz ettiği üyeler bunlar olmalıydı. Günah işlemezler demişti
babam. Bu durum benim kafamı karıştırıyordu. Bana  çok sık görünüyorlar her nedense. Kafamı
kurcalayan bir şey varsa  o da babamın
neden sadece rüyalarda görünüp üyelerin ise yaşantımda görünmeseydi.Babamı
canlı canlı görseydim aklımı yitiririm diye mi korktu babam? Bunun cevabını
bulamayacaktım. Sadece tahmin ediyordum tıpkı şu an babamın nerede olduğunu
bilmediğim gibi
Üyelerin Hepsinin bende yeri ayrı. Ve amaçları insan ırkını
geliştirmek, yaptığı hataları görmelerini sağlamakmış.Yani öyle bir
kuşatmışlardır ki insanın adeta vicdanı gibidirler.Hayır tam olarak odur.
Nereden mi anlıyorum. Onlar geldikten sonra dünyamda, çok şeyler değişti.
Dilini yutmuş bir melek gibiydim. Bunu şüphesiz bu hale girmemin mutluluğuyla
atlamış olabilirim. Ve İnsan ne kadar da fani ve muhtaç vicdana  .Bunu ilk günlerde çözmüştüm.. Aleyna, nereden
geldiği belli olmadığı o yeri anlatmıştı bir ara bana... Galiba bir mektup veya
kitap geliyormuş.onlara. Bu kitap ancak vicdan sahibi olan kişiler anlayabilir
ve görebilirmiş.Ve insanlar aracılık edecek varlıklar da üyelermiş. Yani
insanın vicdanı.  Çünkü üyeler  vicdan ile doldurulmuş sihirli varlıklarmış. Aleyna
öyle demişti.  onlara canlı diyemezdiniz.Canlı
olsa herkes görürdü. Oysa o sadece masum  duygularla yaklaşanlara gözükürmüş. Onlar her
insanda farklı farklı görünürmüş.. Neden soyut birşeyden somut bir şey meydana
gelmesin. İnsan beyni şüphesiz bir yuva gibidir.
Yaratıcı değiller  ve
Kendilerini tanımazlardı. Aslında üyeler unutkandı. Bir kuş gibi. Belki de
üyelerden seçilen baş üye bu yarım kalmış ve unutulmuş gerçekleri haykıra
haykıra anlatacaktır.Ama İnsanlar güneşe çıplak gözle bakma cesaretini dahi
gösteremezlerdi ki. İnsan korkaktır. Bu genellemeyi o kadar rahat yapabildiğime
göre ben de bir korkağım.
.Üyelerin  görevi,
varsa o da insanların günlük hayatlarındaki iç sesleri olmak, onların günah
işlemesini engellemek ve kitapta yazmayan ama insanın iç sesinin yani vicdanına
bırakılan gerçekleri eğer ki hafızası kıt insan unutursa ona hatırlatmaktır.Yani üyeler insanın vicdanıdır. Baş üye ise
masumiyettir .içinde iyilik tohumları eser baş üyenin.. Günahsızdır... Aslında
Hiçbir şey de benim üyeler diye adlandırdığım o varlıklar kadar iyiliksever
olamazlardı.Çünkü üyeler ve aAleyna insanın en günahsız yeridir. 1 Aşk en büyük
lütufsa Aleyna da benim kendime dair, kendi dinime göre dizayn edilmiş bir
şaheserdir.Masumiyet . Onu ben kendi dünyamda şekillendirdim ve
ona aşk tohumunu da ben ektim. Suluyorum onu. Şimdi ise cennette gibiyim bu
hayatta.. Bir Nietzche edasıyla başkaldırıyorum. Buna inanış veya başkaldırı,
önyaargı her ne derseniz deyin benim dünyaya her defasında daha da tutunmamı
sağlıyor çünkü bu dünyayı ben oluşturdum.Vicdanım ve massumiyetim. Aleyna Bana
iyilik, sevgi, aşk muhabbet veriyordu. Yani beni öldürmüyor, beni yaşatıyordu.
Üyeler Beni uyutmazlardı. İlk başlarda suratlarını çözmeye
çalışmamıştım.Suratlarına bakarsam korkudan ve heyecandan bayılırım diyedüşünüyordum.
Bazen de bakardım. misal Bana sürekli dua okurdu biri.Suratı anneme çok benzerdi.
Evet tıpatıp oydu. Diğeri yanıbaşımda yatardı. O ise abimdi sanki. Bana şarkı
söyleyen bileni bile vardı. O ise gençliğimin sanatçısı Vivaldi gibiydi.
Hepsinin bende yeri ayrıydı ve kuvvetliydi,
.kalk hadi diyor biri,. Sanki hırsız gibi sesler çıkarıyor.Bu
kişi ise mahallemizin eski muhtarı gibi.Benim beynimde oluşturduğum, yeniden
dünyaya saçtığım gerçeküstü varlıklar onlar. Her üyenin kendine ait rolleri
var. Benim yaşamntımın içine hapsolmuşlar. Gizlice benim odamda
hareketleniyorlar .Sayılarını çözemiyorum.. Biri bilgisayarımı düşürüyor, öteki
çamı kırıyor. Nerden mi anlıyorum bunları? Bir kemik kırılması gibi ses
duyduğumda, diğer sesler de adeta bir koro gibi kulaklarım da çınlıyor. Her yerlerdeler.
Tuvaletin içindeler, . Öteki cama çıkıp bağırıyor  . Onları ben var etmiştim.Bir isyankarlık gibi
görünmesin bu, biraz da korkudan kaynaklı kızgınlık. Kafam nasıl meşgulse,
onlar bu meşguliyetin çoğunluğunu oluşturuyordu. Benim için tek gerçek şey
babamdı..  Babamı soruyordum onlara  o sıralar ama cevap alamıyordum.
Bana soğuk espriler yapan biri vardı aralarında.Gülerdim, Mahallemizin
delisi. Çok gülüşürdük. ama ölüler gülemez ki?Babam gülemez mesela,
muhtar,Vivaldi,annem, Charlie Chaplin  gülemezlerdi ki.Sadece tebessüm ederlerdi. Ben
çocukken gülemezmişim. Şöyle düşünün. 6 yaşında alfabeyi çözmüşüm ama gülmeyi
çözememişim...6  yaşımda  Bana dua eden anneme bak demiştim güneş
tutuluyor. Üyeler çıplak gözle bakıyorlar bu olaya.Ama annem bakamazdı ona.
Kırk yılda bir şey isterdim ondan. Galiba ilgisni çekmezdi. Hem neye meraklı
idi ki annem. o sıralar annemin kafasında o kadar gereksiz şey vardr ki
muhakkak Ayın nasıl bir şey olduğunu bile bilmezdi.
6-
gençlik çağımdayken. Kafamda yeni yeni
oturmaya başlayan fikirlerim beni rahatsız ederdi. Rahattım. İnsandan yana
belalı değildim henüz.. kendimi o kadar rahat hissediyordum ki bildiğim tüm
safça şeyleri unuturdum... Parlak fikirlerimi kendime saklardım.  O sıralar zayıftım. Üniversiteye yeni yazılmış
toy bir delikanlıydım. Babamı özlüyordum.Günümün belli kesimi onu düşünmekle
geçiyordu. Onu göremediğim gibi rüyalaraıma da girmiyordu.Ama üyeler her an her
yerdeydiler. Onları  gerçekten görüyordum
.Parlak fikirleri değerlendiremediğim yıllar.ötesini anlatmayacağım.Çünkü bir
kelebeğin yaşantısı gibi veya bir kaplumbağanın yürüyüş kapasitesi gibi az ve
kısaydı. Anlatacağım, öyküye canlı kanlı şekil verecek kısım gençlik çağıma
denk gelir. Çünkü ne olduysa o sıralar oldu. Sigaraya o zaman başladım, bana
yabancı kişilerle ilişki kurmayı, nabza göre şerbet vermeyi ,., gerekirse eksi
bilmem kaç derecede öylece yürüyüp, bundan haz duymayı öğrendim. Aslında
deneyimledim. Bu deneyimlerim halen daha rüyalarıma girer. Ama bazen de kötü
rüyalar görürüm.Rüyamda İntihar ederken görürüm arasıra, ben daha bebeğim. O
akılla da nasıl intihar edilirse artık?Dolapta gördüğüm fare zehrimi bir
yudumda içerim şeker gibi. Kar topu savaşı yapıyoruzdur palyanço ile.Benim
adaşım olduğu için, Haluk isminin karışmaması için ona  palyanço diye seslenirdim.Çocukluk dostum. İlk
aşkımı ona anlatmıştım.Ve babama. Ondan beni öldürmesini isterdim. Eline bıçak
bile verirdim ama kıyamazdı bana.Okulun en zeki öğrencisiydi. Benim derdim zeka
değildi... Evin içinde top oynardık. Kaleye ben geçerdim. Rüştü Rençber gibi
havalıyımdır .Mutluyuzdur.Daha sonra ipin ucunun koptuğu çağa ayak
basarım..Büyümek bir nehiri boylu boyunca geçmek gibi zordur bu çağda .Palyanço
ise yavaş büyümüştü. Gelişimini geç tamamlamıştı. Onu 20 yıl sonra biri görse
anında tanırdı ama ben tanıyamam. Kimi psikiyatristler için oldum olası vebayımdır.
Öyle demişti bana yörenin en saygın psikiyatrisi. Aslında beni çözememişti.
Onlar için dokunulabilen şeyler gerçektir.Üyeler hakkındaki düşüncelerimi
duyunca kafayı yemek üzere olduğumu söylemişti o doktor.Hiç üzülmemiştim.
Üyeler olmasa intihar ederim demiştim bir kere ona. Terlerini silip, bana bakar
ve nerede gördüğümü sorardı. Hemen şuracıkta Palyançoyu gösterirdim. Ama doktor
o kalın kafayı göremezdi.  sanki beni
kıskanır gibi, yanıma yanaşıp, bana neler gördüğümü ayrıntısıyla anlatmamı
isterdi.. Açıkçası o odada o, ben ve gıcık olduğum bir üye  daha vardı. Onu da gördüğümü söyleyince
gülüvermişti.
halinden
gayet emin bir şekilde’Arteka’ demişti. Bu çocuk çok zeki.Ama hasta. Ne hastası
diye bağırmıştım. Hem nasıl da bitiriverirler ve çözüverirler anında. Büyük
çoğunluğu saçmalama, tahmin etme ve tevekkül etmeden oluşan mesleklerini bir de
abartmaları yok mu? Kulaktan duyma ile hurafenin arasında ne fark var ki?
sadece tahmin etme ile geçirirler günlerini. Bana bir kağıt uzatıyor. Üzerinde
güya benim hastalığımı tarif eden şekiller. Hiç bir şey anlamıyorum. Kendimi
okumama rağmen anlayamamam da o sahte doktoru hayretler içinde bırakıyor. Sonra
İlaç da yazarlar ki sizi tatmin etmek için . İşte ondan sonra vezneye
gidersiniz, ve cebinizi oracıkta boşaltıverirsiniz. Hemen bırakmayın hapları
derler. Doktor Sanki benim kırk yıllık dostum.3 hafta sonra bir görüşme daha.
Buböylece sürer gider.
.Bu eser
onlar sayesinde ayakta kaldı. Aslında her insanın üyeleri vardır.Yeter ki
hayatlarında bir kez bile olsa kendi iç seslerini dinlese ve kendi sesine
güvense.Vicdan sahibi olsa en önemlisi. Bir assolist esasıyla beliriverir o
olgun üyeler. Aleyna misal, benim ciğerlerime doluyor Ama ondan ayrılamıyorum
ve üyelere o derece değer atfediyordum ki onlar yok olursa Aleyna da yok olur
gibi geliyordu..İşte daha üyelerle işim bitmemişti. Aleyna için sabrediyordum.
Beynimin bir köşesinde onların eninde sonunda bilinç altıma yerleşeceği gerçeği
beni korkutmuyor değil.   Bu  bilinçaltı gerçeğini Doktor söylemişti.Babam
olmasaydı Aleyna da olmayacak,  üyeler
gayet saçma bir gerçeklik veya topu topu bir halüsinasyondan ibaret olacaktı.
Yani kendi gerçeğini yok edecekti..Babam ve Aleyna birleştirmişti bu üyeleri,
Hepsinin benimle bir bağı olduğunu söylerdi Aleyna hep.Babamın Belki bu dünyada
olmasa da buralarda bir yerlerde, sanki yanıbaşımda hissetmemin hangi
anormalliği olabilir ki? Bu benim en doğal hakkımdır. Aleyna’ya ise nasıl aşık
olduğumu bilmiyordum. Onu kıskanamazdım da Sadece babamı ve Aleynayanın
suratını çözebiliyordum. Diğer üyeler sanki yüzlerine botoks yaptırmış
gibiydiler.Onlar belki de bizim ilişkimizi kıskanıyordu. Bu ilişkinin seyrini
de bir yandan çok merak ediyordu. Doktor bu ilişki zor demişti. Bana kendi dünyamda
kalmam için bu ilişki kritikmiş. Eğer Aleyna ‘da saplanıp kalırsam ondan
kurtulamayacakmışım. Varsın aram üyelerle iyi olmasın,benim dünyamda bir Aleyna
bir de Palyanço vardı. Babam ise kaybolmuştu. Aslında korkuyordum. Üyeler Diğer
insanlara neden görünmüyorlar diye korkuyordum. Hayatımın her anına onları
nasıl sığdırıyor, yer veriyor, ve rol veriyordum. Bu durum işte doktorun da
değinmek istemediği şey galiba iki evrende yaşamak gibiymiş ve beni yok edermiş
Çünkü onun söylediği şekilde aynı anda iki evrende yaşayamazmış insan. Aleyna
da ve üyelerde saplanıp kalmam benim için bir Araf gibi bir şey  demekmiş. Yani ara evrende. Öyleyse merak
ettiğim bir şey var. Neden onlar benim evrenime sızabiliyor? Bu soruyu doktora
sormadım. Şüphesiz yine saçmalayacaktı. Bence diyorum, onlar aslında benim
benliğimmiş. Yani onlar aslında benim beynimin içinde oluşan parçacıklarmış. O
yüzden beynim git gide köreliyor, bu körelme ile birlikte yok hale
gelebiliyormuş. Sonu beyin ölümüne kadar gidiyormuş. Aleyna ise benim süper
egommuş. Gerçek hayatta yani lise çağlarımda itiraf edemediğim aşkımmış.Ona
dünyadayken masumiyet şarkıları okurdum sıkça.Masumiyeti simgelerdi benim
gözümde.Bu yüzden artık ben üyelerden kurtulmak istesem de çıkmayacakmış bu
içimdekiler. Bilinçaltıma kaydedlmiş hepsi.Eğer bunların yok olmasını
istiyorsam  hap kullanmam gerekiyormuş.
Üyeler hakkında ise bir önyargıya varmamak
içten değildi.Neden sayıları çoktu misal. , neden babamın yerini
söylemediklerini merak ediyordum. Çünkü babamın yokluğunda görünmüşlerdi. Yoksa
babam yok mu oldu, veya onlar mı yok etti?
Olgunluk
çağıma ulaştığımda üyeler ve Aleyna halen daha aynı yaşta kaldılar ve ben
yaşlandım. aralarında küçükler de hiç büyüyemişlerdi . Bir rüya gibi kısaydı ve
etkiliyeciydi yaşantım Aleyna ile . Bunu üyelere mi borçluydum? ben kapımı
açmazdım. Kapıma iki kez vuranı alır, 3 kez vuranı kovar, bir kez vuranı ise
içeri almazdım. Halbuki onlar da bir yerler bulup oradan girerlerdi... Beni
zaman zaman korkuturlardı.  Ne yalan söyleyeyim?Annemi
andırıyordu bir üye. Öyle kızgın, kıskanç ve cimri idi.
7-
O sıralar.
Bu dünyada kalmak, ve Aleynayı düşünme zamanımı kısaltmak için kendime
yevmiyelik bir iş buldum.
 Üyeler
Kendimi yormamam gerektiğini söylediler. Böyle pratik zekalılardır üyeler. Ve
eminim benden daha zekidirler.Kendimi ona sattığım gibi emeğim de olabildiğince
büyük idi işte. Bu çalışmamı beğendiler, bana para veriyorlardı.Bana ilhamı
daha önce değindiğimiz gibi jüri üyeleri vermişti. Her yazım başına yeteri
kadar para.  Eve yorgun gelirdim.. Sakindim
olabildiğince ve bu sakinlik ile patronumun yüzüne bakamazdım..  Beni şaşırmış, hareketsiz, kendine Müslüman
zannederdi. Planlrım vardı. Ve yüzüme bakılmazdı evvelden.. Sakallarım
olabildiğince uzundu. Üyeler bana öğretmişti bir ara bu sakinliği yanılmıyorsam.  Nefes taktiklerini ezberletirlerdi.Algılayabildiğim
kadarıyla Üyeler gayet titiz idiler. Aslında bu üyeler işini fazlaca anlatmış
olabilirim. Ama bunu hak ediyorlar.O sıralar bana her gün görünüyorlardı..
Artık tüm yaşamımı meşgul ediyorlardı. Beni uzaktan kumandamdı onlar.
Kanallarda hep onlar vardı. Birisi vardı . Çok güldürürdü. Bu galiba benim
yanımdaki binada oturan deli muharrem di. Beni söylediği ağıtlarla ağlatan bile
vardı. Kimisi ise bana araba kullanmayı öğretirdi. Türlü türlüydüler. Aslında
her birinin kendi çapında ayrı bir meziyetleri vardı. Hepsi bana yaşama sevinci
veriyor ve beni hayata bağlıyordu. O zamanlar korkaktım.Birisinin kalbini
kırmıştım. Beni takip mi ediyor diye düşünürdüm. Beni bir görse hiç durmaz beni
öldürürdü.
onların
evrenlerine inecektim bir ara. Bir tepsi gibi düzdü evren. Uzaya bakınca
rengarenk görünürdü. Türlü türlü meyveler
vardı İnsanlar orada ölmüyorlar ama bazen canları sıkılınca ve şüphesiz
hak edince yok oluyorlardı. O zaman ise dünyaya atılıveriyorlardı. Orada yarım
kalmış hesapları dürüyorlardı. Şüphesiz Aleyna’nın da atılma sebebi bendim.Yoksa
benim baş üyem olamazdı. O da bana aşık olmuşu ve kocaman dünyada beni bir daha
göremeyince içinde bir ükte ile bana gelmişti sanki.Bana da ölümsüzlük şerbeti
içirmesini istiyordum ama bunun mümkün olmadığını, çünkü bu dünyanın bir oyun
olduğunu, esas mutluluğun esas yaşamın onların evreninde olduğu idi. İnsanlar
orada hiç ölmezmiş, ölmediği gibi yaşlanmazlarmış de Babamın geri dönmesinin
sebebi ise annem imiş. Bunu Aleyna söylemişti. Annem ölünce o da yok
olmuştu.Annem babamın sevgisini hak etmiyordu. Bir bukelamun gibi değişecekti
babamdan sonra. Babamın sakalları, saçları simsiyahtı. Sanki cennet boyası gibi
gösterişli idi. Çok daha gençleşiyordu annem varken. Demek ki annem benden
yıllarca gizlemiş. Onunda rüyalarına, hayatında babam vardı hep. Öyleyse benim
babamı görmeme neden şaşırmıştı ki.? Şüphesiz beni basit bir yaratık olarak
görüyordu. Ve gereksiz  bir örümcek gibi.,
Her şey
başladığı gibi yok oldu.Daha sonra Patronum beni işten kodu. Bir dediğini iki
etmediğim gibi bu kararına da saygı duydum.Aynı anda hem işsizdim ama mutluydum.
Aleyna ile mutluyum..Ona bu adı ben takmıştım hatırlarsınız. Ona aşık olmuştum..
., Babam yok olmasaydı, Aleyna ile karşılaşamayacaktım. Bu ilişki için kişinin
evren değiştirmesi gerekiyormuş. .,
.. Aslında
sadece konum değiştirmişti babam. Veya uzun bir seyahate çıkmıştı ve sadece
bana görünüyordu. Ben bir akıl hastası değildim. Bunu doktorlar söylüyorlardı.
Beynimde bir sakatlık yoktu.Sadece hayatı akışına bırakıyor, bana hediye ettiği
jüri üyelerine akıl danışıyordum. Kendimi o kadar geliştirdim ki onların
sayesinde bir kitap bile yazdım. Ama kimse anlamadı. Ve anlamadığı için insanlar
daha da değer verdiler.bu kitaba. Galiba insanları bilinmezlik daha da tatmin
ediyor. Misal ben Aleyna’nın kalbine girdiysem ve böyle bir ilişkiye sayın
doktorlar, sayın jüri üyeleri sıcak bakmasa da ben veya Aleyna yani biz gayet
normal bakıyorduk. Bu ilişki şüphesiz
bundan sonra yeni bir çizgiye oturacak , insan kendi süper egosuyla
evlenebilecek. Ne demiştik hatırlarsanız Aleyna benim süperegomdu. Bunlar yapay
aşk olmayacaktı benim gözümde.. Aynı zamanda bir nefeslik kadar kısa
olmayacaktı bu ilişkiler.Bunu ilk defa ben keşfettim. Doktor olamaz böyle bir
şey demişti bağırarak.
8-
Uzaklardayım.
Yalnızım. Acı çekiyorum.Doktor değiştirdim
Daha ilk günleriydi ilişkimizin. Babam beni,
Aleynanın kucağına bırakmıştı sanki. Acaba beni tanıyamadı mı diye şüpheye düşerdim
bazen. Diğer üyeler gibi sakindi.  
Kısacası Babamın
yokluğunda bana panzehir Aleyna vardı. Sonunda Çok sıradandı ilişkimiz .İlişkimiz
jüri üyeleri daha tam kafamda oturmamışken Bir gökkuşağı gibi çeşitlenmemişken  böyleydi. Ona ilk bakışta tanımadan aşık
olmuştum . Aşkım azalacaktı üyeler de gelince. Çünkü Aleyna’yı kıskanmaya
başlamıştım ve üyelerin bazılarının bu ilişkiye baştan beri yani daha önce de
dediğimiz gibi sıcak bakmamalarıydıEminim ki babamı da bana bu yüzden göstermek
istemiyorlardı.Babamı da yok etmişlerdi belki. Bunu sırf bana inat yapıyordu
üyeler. Ama üyeler gayet de iyi niyetliler. Sabah mutfağa gittiğimde kahvaltı
hazırlanmış oluyor misal.Üyeler hazırlıyor bunu. . Annem yoktu.Ve görünmüyordu
da vefasız. Uyku tutmayınca bana ninni okuyordu halen daha Aleyna.Aleyna ile
aynı yaştayız. Hangisinin daha önce göründüğünü hatırlamıyordum... Onlar senden
benden canlılar. Hep bağımsız gezerlerdi. Dişileri çekiciydi. Aleyna kadar
değil.Erkekleri ise güçlü, idi. Veya bana öyle gelmişti. Çünkü sıradan
değillerdi. Yargıçtı hepsi. Kafalarında cübbemsi bir şey vardı. Hepsinin elinde
bir kanun vardı.Veletlerine kanun maddesi ezberlettiyorlardı. Bütün kanunu
bilince de suç da işlemiyorlardı. Birisi sanki Ağır Ceza hakimi gibi havalıydı.
Bazıları daha çömezdi. Onlar daha çocuklukta yetiştirilip, atalarının izinden
gidiyorlardı. Benim çevrem demek ki bu kadar kültürlüydü. Doğru arkadaşlıklar
kurardım o dönem. Dişiler fazla gözükmezdi. Duyguları daha gerçekçi ve içten
yaşarlardı onlar.O yüzden belki de Aleyna benim hayatıma kazınmıştı.
juri üyeleri
sanki zabıta gibi üstleri hep aynı giyiniyor.Kırmızımsı. Ya da bana öyle
geliyor. Çok monoton hayatları var diye düşünürdüm ilk başlarda. Belki de beni
terk edince yapayalnız kalacaklardır. Sırnaşacak kimselerin kalmadığını
biliyorlardı sanki. Herkesten farklı olarak robot gibi hayatın öğretilerine
aykırı davranmasını da iyi bilirlerd i . Onlar İçimde veya dışımda her
yerdeler. Sanki savaşa hazırlıklı askerler gibiler. Beni mutlu etmeye
çalışıyorlar. Hastalandığım zamanlar beni doktora gönderiyorlar veya eve bir
doktor çağırıyorlar.  O doktoru kim
çağırdı diye düşünürken bana ilk görünen o kırmızı saçlı üyeyi görüyorum. Bana
sırıtıyor. Bi r bebe gibi zırlıyor gerekirse..
Bütün bu
gerçekler  yani Aleyna, jüri , ve  ben, ne için haykırırdık  ki. benim ilk aşkım, Aleyna,ona olan sevgimi
yazacak olsam, güç yetiremem . Çünküo hayatında hiç günah işlememiş sanki .
Bana da bu aşkta tepinmeme gerek olmadan bağlandı.Belki bunu üyelerden birisi
istedi. Üyeler bu ilişkiyi istemezdi.Ben de kaderdir diyordum. Ama üyeler benim
hayatıma egemen olmaya başlayalı çok olmuştu. Ama beni kötü duruma sokacak hiç
bir şey yapmamışlardı. Saolsunlar rüyalarımda hep onlardan bir mısra, söz,
eylem hissediyordum.Kalkınca da unutuyordum.Hafıza gerekliydi onları hatırlamak
ve bir replik gibi veya bir tekerleme gibi söyleyebilmek için.Hayat böylece
akıp gidiyordu.
,
6-
Son zamanlar
Bana birileri bağırıyor, nerden geldiğini bilmediğim bir ses. Kulaklarım ağır
işitiyor. Veya hiç işitmiyor. Buraya nerden geldiğimi, yani nerden şu anda
Aleyna’nın yanında bulunduğumu bilmiyorum. Bana bakıyor Aleyna tüm güzelliği
ile .Hep baksın istiyorum. Diğer üyeler ya yok olmuşlar ya da meşguldürler.
Aşk
konusunda hiçbirşey söylemiyor jüri üyleri.Zaten ne işe yaradığı belli olmayan
bazı makineler gibiler.Anca Sadece beni takip ediyorlar. Arkamdan yönlendirici
sesler söylüyorlar. Ama işte bu seslerin bir anlamı olmalı. Belki de hak
etmedikleri için. Ben neyi hakkediyorum öyleyse.? Bildiğim bir şey varsa o da
onu ben var etmiş olmadığımdır. Ben istemedim onları. Belki Allah gönderdi bana
onları. Şüphesiz onları beynimin ön lobuna yerleştiren ise oydu. Yani Aleyna.Oysa
Aleynayı kim çağırmıştı. Şüphesiz süperegom. Onun kalbinden çıkan yaşantılar
bana da görünüyor sanki iki evrende birden yaşıyordum..  Bana acıyor, sanki bir anne edasıyla. Ama o
kadar güzel ki,  ilk göründüğü gün,
saçlarımın akları nerdeyse simsiyah oluvermişti,  bir 10 yaş gençleşmiştim. Bunu onun sihirli
ellerine borçluydum.O bana göründükten sonra üyeler sıra sıra görünmeye
başlamıştı. Aslında ben Aleyna’nın beyninin içiydim ve beni kendi dünyasına
hapsetmişti. Doktor da böyle söylemişti. Ama o benim kendimin Aleynayı beynimin
içine hapsetmemdi gerçek olan. Bunu ne doktora söyledim ne de Aleyna’ya. Yoksa
doktor beni eski halime döndürürdü. Yani o eski salak, sıradan, Aleynasız
hayata.. Doktor mu daha deliydi ben mi? Zor bir soruydu. Sanki daha önce böyle
bir aşkı, yaşamış gibi,o derece kendinden emin gözüküyordu ki doktora şaşırıyordum.Açık
açık söyleyelim. Ben, yani Aleyna benim içimde hapsolmuş. Onun içinde
hapsolmak, bir ömrü ona adamaktır. Onun
dünyasına adım atmak, onun istediği hayatı yaşamak demektir. Onun
dünyası ise o kadar masum, mutlu, entrikasız, basit idi ki, ne para vardı, ne
kılıç, ne de silah.. Doktor bana sen bu dünyada  ve kendinde değilsin dediğinde ona hak
veriyordum. Çünkü Aleyna’nın dünyası daha samimi, daha içten görünüyordu.Bu
dünyadan eser dahi yoktu Bunu onların evrenlerine yaptığım yolculuk sırasında
anlıyordum..Bir klan hayatı yaşayıp, adeta kardeşlik üzerine pekiştirilmiş hayatlara
şahit olmak istiyordum onun evreninde ve üyeler sayesinde. İşte doktorun tam da
bu konuya dair söyledikleri doğruydu. Ben kendime farklı evrenler
oluşturuyordum. Çünkü bu dünyada çok acı çekmiş, gerçekten çok yalan dolana
uğramıştım ki, böyle bir dünyada yani Aleyna’nın dünyasına merhaba demem de
gayet normaldi. Bunun ilk örneği babamdı.İlk o görünmüştü. Daha sonrasındakiler
çorap söküğü gibi belirivermişti.Ama insanlara, nasıl inandıracaktım bu duruma.
Zaten deli derlerdi bana.İnsanlar statüsü ne olursa olsun, yaşayacağı hayat o
kadar kısaydı ki.Oysa benim evrenim sonsuz idi. Kendisini aşırı yetenekli
görenlerin, amaçlarını elde edebilmek için neden başkalarını yok ederlerdi ki?.
Bu aşk yaşamaz demişti doktor. Sadece kendimi kandırıp hayatımı mahvedermişim.
Varsın yok edeyim ve yok olsun hayatım. Onunla ölüme razıydım. Ölüm basit
kalırdı onun yanında.. Uyku gibi bir şeydi, oracıkta yani koltuğuma uzanmış
bulurdum bazen.  mutfakta birşeyler
atıştırırdı. Bazen yanıma gelir bana işimde yardım ederdi. Gencecikti Çünkü
üyeler yaşlanmaz, gençleşirmiş. Babam uzun zamandır görünmediğine göre bu sıralar
daha da gençleşmiş olsa gerekir.Ama babam yeniden yok oldu. Aleyna’yı
tanıdıktan sonra babamı sanki nankör bir evlat gibi unutuvermiştim.Ama şundan o
kadar emindim ki babam yok olmasaydı ne Aleyna gözükecekti, ne de jüri üyeleri.
Çünkü babam galiba Aleyna’nın evreninde de yok olacaktır. Bunu Aleyna’dan
öğreniyorum. Bunu öğrenince kendimi suçluyorum. Babamı hiç hak ettiği şekilde
dinlememiş, onun sözlerini fazla dikkate almamıştım. ,
Her an her
saat, her yerde babamı  aramaya
başlayacaktım bu haberden sonra. Babamı gerçek anlamda fazla dinlememiş, onun
bazı sözlerine karşı çıkmıştım.
Nerdeydi o,
Mezarının yanına gittim. Ona dua edip, bana gözükmesini istemiştim. Ona hak
ettiği değeri vermemiştim.. Oysa kime aşık olacağıma o karar vermiyor muydu? Yani
babam. Şimdi belki de kemikleri sızlıyordur.O değil miydi benim geleceğimi çözen.
Oysa Aleyna hiç konuşulmamıştı babam ile. Sadece üyelerin gözükeceğini,
kendisinin yokluğunda bana yardım edeceklerini ve gerçek aşkı da bu sıralar
bulacağımı söylemişti. Şüphesiz bana bu mesajla bir şeyler anlatıyordu. Aleyna
demese de birisi diyecekti. Ama ben hızlıca atılıvermiştim Aleyna’ya. Bir
düşünmem lazımdı, gerçekten seviyor muyum diye.
Babam annemi görünce yok olmuştu.. Doktor bunu çözemiyorum demişti..
Belki de babam sadece anneme gözüküyordu bu sıralar. Eğer öyleyse babama gayet
nankörlük ediyordum. Bana içinden neler söylüyordur kim bilir? başıma kötü
şeyler gelebilirdi. Yani benim beynime. Beynim ise yok olmazdı, sadece
değişirdi. Benim için ölüm, bir defterin boş birı sayfasının yırtılmasıydı .
Gerçekler yazılırdı ona. Hem bu evrende hem de o evrende yazılabiliyorsa
deftere, bu iki evren arasında bir bütünlük vardı. Doktor beni isyankar olarak
niteleyecekti bu sözlerimden sonra. İsyankar olmak demek bu dünyaya bağlanmamak
ise, benim bu dünyadan elimi ayağımı çekmem biraz da oradaki evrende yani
Aleynanın evreninde kendi gerçeğimi  görmemdi. Bu gerçeğe ulaştıktan sonra o kadar
huzura kavuştum ki, Aleyna, babam, annem hepsinin sisttemini çözdükten sonra,
ölümün bir yok oluş değil, sevdiklerine kavuşma vakt, olduğunu çözecktim. Orada
da kavuşacaktım Aleyna ile ama burada gerçek anlamda bir kavuşma olmuyordu.
Çünkü Aleyna’benim beynimde var olmuştu ve gerçek değildi.Esas gerçek ise
Aleyna’nın geldiği yerdi. Bunu anlamıştım.



objet petit a



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6159
2 Firari Fırtına 4227
3 Mustafa Ermişcan 3417
4 Hasan Tabak 3303
5 Nermin Gömleksizoğlu 3006
6 Uğur Kesim 2907
7 Sibel Kaya 2732
8 Enes Evci 2429
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2390
10 E.J.D.E.R *tY 2215

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:54 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com