Romanlar

Zaman Kişi Mekan
Okunma: 51
Gülnur Kılınç - Mesaj Gönder


-Zaman-
 
 
1. BÖLÜM
         Her zamanki rutinime uyup saat
sekizde kalkmış üstümü giyip kahvaltımı yaptım. Ve tam çantamı alıp okula
gitmek için çıkacaktım ki arkadan bir sesle irkildim. “Andy nereye gidiyorsun
bu saatte? Hatırlatayım bugün okullar yok!” dedi. Ve anladım bu Jackson’dı tabi
ki de bugün okullar yoktu. Nasıl da aklımdan çıkmış. Bu duruma fazla sesli
olarak gülen Jackson den dolayı Sona da uyandı. Ve o da hazırlanmış. O da okul
için hazırlanmıştı. Yani yalnız değildim. Ne kadar karizmam yerle yeksan olsa
da olsun yanlış anlaşılma ortağım da vardı. Ve bu beni az da olsa
sevindiriyordu. Sona hemen bir kahkaha attı ve
   “ah Jackson yine mi hazırlanmadın? Seni
bekleyemeyiz. Hem de durmuş gülüyorsun. Hatırlarsan bugün okul töreni vardı.
Değil mi ? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum.”
Dedi ve hemen aklıma geldi. Kendimi de
kurtarmak için “Jackson hadi git hazırlan. Burada böyle sesli gülmeye devam
edersen deli sanacaklar. Doğrusu akıl hastanelerdeki yataklar rahatmış diye
duymuştum.” Dedim ve güldüm ama benden başka kimse gülmüyordu. Jackson çok
komik dermişçesine baktı. Ve büyük mavi gözlerini devirdi hazırlanmak için
odasına gitti. Sona ise çekik kahverengi gözleriyle bana baktı ve uzun düz
saçını arkasına attı. Tam o huzursuz sıkıcı ortamdan uzaklaşmak için bir yol
bulmuştum ki kapı çaldı. Benim planıma gerek kalmadı. Kapıya bakmaya gittim. Ve
karşımda William.
 Hemen geri çekildim ve içeri davet ettim.
Koşar adımlarla içeri girdi ve Sonay’a sarıldı. Bu William Sona’nın eski
sevgilisi ve gerçekten kötü bir ayrılık yaşadılar. Ve William’ın şu an neden
burada bulunduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Sona William’ı kendisinden
uzaklaştırdı. Ardından soluk soluğa kalmış William konuştu “Sona lütfen yardım
et yalvarırım yardım et bana.” Dedi. Ve Sona telaştı bir şekilde “ Tanrı aşkına
William ne oldu sana?” Hemen vakit kaybetmeden kolundan tuttum ve William’ı
koltuğa oturtturdum. Sona da hemen yanına oturdu. William hemen anlatmaya
başladı: “Geçen basketbol oynuyorduk. Gereğinden hızlıca maç bitti. Ve çıkarken
Mary yolumu kesti beni önemli bir yere götüreceğini söyledi. Bende kabul
ettim.” Sona William’ın lafını kesti “Aman Tanrım ne yaptın sen?” dedi. William
başını eğdi ve sözlerine devam etti “Beni çok şirin gözüken baraka gibi bir
yere götürdü. Sonra içeri girmemi söyledi ben de girdim ardımdan o da girdi ve
kapıyı kilitledi. Şaşırdım ve ona benden ne istediğini sordum. Mary hızlıca
konuştu ve hiçbir şey anlamadım sadece üzgünüm kelimesini çıkarabildim. Ve beni
öptü sonra elime bir kâğıt tutuşturdu ve gitti. O kağıt yanımda ama okumadım
açamadım çünkü halüsinasyon görmüş olmalıyım ki karşımda seni gördüm Sona ve
hemen buraya geldim.” Sona kağıdı bana ver gibi bir bakış attı. William anlamış
olmalıydı ki hemen cebinden kağıdı çıkardı ve Sonay’a verdi. Sona seslice
okumaya başladı.
Merhaba
Sona,  
    Bu kâğıdı William’ın sana getireceğini
biliyordum. Doğrusu o işe yaramazı kullanmak kolay oldu ama neyse asıl konumuza
dönelim. O işi hallettim. Tam istediğin gibi bitti. Kısacası hapsoldu.
Bu satırları
okurken biraz sinirlenmiş gibiydi ama bir yandan da sevinçten uçamamak için
kendini zor tutuyordu. William ise gözlerini fal taşı gibi açmış Sona dan
açıklama bekliyordu. William benim gözüme her zaman masum gözükmüştür. Sarı
saçlarını arkaya attı ve yüzü sanki biraz çarpıklaşmıştı. O sırada Jackson
geldi. “burada neler oluyor!” diye bağırdı. Hepimiz aniden ayağa kalktık. Ve
Jackson o deli gülüşünü yaptı ve bize doğru yürümeye başladı. William’ın yanına
geldi. Ve tam da önünde durarak ona kapıyı işaret etti. Sona kolunu ikisinin
arasına koydu ama Jackson onun kolunu tuttu ve Sonayla bakıştılar. Sinirliydi
Jackson çok sinirliydi ilk defa onu bu kadar ciddi ve öfkeli görmüştüm. Sona
kolunu çekti. Ve başını eğdi. William’sa Sonanın yüzüne bakmaya çalışarak
kapıya doğru ilerledi. Ve gitti. William gitti. Mektup Sona’nın elindeydi ve
ağlayarak mektubu sıktı ve odasına çıktı. Birden çığlık sesi duydum. Ve sonra
yok. Uyandığımda koltukta baygın bir şekilde duruyordum. Jackson “Andy! Andy!”
diye bağırıyordu. Sona’nın gözleri kızarmış
Kahverengi
gözleri sulu ve dikkat çekiyordu. Bana acıklı bir şekilde bakıyordu. Bende
gözlerimi kıstım ve yapma dercesine baktım. Sona hemen kafasını çevirdi. Jackson
gözlerini benden ayırmıyordu. Korkuyordum ilk defa çok korkuyordum. O duyduğum
çığlıktan sonra kendimi toparlamam kolay olmadı. Çok nazik ve ince bir sesti
ama yardım istiyordu ağlıyordu. Ve bunları düşündükçe çıldıracak gibi
oluyordum. Sona kısık ve çatlak sesiyle konuştu “Bence bu gün herkes dinlensin.
Yeterince aksiyon yaşadık. Değil mi?” Jackson kafa salladı. Ben de o arada kafa
sallayarak ayağa kalktım ve Sona devam etti “Hadi ama Andy sen dinlen. Jackson
sen benimle gel.” Dedi ve Jackson’ın bileğinden tuttu onu önüne aldı ve itti
sonra hızlı adımlarla uzaklaştılar. Ve yine düşüncelerimle yalnız kaldım. O
çığlık sesi neydi? O kimdi. Belki de kafamın içindeki bir sesti sadece beynimin
bana oynadığı bir oyundu. Olabilirdi ama olmayabilirdi de karışık bir
durumdaydım ve kimseye anlatamazdım. Sonra deli muamelesi görmek istemiyordum.
Jackson gibi dikkate alınmamak istemiyordum. Ama Jackson neden o kadar
sinirliydi ne olmuş olabilir de Jackson’ı o kadar ciddi bir hal almasını
sağlamıştı. Ama belliydi bu Mary, Jackson ve Sona’nın arasındaydı.  Şimdilik bu kadar soru yeter cevaplarını
almak için sadece doğru zamanım beklemem gerekecektir. Şu an bence yeterince
yoruldum ve uyumalıyım. Aynı Sona’nın dediği gibi “Uyu Andy.” Uyu.
   Uyuduğum salona patır kütür giren Jackson
sayesinde uyandım. Ve aniden ayaklandım. Jackson gözleriyle kendi odasını işret
etti ve oraya gitmem gerektiğini söyledi. Bende dediğini yaptım. Ardımdan
Jackson koşar adımlarla geldi ve odaya girdiğimiz gibi kapıyı kapattı. Ürktüm.
Kendime bir sandalye çektim ve oturdum. Ne var dermişçesine Jackson’a baktım.
Sesi titrek bir hal almıştı ve konuşmaya başladı. “Andy bana doğruyu söylemek
zorundasın. Anlıyor musun ? Gerçek.” Kafamı salladım. Devam etti:
“Tamam, Sana
güveniyorum. Andy bayılmadan önce farklı bir ses duydun mu? Ne biliyim aptalca
olacak ama bir kız sesi. Duydun mu?”
Bir an odayı
sessizlik aldı. Nerden bilebilirdi ki benim o sesi duyduğumu nasıl tahmin
edebilirdi. Garip bir duygu hissettim canım acıyordu. Bir anda yerde kıvranmaya
başladım. Çığırıyordum. Bağırıyordum. Canım acıyordu. Jackson ürktü ve beni
tutmaya çalıştı. “Andy sakin ol önce sakin ol.” Şu an nasıl “sakin” olmamı
beklerdi benden canım çok yanıyordu ve bu avının derhal bir son vermesi
gerekiyordu. Jackson telaşlı bir şekilde devam etti. “Andy bana bak. Güzel,
şimdi gözlerini kapat ve dondurma düşün. Seversin değil mi? Neyli olsun
çikolata, vanilya? unutmuşum Tanrım karışık Andy karışık dondurma düşün.”
Tanrım Jackson bu durumda bile espri yapabildiğine şaşırıyordum. Ama belli
olmaz dediğini yapmaya çalıştım belki de haklıydı. Ve rahatlaya kaldım. Jackson
da bir oh çekti. Sona ise anca yetişiyordu. “Jackson, Andy burada ne oldu
böyle!” Jackson kafasını Sonaya çevirdi ve kafasını iki yana salladı. “Tanrım
ciddi olamazsın Jackson. Olamaz ama o Andy olamaz.” Ben de o an neden
bilmiyorum ama bir anlık güç patlamasıyla bağırdım “Burada neler oluyor, bana
neler oluyor, size neler oluyor? benden ne saklıyorsunuz!” Jackson sakin olmama
için elini omzuma attı. Geri çekildim. Ve biraz şaşkın duruyordu bu
yaşananlardan da gerçekten hiçbir şey anlamamıştım. Ve bu bana dışlanmışlık
duygusu verdi ve kızgındım çok kızgındım. Sona açıklama yapmak üzereydi ki ben
o anda odadan çıkıp gitmiştim. Odanın merdivenlerinden inip oturma odasından
geçtim ve yine bir merdiven çıkıp kendi odama gittim. Ve ardımdan kapıyı
kilitledim. Neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sona bana o Andy olamaz
derken ne demek istemişti? Bir sürü sorunun cevapları yok ama cevaplar için
eksik parçalar lazım. Bir anda aklıma geldi. Geçen Sona odasından çıkarken
elinde bir kitap görmüştüm. Parlıyordu. Hatta Sona o kitabı bir şekilde
saklamaya çalışmıştı ama başaramadı. Çantasına koydu ve yarım ağız kalan
çantasıyla koşup gitti. Bende acil bir işi vardır diye sorma gereksinimi
duymamıştım. Belki bu onların sırrını açık eder. Şimdi (ev içi) istikamet
Sona’nın odası. Belki de karıştırmam biraz kızdıracak ama buna değer. Evet
aramaya başlıyorum. Yatağının altına, çalışma masasına,
Kitaplığa,
çekmecelere baktım. Ama yoktu. Nereye koymuş olabilir ki.
Parlıyor ve
saklanması zor bir şeyi ben nereye koyardım. Veya Sona nereye koyardı. Sona ah
Sona ah Jackson. Tam umutsuzlukla gidecektim ki bir anda geçen kitaptan yayılan
kırmızı ışık yayıldı. Ve uçuyordu! Kitap uçuyordu! Bu nasıl mümkün olabilirdi.
Artık aklım almıyordu. Kitap sessizce elime geldi. Bende aldım ve odama koştum.
Şaşırtıcı şekilde şu an kırmızı ışık yanmıyor normal bir kitap gibi duruyordu.
Şu acayip şaşkındım ve biraz da kızgın ve tabi ki meraklıydım. Bu kitaptan
neler çıkacağı konusunda içim merak dolu ve bunca yıllık hayatımda ilk defa,
ilk defa hırsızdım ama doğru bir amaç için Ödünç almıştım veya artık bu kitap
benimdi.
       Kitabı incelemeden önce nereye
koyacağım hakkında düşünmem gerekirdi gerçekten onların tahmin edemeyeceği bir
yere. Veya tam tersi fazla kolay bir yere. Her iki seçenekte de bulabilirler.
Çünkü imkânsızı başarmakta üstlerine yok. Neyse ki çözüm yolu buldum.
Kitaplığımda hayatım boyunca dokunmadığım bir kitabım vardı. Ona uzandım. Ve
tam alacaktım ki kitap gelemdi ve bir patırtı koptu. Sendeleyerek yere düştüm.
Hemen kalktım ve üstümü başımı düzelttim o sesin nereden geldiğini anlamak için
arkama hızlı bir manevra yaptım ve devasa bir kapı açılmıştı. Şaşırdım ve
sadece şaşkınlığımla ortada kaldım.
-2.Bölüm-
Koridordan bana
seslenen Sona’yı duydum ve bu kapıdan onlara söz edemezdim hele hele kitabın
bende olduğunu öğrenirse işim biterdi. Kesin olarak bana yapacakları:
1. Azarlama,
kızma
2. Kapı dışarı
atılma.
3. Üçüncü madde
ise sokakta yaşam mücadelesi vermem olacak.
Bunların
olacağını biliyorum çünkü en son bir arkadaşımıza daha yapmışlardı. Evet evde
dört kişiydik ve harika bir hayatımız vardı ta ki Sona’nın Laura’yı dışarıya
atması gibi beni de atıcaktı. Hala nedenini anlayamadığım bir şekilde onu
atmışlardı. Ama bu üstün zekâlı beynim tabi ki de bir kaç tahminde bulundu.
Mesela:
1- Onun bilmemesi
gereken bir şeyi bildiği için.(Her şeyi bilmek de kötüdür.)
2- Oy
çoğunluğuyla yaptığımız antlaşmalara uymadı. Ve ortamda çözülemeyecek
büyüklükte bir kargaşa çıkardı.(Aslında böyle bir şey olsaydı buu ben duymuş
olmam lazımdı.)
Yüzde elli oranla
ikisinden birisi ama hangisi? Zor olanda bu ben şanssızımdır. Bence daha çok
birinci madde daha mantıklı duruyor. Ama yine de bir fikir ileri sürmek
istemiyorum.
Artık bunları
zihnimden ne ara geçirdiğim hakkında hiçbir fikrim yok. Ama düşüncelerimi
zihnimden geçirdiğim hızla da duvarda açılan kapıya doğru bir sıçrayış
yaptığımı biliyorum. Sonra kapı yine büyük bir sesle kapandı. Ama ondan sonra
odamda ne olduğu hakkında bir fikrim yok. Sadece o lanet olası arkamdan iş
çeviren arkadaşlarım düşmanımdı o kadar. Ve şu an onlardan daha önemli bir şey
vardı ki o da kitap ve ben güvendeydik. O Lanet olası arkadaşlarıma bir isim takmalıydım.
Sıçanlar? Tabii ya sıçanlar kemirgen pislikler. O ikisi tam bir Sıçan veya daha
orijinal bir isim bulabilirdim. Suskun Sıçanlar? Tanrım ne kadar iyiyim bu işte
onların isimleri artık Suskun Sıçanlar. Hem bu zamana kadar sustular hem de
sıçan gibi her yere zarar verdiler. Harikayım kendimi seviyorum bir defa daha
bunu anladım. 
 
 
 
 
 
 
 Nasıl olmuş? 2. Bölümden de biraz aldım ve hatalarım varsa lütfen söyler misiniz?  Devam etmeyi düşünüyorum ama yavaşça ve hatalarımı görerek ilerlemek istiyorum. 



Gülnur Kılınç



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6187
2 Firari Fırtına 4252
3 Mustafa Ermişcan 3469
4 Hasan Tabak 3333
5 Nermin Gömleksizoğlu 3029
6 Uğur Kesim 2925
7 Sibel Kaya 2755
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2533
9 Enes Evci 2455
10 E.J.D.E.R *tY 2221

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2286 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com