Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 4)
Okunma: 61
Karga Kara - Mesaj Gönder


III

O gece yıllar süren bir aradan sonra bir gece terörü yaşadım. Tıpkı çocukluğumdaki gibi bağırarak uyandım düşümden. Yatağında doğrulup gördüğüm rüyayı düşündüm. Çocukluğundan beri hiçbir rüyamı böyle net hatırlayamamıştım uyanınca. Hem bu rüyayı dah önce belki defalarca görmüş olduğumu da hatırlıyordum.

Rüyamda kendimi yumurtadan çıkan bir kuş olarak görmüştüm. Sıkıştığım ve artık nefes alamadığım sıcak yumurtamı içerden gagalayarak kırıyor ve güçlükle çıkıyordum içinden. Çıktığımda ise bir şahin ve yumurtadan çıkmış diğer kardeşlerimle karşılaşıyordum. Şahin bize sevgiyle bakıyordu, bir anne şahinin sevgi dolu gözleriyle. Bize yiyecek bir şeyler; solucanlar, böcekler getiriyor bizi besliyordu. Kısa zamanda kardeşlerimle beraber büyüyorduk. Ama hiç de şahine benzemiyorduk büyüyünce. Daha çok kargaya benziyorduk. Sonra ormanda daldaki yuvamızdan aşağı itiyordu bizi anne şahin. Yüksek ağaçtan düşerken korkuya kapılsam da birden kanatlarım uçuruveriyordu beni. Ağaçların arasından göğe yükseliyor kardeşlerimle bir o ağaçtan bir o ağaca uçuyorduk. Zaman zaman uçamayıp yere indiğimizde Şahin gelip yardım ediyordu bize. Annemiz Şahin önden uçuyor, biz de onun peşi sıra uçup yetişmeye çalışıyorduk ona. Şefkatli Şahin biz de yetişebilelim diye yavaş uçuyor ve zaman zaman ardına dönüp gülümsüyordu bize.

Neden sonra yuvamıza geri döndüğümüzde o geliyordu rüyada: Karga. Onu ilk defa görsem de onun gerçek annem olduğunu anlıyordum. Karga, Şahin’den bizi geri istiyor ama Şahin vermiyordu bizi. Çünkü Karga daha yumurtadayken terk etmişti bizi ve Şahin kuluçkaya yatmıştı bizi yaşatmak için. Bizi besleyip büyüttüğünü ve şimdi de uçmayı öğrettiğini söylüyordu Şahin. Şimdi hangi dağda kurt ölmüştü de geri dönmüştü Karga yavruları geri almaya bunca zamandan sonra.

Karga bizlere dönüp gerçek annemiz olduğunu söylüyor ve onunla gelmemizi istiyordu ama ben de diğer kardeşlerim de kabul etmiyorduk bunu. “Bizim annemiz Şahin’dir” diyorduk. Bunun üzerine sinirlenen karga kararı kuşların kralı Kartal’ın vermesi gerektiğini söylüyor ve hep beraber mahkemeye gidiyorlarduk. Mahkeme yüce bir dağın zirvesine yakın bir çıkıntıydı ve orada Kartal ile diğer bütün kuşlardan vardı.

Kartal önce Karga’ya soruyordu yumurtaları neden terk ettiğini. Karga buna bir cevap bulamasa da “Yuvama geri döndüğümde, yumurtalarımın çoktan çatlamış olduğunu ve bu Şahin’in yavrularımı sahiplenmeye çalıştığını gördüm,” diyordu “Sizden Şahin’in yavrularımı bana geri vermesini sağlamanızı istemeye geldim.”

Bunun üzerine kartal bu sefer Şahine dönüp karganın yumurtalarını nasıl bulduğunu soruyor; Şahin de yuvanın etrafından birkaç kez geçip gittiğini ve uzun süre gelen giden kimse olmadığını görünce yaşatmak için yumurtaları aldığını söylüyordu.

Kartal önce yumurtaları bırakıp gittiği ve şimdi sahip çıkmak istediği için kargayı azarlıyor. Sonra da bana ve diğer yavrulara dönüp Karga’yı mı Şahin’i mi anne olarak istediğimizi soruyordu. Hep beraber ‘bizim şahinden başka annemiz yok’ diye bağırıyorduk.

Mahkemenin sonunda Kartal biz yavruların Şahin annede kalmamıza karar veriyordu. Rüya anne Karga’nın uçup giderken gözyaşları ile bana bakış atmasıyla son buluyordu.

Bu benim çocukluğumda sıkça gördüğüm bir rüyaydı. Bu gece bu çocukluk rüyamı görmem bir tesadüf olamazdı. Tam da birkaç ay ömrüm kaldığını öğrendikten ve barda karşılaştığım o esrarengiz adamın rüyalar hakkında konuşmasından sonra… Rüyasız geçen bomboş yıllardan sonra bu rüya, çoktan beridir unuttuğum çocukluğumla yeniden bağ kurmamı sağlamıştı. Yetimhanede geçen ve gerçeklerinden çok rüyalarını hatırladığım çocukluğum kesif bir sisin ardından tekrar ortaya çıkmıştı sanki. Bu geceki gibi belki her gecenin üçünde ter içinde bazen bağırarak bazen soluksuz kalarak uyandığım rüyaları geri geliyordu hafızama. Her nedense o zamanlar da hep üçte uyanırdı rüyalarımdan hepsini hatırlayarak.

Şimdi gecenin üçünde karanlık odasında bir sigara yakmış bu düş üzerine düşünüyordum. Neydi anlamı bunun? Basitçe kendisini hiç tanımadığım annemi ihmalkar bir anne karga olarak mı imgeliyordum. Ama anne babamın akibeti hakkında hiçbir bilgim yoktu ki. Belki beni terk etmemişlerdi de başlarına bir şey gelmişti kim bilir. Peki, şahin neyi simgeliyordu o zaman? İşte buna bir cevap bulamıyordum. Bana yetimhanede özel ilgi gösteren bir kadın olmamıştı. Durmadan değişen devlet görevlilerini ya da devleti simgeliyor olamazdı bu şahin. Çünkü onları hiçbir zaman düşümdeki anne şahin kadar benimseyememiştim. Belki de hep özlemini çektiğim fedakar bir anneyi temsil ediyordu anne şahin? Oysa bir anne ve babadan doğmamış da karanlıkta birden oluşmuş bir ‘şey’ gibi hissediyordum kendimi çoğu zaman. Ara sıra duşta bakıp bakıp düşündüğü göbeğimden başka hiçbir ibare yoktu iki insanın birleşmesinden dünyaya geldiğime dair.

Yetimhanedeki çocuklar ikiye ayrılırdı: Tarihi olanlar ve olmayanlar. Tarihi olanlar annesi ve babasını az ya da çok tanımış; onların hikayelerini bilenlerdi. Tarihsizler de benim gibi bu konuda hiçbir fikri olmayan ağaç kabuğundan çıkmış olanlardı. Bardaki adamın da dediği gibi ismimin bile benimle gerçekten hiçbir ilgisi yoktu. Tanımadığım bir devlet memurunun üzerime yapıştırdığı bir etiketten fazlası değildi. Napolyon gibi asaletim benden başlasın isteseydim bile bir Napolyon da değildim nihayet. Belki bu yüzden rüyalarıma sığınmıştım çocukluk yıllarımda.

Rüyalarımda insandan daha çok karga olarak duyumsardım kendini. Geceleri uyandığımda karanlıkta kanatlarım varmış gibi hissederdim bazen. Şimdi de karanlık ve küçük odamda açık kanatlarım buraya ancak sığıyordu sanki. Belki bu karanlıkta insanın kendini olduğundan daha uzun duyumsaması gibi bir şeydir kim bilir.

Karga olduğum düşlerinde bir karga gibi hisseder ve bir karga ne yaparsa onları yaparken görürdüm kendini. Bir leşin gözlerini didiklerken… Bir ağacın tepesine tünemiş etrafı seyrederken… Her nedense en çok da uçsuz bucaksız suların üzerinde uçarken görürdüm kendimi.

Ben rüyalarıma dalsam da yetimhanede devam eden bir hayat vardı. Yetimhaneler her bakımdan ıslahevine benzerler. Yarı açık ve suçsuz çocukların cezaevleri gibidirler. Yetimhanede kaldığım sürede şahit olduklarım bana insan doğasının iyi olmadığını çabuk öğretti. Şahit olduğum şeylerin bazılarının burada kalmamış kişilere dehşet verecek şeyler olduğunu çok sonradan kavrayacaktım. Çalışanların çocuklara ve çocukların kendi aralarında birbirlerine uyguladıkları en hafif tabiriyle hiç hoş olmayan şeyler gördüm. İşin ilginç yanı bu gördüklerim ben de ne travma ne de buna benzer duygular yaratırdı. Neredeyse orada olmayan bir izleyici gibi hissederdim kendimi çoğu zaman. Bütün bunların insanın gerçeği olduğunu kolayca kabullenebilmiştim. Çevremdeki insanların birbirlerine yaptıklarıyla pek ilgilenmezdim ama hayvanlara yaptıklarına gelince iş değişirdi. Çünkü hayvanlar insandan başka türlü varlıklardı. Katil ya da kurban olmak insanın kaderinde vardı. Zalimlik insana ait bir özellikti. Oysa hayvanlar iyi ve kötünün tam anlamında ötesindeydiler. Ve ben onlara karşı hem sevgi hem saygı hem de garip bir duygudaşlık besliyordum. Evet, görünüşte ben de bir insandım ama insanı insan yapan şey görünüşü müydü? Pek azına saygı duyduğum bu güruha beni gerçekten bağlayan ne vardı? Ya da beni vahşi hayvanlardan ayırt eden neydi ki… Bazen duşta göbek deliğime dokunurken bunun bir zamanlar anne denilen bir kadınla aramızdaki bağın bir delili olması bana tuhaf gelirdi. Bu olmasa iki insanın çiftleşmesiyle meydana geldiğimi rahatlıkla unutabilirdim sanki. Sonuçta çevremdekilerin kendi aralarındaki ilişkilere soğukkanlı kalabilirken hayvanlara bir şey yapılırsa karışmadan edemezdim. Bir kediye ya da köpeğe eğlence olsun diye işkence yapan akranlarım olsun, benden büyükler olsun fark etmezdi; karşılarında beni bulurlardı. Böyle zamanlarda insanlar üzerinde idrak ettikleri ama kabullenemedikleri bir gücüm olduğunu da anlıyordum. Çaktırmamaya çalışsalar da sözlerim ve en çok da bakışlarımla onları etki altında bırakabiliyordum. Bu etkim iri yarı olmamdan ya da kavgacı olmamdan kaynaklanmıyordu. Her nasılsa sesimin tonundan ve daha çok da gözlerimden istediğim yapılmazsa sonuna kadar gidebilecek biri olduğumu hissetmelerindendi. Bir kedinin kuyruğuna bir şeyler bağlayan büyük çocukların lideri beni görünce ‘neyse ya boş verin biraz top oynayalım arkadaşlar’ diyerek beni önemsemezmiş gibi yapıp alttan aldığında onun benden bal gibi çekindiğini bilirdim.

Kalorifer kazanında hem yetişkinler hem de büyük çocuklar tarafından suistimal edilen; hastanelik olana kadar dövülen çocuklar gördüm. Bir hiç yüzünden birbirini bıçaklayan hatta öldürenler gördüm. Ne ki ne faillere kızabiliyor ne de kurbanlar için üzüntü duyuyordum. Bütün bu olanlar insanlar arasında olması gereken rutin olaylar gibi görünüyordu bana. Hatta bunları yazarken bile gördüklerim bulanık bir düşten arda kalmış silik görüntüler gibi geliyor. Oysa kitaplıkta geçirdiğim saatler hepsinden daha çok aklıma kazınmış. Kitaplıkta okuduklarım bende çok daha derin izler bırakmış.

Her nedense bana hiç ilişilmemişti. Şimdi düşününce bunun birkaç sebebi olduğunu anlayabiliyorum. İlkin akıllıydım. İnsanların davranışlarını öngörebiliyor; ruhlarını okuyabiliyordum. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. İçgüdüsel olarak gözlerinden ne düşündüklerini ne hissettiklerini apaçık bilebiliyordum çevremdekilerin. Niyetlerinin ne olduğunu ve bunun için ne yapacaklarını görüyordum. Bu da herkesten bir adım önde olmamı sağlıyordu. Böylece olası olaylara karşı önceden tedbir alabiliyordum.



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6172
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3443
4 Hasan Tabak 3316
5 Nermin Gömleksizoğlu 3015
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2480
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:666 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com