Hikayeler

başlık yok
Okunma: 67
yasemin cotoglu - Mesaj Gönder


Evde ki herkes gitti. Yine
biz baş başa kaldık. Her zaman ki gibi o ve ben. Onu çok seviyorum. O benim her
şeyim biliyor musun? Ona( ali asaf) daha hamile olduğumu söylemedim. Ona
söylemek için hazırlık yapıyorum. Bu güzel haberi duyunca çok sevinecek. Bu
güzel haberi ona evlilik yıl dönümümüzde güzel bir sürprizle vereceğim. Bu
güzel sürprizi ilk tanıştığımız yerde vermeyi düşünüyorum. İlk önce onunla
nasıl tanıştığımı anlatayım. Onunla  fethiye de yamaç paraşütü yapmak için gittiğim
yerde tanıştık. Paraşüte kim önce binecek diye bir tartışma çıktı. O centilmen
biri olarak sırasını bana verdi. İkimizde paraşütten indikten sonra aramızdaki
tartışmayı bitirmek için ona kahve ısmarlamak istedim. O da beni kırmamak için
kahve teklifimi kabul etti. Kahve içmek için paraşüt yaptığımız yerdeki çay
bahçesine gittik. Kahvelerimizi yudumlarken birden arka masada oturan çiftin
kavga ettiklerine şahit olduk. Kavga da erkek kadına vurmaya çalışırken o
adamın elini havada yakaladı ve adamın kadına vurmasını engelledi. Cafede ki
insanlar polisi aradılar ve polis geldi. Polis kadına sordu: “bu adam size
vurdu mu?” kadın korktuğu için birşey diyemedi. Ama ben kadının yerine cevap
verdim: “ evet polis bey vuracaktı ama yanımdaki, beyefendi  tam vuracakken engelledi. O yüzden vuramadı.
Ama biz şikayetçiyiz.” Polis adamı tutuklayıp götürdü. Biz ve kadın da polisin
peşinden gittik. Karakolda şikayetçi olduktan sonra karakoldan çıktık ve başka
bir cafe ye gidip yarım kalan kahvemizi içtik. Kahvelerimizi yudumlarken hoş
bir sohbet ediyorduk. Sohbet o kadar koyuydu ki zamanın nasıl geçtiğini
anlamadık taki cafe sahibi gelip bize cafenin kapatılacağını söyleyene kadar.
Bizde hesabı ödeyip cafe den çıktık. Beni evime bırakmak istedi. Bende itiraz
etmedim. Beraber evime kadar yürüdük. Eve gelmiştik. Beni eve bıraktığı için
ona teşekkür ettim ve telefonunu bana vermesini istedim. Şaşkınlıkla bana bakıp
telefonunu verdi. Bende “numaralarımız olmadan nasıl görüşeceğiz.” dedim. Bu
sözümü duyunca suratında küçük bir gülümseme olduğunu fark ettim. İçeriye
girene kadar dışarıda bekledi ve ben içeri girdiğimde pencereden baktığımda
onun gittiğini gördüm. Kıyafetlerimi değiştirirken telefonuma mesaj geldiğini
farkettim. Mesaj ondan gelmişti. Mesajda
“uyudun mu?” yazıyordu. Bende cevap verdim “hayır daha uyumadım. Peki
sen uyudun mu?” dedim. O da hemen mesaja karşılık verdi. “hayır ama yatağın
içindeyim sen napıyorsun” diye mesaj atmıştı. Bende hemen mesaja karşılık
verdim. “kıyafetlerimi değiştirdim. Koltukta oturup kitap okuyorum. Eğer sen
uyuyacaksan uyu” dedim. Bu mesajıma cevap vermedi. Bende uyuduğunu düşündüm ve
kitap okumama devam ettim ve sonra da uyudum. Sabah geç vakitte kalkmıştım. İlk
işim telefona bakmak oldu. O mesaj atmıştı. Ama gecenin geç bir saatinde
atmıştı. Mesajda “kusura bakma uyuya kalmışım mesajını su içmeye kalkınca
gördüm. Bende cevap yazmak istedim.” yazıyordu. Ben mesaja nasıl cevap
vereceğimi bulamadım. O yüzden sadece “günaydın” mesajı attım. O da sanki benim
mesaj atmamı beklermiş gibi hemen mesajıma cevap verdi. Mesajda “günaydın bugün
buluşalım mı? yazıyordu.” Ama benim bugün için başka bir programım vardı ne
cevap yazacağımı bilemedim. Biraz düşündüm ve ne yazacağıma karar verdim ve
şunu yazdım *ben bu mesajı ona yoldayken atıyordum.* “bugün benim
arkadaşlarımla başka bir programım var istersen sende bize katılabilirsin.
Program şöyle gemiyle on iki adalara gideceğiz. 1 hafta oradayız. Eğer gelirsen
Köyceğiz de olacağız.” Aradan biraz zaman geçti ve cevap geldi. O da bizimle
gemiyle on iki adalara gelmeyi kabul etmişti. Arkadaşlara da söyledim bir kişi
daha gelecek diye onlarda kaptanı arayıp bir kişi daha geleceğini söylediler. sonra
onun gelmesini bekledik. Aradan yarım saat geçtikten sonra onun geldiğini
gördüm ve içimde bilmediğim bir his vücudumu sarıyordu. Kendimi acayip bir
şekilde mutlu hissediyordum. Arkadaşlarla gemiye bindik ve on iki adalara doğru
yola çıktık. Herkes denize girmek için hazırlanmıştı. Kaptanın bir güzel bir
koyda durmasını bekledik. Biraz sonra güzel bir yerde durdu ve denize girmek
isteyenler denize girdiler. Ben her zaman ki gibi
güneşlenmeyi tercih ettim. Ona sırtıma güneş kremi sürer misin? dedim. O da
kabul etti ve sırtıma krem sürdü. Sürdükten sonra o da denize girdi. Denizdeki
arkadaşlar beni de denize çağırdılar. İlk önce kabul etmedim. Ama o çağırınca
nedense denize girmek istedim. Bende onlarla birlikte denizdeydim. Fazla
yüzmekten ayağıma kramp girdi ve birden kendimi denizin altında buldum. Ayağıma
kramp girdiği için yukarıya çıkamıyordum yardımda isteyemiyordum. Sadece
onların benim orda olmadığımı fark etmeleri için dua ediyordum. Sonunda o benim
olmadığımı fark etmiş ve suyun altında beni aramaya başlamıştı ben onu görüyordum
ama o beni göremiyordu. Sonunda beni gördü ve bana doğru geldi ve beni
kurtardı. Arkadaşlarımla birlikte beni gemiye çıkardılar ve suni teneffüs ve
kalp masajı yaptılar. Sonunda kendime gelmiştim. Kendime gelmemle birlikte azar
işitmem bir oldu. Herkes çok korkmuştu. Çünkü herkes benim iyi bir yüzücü
olduğumu biliyordu. Nasıl oldu da ben boğulma tehlikesi geçirdim. Herkes bunun
şokundaydı. Neyse ki kötü bir şey olmamıştı en azından bunun için mutluyduk.
Sırf benim için bu güzel programı iptal etmek zorunda kaldılar. Ne söylediysem
kabul etmediler ve geri döndük. Aradan zaman geçti. İş ciddileşme yolunda
ilerliyordu. Aramızdaki ilişkiyi ailelerimize söylemeye karar verdik. İkimizde
ailelerimize söyledik. Ama benim ailem biricik kızlarının evlenmesini istemiyorlardı.
Onları ikna etmek çok zor oldu. Ama sonunda ikna etmeyi başardım. Ama bu
seferde onun eski saplantılı sevgilisi(alya) çıktı. Onun hayatında biri
olduğunu duyunca ortalık karıştı. O ne kadar onu sevmediğini söylese de bir
türlü kabul etmiyordu. Bizi ayırmak için elinden gelenin fazlasını yaptı. O
kadar kötü şeyler yaptı ki en sonunda beni kaçırtmıştı. Herkese de benim
ağzımdan mesaj bile atmış. Mesaj da şöyle yazıyordu ‘ben bu durumdan çok
yoruldum dinlenmek için tatile çıkıyorum. Kimse beni aramasın.’ Ama kimse benim
böyle bir mesaj atacağımı düşünmüyordu. Çünkü ben böyle mantık dışı bir mesaj
atmazdım. Bu mesajı benim yollamadığımdan emin olan o, annem ve babam karakola
gidip kayıp ihbarında bulunmuşlar. O ise kimin yapabileceğini polise söylemiş
ve poliste alya’nın evine gitmiş ama onu orda bulamamışlar ve hemen telefon
sinyaline bakarak en son nerde olduğunu bulmuşlar. Ama polis oraya gittiğinde
alya orada yokmuş. Aradan 2-3 gün geçtikten sonra takipte olan telefondan
polisler sinyal almaya başlamışlar ve alya’yı kısa sürede yakalamışlar. Sorguya
alındığında ise benim nerede olduğumu hemen söylemiş. Polisler vakit
kaybetmeden benim bulunduğum adrese geldiler ve beni kurtardılar. Ben o kadar
korkmuştum ki psikolojim bozulmuştu ve psikolog olan arkadaşımdan yardım
istemiştim ve o da seve seve bana yardım edeceğini söyledi ve benim bir an önce
iyileşmem için seansları olabildiğince çoğalttı ve ben kısa süre içinde kendimi
toparladım. Artık her şey eskisi gibiydi. Ama tek değişmeyen şey ailemin evlilik
konusundaki düşünceleriydi. Hele ki son olan olaylardan sonra kararları daha
netti. Evlenmemizi istemiyorlardı. Zaten onları zor ikna etmiştim şimdi nasıl
ikna edebileceğimi düşünüyordum. Bu karışıklık içinde güzel şeylerde oluyordu.
Bunlardan en önemlisi uzun zamandır beklediğim evlilik teklifiydi. Evlilik
teklifim şöyle olmuştu: ‘Yine bir gün ben paraşütle uçmak için her zaman
gittiğim yere gittim. Bana bütün paraşütlerin dolu olduğunu biraz beklememi
söylediler. Bende bekledim. Halbuki beni orda güzel bir evlilik teklifi
bekliyormuş da benim haberim yoktu. Birden havada ki bütün paraşütçüler bir
araya gelerek “benimle evlenir misin yasemin?“ yazısını bir araya getirdiler ve
sonra ortaya o çıktı ve bana sorunun cevabını sordu. Benimle bir ömür geçirmek
ister misin? diye sordu bende avazım çıktığı kadar bağırarak  ‘EVET’’ dedim. İşte benim evlilik teklifimde
böyleydi. Bundan sonra olaylar güzel gelişmişti. Sırasıyla kız isteme, kına
oldu. Düğün ise istediğim düğün salonu dolu olduğu için 1 hafta ertelemek
zorunda kaldık. Herkesi arayıp düğünün 1 hafta erteleneceğini arayıp söylemek
zorunda kaldık. Neyse ki 1 hafta göz açıp kapayana kadar geçti ve düğün günü
gelmişti. Biz kızlar olarak kuaförde saç, makyaj hazırlığı içindeyken erkekler
ise kendi hazırlıklarını bitirmiş arabayı düğüne hazırlamak için araba
kuaförüne götürmüşler. Kızlar hazırlanmışlardı tek bir eksik vardı o da benim
gelinliğim hâlâ dikimevinden gelmemişti. Kızlar dikimevini arayarak biraz daha
ellerini hızlı tutmalarını söylediler. Onlar ise gelinliğin hazır olduğunu ve
yola çıktığını 15 dk’ya elimizde olacağını söylediler ve sonunda gelinliğim
gelmişti. Gelinliğim tam benim istediğim gibiydi. Balık model, sırt dekoltesi
ve fransız dantelleriyle yapılmıştı. Ben gelinliğimi içerde giyerken erkekler
gelmiş dışarıda bekliyorlardı. Damat bey içeri girmek istiyordu. Ama
nedimelerim içeri girmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Hatta damattan
içeri girmesi için ücret bile aldılar. Ama yine de içeri sokmadılar. Ben artık
hazırdım. Nedimelerim beni gelinlikle gördüklerinde çok duygulanmışlardı.
Gelinliğin bana çok yakıştığını söylediler. Aynanın karşısına kendimi
gördüğümde bende duygulanmıştım. Hâlâ nedimelerim damadı içeri koymuyorlardı.
Onlara damadın artık içeri girmesine izin vermelerini söyledim ve damadı içeri
aldılar. Damat beni karşısında görünce çok şaşırmıştı. Olduğu yerde donup
kaldı. Nedimelerim artık salona gitme vaktinin geldiğini söylemesiyle damat
kendine geldi ve arabaya binip salona gittik. Salondaki misafirler içeri
girmemizle birlikte bizi ayakta alkışlamaya başladılar ve kendi masamıza gidene
kadar da devam etti. İlk önce nikâhımız kıyıldı. Çünkü ben nikâhımın herkesin
önünde olmasını istemiştim. Şahitler ve nikâh memuru da hazırdı ve nikâh
merasimine başlandı. Ben ve o evet cümlesini o kadar bağırarak söylemiştik ki
salon bizim seslerimizle yankılanıyordu ve ben her gelinin yaptığı gibi onun
ayağına bastım. Sert bastığımdan dolayı ki birazcık bağırtı sesi geldi. Sonrası
da her düğünde olduğu gibi devam etti. Ama düğünün sonuna doğru
misafirlerimizden biri hamileymiş ve doğum sancıları tutmuştu. Aramızda benden
başka doğum yaptırabilen doktor olmadığı için kendi düğünümde misafirimi ben
doğurtmak zorunda kalmıştım. Her halde kendi düğününde doğum yaptıran gelin
olarak tarihe geçmiştim. Ben kadına doğum yaptırırken düğün fotoğrafçısı da bu
anların fotoğrafını çekmişti. Allahtan doğum iyi geçmişti. Anne de bebekte
iyiydiler. Bebeğin cinsiyeti kızdı ve annesi benim adımı vermek istediler bende
bunu kabul ettim ve çok mutluydum. Neyse ki ambulans geldi ve anne ile bebeği
götürdüler ve düğün misafirlerin gitmesiyle bitmişti. Bizde bizim için
hazırlanan eve gittik. Bir hafta sonra benim isteğim üzerine balayına Güney
Kore’ ye gittik. Zaten önceden ben her şeyi hazırlamıştım. Kalacağımız otelden
gezilip görülecek yerlere kadar her şey hazırdı.  Balayında 20 gün kaldıktan sonra geri döndük
ve pazartesi iş başı yaptık. Beni hastaneye bıraktıktan sonra o da şirkete
gitmek üzere yola çıktı. Kıyafetimi değiştirip acile indim. Acil gereğinden
fazla sakindi. Stajer doktorlardan birisi ‘’ne güzel bugün acil çok sakin
sonunda biraz uyku uyuyabileceğiz’’ dedi. Ve 5 dk. sonra acile trafik kazası
olduğunu ve yaralıların buraya getirileceği haberi geldi. Bende ‘’ ne sakin gün
olacak dimi ya herkese haber verin acile gelsinler.’’ dedim. Dışarı çıkıp
ambulansları bekledik ve ambulanslar peş peşe gelmeye başladılar. Hastaların
içinde durumu ağır olanlarda vardı. Gelen ambulanslardan hastaları indiriyorduk
ki hastalardan birisi bana çok tanıdık geldi ve hastayı getiren ambulans
görevlisine bu hastanın kim olduğunu sorduğum da bana verdiği cevap şu oldu: ‘’
adı soyadı ali asaf emiroğlu’’ dedi ve ben duyunca olduğum yerde dona kaldım.
Ambulans görevlisinin bana ‘’doktor hanım hastayı içeri almayacak mıyız?’’
demesiyle kendime geldim ve onu içeri aldık. Doktor arkadaşlarım hastanın ali
asaf olduğunu görünce beni acilden çıkardılar. Ama sevdiğim adamın durumu hiç
iyi değildi. Acilen ameliyata alınması gerekiyordu. Ameliyata girmek
istiyordum. Ama Yusuf  benim ameliyata
girmeme izin vermedi. Bana sadece ona güvenmemi ve ameliyatın iyi geçmesi için
dua etmemi söyledi. Bende ona ameliyatı yukarıdan izleyeceğimi söyledim. Yusuf
ta bunun için bir şey demedi. Ameliyat başladı ve ben yukarıdan ameliyatı
izliyordum. Aşağı inmemek için kendimi zor tutuyordum. Neyse ki
ameliyat iyi geçmişti ama ‘’kendine gelene kadar yoğum bakımda kalacakmış’’
Yusuf öyle söyledi. Ben biran olsun yanından ayrılmadım belki uyanır da beni
yanında göremez diye. Aradan 5 gün geçtikten sonra Ali Asaf kendine gelmişti ve
ben o uyandığında yanı başında uyuya kalmıştım. Birden odaya Yusuf  girince korkarak uyandım. İlk önce Yusuf ’a
baktım. Yusuf  bana bakarak gülümsedi ve
kaş hareketi ile asafı gösterdi. Dönüp asafa baktığımda asaf uyanmış bana
bakıyordu. Kendimi tutamadım ve birden çığlık attım. Şükürler olsun asaf
uyanmıştı. Yusuf  asafın kontrollereni
yaparken bende bizimkileri arayarak bu güzel haberi verdim ve sonra asafın
yanına gittim. Yusuf her şeyin yolunda olduğunu gün içerisinde normal odaya
çıkartabileceğimizi söyledi. Bizimkiler gelene kadar asafı normal odaya
çıkarttık sonra da bizimkiler geldi ve bana artık eve gidip dinlenmemi
söylediler. Ama ben gitmemek için elimden geleni yapsam da zorla beni eve
yolladılar. Eve gidip düş alıp biraz uyuduktan sonra hastaneye tekrar gittim.
Beni karşılarında gören bizimkiler neden bu kadar erken geldiğim için bana
kızsalar da benim umurumda değildi. Çünkü benim sevdiğim adam hayata dönmüştü.
Kim ne derse desin artık umurumda değildi. Benim tek umurumda olan bir kişi
vardı o da sevdiğim adamın biran önce iyileşip hastaneden çıkmasını istiyordum.
15 gün kadar daha hastanede kaldıktan sonra eve çıktık. Ali asaf günden güne
iyileşiyordu. Buda beni çok mutlu ediyordu. Rutin kontrolleri için ali asaf’ı
hastaneye götürdüm. Bütün kontroller yapıldıktan sonra biz batunun odasına
geçip onu orda bekledik. Yarım saat sonra Yusuf geldi. Yüzünde küçük bir
gülümseme vardı. Bu gülümsemeden sonuçların güzel olduğunu anlamıştım ama bunu
yusuf’un  ağzından duymak daha iyi olurdu
ve Yusuf da her şeyin yolunda olduğunu ve hiçbir sıkıntının olmadığını
söyleyince çok mutlu olmuştum ve bu güzel haberi bizimkilere vermek için odadan
çabucak çıktım ve bizimkilere söyledim. Onlar da çok sevindiler ve akşama küçük
bir kutlama yapmak istediklerini söylediler. Bizde kabul ettik. Benim kabul
etmemin sebebi herkese hamile olduğumu söylemekti. Aslında ben bu haberi ilk
önce ali asafa sürpriz yapmayı düşünüyordum. Ama işler yolunda gitmediği için
bende böylesinin daha uygun olduğunu düşündüm. Hastaneden çıkıp eve gittik ve
hazırlanmaya başladık. Tabi her zaman ki gibi ali çabucak hazırlanıp aşağıda
beni beklemeye başladı. Bende bu güzel haberi en şık halimle vermek istedim. Bu
yüzden de hazırlanmam uzun sürdü. Sonunda hazırlanıp aşağı indim ve restoran da
doğru yola çıktık. Restoran da vardığımızda bizimkiler çoktan gelmişlerdi ve
görünüşe bakılırsa kutlama için restoranti kapatmışlardı. Yemek siparişi
verdikten sonra ben ayağa kalkıp onlara ‘bir şeyler söylemek istediğimi ve beni
dinlemelerini söyledim.’ Onlarda beni pür dikkat dinlemeye başladılar. Ben konuşmaya
başladım ama biraz saçma konulara girdim. En sonunda konuyu toplayıp onlara
hamile olduğumu söyledim.
 
Yazan: Yasemin çötoğlu   
 


eğer kötü de yazmışsam sebebi var çünkü bu benim hikaye türündeki ilk yazım hikayenin devamı gelecek 
yasemin cotoglu



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6124
2 Firari Fırtına 4192
3 Mustafa Ermişcan 3357
4 Hasan Tabak 3256
5 Nermin Gömleksizoğlu 2972
6 Uğur Kesim 2885
7 Sibel Kaya 2702
8 Enes Evci 2402
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2280
10 E.J.D.E.R *tY 2206

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:369 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com