Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 11)
Okunma: 65
Karga Kara - Mesaj Gönder


Zamanla insanlar arasına o kadar karıştım ki insan kılığına girip gezmeye başladım kaplumbağa kıtasında. Hatta bir keresinde az kalsın dişi Karga’dan sonra bir insan kızıyla evlenecektim.

İnsanların görünüşe ne kadar önem verdiğini anlamıştım. Biz hayvanlar gibi doğal elbiseleri olmadığından üzerlerine kürkler veya başka elbiseler giymek zorundaydılar. Bu giyindikleri şeyler de farklı farklıydı ve insanlar çoğu zaman kıyafetlerine göre saygı görüyorlardı kendi aralarında. Ben de insan kılığımı buna göre giyinirdim. Bazen itibar görmek için zengin bazen de fark edilmemek için fakir insan kılığına girerdim. Kendime bir de kano yapmıştım. Kaplumbağa kıtasının çevresinde ve nehirlerde su üzerinde yorulmadan gezebilmek için.

Günlerden bir gün bir ırmakta kanomla yol alırken bir kampın iskelesine vardım. Bir şeyler yemek için kanomu iskeleye çekip bağladım ve indim. O gün varlıklı insanlar gibi giyinmiştim. Üzerimde iyi şık bir elbise, olabildiğince çok kemik boncuktan yapılmış bir kolye ve parlak mokasenler vardı. Kampa doğru giden çamurlu ve ıslak yolda yürümeye başlamıştım ki yaşlı bir kadın koşarak yanıma geldi. Sonra rahatça yürüyebilmem ve mokasenlerim kirlenmesin diye yoluma ağaç kabukları koymaya başladı. Anlaşılan beni zengin bir adam sanmasındandı bu izzet-i ikram. Hiç bozmadan vakur içinde yürüdüm yoluma koyduğu ağaç kabuklarının üzerinde. Sonra beni kendi çadırlarına davet etti kadın, kabul ettim. Çadırda beni başköşeye kızının yanına oturttu.

Ne var ki evde köşede bağlı bir köpek vardı ve insanlar görünüşlerin ötesini göremeseler de hayvanlar hangi kılıkta olursa olsun birbirlerini tanırlardı. Bu yüzden “Bu hayvan burada olduğu sürece yemek yiyemem ben,” dedim onlara. Ancak çok büyük birinin böyle prensipleri olacağını düşünen kadın derhal köpeği alıp götürdü ve uzun bir süre geri dönmedi.

Akşam ev ahalisiyle beraber yemek yedim. Anladığım kadarıyla güzel kılarını varlıklı biriyle evlendirmek niyetindeydiler ve akıllarındaki damat da bendim. Kızın da bakışlarından onun da benden hoşlandığını sezmiştim, bilmem varlıklı olduğumu düşündüğünden mi, beni yakışıklı bulduğundan mı yoksa hallerimi beğendiğinden mi. Kız güzeldi ve ben de bir insan kızıyla sevişmenin nasıl olacağını merak etmeye başlamıştım açıkçası.

Gece olunca çadırda herkes uyuduğunda uzun zamandır köpeğin sesini duymadığını fark ettim ve köpeğe ne olduğu düştü aklıma. Kimseye sezdirmeden çıktım çadırdan. Köpeğin kokusu ormanın içinden geliyordu. Ormana girip insan kılığımdan soyundum ve köpeğin kokusunun geldiği yere gittim. Etrafında kadının ayak izlerinin olduğu bir toprak birikintisine varmıştım. Anlaşılan sırf benim gözüme girmek için öldürmüş ve gömmüştü köpeği kadın.

Toprağı kazıp köpeğin leşine ulaştım ve yedim gözlerini. Taze göz en sevdiğim yiyecektir çünkü. Leşlerin en kolay yenebilen yeri olduğu için alışmıştım göz etine zamanla. Böylece gel zaman git zaman bir leşin en lezzetli yeri olmuştu gözleri. Köpeğin gözlerini yedikten sonra yeniden gömdüm onu. Sonra yine kimseye görünmeden çadıra girip yatağıma yattım.

Ertesi gün çadıra pek çok ziyaretçi gelmişti kamptan. Kızlarıyla evlenmeyi kabul ettiğimden nişan töreni yapılıyordu. Herkes halinden memnundu. Ta ki kızın annesi ormana odun kesmeye gidip geri dönünceye kadar. Geri döndüğünde fena halde korkmuş bir haldeydi. Çadırdaki herkesin mokasenlerini çıkarıp ayaklarını göstermesini istiyordu. Köpeği gömmüş olduğu yerdeki toprağın etrafında kuş izleri görmüş ve hayvanın gözlerinin oyulmuş olduğunu fark etmişti. Kulağına geldiğine göre Kuzgun insan kılığına girerek, herkesi kandırabilirmiş. Herkes mokasenlerini çıkarıp ayaklarını gösterirken ben de o kadar çabuk çıkarıp, tekrar giydim ki mokasenlerimi, kimse pençelerimin farkına varamadı. Zaten varlıklı damat adayı olarak Kuzgun olmasından şüphelenilen en son kişi de bendim.

Neden sonra nişanlımı alıp hemen yola çıkmak istediğimi söyledim. Burada daha fazla durmak istemiyordum artık. Sözde nişanlımı alıp kendi kampıma götürecek birkaç gün sonra da geri gelecektik evlenmek için. Kız buna dünden razıydı ailesinin de buna aklı yattı. Böylece bizi uğurlamak için hep beraber iskeleye geldiler. Kızla beraber kanoma bindik.

Kız arkada oturuyor ben önde kürek çekiyordum. Nehirde pek az yol almıştık ki yağmur yağmaya başladı. Nehirde pek az yol almıştık ki kız bir dakika için kıyıya çıkması gerektiğini söyledi. Hemen geri dönecekti. İhtiyaç gidermesi gerektiğini düşünüp kanoyu kıyıya çektim. Ona fazla uzağa gitmemesini tembihledim. Ne var ki kız karaya ayak basar basmaz kampına doğru koşamaya başladı. Kaçıyordu. Onu yakalamak için yerimden kalkacak oldum ki kızın kuyruğumu kanonun kirişine bağladığını fark ettim. Meğerse yağmur insan kılığımı akıtmış ve kız Kuzgun olduğumun farkına varmıştı. Ben kuyruğumu çözene kadar o ağaçların arasında çoktan gözden kaybolmuştu. Kendi kendime kanoda çok güldüm bu olaya. Belki de bu sayede bu zengin damat peşinde koşan ailenin de aklı başına gelir diyerek neşem yerinde kanomu sürmeye devam ettim.



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6172
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3443
4 Hasan Tabak 3316
5 Nermin Gömleksizoğlu 3015
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2480
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:689 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com