Denemeler

-1-
Okunma: 31
Sıla A - Mesaj Gönder


Sizi biraz yeni biriyle tanıştırmak istedim. Yeni bir yüz, yeni bir kişilik, farklı bir hayat... nasıl görmek isterseniz. Ortaokul zamanlarımda okuduğum bir kitap vardı. "Bir Genç Kızın Gizli Defteri". Bu kitapta kahramanımız başından geçenleri birer birer günlüğüne yazıyor, bir nevi içini döküyordu. Heves ettim tabii. Ben de denemek istedim ama oldu mu? Olmadı. Nerelere saklasam da o defteri bir merak unsuru olup annem tarafından bulunarak bir şekilde okundu. Şimdi buradayım. Eskisi gibi pembe tüylü ya da içinde büyük bir gizem olduğunu belli edercesine olan kara kaplı defterler kalmadı. Dijital ortamdayız. Artık kalem tutmaktan ağrıyan ellerin yerini tuş seslerinden rahatsız olan kulaklar aldı. Buraya kendi hikayemi anlatmaya geldim. Bu sefer baş kahramanımız dertlerini günlüğe yazan Serra değil, sizlerle paylaşan Sıla.
Dert demek ne kadar doğru olur bilmem. Kimine göre sinek ısırığı olan bu sorunlar, kimisine anlatıldığında Güzin ablanın programına çıkıp fikir danışılması gereken cinsten. "Arkadaşın yok mu be canım? Git onlara anlat." denebilir. Ellerinizden öperler var birkaç tane ama ne ben çok dert anlatıp kafa patlatmak istemedim ne de onlar gelip bana "Bir derdin mi var?" dedi. Kendimi yalnız hissediyor değilim ama bazen yalnız kalmak isteyen biriyim.
Eşsiz görmem kendimi. Ulaşılmaz, nadide hissetmem. Hatta iltifat edildiğinde "yok canım sıradan biriyim işte" derim geçerim. Bünye kabul etmiyor çünkü böyle şeyleri. Neden mi? Çok değil bundan 3-4 sene öncesi. İlkokul arkadaşım ve onun ortaokul arkadaşı doğum günü kutlayacağız. Söz gelimi "arkadaşları" olan birkaç kişi de bize katılacaktı. Oturulacak yer, içecekler ayarlandı.  Hanımlar "arkadaşlardan" bir parça elektrik aldıklarından mı bilmem ortamda bir sessizliktir giderken laf lafı açsın dedim muhabbet ettim. Tabii böyle de olunca "kızlarla arayı yapan kanka" oluverdim birden. Gün sonu başlar dönmüş çiftler de biraz yakınlaşmışken birden herkes kendi köşesine çekildi. Biri birinin, biri diğerinin omzuna uzanıp gökyüzü seyredildi. Orada ben yalnız kalmak istememiştim ama yalnız bırakılmıştım. Uzanacak, yaslanacak bir omuz bulamamışken kafamı çimlere yaslayıp ben de yıldızlara bakmaya başladım. O an bir yıldız kaysın istedim. Şansıma bir yıldız kaysın ve bir daha böyle olmamayı dileyim... Ama olmadı o gün bir omzum da bir dilek şansım da olmadı. Sadece gözlerim doldu ve kalktım oradan. Evlere dağılma zamanı geldiğinde daha birkaç saattir tanıdığım kişi bana teşekkür edip "iyi ki tanımışım seni" derken, yıllardır yan yana olduğum arkadaşım sadece "iyi geceler, konuşuruz sonra" demekle yetindi. Benim de boşluğum galiba o gün başladı.
Hala bir güvenim yok kızlı erkekli bir grup arkadaş içerisinde yer almaya. "Yahu senin de sevgilin olur, olur öyle bir grubun" diyebilirsiniz. Aynı şey değil. Belki bencillik gibi gelecek olabilir bu sözlerim ama bunları, bu tarz olayları yaşarkenki oluşan sanki zaman durması tarif edilir değil. Özgüven problemidir belki de bilinmez ama umarım bu da böyle gitmez.
Her yeni gideceğim eğitim kurumuna yeni umutlarla başladım. "Bu kez doğru ve gerçek arkadaşlıklar, iyi bir ilişki" dedim. Sanki altın arayan bir dedektörmüşüm gibi hep garip ve sorunlu hallerin içinde bittim. İyi bir ilişki de diyorum evet. Çünkü her seferinde "sonunda biri beni gerçekten seviyor" dememe karşın sonucunda var olan büyük hüsran ve hatalı düşüncelerle karşılaştım. Galiba gerçekten sevmek ve sevilmek nedir bilmiyor da olabilirim. O kadar ihtimallere dayalı konuşuyorum ki kesin olmayan cümlelerim beni bile yoruyor. Her zaman "olabilir" diyorum. Kendimi açıklarken "belki"siz edemiyorum. Daha çok küçüğüm, oldukça küçük ama sanki her yıl doğum günümün ardından değil de her günün ardından bir yaş daha alıyorum.
"Seninkiler de dert mi?" demeyin. Kedi şeyini görmüş... anladınız işte. Benimkisi de öyle.
Çalkantılı ve olaylı bu magazinsel yaşantımın yanında güzel şeyler de olmuyor mu derseniz, oluyor. Birkaç yıllık bir arkadaşım var. Kız kıza dedikodular hemcinslerim tarafından daha çok ilgi görürken benim bir şeyleri paylaşırken daha çok zevk aldığım bir karşı cins bu. Hayatımdaki yerini sorarsanız... kaybetmekten korkuyorum galiba. Onunla bir şeyleri bu denli zevk alarak paylaşırken ve sıradan bir arkadaştan farklı hisleri de barındırıyorken bunun sonucunda onu kaybetmekten korkuyorum. İlişkiler gariptir bilirsiniz. Dostluklar, arkadaşlıklar gibi olmaz, aynı kalmaz samimiyet. Eğer bu değişirse ben ona kuracağım cümlelerin öznesinin, yükleminin nasıl olması; nasıl sıralanması gerektiği hakkında bile en ufak fikrim yok. Birbirimize farklı kişilerden ve ilişkilerden bahsederken bunun sonunda "kimse senin gibi olmuyor ne yapayım" demenin de bir açıklaması yok. Yorgunum doktor... oldukça yorgunum. Ama onu görmeye giderken otobüs kliması çalışmamış olsa benim havasızlıktan ciğerim çıkmış olsa bile onu görünce her şey dağılıyor. Sadece gülümsüyorum...sadece.  
Adeta bir Yaprak Dökümü Necla dramasından sonra bunu burada kesiyorum. Dramalarım ve "belki"lerim devam edecek... 



Sıla A



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6159
2 Firari Fırtına 4227
3 Mustafa Ermişcan 3417
4 Hasan Tabak 3303
5 Nermin Gömleksizoğlu 3006
6 Uğur Kesim 2907
7 Sibel Kaya 2732
8 Enes Evci 2429
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2390
10 E.J.D.E.R *tY 2215

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:531 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com