Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 10)
Okunma: 71
Karga Kara - Mesaj Gönder


Dedim ya çocukluğum kaplumbağa kıtasında geçti. Gel zaman git zaman başka hayvanlarla ve insanlarla kaynaşmaya başladım.

İnsanlar için dans o zamanlar şimdikinden çok daha önemliydi. Herkesin kendi ruhuna uygun kendi dansı vardı.

İşte o zamanlar Wakiash adlı bir şefin kendi dansı yoktu. Halkının şefi olup ruhunu ortaya koyacak bir dansı olmaması onun için büyük bir eksikti. Sadece kendine özgü başka insanların yapmadığı bir dans arıyordu ama bulamıyordu bir türlü. Kimseye söylemese de bu dert onu yiyip bitiriyordu ve kimsenin fark etmediği bu derdi hakkında düşünmek için obasının yakınlarında bir tepeye çıkmış düşünüp duruyordu.

Dostum kurbağa ve ben de oradaydık. Yanına gittik ve kurbağa ona dans etmeyi öğrenmek istiyorsa danslar içinden dans seçebilmesi için ona dünyayı gezdirebileceğimizi söyledi. Şef bunu kabul edince ikisi beraber sırtıma bindiler.

Kurbağa, ‘Kıpırdamadan öylece yat,’ dedi Wakiash’a “çünkü şu anda bir kuzgunun sırtındayız ve o bizi alıp uçurarak, dünyayı gezdirmek üzere. Bu sayede istediğini kendi gözlerinle görür, seçer alırsın.”

Böylece başladım kanat çırpmaya ve Wakiash o sırada etrafı seyredip, bir çok şeyler görürken, dört gün boyunca uçup durduk. Tam geri dönerken reisin gözüne, önünde harika bir totem duran bir ev çarptı. Evin içinden şarkı sesleri geliyordu. Bunların güzel şeyler olduğunu düşünerek, alıp evine götürmek istemişti.

Kurbağa onun düşüncelerini okuyabildiğinden, bana durmamı söylemiş. Ben yere doğru alçalırken, kurbağa reise evin kapısının arkasına saklanmasını öğütledi.

Pencereden bakılınca içeride bir sürü insanın neşe içinde dans ettikleri görünüyordu. Hem çok güzel dans ediyorlar hem hiçbirinin dansı bir diğerine benzemiyordu. Şef onların dansını izlerken dalgınlıkla yerdeki bir dala basınca dal kırıldı ve kırılırken çıkardığı sesi içerdekiler duydular. Birden evde dansedenlerin hepsi durdu ve dışarı kulak kabarttı. Dışarıda biri olduğunu anlamışlardı. Wakiash ise hızla evin yanındaki çalılıklara gizlendi.

Dışarı çıkan bir adam evin etrafını dolanıp kimse var mı diye kolaçan etti ama şefi göremedi. İçeri girip dışarıda kimseyi göremediğini söyleyince içlerinden kadın bir kutu bile olsa her yere girip çıkabileceğini, saklanan biri varsa kolaylıkla bulabileceğini söyledi. Sonra üzerindeki insan kılığını sıyırdı ve onun bir fare olduğunu gördük. Diğerleri de üzerlerinden insan kılıklarını çıkarınca gördük ki evdeki herkes dans edebilmek için insan derileri giymiş hayvanlardı.

Fare fırlayıp çıktı evden. Şöyle bir iki kere etrafı kokladıktan sonra bir çırpıda Wakiash’ın içine gizlendiği çalılığa seyirtti ve eliyle koymuş gibi buldu onu. Birden bire fareyle göz göze gelen şef apışıp kalmıştı küçücük hayvanın karşısında.

Fare ona burada ne aradığını sorunca evden gelen güzel şarkıları duyduğunu ve içerde insanların dansettiğini görünce pencereden seyretmeden duramadığını söyledi mahcup biçimde. “Neden bizi gizlice seyredeceğine kapıyı çalıp bize katılmadın?” diye sordu fare. Wakiash ne diyeceğini bilemiyordu. Bunun üzerine “hadi” dedi fare “içeri gel ve bize katıl.”
Böylece şef de içeri girdi ve diğer hayvanları selamladı. Hayvanlar da onu selamladılar. Sonra yeniden insan kılıklarını giydiler ve şarkı söyleyip dans etmeye başladılar. Şef önceleri öylece aralarında ayakta dikilip onları izliyordu. Bir süre sonra mahcubiyetinden kurtulunca o da onlarla dans etmeye başladı. Önceleri tutuk tutuk dansediyordu ama kendini şarkıya kaptırdıkça tutukluğundan kurtuldu ve içinden geldiğince dans etmeye başladı. Baktık ki bir süre sonra o da kendi dansını bulmuştu. Hem onunki öyle bir danstı ki hem hayvanların hepsine benziyordu hem de hepsinden biraz farklıydı.

Biz evin yanındaki ağaca tünemiş pencereden onları izlerken Şef Wakiash bir gün boyunca hayvanlarla dansetti. Nihayet sonunda sabahın ilk ışıklarıyla hepsi yorulmuştu. Hayvanlar şarkı söylemeyi bıraktılar ve insan kılıklarından soyunup onları evin duvarına astılar. Şefe veda edip bu metruk evden ayrılıp ormana karıştılar. Şef, kurbağa ile benim yanıma geldiğinde ölesiye yorgun ama bir o kadar da keyifliydi. Onu ve kurbağayı sırtıma alıp uçmaya başladığımız tepeye uçmaya başladım. Oraya varmadan evvel Wakiash çoktan uykuya dalmıştı.

Kurbağayla onu tepeye ilk aldığımız yere bıraktıktan sonra uzaklaştık oradan. Uyandığında Wakiash muhtemelen bütün bu yaşadıklarının bir vizyon olduğunu sanacaktı. Ama sonuçta öğrendiği dansı hep onunla kalacaktı ve Wakiash hayvanların Tanrılardan daha iyi, bilge ve güzel varlıklar olduklarını anlamıştı ki bir gün şefin köyünün üzerinde uçarken Wakiash tarafından yapılmış ilk totemi de gördüm. Şef, upuzun bir ağaca bildiği bütün hayvanların silüetlerini kazımış ve boyamıştı; hayvanların en üstüne de beni yerleştirmişti. 



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6202
2 Firari Fırtına 4265
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3347
5 Nermin Gömleksizoğlu 3041
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2593
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3940 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com