Romanlar

ISTANBUL ÜLKESI -MODERN TAHT SAVAŞLARI-
Okunma: 178
Mavi Vadi - Mesaj Gönder


3.. Beyaz koridorun parlak fayanslarında her adımda, çıkardığı sesten pahalı olduğu anlaşılan iki çift ayakkabi iz bırakarak karşıdaki odaya doğru ilerliyordu. Kapının önünde durduklarında beyaz önlüklü adam arkasındaki adama döndü. 'Uzun süre uğramadığınız icin size kızgınolabilir. Biraz uzağında durmanız yararınıza olur.' Yakup, kızının tedavisi için özel bir hastane bulmuştu. Kendisi ve diğerleri için hastane olabilirdi ama ruhu bedenine dar gelen küçük kız için tamamen hapishane gibiydi. Teşhis, iki yıl önce konmuştu. Psikolojin rahatsızlığı, yaramazlık yaptığı için babasının ona vurmasıyla başlamıştı. Beş yaşındaydı küçük kız. Ona, şimdi sorsalar en ince ayrıntısına kadar anlatırdı yaşadıklarını. Ama şu, beyaz giyinen abileri ve ablaları, babası onu gözden çıkardığı için, onunla ilgilenmiyorlardı bile. Sadece ilaç veriyor, ardından canavar görmüş gibi kaçarcasına uzaklasiyorlardi yanından. 'Ah, nerede kalmıştım?' Diye kızıldandı. Babasının sesini kapının önünde duymuş ve anıları canlanmıştı. Beş yaşındaydı. Annesini merak ettiği için resimleriyle dolu eski yatak odasına gizlice girmişti. Eline aldığı çerçevedeki kadının yüzünü okşarken yanağına yediği onlarca tokat canını çok yakmıştı. Üstüne bir de elindeki ayakucuna düşüp tuzla buz olduğu için azar da işitmişti. Iste o an boğazı yirtılircasina çığlık atması ve elleriyle saçlarını yolmaya başlaması, karşısındaki adamı korkutmaya yetmişti. Gözlerinin karardigini hatirliyordu. Sis perdesi kalkinca gördüğü ilk şey kırmızı ellerdi; küçük tombik kırmızı eller. Ardından, kulaklarının arkasından sırtına doğru yayılan sıcaklığı hissetmişti. Tozlanmış yatak örtüsü ve kimisinin üstündeki resimler de yerdeydi. Korku ve şaşkınlığın harmanladığı bakışlarını, kapının dibine ağzı açık bir şekilde çömelmiş adama çevirdi. 'Sen ne yaptın, ne oldu böyle?' Diye mırıldandı adam. Ilk defa böyle bir şeye şahit oluyordu. Küçük kız 'hatırlamıyorum' diyebildi sadece. Dizleri titremeye başlamıştı. Tam yere kapaklanacaktı ki adam onu kocaman kollarıyla sımsıkı sarmıştı. Ben başını okşuyor hem geçti diyordu. Küçük kız, bu nedenini anlayamadığı hallerinin tekrarlanacağini bilmeden geçtiğini düşünüyordu. Canının acısını umursamayarak, babasının kolları da en huzurlu ve son huzurlu uykusuna gecmisti. Kapının açılma sesiyle birlikte daldığı düşüncelerden sıyrıldı. Önündeki beyaz yuvarlak masadan pastel boyasını alıp, kaldığı yerden, gemisini boyamaya devam etti. Yakup, en son beş ay önce girdiği odaya baktı. Eskisi gibiydi; alabildiğince beyaz. Sadece boyama kitabının boyanmış sayfaları yamuk bir şekilde yatağın etrafındaki duvara yapıstirilmisti. Tek fark buydu. Bir de kızının kömür karası sacları beline kadar uzamıştı. Aynı annesiydi. Kafasını sağa sola sallayarak düşüncelerini uzaklaştırdı. Esas işine odaklamalıydı. Geldiğini fark etmesine rağmen istifini bozmayan kızını alıp yeni hayatına başlamasını sağlamalıydı. 'Zeliha,Ben geldim.' Küçük kızın minik kalbi, kuş olup uçmuştu adeta. Babası ona ismiyle sesleniyordu. Eğer mutluluğunu yansıyabilseydi, kollarını olabildiğince açıp, 'seni bu kadarcık özledim, babacığım!' Diyecekti. Hatta koşup boynuma sarılacaktı. Ama o sadec, ciddi adımlarla adamın karşısına geçip basını hoş geldin anlamında sallamakla yetindi Adam, kızın boyu kadar eğilip ellerini omuzlarına koydu. Farkında değildi ama adamın gözleri özlemle bakıyordu. 'Gördüğüm kadarıyla iyisin, tedavin ise yarıyor anlaşılan. Eve gitmek ister mısın?' 'Peki ya beyaz önlüklü abiler ve ablalar?' Diye mırıldandı. Kocaman açtığı gözleriyle babasına bakıyordu. 'Ben onlardan izin aldım. Arada bir seni kontrol etmeye gelecekler, o kadar. Ha bir de ilaçlarını düzenli kullanırsan gelebilirmişsin. İçememek için yaramazlık yaptığını duydum. Küçük kız, babasının ona kızdığını düşünüp, adamın prangalarından kurtulup yatağının altına girdi. Korkudan titriyordu. Aslında, o haplardan geldiğinden beri sadece üç kez içmişti. Çünkü her defasında uykudan gözlerini açamıyordu. O da önce içmek istemediğini söyledi, bu da çözüm olmayınca içiyormuş gibi yapmıştı. Beyaz önlüklü ablası odadan çıkınca ağzından çıkardığı hapi toz haline getirip kitabındaki resimleri boyuyordu. 'Korkma.' Diyen bir ses işitti. 'Korkma kizim. Sana kizmadim ki. Hadi gel evimize gidelim.' Yatağın altına uzanan büyük eller, oldukça güvenilir gözüküyordu. Hem, sesi de uyurken sarıldığı Yumuş'u gibi yumuşacıktı. Kız, babasının ellerine ellerini teslim edip olduğu yerden çıktı. Hala biraz korkuyordu. Adam, kızı kaldırdıktan sonra odadaki elbise dolabına yönelmişti. Amacı Zeliha'dab uzaklaşip biraz sakinleşmesini sağlamak hem de el çantasına eşyalarını koymaktı. Işini bitirince, kahverengi oyuncak ayıyla onu bekleyen kızına baktı. Eli, kapının kolundaydı. Bir an önce çıkmak için sabırsızlanıyordu. Adam gülümseyerek, kafesinden uçmak için çırpınan kuşun yanına gitti. Basını okşayıp kapıyı açtı. Artık uçma vaktiydi.



Mavi Vadi



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6182
2 Firari Fırtına 4249
3 Mustafa Ermişcan 3463
4 Hasan Tabak 3328
5 Nermin Gömleksizoğlu 3025
6 Uğur Kesim 2921
7 Sibel Kaya 2750
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2515
9 Enes Evci 2451
10 E.J.D.E.R *tY 2220

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1456 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com