Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 7)
Okunma: 89
Karga Kara - Mesaj Gönder


Başlangıçtan önce kendinin bile farkında olmayan karanlıktım ben. Bir gün her nasılsa karanlığın içinde kendimin farkına vardım. Karanlığın renginde kapkara bir kuş olduğumu hissettim; böyle doğdu ‘ben’. Ve kanatlarımı açıp uçarak çıktım karanlıktan. Böyle yarattım kendimi hiçlikten. İşte böyle başladı her şey.

Tek başıma uçtum, uçtum, uçtum. Yoktu ki konacak hiçbir şey. Bu yüzden ağaçları diktim ilkin üzerlerine tünemek için. Sonra bir ağaçlara tünedim bir bir. Çeşit çeşit ağaçlar güzel ve canlıydı ama gidermiyorlardı ezeli yalnızlığımı. Duymuyordum kendi gaklamamdan başka ses. Böyle bir ben olarak kalırsam unutacaktım kendimi ve karanlıkla bir olacaktım yeniden uykuya dalar gibi. Yine karanlığa gömülecekti her şey ben de ağaçlarım da. Hem ötekiler olmadan hissedemezdim benliğimi tam olarak. Bu yüzden topraktan insanları yaptım. Konuşabilsinler istedim benim yalnızca aklımdan geçenleri söze dökebilsinler istedim. Onlara kanat yapmadım yer üzerinde mahkum kalsınlar diye, uçup karanlığa karışmasınlar diye. Çün karanlık cazipti, sonsuzdu, hep çağırandı, hep fırsat kollayandı her şeyi yeniden yutmak için. İnsanları yaptım ve ben de olmayan eller yaptım onlara, ateş yakabilsinler diye. Ateş yakıp karanlığa karşı koyabilsinler diye.

Böyle doğdu ilk insanlar ve beni Tanrıları bildiler. Oysa Tanrı değildim ben sadece bir kargaydım. Onlardan ne bir beklentim vardı ne de onların istediklerine cevap verme arzum. Esas Tanrılar sonradan çıkacaklardı karanlıklardan.

İnsanları izlemek iyiydi ama dengim değildi onlar. Değil mi ki ben Tanrıydım onlara göre gideremiyorlardı yalnızlığımı. Kendi eşimi yaratmalıydım kendimden. Böylece ilk dişiyi yarattım kendimden dengim olsun her şeyi beraber görebilelim diye. Dişi bir karga yaptım kendimden. O benim dengimdi, eşitim eşimdi. Bu yüzden onda kendimi sevdim. Sevdik birbirimizi ve seviştik. Evrende ilk defa sevişildi böylece.
Mutluyduk; bir dünyayı paylaşıyorduk. Uzunca bir süre sürdü mutluluğumuz. Hep böyle sürer sanmıştım. Halbuki değişim bir kere başlamıştı ve bir daha durmayacaktı. Benden sonra hiçbir şey aynı kalmayacaktı, değişim ile dönüşümü başlatmıştım bir kere meydana gelerek ve bu hiç son bulmayacaktı artık. Ki bir süre sonra dişi karga kendisi için başka bir dünya istedi benden. Bu dünyanın bana ait olduğunu düşünmüştü bir kez, kendisine ait bir dünya istiyordu ve benim buna gücümün yeteceğini sanıyordu. Yapamadım. O ise yapmadığımı sandı. Bana tanrılığı yakıştıran insanlar gibi isteklerini yerine getirmediğim için o da kızdı bana. Başka bir ağaca gitti. Bir gece uyurken üzerindeki tüyleri döküldü ve üzeri tüylerle kaplı ikiz kargaları doğurdu. Böylece ilk anne oldu ve kadınlarda çocuk doğurma gücü olduğunu gördüm. Bu öyle büyük bir güçtü ki bundan böyle kadınlar doğurmanın ve yeryüzüne çocuk getirebilmenin ve onlara anne olmanın tatminiyle anlamlandırdılar hayatlarını. Bu biz erkeklerin yapamadığı bir şeydi. Bu yüzden biz erkekler hayatta tatmin olmak için hep yeni yollar arayacak; birçok şeyler de yapacak ama bir türlü anne olmanın huzurunu bulamayacaktık. Ki ikizlerimiz doğduktan sonra dişi karga uzaklaştı benden, bütün sevgisini ikizlerimize verir ve beni eskisi kadar sevmez oldu.

Ben sanki yine yalnızdım: erkekler hep yalnızdır. O zaman uçtum, uçtum, uçabildiğimce yükseklere uçtum. Göğün ulaşabildiğim en yüksek yerinden yeryüzüne sıçtım ve işedim. Öyle büyüktüm ki bokumdan dağlar, vadiler; idrarımdan nehirler, göller, denizler ve hatta okyanuslar oluştu.

Geri dönüp bir ağaca tünediğimde insanların hepsini de benim gibi erkek yaptığımı fark ettim. Ormanlarda, dağların eteklerinde, nehir kenarlarında ne yapacaklarını bilmez dolanıp duruyorlardı. Tanrı saydıkları benden can sıkıntıları için medet umuyorlardı. Bilmiyorlardı ki ben de sıkılıyordum ve sıkıntının çaresi yoktu biz erkekler için. Sıkıntı bizim doğamızda vardı.

Neden sonra nerden çıktı bilinmez dişi bir örümcek çıktı ortaya. O da topraktan insanlar yaptı benim daha önce yaptığım gibi. Ama onun yaptıkları kendi gibi kadındı. Erkekler bunu benim yaptığımı, kadınların sıkıntılarına deva olacağını sandılar. Onları güzel bulmuş, onlara hayran kalmışlar, mutluluktan havalara uçmuşlardı. Ne var ki bu güzel yaratıklarla ne yapılacağını bilmiyorlardı. Kadınlar da erkeklerle ne yapılacağını bilmiyorlardı. Bir süre böyle ahmakça birbirleriyle ne yapacaklarını bilmeden ahmakça yaşadıklarını izledikten sonra daha fazla dayanamadım. Onlara çiftleşmeyi öğretmeye karar verdim.

Bu yüzden kimbilir ne kadar zaman sonra dişi karganın yanına gittim. İkizlerimiz büyümüş biri erkek biri dişi neredeyse yetişkin birer karga olmuşlardı. Dişi karga ise tüyleri dökülmüş ve çırılçıplak kalmış olduğu için utanmıştı benden. Ben ise pek istemesem de onunla sevişmek istediğimi söyledim. Kabul edince onu gökyüzünde bütün insanların bizi görebileceği bir yüksekliğe çıkardım ve orada insanların gözü önünde seviştik. Böylece ilham vermiş olduk çiftleşmek için insanlara. Bunu gören insanlar da çiftleşmeye başladılar ve kendi başlarına çoğalmanın yolunu bulmuş oldular.

Bundan sonra dünyaya karışıp sadece bir kuş olarak gezinmeye başladım. 



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6202
2 Firari Fırtına 4265
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3347
5 Nermin Gömleksizoğlu 3041
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2593
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3879 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com