Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 3)
Okunma: 68
Karga Kara - Mesaj Gönder


II

O adam gelip de o sözleri söyleyene kadar sisler altındaki bir görünüp bir yok olan bir buzdağ gibi olan geçmişimi ve rüyalarımı unutmuştum. Öyle unutmuştum ki zaman zaman rüyalarıma giren ve beni gecenin üçünde –evet evet her nedense hep üçünde- uyandığım üst üste binmiş görüntüler gibi karman çorman olan yabancı hatıraları andıran; aynı görüntülerin ve yüzlerin tekrar tekrar göründüğü rüyaları. Rüyalarımda neden uçsuz bucaksız karanlık sular üzerinde durmaksızın uçup duruyordum da uyanınca gecenin karanlığında siyah ve büyük kanatlarımın odama sığmadığını hissediyordum? Zaman zaman yağmurlu ve sisli havalarda bu kadar berrak biçimde gözümde canlanan bu yabancı yüzler, yabancı yerler kimin hatıralarının karman çorman parçalarıydı.

Peki, nasıl oluyordu da sanki dünyanın bütün şehirlerinde bulunmuşum da her sokağının her köşesinde uzun uzun durmuşum gibi hissediyordum bazen kendimi? Bu duygunun izlediğim filmlerden ya da okuduğum kitaplardan kaynaklandığını düşünürdüm. Evet, çok kitaplar okumuştum, çok kitaplar okuyordum ve daha çoğunu da okumuşum hissine kapılıyordum. Bazı bazı öyle oluyordu ki bir filmin bir sahnesinde bir sokak sahnesinde filmin geçtiği bilmem hangi şehrindeki bilmem hangi sokakta bilmem hangi dükkanı tanıdığımı hissederdim Sanki o dükkandan çok alışveriş yapmışım da içeri girsem dükkanın parkesinden raflarına kadar hepsini tanırmışım hatta dükkanın sahibinin değiştiğini görünce şaşıracakmışım gibi gelirdi bana ya da o sokağın eskiden hatta çok eskidenki halini hatırlar gibi olurdum. Ama öyle bulanık bir biçimde olmazdı bu anımsayış, yanında benim orada yürümüşlüklerim; yağmurda ıslanmışlıklarım ve soğuktan tir tir titreyişlerim ya da sıcaktan kavrulup da bir gölge arayışlarım da olurdu bu anımsayışlarımın. Bir kadının elini tutmuşluklarım, yolun karşısındaki otelde ya da evde sevişmişliklerim bile… Hayal gücümün genişliğine yorardım bu duyguyu. Çok eski bir kitabı okurken bunu daha önce de okumuş olduğum, kendim yazmış gibi bir iki satır sonrasını daha okumadan bilinçsizce mırıldanışlarım da olurdu bazen. Bunu da bir şeylere yorar mıydım yoksa bu bana çok mu normal gelirdi hatırlamıyorum artık. Belki de çok kitap okumuşluğuma; bu kitabı da daha önce okuyup unutmuşluğuma verirdim bu aşinalığı.

Peki, ben neden bu kadar çok kitap okurdum. İlkin yetimhanede geçen çocukluğumda başlamıştı bu kitap okuma alışkanlığı bende. Yetimhanede bir kütüphane olduğunu keşfetmemle okumaya başlamış ve bir süre sonra boş vakitlerimde oradan çıkmaz olmuştum. Her nedense diğer yaşıtlarım kitap deyince kaçacak yer ararlarken ben yalnızca kitapların arasında kendimi huzurlu hatta olmam gereken yerde hissederdim. Nihayet yetimhane müdürlerinden biri benim bu alışkanlığımı fark edince kütüphanenin anahtarını ve sorumluluğunu da bana vermişti. Böylece kitap okuma alışkanlığıma ta o zamandan kütüphanecilik de eklenecekti.

Önceleri ben de çocuk kitaplarıyla başlamıştım okumaya herkes gibi. Sonra eğlenceli olacağını düşündüğüm kitaplarla devam etmiştim: Çizgi romanlar. Her nedense çizgi roman okumam müdürü hayal kırıklığına uğratmış olacak ki bir gün bana: ‘Bunları fazla okuma. Kafan karışır’ demişti. Ama tabiî ki bu sözleri dinlememiş ve hevesimi alasıya çizgi roman okumaya devam etmiştim: Tommiks’ten Süpermene ne bulursam. Belki de bomboş yalnızlık ve yabancılık hisleri dışında bomboş olan zihnimin fantastik dünyalarla dolması hoşuma gitmişti. Ne var ki bu çizgi roman okuma faslı fazla uzun süremedi. Çünkü benim bizzat kaydettiğim yılda belki on yirmi kitabın daha eklendiği bu kitaplık fazla da geniş değildi. Hele çizgi roman bakımından hiç değildi ve kısa sürede var olan çizgi romanları tüketmiştim. Aslına bakarsanız bu tükeniş bir hafta veya bilemediniz bir ay sürmüştür. Bir bakıma iyi de olmuştu bu durum çünkü bundan sonra roman bölümüne geçiş yapacak; o zamanlar daha eğlenceli ve basit bulduğum korku, macera, polisiye ve hatta aşk tarzı romanlarla devam edecektim okumaya. Şimdi düşününce bunların çoğu edebi değeri olmayan ucuz romanlarsa da bazılarının diğerlerinden daha iyi olduğunu fark edebiliyordum. Mesela bir Stephen King bir Agatha Christhie bir Conan Doyle’un diğerlerine göre daha iyi olduklarını ve kendilerine has üslupları olduğunu hissedebiliyordum. Bu arada dünyanın bu küçük yetimhaneden ve yetimhanenin bulunduğu şehirden çok daha büyük olduğunu da görüyordum. Böylece kitaplara olan tutkum giderek artıyor uyuşturucu gibi bir şeye dönüşüyordu benim için. Bu arada buradaki diğer akranlarımdan da giderek uzaklaşıyor ve farklılaşıyordum. Onlar için sıkıcı ve tuhaf bir çocuktum ben.



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6206
2 Firari Fırtına 4268
3 Mustafa Ermişcan 3486
4 Hasan Tabak 3350
5 Nermin Gömleksizoğlu 3045
6 Uğur Kesim 2937
7 Sibel Kaya 2770
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2602
9 Enes Evci 2472
10 E.J.D.E.R *tY 2227

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3117 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com