Hikayeler

Kumpas | 13.Bölüm - SON -
Okunma: 97
Burak Çakar - Mesaj Gönder


13.Bölüm

Güneş gökyüzünü yavaş yavaş terk edip yerini alacakaranlığa bırakmaya başlarken
Fatih ve Selim hazırlıklarını tamamlayıp yola koyulmuşlardı bile. Amaçları
belliydi. Batuhan’ı almak. Planı ise gündüzden beri konuşuyorlardı.

‘’ Terk edilmiş okul, 2 katlı. Yemekhane ise hemen dibinde. Adamların çoğu
orada duruyor. Dürbünden çaktırmadan gözlemlediğim kadarıyla, 2.katta bir adam
var. Galiba Batuhan’ı orada tutuyorlar. Adamların çoğunu yemekhane bölgesinde
göstererek, bizi yanlış yönlendirmeye çalıştıklarını düşünüyorum. ‘’

‘’ Olabilir. ‘’ dedi Selim. ‘’ Peki içeriye ne gibi ekipmanlarla gireceğiz? ‘’

‘’  Bende Bora. Sende Mpt-76 olacak.  Son teknoloji uçangöz (drone) ise devrede
olacak. Hatta 1 tane değil bolca. ‘’

‘’ Demek uçangöz ha. Kafanda ne gibi plan var?
‘’

Fatih ve Selim geldiklerinde artık karanlık çökmüştü.  Okula tepeden bakıyorlardı. Anlaştıkları gibi
Fatih arkada kalacak uçangözü komuta edecek ve Selim’e dışarıdan bilgi aktaracaktı.


Selim, gece görüşü gözlüğünü taktıktan sonra okula doğru yaklaşmaya başladı.
Gözlükten dolayı etrafı yeşilimsi görüyordu. Çalılıklarından arasından
ilerledikten sonra okulun yan tarafına geldi.
Yaklaşık 2 metrelik duvardan atladı, eskiden kantin kapısı olarak
kullanan kapıya yaklaştı. Kapı kilitli olmadığı için yavaşça açarak okula
girdi. Katlarından arasında gezinirken temkinliydi. Elindeki silahı her an
karşısına biri çıkarsa diye kafasından vurmak için biraz yukarda tutuyordu.
Selim, biraz gergindi. Biran önce Batuhan’ı alıp çıkmak istiyordu. İşin
uzamasını istemiyordu. Ama umduğu gibi olmayacağını kısa sürede anladı.

Fatih, tepeden okulu izliyordu. Selim’in okula giriş yaptığını görmüştü.
Yemekhaneden adamları gözlemliyordu.
Aynı zamanda elindeki telefonla havada uçan üç ayrı uçangözü ayrı ayrı
sekmelerde kontrol ediyordu. Yavaş yavaş yemekhaneye iki uçangözü
yaklaştırmıştı. Bir uçangözü de okulun ikinci katına doğru
hareketlendirmişti.  Uçangözlerde yerleştirdiği
küçük çaplı taramalı silahlar vardı. Eğer uçangöz vurulursa imha etmeye
ayarlamıştı. Yani patlayacaktı.

Selim, koridorda temkinli şekilde yürürken aniden koridorun ışıkları açıldı ve
ileriden iki ayrı adam iki farklı konumdan ateş etmeye başladı. Selim hemen
kendini tuvaletin kapısına doğru attı. Bir soldakine bir sağdakine olacak
şekilde ateş ediyordu. Bir adamın şarjörünün bitmesini bekledi ve zamanı
geldiğinde saklandığı yerden ileri doğru atıldı. Sıka sıka merdivenlere doğru
koşmaya başladı. Yukarı çıkmasını önlemek isteyen adam ise kafasını çıkardı ve
kurşunu anında alnından yedi. Diğer şarjörü doldurduktan sonra koridora doğru
kafasını çıkartmadan sıkmaya başladı. Bir süre sonra karşı taraftan ses
gelmediğini anlayınca durdu. Selim’in 2.kata çıktığını sanmıştı. Kafasını
koridora bakmak için uzattığında Selim’in tekmesiyle karşılaştı. Bu olanlar
yaklaşık 1 dakika içerisinde olmuştu.

Fatih, çatışma başlayınca konumlandırdığı uçangözleri yemekhane kapısına doğru
sıktırmaya başladı. Biri 90 derecelik açıyla kapıyı tam tepeden görüyordu. Bir
diğeri yaklaşık 45 derecelik açıyla hem kapıdan çıkanları hem de içeridekileri
durmadan tarıyordu.

İçerideki adamlar çıkmak için çabaladığında uçangözlerin hedefi oluyordu.
Arkadan dolaşıp ön tarafa geçmeye çalışanlar ise Fatih’in kullandığı uzun
menzilli Bora silahının tadına bakıyorlardı. Fatih kurguladığı planla kurduğu
üstünlüğü keyifle izliyordu.

Ama Fatih’in bu üstünlüğü çok sürmeyecekti.

Selim, diğer adamı da etkisiz hale getirdikten sonra yukarı kata çıktı. Önceden
Fatih’in belirdiği sınıfa doğru yöneldi. Bu katta önceki kattan olduğundan daha
tedbirli davranıyordu. Hedefine yaklaşmanın heyecanını yaşıyordu. Biran önce
kapıyı açıp Batuhan’ı kurtarmak için can atıyordu. Ama bunun için Fatih’ten
bilgi alması gerekti.

‘’ Fatih, kapının dibine geldim. İçerisi ne durumda kaç adam var. Hangi
konumda? ‘’

‘’ Şuan sana tarif edecek durumda değilim.
Uçangözün kamerasından orayı görebilirsin. Telefondan bak.‘’

‘’ Tamam. ‘’

‘’ Bu arada acele et Selim. Uçangözün biri vuruldu. Diğerinin de mühimmatı
bitmek üzere. ‘’

Fatih’ten komutu aldıktan sonra aceleyle telefonu açıp sınıfın içerisine baktı.
Pencerenin yakınında sandalyede oturan kafasına siyah örtü geçirilmiş ve
arkadan eli bağlanmış birisini gördü. Kapının dibinde ise silahını kapıya doğru
yöneltmiş şekilde tetikte bekleyen bir kişi gördü. Telefonu hemen kapattıktan
sonra derin nefes aldı ve ayağıyla tekmeyi kapıya geçirdi. Kapı kırılarak diğer
adamın önüne düşerken Selim, kurşunu adamın kafasına kondurmuştu bile. Vakti
olmadığı için hızla hareket eden Selim, sandalyeye bağlanmış ipleri çözerken:

‘’ İşte geldim Batuhan. Hadi çıkıyoruz. ‘’ dedi ve ayağındaki ipi de çözdükten
sonra kafasındaki örtüyü çıkarmayı akıl etti. Hızlıca çıkardıktan sonra
beklenmedik bir durumla karşılaştı.

Selim’in karşısındaki Batuhan değildi. Dayısı Hasandı. Yüzündeki çiziği
belirgin olan Hasan kahkaha atıp duruyordu. Selim şok üzerine şok geçiriyordu.
Olanları anlamakta güçlük çekiyordu. Ne yani tüm bunları planlayan vatan
sevdalısı sandığı dayısı mıydı? Ölmemiş miydi? Şimdi burada işi neydi? Uzunca
bir süre düşündü.  Hasan’ın teşkilatı
adına çalıştığını anladı. Tüm duygularını topladı.

‘’ Hain ‘’ diyerek Hasan’ın suratına bir tane yumruk patlatmak istedi. O sırada
hazırda bekleyen Hasan, elinde tuttuğu tuşa bastı. Yerdeki zemin birden
açılarak Selim’le beraber bir alt kata sert bir iniş yaptılar. Hasan yere
düştükten sonra ayağa kalktı. Selimde hızlıca doğruldu. Hem çeneler hem
yumruklar konuşmaya başladı.

Dışarıda ise üstünlük karşı tarafa geçmişti. Yemekhane bölgesindeki adamlar
uçangözleri imha etmeyi başarmıştı. İkisi de havada patladı. Fatih, bora
silahıyla, yine de dayanıyor adamlara geçit vermiyordu. Üç tane daha adamı
indirdikten sonra daha fazla dayanamayacağını anladı.

‘’ Selim. Ne yaptın? Aldın mı Batuhan’ı? ‘’

‘’ .. ‘’

Selim’den ses gelmeyince ikinci kattaki uçangözün kamerasından etrafa baktı.
Kimse görünmüyordu. Akıllı telefonundan görüntüyü geriye sardırdı. Selim’in
aniden aşağıya indiğini görmüştü. Sandalyede oturan adamı ise eskiden Milli
İstihbarat teşkilatında çalışan eski arkadaşı Hasan olduğunu anladı. Oyuna
gelmişlerdi.

Ayağa kalkarak hızlıca arabanın
bagajındaki sis bombasını cebine koydu.
100 Şarjörlük makineli silahı da eline alarak okula doğru koşmaya
başladı. Selimden gizli üzerine bağladığı bomba vardı. Yakalanırsa canlı bomba
görevi üstenecekti.

Kalan uçangözü ise adamların okula girmeye çalıştığı noktaya yani okulun arka
tarafına yönlendirdi. Bu Selimlere zaman kazandıracaktı.

Öte yandan Hasan, Selim’e doğru sol kroşeyi salladı ama eli boşta kaldı. Selim,
gelen yumruğa karşı hızlı tepki göstererek kendini geriye doğru çekti. Zaman
kaybetmeden Hasan’ın savunmasız kalan sol karın boşluğu yumruğunu, ardından sağ
yumruğunu ve tekrardan sol yumruğunu geçirirken Hasan, tekrardan savunmasını sağlamayı
becerebildi.

‘’ Aferin Selim. İyi eğitilmişsin. ‘’

‘’ Kes sesini. ‘’ dedikten sonra devam etti. ‘’Seninle konuşmak söz israfı
olacak ama merak ettiğim şeyler var ve sen onları bana söyleyeceksin. ‘’

Hasan, Selimden biraz uzaklaştıktan sonra rahatça sırıtmaya başladı.

‘’ Ölmeden önce son isteğini yaparım. O kadar da kötü bir dayı değilim. ‘’

Son söylediğini duymazlıktan geldi. Sinirini yükseltip dengesizce davranmak
istemiyordu.

‘’ Arabaya bombayı neden koydun?  Ailemi
neden katlettin? ‘’

‘’ John, kardeşlik teşkilatına sadakatimi göstermek için bunu yapmam
gerektiğini söyledi. Bende yaptım. ‘’

Selim, zor da olsa sinirine hakim oluyordu.

‘’ Neden gazi dedeyi öldürdün? ‘’

‘’ Sizin gibileri bulan eğiten oydu da o yüzden. Teşkilatımıza çok zarar verdi
senin gibilerini yetiştirerek. ‘’

‘’ Bizden ne istiyorsun? Batuhan nerede? ‘’

‘’ Valla onu bende bilmiyorum. ‘’

‘’ Nasıl yani? ‘’

‘’ Saf yeğenim benim. Hala anlamadın mı? Batuhan o abluka mahzeninden sağ
çıkamadı. Öldü, öldü. ‘’

Selim, bu sözlerden sonra tüm siniriyle beraber Hasan’ın üzerine çullandı. İlk
önce yumruk sonra tekme geçirdi. Öteki bunları savuşturdu. Beriki bir daha
denedi. Öteki bir daha savuşturdu. Berikinin yani Selim’in yorulmasını fırsat
bilerek öteki, savunmadan çıkıp atağa geçti.

Sinirden savunma yapmayı kendine yediremeyen beriki, ötekinin yumruklarıyla
suratı kanlar içinde kalıyordu.

Üstünlüğünü hız vermeden devam ettiriyordu Hasan. En sonunda etkileyici bir
yumruk savurdu. Selim, bu yumruğun etkisiyle yüzü ve bedeni arka tarafa
çevrilerek diz üstü yere çakıldı. Öteki, arkadan Selim’in kafasını koluyla
kavradı ve boğmaya başladı.

‘’ Şuan sen boğulurken seninle aynı durumu yaşayan bir kişi daha var… Kim diye
sormayacak mısın? A tabi pardon soramıyorsun. Ben söyleyeyim. Ecrin. Evet,
yanlış duymadın Ecrin. ‘’

Selim pes etmek üzereyken, bunun üzerine tüm gücünü toplayarak Hasan’ı sarsmaya
başladı. Ama bir türlü Hasan’ın kolundan kendini kurtaramadı. Nefesi
tükenirken, gözlerinin önüne Ecrin’in hayali geldi.

Ecrin de yaralı yatağında, rüyasında Selim’i görüyordu. Beyaz bir sonsuzlukta
ikisi birbirini gülümsüyorlardı. Yavaş yavaş beyazlık kendini önce griliğe
sonra siyahlığa bırakmaya başladı. Ecrin havasızlıktan, hayatını kaybediyordu.

Selim, ağzında tuttuğu son nefesi verirken birden sınıfın kapısı açıldı. Fatih
hızlıca sınıfa girerek, elindeki tabancasıyla Hasan’ın beynini dağıttı. Selim,
Hasanın kolundan kurtulduktan sonra boğazını eliyle ovalayarak derince birkaç
defa öksürdü.

‘’ İyi misin? ‘’

‘’ Beni bırak. Ecrin ölüyor. Oraya adam yerleştirmemiş miydik nasıl olur da
Ecrin’e ulaşabilirler?’’

‘’ Yalan söylüyordur Hasan. ‘’

‘’ Dayımı ne yazık ki tanıyorum. Ses tonu gerçekçiydi. Blöf yapmıyordu. ‘’

‘’ O vakit adamlarımız biz gelene kadar Ecrin’i kurtarır. ‘’

‘’ O zaman ne duruyoruz? Çıkalım. ‘’ dedikten sonra son kalan uçangözde vuruldu
ve küçük çapta patlama sesi duyuldu.

‘’ Duyduğun gibi bu kolay olamayacak. Adamlar içeriye girmeye başladı. Şimdi
beni iyi dinle. Ben koridoru çıkıp etrafı taramaya başlayacağım. Sende koridorun
ucundaki pencereden atlayıp dışarıda kalan 1-2 adamı temizleyerek buradan
gideceksin. ‘’

‘’ Sana ne olacak? ‘’

‘’ Bu adamların hepsini öldürüp, imkanım olursa geleceğim. ‘’

‘’ Tek başına bırakmam seni. ‘’

‘’ Aklını başına topla Selim. 1, Ecrin’e yetişmen lazım. 2, ikimiz birlikte
adamları atlatıp kaçamayız. 3, ben zaten ölüyorum. Abluka mahzeninde bana virüs
enjekte edildi anladın mı? ‘’

Selim’in konuşmasına fırsat vermeden koridora doğru yöneldi ve sıkmaya başladı.
Koridorun diğer tarafına doğru gidiyordu kurşunlar. Selim, Fatihlere göre sol
tarafta kalan koridorun uç kısmından dışarıya çıkacaktı.

‘’ Fatih ciddi misin sen? ‘’

‘’ Anlamıyor musun az zamanımız kaldı. Şimdi bunları konuşacak zamanımız yok.
Ben sis bombasını atıyorum ve sen hızlıca çıkıyorsun. ‘’ dedi.

Selim’in konuşmasına fırsat vermeden dediklerini yaptı. Ardından 100 şarjörlük
makineli silahıyla koridoru diğer tarafını taramaya başladı.

‘’ Hakkını Helal Fatih. ‘’

‘’ Helal olsun. Sende Helal et. ‘’

‘’ Helal olsun helal… ‘’ diyerek pencereye doğru koşmaya başladı. Pencereyi
açıp atlayacak zamanı olmadığı için kafasını koruyarak camdan atladı. Cam
parçacıklarıyla beraber yere düştü. Dışarıda ki 2 adamı öldürdükten sonra
hızlıca geldikleri yere doğru koşmaya başladı.

Selim, tepeye çıkıp arabaya bindiğinde, okulun müthiş bir şekilde patladığını
gördü.

Fatih, mermisi bitip yakalandıktan sonra adamların kendi etrafında toplanmasını
beklemiş ve bombayı patlatmıştı.

***
Selim, Ecrin’in mezarında diz çökmüş halde eline
mezardan toprak aldı. Kokladı.

‘’ Toprak kokuyorsun Ecrin. ‘’ dedi. ‘’ Artık Vatan kokuyorsun. ‘’

Gözünden yaşlar akmıyordu artık. İster istemez bu duruma alışmıştı. İnsan nasıl
bu hale alışabilir zor ama Selim alışmıştı. Gözündeki yaş toprağı ıslatmayınca
hava yavaş yavaş kapandı. Yağmur yağmaya başladı. Kafasını toprağa yaslayarak
saatlerce öyle kaldı. Uyumuştu.

Rüyasında önceden de gördüğü bir yere geldi. Ormanlık alandaydı. Ağaçlar
kısalıp uzuyordu. Ardı sıra ileri geri yapıyordu. Ormanlık alanın ortasından
yol geçiyordu. Orada yürüdüğünü fark etti. Yürürken arkasından gelen bir ses
yüreğini titretti.

‘’ Beni bulduğuna sevindim… Sevindim… ‘’ diye yankılandı bir süre.

‘’ Sen kimsin? Artık kim olduğunu söylemeyecek misin? ‘’ dediğinde arkasını
döndü. Kendine doğru yaklaşan 15-16 yaşlarında birini gördü. İkisi birbirine
doğru sürekli yürüyordu. Yaklaştıklarını hissediyorlardı ama bir türlü
yakınlaşamıyorlardı.

‘’  Artık beni buldun. Kurulan kumpasları
çözdün ve yerle bir ettin. Beni bulmayı hak ettin. John, Feller ve Hasan’ın
cezalarını verdin. Kardeşler Teşkilatını Türkiye’de etkisiz kıldın.

Artık huzura erme vaktin geldi. ‘’ dedi.

Yavaş yavaş üzerine doğru yürüdü.
Selim’in içinden geçti ve kayboldu. Selim, ne olduğunu anlamaya çalışırken
rüyasından uyandı.

Sağanak yağmur, toprağı çamur etmişti.
Önce doğruldu. Sonra eliyle yüzündeki çamurları üstünkörü sildi. Sersem
bir şekilde eve gitmek için hareketlendi. Sersemdi fakat ruhu dinçti.

Yağmur dinmişti. Eve yürüyerek giderken yol ormanın içinden geçiyordu. Selim etrafını
bakındı. Duraksadı. Bu yeri rüyasında gördüğünü anımsadı.

SON


Bütün bölümleri okuyan varsa iyi kötü tüm değerlendirmelerinize açığım. 
Burak Çakar



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6171
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3442
4 Hasan Tabak 3315
5 Nermin Gömleksizoğlu 3014
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2477
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1089 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com