Hikayeler

Kumpas | 12.Bölüm
Okunma: 81
Burak Çakar - Mesaj Gönder


12.Bölüm

Genç kız kan kaybediyor...Genç adam şaşkınlıklar içinde nutku tutulmuş halde onu izliyor. Aklı durgun ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Az önce Ecrin gelmiş konuşmaya başlamışlardı. Sonra o siyah araba gelmiş kurşun yağmuruna tutulmuşlardı. Araba gittiğinde öbürkü sokaktan 3 el silah sesi duyulmuştu... O şaşkınlıklar içerisinde Ecrin'e bakan Selim, acı gerçeği görmüştü...

Fatih, yaralı genç kızı ve hızla uzaklaşan arabayı düşündü. Hızlıca düşünüp karar vermesi gerekiyordu. Giden arabayı daha çok geç olmadan takip etmeli miydi? Tabii ki de etmeliydi. Bu kararsızlığı evlerden gelen insanlar çözdü. Fatih onları görünce nasıl olsa onlar yardım eder düşüncesiyle '' Ben arabayı takip etmeye gidiyorum Selim.'' diyerek hızlıca arabaya bindi ve adamları takip etmek için yola koyuldu. Sokaklardan son süratle dönüp ana yola çıktı. Siyah arabanın da seslerden bu yöne doğru gittiğini anlamıştı. Ana yol bomboş sayılırdı ve ilerde siyah arabayı gördü. Fatih son sürat gidiyordu. Şimdi yeni bir karar vermesi gerekiyordu. Takip mi etmeliydi yoksa ateş mi etmeli? Bunların birinin adamları olduğu aşikardı. Kimin yaptırdığı daha mühimdi. Fatih kararını verdi. Siyah arabayı takip etti.

Yarım saatlik bir takibin ardından seneler öncesinden yanmış ve tadilat görmemiş okulda durdular. Siyah arabadakiler okulun arkasında kalan okul yemekhanesine girdiler. Fatih kaç kişi olduklarını anlamak için yemekhanenin içine bakmak istiyordu. Yanmış okul düz bir ovadaydı. Fatih'in arabası tepedeydi. İçeriyi dürbünle çok rahat görebilirdi. Arabanın bagajından Türk yapımı Bora keskin nişancı tüfeğini çıkardı. Onun dürbünüyle içeriyi görebiliyordu. Yemekhanenin ortasında masa kurulmuştu. Onun çevresinde adamlar vardı. Baya kalabalıktılar. Zaten dışarıdakileri arabalara, ciplere bakılırsa kalabalık olduğu tahmin edilebilirdi. Fatih'in öğrenmek istediği adamların kaç kişi olduklarından çok bu adamlara kim babalık yaptığıydı. Ama tabii ki onu buradan göremiyordu.

Gözünü dürbünden kaldırıp ovaya iyice göz attı. Gökyüzüne baktı. İyice düşünmeye başladı. Bu adamlar neden saldırmışlardı. Amaçları neydi? Hedefleri neydi? John'un ölümüyle bir ilgisi var mıydı? Varsa bu kimdi? Yeni biri mi ortaya çıkmıştı. Gerçekten intikam mı almak istiyordu yoksa Teşkilatta boşalan yeri doldurmak mı istiyordu? Bunun cevabı her ikisi de olabilirdi. İntikam alıp John'un yerine geçmek... Fatih biliyordu. John'dan sonra birileri onun yerini dolduracaktı. Başka biri gelip onu da öldürseler yine boşalan yer dolacaktı. Ama hep zayıflayarak. Yavaş yavaş etkisini kaybederek...
Şimdi John'dan boşalan yeri doldurmak isteyen bu kişi kimdi? Bunu öğrenmek için buraya baskın verilmeliydi. Düşünce silsilerine son veren telefon sesi oldu. Gizli bir numara arıyordu.
'' Alo. Kimsin?''
'' Ben senin de düşündüğün gibi John'dan boşalan yeri doldurmak için gelen kişi.''
Fatih ilk önce duraksadı. Etrafını hızlıca göz attı. Yemekhaneye baktı. Hala ne olduğunu anlayamıyordu.
'' Hangisine şaşırdın? Bizi izlediğini bildiğime mi? Yoksa düşüncelerini tahmin edebildiğime mi? ''
'' Hayır. Neden ölmek istediğine şaşırdım. John'dan boşalan yer dolduğuna göre John'a sıktığımız kurşunlarında yeri tekrardan dolmuştur anlaşılan. ''
'' Vay Fatih be. İyi ki John seni defalarca denediği halde öldürmeyi becerememiş. Laf sokmayı bilen düşmanı severim. Gerçi sen benim ilk kişisel düşmanımsın ama olsun. ''
'' Daha toysun yani. ''
'' Sınırlarını zorlama Fatih. ''
'' Zorlarsam ne olur? ''
'' Hah bende konunun buraya gelmesini istiyordum. Zorlarsan ne olur biliyor musun? Selim'in hiç hoşuna gitmeyeceği bir şey olur. ''
'' Lan Selim'in sevdiğini yaraladın. Gazi dedeyi sıktırdın. Daha ne gibi bir şey Selim'in hoşuna gitmez?''
'' Hmm. Bir düşüneyim... Düşündüm. Mesela çocukluk arkadaşı Batuhan'ı öldürürsem onun hiç hoşuna gitmez. Nasıl güzel fikir dimi? '' Telefondan gelen gülme sesleri Fatih'in siniri bozdu.
'' Ne yani Batuhan ölmedi ve senin elinde mi? ''
Telefondaki adam gülmeyi kesti ve birden ciddileşti.
'' Benim elimde. Elimde olmasa şuan sen öldüydün. Buradan çıkamazdın emin ol. Anında etrafını çevirirdik ne olduğunu anlamazdın. Ama sana ihtiyacım başka şekilde var. Selim'i buraya getireceksin. Batuhan'ı benden alsın. ''
'' Seve seve iletirim. Ama senin elinden Batuhan'ı almamız pek seve seve olmayacak. ''
'' Aynen öyle seve seve olmayacak. Çünkü almanız için sadece 2 kişisiniz. Başka birileri size yardım etmeye kalkarsa Batuhan ölür. Bizi de ele geçirmezsiniz. Kuş olup uçarız. Anladın sen onu anladın...''

***
'' El Fatiha.''
Gazi dede hakkın rahmetine kavuşmuş, toprağa gömmüşlerdi. Yanı başında Gazi dedenin karısı da gömülmüştü. O gün siyah arabadaki adamlar 2 kurşunu Gazi dedeye 1 kurşunu da karısına sıkmışlardı.

Selim'in gözü kan çanağına dönmüştü. Bu ölümler artık ona yeteri kadar ağır geliyordu. Artık son kalesi Ecrin idi. O da dünden beri yoğun bakımda hayata tutunma çabası veriyordu.

Fatih, dünden beri Selim'le konuşmamışlardı. Artık anlatacaktı. Cenazeden sonra bir köşeye çekip olanları anlattı. Selim, Batuhan'ın ölmediğine sevinmek istiyordu fakat nasıl sevinileceğini unutmuştu. İntikam almak için de zorda olsa bir fırsatı vardı. Selim'in gözünde ki o puslu dünya biraz olsun aydınlandı.
***
Telefonda ki gizli adam, ağır ağır adımlarla yürüdü. Parlayan bir camın karşısında durdu. Oradan kendi yüzünü görebiliyordu. Yüzündeki çiziklere baktı. Sonra arkasında ki adamlarına döndü.
'' Bu yüzümdeki çizik bir gece vakti helikopterden düşerken oldu. Suçlusu direk olarak kimse değil. Çünkü benim sayemde o helikopter düştü. Yanımdaki adamları John'un emriyle ele geçirmiştik. Ama beceriksiz John ne yaptı? O müthiş şekilde korunan abluka mahzeninden Fatih'in tekrardan kurtulmasına mani olamadı. Selim'in baskını yüzünden hem mahzenden olduk hem de Fatih'ten. John ve sağ kolu Feller de oracıkta öldü. Teşkilatın başı Büyük Efendiyi zor kurtardık oradan. O ölse şuan ne ben burada olurdum ne de siz!
Sizin anlayacağınız Büyük Efendi'nin gözüne girmek için Selim'i öldürmeliyiz. ''
'' Fatih ne olacak Efendim? ''
'' Fatih öldü zaten onun haberi yok. Abluka mahzeninde işkencede ona ve arkadaşlarına virüs enjekte edildi. O virüs yavaş yavaş yayılıyor. Maksimum 1 hafta içinde ölür. ''



Burak Çakar



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6173
2 Firari Fırtına 4242
3 Mustafa Ermişcan 3444
4 Hasan Tabak 3317
5 Nermin Gömleksizoğlu 3016
6 Uğur Kesim 2915
7 Sibel Kaya 2743
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2486
9 Enes Evci 2442
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1279 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com