Denemeler

Evlilik Müebbet midir?
Okunma: 82
Serdar Adem - Mesaj Gönder



Hayır mı diyorsunuz? Çok şanslısınız demek istiyorum müsaade buyurursanız. Eğer kör ve sağır değilseniz, sizinki evlilik değil cennetin dünyadaki fragmanı olmalı. Kusura bakmazsanız sizi kıskandığımı itiraf etmek istiyorum.
Ben nedense bugüne kadar böylesi Nirvana manzarası arz eden o kadar az evlilik gördüm ki. Belki benim şanssızlığım. Bütün dünya mükemmel de ben yanlış görüyor olabilirim. Hiçbir şeyde ısrar etmiyorum. Sadece beyin fırtınası yapmaya çalışıyorum.
Kadın ya da erkek fark etmez bulunduğunuz değişik ortamlarda eşinizi eleştiriyor musunuz? Yemek yemesini, giyim kuşamını, arkadaşlarını, akrabalarını, sigarasını, hatta ter kokusunu… O zaman bir sıkıntı yok mu ortada? Hatasını eleştirmeyelim mi diye karşı çıktığınızı duyar gibiyim. E be mübarekler cicim aylarında neden göremediniz? Göstermedi ki, görelim. Hmm o zaman eşlerden kendini gizleyene çatarım ben de arkadaş. Neden yalan söyledin kardeşim? Yalan üzerine kurulan yuvadan ne hayır beklenir? Nereye kadar ve ne kadar inkar edebilirsiniz bu olanları? Kabul etmekte zorlanabilirsiniz ama güneş de balçıkla sıvanmaz.
Bütün gün işinizle meşgul olduktan sonra eşinizle paylaştığınız dört duvar arasını, yani evinizi özleyerek bir an önce ulaşma heyecanı yaşıyor musunuz? Böyle bir duyguyu unutalı ne kadar oldu onu bile hatırlamıyorsunuz. Yoksa kanepeye uzanıp bilgisayara gömülmek için mi kullanıyorsunuz evinizi? Otel pansiyon hesabı yani…
E ne yapalım kardeşim, bütün gün iki sevgili gibi cilvelenemeyiz ki. Neden peki? Önce öyle değildiniz. İşyerindekine ya da komşuya karşı dirilirken evdekiyle neden perhiz pozisyonundasınız? Alıştık birbirimize. Ha bak, bu önemli bir mesele. Alışmak evlilikleri bitiren, karı kocayı birbirinden soğutan ve eşlerin hayatını rutubet gibi çürüten bir süreç. Bir yolunu bulup aşmak gerek…
Desenize bu yüzden işte birbirinize bulaşmamaya çalışıyorsunuz. Cilvelenme işini de nöbete bağladınız. Haftada bir gece, on ikiden sonra görüyorsunuz o işi. Gece karanlıkta, yorgunluğun zirvesinde, yangından mal kaçırır gibi. Bizimki memuriyete döndü anlayacağınız diyorsanız, evliliğiniz otel hayatına dönmüş demektir. Erkek eve ekmek getirecek, kadın da erkeğinin yemeğini yapıp çamaşırını yıkayacak. Bunun adı da evlilik olacak. E Allah kabul etsin, ne diyelim.
Doğru söyleyin canım. Bana değil kendinize yapacaksınız itirafınızı. Kendinize de söylemekten çekiniyorsanız, sizin artık hayatta bir beklentiniz kalmamış demektir. Ne yazık ki yalana teslim olmuş ve yaşamı bu şekilde kabullenmişsiniz. Kısacası gemileri yakmışsınız, gemileri…
Bundan sonraki yaşamınıza kayyum atamışsınız büyük bir olasılıkla. Artık sizin için futbol fanatizminden, kahvehane meyhane müdavimliğinden ve cemaat halkalarına kapılanmaktan başka çare kalmamış demektir. Zaten öyle mi yapıyorsunuz? Nasıl tahmin ettim ama. İnsanın iç dünyasını, genetik yatkınlıklarını ve doğal ihtiyaçlarını iyi analiz edebilirseniz, bu gerçeği görmemeniz için bir sebep yok.
Eskiden el ele tutuştuğunda elektrik çarpmış gibi sara nöbetleri geçirenler, daha sonraki zamanlarda yatak odalarında haftalık nöbet esnasında birbirlerine sarıldıklarında artık eski heyecanın onda birini bile hissetmiyorsa, bunun adı müebbet hükümlülük olur.
Müebbet kelimesinde ısrarımı da açıklayayım izin verirseniz. Eğer kimliksiz, kişiliksiz bir maganda ile evlendiyseniz boşanma yani ayrılma diye bir imkan ve ihtimaliniz asla olamaz. Bir hükümlü bile af hayaliyle avunurken, evli bir kadının böyle bir hayal kurma imkan ve ihtimali dahi olamaz. Nikah için attığınız imza idam fermanınız olabilir. Yüzlerce kadın cinayetine tanık olmak zorunda kaldığımız bir coğrafyada yaşadığımızı hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Erkeklerimizin ne kadar kaba, kadınlarımızın ne kadar kıskanç olduğunu ve bu özellikleri yüzünden onlarla değil evlilik arkadaşlık yapmanın bile imkansıza yakın olduğunu göz önüne getirince Anadolu’da eşlerin aile hayatından neden kaçtığını anlamak zor değil.
Anlamsız ve gereksiz kıskançlıklar yüzünden kaçamak yapma ihtimali de ortadan kalkınca evli yaşamanın insanı nasıl gerdiğini idrak etmek zor olamasa gerektir. Belki bu yüzden çok agresif bir toplumuz. Yaşayamadıklarımız ve yaşamaya aş erdiklerimiz yüzünden. Ben böyle düşünüyorum.
Bu durumda evliliğinizin adı müebbet hükümlülük değil de ne olabilir? Buyurun ben yapamadım siz yakıştırın doğrusunu.




Serdar Adem



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6206
2 Firari Fırtına 4268
3 Mustafa Ermişcan 3486
4 Hasan Tabak 3350
5 Nermin Gömleksizoğlu 3045
6 Uğur Kesim 2936
7 Sibel Kaya 2770
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2602
9 Enes Evci 2471
10 E.J.D.E.R *tY 2227

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2954 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com