Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 9)
Okunma: 93
Karga Kara - Mesaj Gönder


Kaplumbağa kıtasını çok sevecektim. Çünkü benim uzun hayatımın çocukluk dönemi burada geçecekti. Hatta uzun yolculuğumda bazı bazı çocukluğumu hatırlamak için buraya geri zaman zaman buraya geri dönecektim.

Ama Tunkashila karanlıklara çekip gittiğinde ışığını da beraber götürmüştü ve bizler sonsuz bir gecenin karanlığında kalmıştık kıtada. Karşılaştığım ilk Tanrı da kendinden sonra gelecekler kadar bencildi ve göklerdeki karanlığına giderken ışığını da götürmüştü tütün kesesinde. Emindim ki göklerdeki karanlığında yarattıklarının sıkıntı çektiğinin farkındaydı ama aldırmıyordu buna. Onlar için üzülen ve kaygılanan yine ben olacaktım. Görüyordum ki güneş olmadan toprak yiyecek vermiyor; ay olmadan balıkları göremeyen insanlar balık tutamıyordu.

Böylece ışığı yaratıcıdan çalmaya karar verdim. Göklerin karanlığı çok uzak da olsa madem oradan uçarak gelmiştim yine oraya uçarak gidebilir ve Tanrı’yı bulabilirdim orada.

Böylece uçmaya başladım yükseklere doğduğum karanlığa doğru. Karanlığa karışıp görünmez olmam günler sürdü ama karanlığın içinde karanlıkla bir olup Tanrıyı bulmak için uçmam ne kadar sürdü hiç hatırlamıyorum. Belki de yok olmuştum yüzyıllarca kim bilir.

Sonunda sonsuz karanlığın içinde kendimi kaybetmiş yükseklere düşerken gözüme çarpan ışıktı benim tekrar bilincime kavuşmamı sağlayan. Binlerce ömürlük karanlıkla sarmalanmış aydınlık mekanına denk gelmiştim sonunda: bir ormanı, ormanda dere kenarında bir çadırı, bir karısı bir de kızı vardı büyük şefin. O zaman yeryüzünde kalanlardan ışığını neden bencilce esirgediğini anladım Tanrının. Meğer o da kıskançca kendi ailesine ayırmıştı ışığı.

Çadırın yakınındaki ağaçlardan birine tüneyip izlemeye koyuldum Yaratıcı ve ailesinin çadırını. Ara sıra hepsi çadırdayken çadırın girişinden değişik renklerde allı, sarılı, beyaz kesif ışık huzmeleri sızıyordu. Demek ki yalnız çadırdayken ışıklarını çıkarıyorlardı şefin tütün kesesinden ve o keseyi asla dışarı çıkarmıyordu büyük şef. Yani şefin evinde yaşayıp, ışığı ele geçirmenin bir yolunu bulmalıydım. Bunu nasıl yapacağımı düşünüp durdum şeften ve küçük ailesinden gözümü ayırmadan. Sonunda kendimi çok küçük bir şey yapıp ve yakalanana kadar suda beklemeye karar verdim.

Böylece ilk defa olduğumdan başka bir şeye bir tohuma dönüştüm ve derenin çadıra yakın yerlerinde suyun yüzeyinde yüzmeye başladım. Şefin kızı dereden su çekmeye geldiğinde hazırdım. Kız su içmek için dereye eğilince ağzına yüzdüm. Tam ağzından girecekken çekiyordu ağzını sudan ama her yeniden suya ağzını soktuğunda ben yine gidiyordum ağzına. Sonunda o da benden kurtulmaya çalışmaktan sıkıldı ve içtiği suyla beraber beni de yuttu.
Artık Tanrının kızının rahmine girmiştim ve bir bebeğe dönüşmeye başladım yavaş yavaş. Böylece benden bana hamile kalmıştı Tunkashila’nın bakire kızı. Kendi kendimin babası olmuştum bir defa daha. Büyük şefin karnında bir oğla Tanrının torununa dönüştüm ve doğdum nihayet yeniden.

Tanrı nasıl olduğumu anlamadığı için önce benden hoşlanmışsa da bir süre sonra sevmişti beni tek torunu olarak. İşte böyle Tanrının ailesinden biri olmuş ve bir bebek olarak Tanrının çadırında yerimi almıştım. Ne var ki niyetim Tanrının çadırında kalmak değildi sonsuza kadar. Aklım çadırın köşesinde asılı olan tütün kesesi ve onun içindeki ışık kaynaklarındaydı. Bu ışık kaynaklarının ne olduğunu çok geçmeden kendi gözlerimle görecektim. Bir gün dedem, büyük annem, annem ve ben evdeyken dedem tütün kesesini aldı ve içindeki sonsuz bilyeleri yere saçtı. Bunlar güneş, ay ve yıldızlardı. Çadırın içi onların ışıklarıyla parıl parıl aydınlanıyor renkten renge giriyor ve hepimiz onları hayranlıkla izliyorduk. Tanrının torunu olarak epey şımartıldığımdan benim onlarla oynamama izin verilmişti ve ben onlarla bilye gibi oynarken ev ahalisi beni keyifle izliyordu.

Artık ne yapmam gerektiğini biliyordum. Ve vaki oldu ki aradığım fırsatı çok geçmeden buldum. Dedem odun kesmek, ninem ise yiyecek toplamak için ormana gittiklerinde annem de dereden su çekmek için çadırdan çıktığında derhal kendime yani kargaya dönüşüp keseyi aldığım gibi kaçıverdim çadırdan ve derhal kimse fark etmeden karanlığa uçtum.

Kim bilir ne kadar kendimden geçip karanlıkla bir olup dünyaya düştüm bilmiyorum ki yere çakılınca kendime geldim ve ikinci kez doğmuş oldum sonsuz karanlıklardan gagamda Tanrının tütün kesesi. Bilincim yerine gelince insanların balık tutmaya çabaladığı bir nehrin kenarında buldum kendimi. Bir ağaca tüneyip onları izlemeye koyuldum. Zavallılar birkaç balık tutabilmek için belki günlerdir çabalıyorlardı karanlıkta. Onlara “Eğer bana biraz balık verirseniz, ben de size biraz ışık veririm.” dedim.

Önce inanmadılar bana. Tanrının ışığı da beraberinde karanlıklara götürdüğünü biliyorlardı ve benim umarsız ve bencil bir varlık olduğumu düşünüyorlardı. Keseden bir yıldız çıkarıp kanatlarımın arasına koydum ve onların balık tutabilecekleri kadar ışığın sızmasına izin verdim kanatlarımın arasından. O zaman doğru söylediğimi anladılar. Yakaladıkları balığın yarısını bana verdiler. O kadar çok yorulmuştum ve acıkmıştım ki günlerce onlar balık verdi ben yedim. Neden sonra hem doymuş hem de balık yemekten sıkılmıştım. Onlar da Işığa kavuşmak için balık tutup beni beslemekten yorulmuşlardı ve sabırsızlanmaya başlamışlardı artık. Onları daha fazla bekletmenin zalimlik olacaktı. Bir de onlardan farklı olsam da aynı dünyayı paylaştığımız için bir nevi halkım olarak görmeye başlamıştım insanları. Nihayet keseden önce yıldızları, sonra ayı ve en son da güneşi iki pençemle gökyüzüne fırlattım. . “Artık halkımın hem gündüz hem de gece ışığı olacak!” diye bağırdım. Ve o günden bugüne güneş, ay ve yıldızlar gökyüzünde kaldılar. 



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6202
2 Firari Fırtına 4265
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3347
5 Nermin Gömleksizoğlu 3041
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2593
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3877 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com