Denemeler

İnsan Denen Dünya
Okunma: 42
Dilara (Gölge) - Mesaj Gönder


Uzayda dünya gibi birçok gezegen yüzerdi, milyonlarca yıldız ve hatta belki de kara deliklerde kaybolan keşfedilmemiş yüzlerce gök cisimleri vardı orada. Bu uzay denilen devasa evrene birileri birçok dünya sığdırmıştı... Ve ben de şans eseri onlardan birinde yaşayan ayrı bir dünyaydım. Burada benim gibi milyonlarca dünya var, bazıları hala varlığını ve mucizevi topraklarını keşfedememiş durumda. Bazılarında kıyamet çoktan kopmuş ve buradaki dünyaların her biri paralel evren gibi birbirine aynı özelliklere sahip duruyor. Hepsinin içinde aynı yıkık binalar, aynı tuzlu sular, aynı maddeler, aynı gökyüzü var. Hatta birileri genelleme yapmak adına hepsine aynı ismi vermiş olmalı: insan. Dünyalar içindeki en küçük dünya olur bu insan, ama tuhaftır ki içine tüm o uzayda yüzen dünyalardan daha fazla şey sığdırmıştır. Hatta bir hikaye biliyorum, o hikaye en çok yaşam belirtisinin bu insan denen dünyada görüldüğünü söylüyor. İnsanların, adına gözyaşı dedikleri çağlayarak akan tuzlu suları, öfke denen histen beslenerek uğuldayan rüzgarları, ve hatta adına mutluluk dedikleri açtıkça çoğalan çiçekleri varmış. Bu insan denen dünyaların bazılarında öyle fırtınalar baş göstermiş ki, o kalp denen topraklarını özenle süsledikleri binalar yerle bir olmuş. Yine bazı insanların gökyüzü aniden kararmış ve onların kıyametleri erkenden kopuvermiş, yok olmuşlar. Komiktir ki; bunu gören diğer insanlar o beden denen şeye sığdırılan yıkık dünyayı, başka bir dünyanın topraklarına gömmüşler. Aradan sonsuzluk geçmiş. Bu sırada insanlar hepsi ayrı birer mucizevi dünya olmasına rağmen birlik olup kendilerine büyük bir dünyayı ev olarak seçmişler. Ve sonra hepsi orada yaşam sürme kararına varmış. Oysa ki, kendileri için asıl yuva yine kendileriymiş. İçlerinde çağlayan o suları, mutluluk dedikleri açtıkça çoğalan çiçekleri unutmuşlar. Ve zamanla kendilerinin bir dünya oldukları bile akıllarından silinmiş. İnsan kelimesinin tanımını yaşadıkları yere ihtiyacı olan, evrende bir toz tanesinden ibaret olan bir birey yapmışlar. Yaşadıkları yerin adını da ne ironidir ki 'Dünya' koymuşlar. Onlar için asıl dünya ayaklarının altındaki hissiz toprak parçasıymış. Unutmak onlar için bir alışkanlıkmış ve başta kendileri olmak üzere her şeyi zaman denen şeyle unuturlarmış, birbirlerini bile. Ama gözlemlerime göre bazı insanlar var ki, bedenlerinin içine sığdırılan o dünyalarını keşfetmeyi başarmış gibi bakıyor etrafa. Sanki sahip olduğu o çağlayan suları, yani gözyaşlarını kullanmak istiyor da etrafındakilerin alıştığı 'Biz evrendeki toz tanesiyiz' düşüncesini yıkmak istemiyor gibiler. Sanki gözyaşlarını özgür bıraktıklarında herkes alıştığı düzeni bırakmak istemediğinden onu suçlayacakmış gibi, her insanın ayrı birer dünya olduğu gerçeğini saklamayı tercih ediyorlar. Ağlamanın zayıflıktan ve rahatlamadan ibaret olduğunu söyleyip geçiştiriyorlar bazı şeyleri. Yalnızken, içlerinde fırtınalar koptuğunda ve gözyaşları öfkelenip göz pınarlarından atlayarak intihara başvurduğunda içlerindeki o güzel dünyayı inkar etme çabaları artıyor. Bu yüzdendir ki, ağladıklarında acı çektiklerini söylerler. Acı çektikçe daha çok ağlarlar. Kendilerini görmeyi ve adına hayal dedikleri denizlerini keşfetmeyi ısrarla reddederler, acı çekmeleri bundandır. Gözlerini kapattıklarında göz kapaklarının altındaki hayallerde, yani denizlerinde boğulmaya başlarlar. İşte o an kendilerine, yani aslolan dünyalarına açılan bir pencereden içeriye bakarlar. Söylediğim gibi, orada gördüklerine de 'kendileri tarafından kurgulanmış olan' anlamına gelen hayal demeyi tercih ederler. Ben de bir insan olarak, şimdi bulunduğum bu masada etrafı izliyor ve yapmam gerekeni yapıyorum. Dünden başlayarak geçmiş diye adlandırdığım her şeyi sırayla unutuyorum. Dün ne yediğimi, dün hangi saatlerde ne kadar süre boyunca gülümsediğimi, neleri öğrendiğimi; en başından başlayarak içimdeki yeni fark ettiğim dünyanın kara deliğine yolluyorum. Bunu yaparken farkına vardığım dünyamı da görmezden gelerek tıpkı diğer insanları taklit ediyorum. Gün boyunca tek yaptığım, kendi içlerindeki dünyayı keşfetmeye çabalayan çocukların; bir gün kendilerini bile unutmakta ısrarcı olan büyükleri yenmesini dilemek oluyor. Sadece bu savaşı izliyorum. En tuhafı da savaşa dahil olmamama rağmen, bir seyirci olarak, öleceğim.



Dilara (Gölge)



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6187
2 Firari Fırtına 4252
3 Mustafa Ermişcan 3469
4 Hasan Tabak 3333
5 Nermin Gömleksizoğlu 3029
6 Uğur Kesim 2925
7 Sibel Kaya 2755
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2533
9 Enes Evci 2455
10 E.J.D.E.R *tY 2221

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2284 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com