Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 13)
Okunma: 61
Karga Kara - Mesaj Gönder


Kaplumbağa kıtasını gezerken buna benzer pek çok şeyle karşılaştım. İnsanlar dahil varlıkların hemen hepsini olduğu gibi kabul ettiysem de ne Baykuş’tan ne de temsil ettiği şeylerden bir türlü hoşlanamadım. O da diğer varlıklar gibi insana dönüşebiliyordu ve belki benden bile akıllıydı ama aramızda adını koyamadığım bir farklılık vardı o romansa ben şiir; o saf akılsa ben ruhtum. Kaplumbağa kıtası zamanlarında Baykuş kötü yürekli ve entrikacı kuşlardan oluşan kabilenin reisiydi. Belki de bu yüzden o zamanlardan itibaren varlıklar arasında Baykuş’a karşı hep kötü hisler besleyecektim.

Burada en yakın dostum ise Çakal olmuştu. Açıkçası bu dostluğun gelişmesinde ikimizin de leşçil olmamızın payı yok değildi. Leş yiyordum, çünkü diğer vahşi hayvanlar gibi avlanmak yani öldürmek bana göre değildi. Hayvanlar ve insanlar nasıl olsa ölüyorlardı. Onlar öldüğünde orada olmak beslenmem için yeterliydi. Onları kurtçuklardan önce ben yiyordum sadece. Yiyordum dedim ama aslına bakarsanız gözlerini rahatça yiyebilsem de derilerinin altındaki ete ulaşamıyordum. Bunun için çakalın güçlü çenesine ihtiyacım vardı ki ne vakit bir taze bir leş bulsam bunu Çakal’a haber veriyordum, böylece o dişleriyle leşin derisini yırtarak kendi beslenirken ben de derinin altındaki eti rahatça yiyebiliyordum. İşte bu yardımlaşmamız dostluğumuzun da sebebi olmuştu.

Kaplumbağa kıtasının kuzeyinde adım atmadık yer bırakmadıktan sonra kanomla kıtanın güneyine gitmeye karar verdim. Yanıma arkadaşlarım Çakal, Dağ Kedisi ve Papağan’ı da almıştım. Kanomuzla giderken birden fırtına koptu. Fırtınalara alışıktık ama gökten boşanırca yağan yağmur bir türlü dinmeyince ve kaplumbağa kıtası yavaş yavaş sular altında kalmaya başlayınca bunun bir tufan olduğunun farkına vardım. Tufan günlerce devam ederken bu tufanın yeni Tanrıların habercisi olduğunu anlamıştım. Bundan sonra da ne zaman bir tufan olsa ardında mutlaka Tanrılar olacaktı. Nedense neredeyse her yeni Tanrı bir öncekinin dünyasını beğenmeyip baştan yaratmak ya da kendi yarattığı dünyadaki insanlardan memnun kalmadığı için onları yeni baştan yaratmak için yeni bir tufana başvuracaktı bundan böyle. Tanrıların ne kadar acımasız, ne kadar kibirli ve inatçı olduklarını defalarca görecektim ben de. İnatçı ve memnuniyetsizdiler de. Yarattıklarını dönüştüğü şeyi asla beğenmiyorlardı, özellikle de insanları. Oysa yarattıkları insanların doğasında vardı değişim ve Tanrılar bunu asla kabullenemeyeceklerdi.

Bu tufanda yeryüzünü silip süpürdükten sonra yeni Yaratıcılar gecenin karanlığında toplanmışlardı. "Yeniden bizi övecek ve sevecek yaratıklar yaratmayı deneyelim. Böyle olsun! Yeryüzünde soylu canlılar yaşasınlar. Onlara biçim vereceğimiz malzemeyi arayalım." dediler. Bu sırada biz dört hayvan, dağ kedisi, çakal, papağan ve ben bu acemi Yaratıcıların önüne geldik ve onlara yakında bolca yetişen sarı ve beyaz başaklı mısırlardan söz ettik. Tanrılar da bizim gösterdiğimiz yere gittiler ve mısırı buldular, öğüttüler ve bu yiyecekten insanları biçimlendirdiler. "Böyle olsun!" diye heyecanla bağırdılar. Böylece insanlar yeniden ama bu defa mısır unundan yaratılmışlardı.

İnsanlar yine yeryüzünde cahil ve zavallıydılar. Bizonlar ise güçlü ve kuvvetliydiler. İnsanlar bizon sürüleriyle baş edemiyorlardı. Nereye kamp kursalar bizon sürüleri oradan geçerken insanların kampı varmış yokmuş aldırmadan orayı dümdüz edip geçiveriyorlardı. İnsanlar da sadece avlanmak için değil onları yok etmek için pusular kurmaya, bizonları dar kanyonlarda kıstırıp taşlarla ezmeye, bozkırda sağa sola rastgele tuzaklar kurmaya başladılar. Böylece insanlar ve bizonlar arasındaki mücadele kan davasına döndü. Bizonlar artık tesadüfen değil bilerek insan kampı gördükleri yeri sürüler halinde ezip geçiyor insanların bozkırda rahatça yerleşmelerine izin vermiyorlardı. Neden sonra bunun böyle sürüp gidemeyeceğini anlayan insanlar ve bizonlar anlaşmaya karar verdiler. Bozkırın orta yerinde insanların reisi ve bizonların reisi arkalarında halkları yüz yüze karşı karşıya geldiler. Biz diğer hayvanlar da bu işin nasıl sonuçlanacağını merak ettiğimizden oradaydık. Reisler aralarında konuştuktan sonra bir yarış yapmaya karar vermişlerdi. Bizonların kurduğu takım ile insanların kurduğu takım bozkırın bir ucundan bir ucuna yarışacaklardı. Eğer bizon takımı yarışı önce bitirir ve kazanırsa insanlar bozkırı terk edecek, yok insanların takımı kazanırsa bizonlar bundan sonra insanların yerleştiği kamp yerlerinin üzerinden geçmeyecekler, insanları ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kendilerini avlayabilmelerine göz yumacaklardı. Ne var ki bizon koşucular karşısında insanların hiç şansı yoktu. Bu yüzden insanlar kendileri adına yarışmamız için biz kuşlardan dördümüzü seçtiler: Sinekkuşu, tarlakuşu, şahin ve ben. Bizonlar insanlar adına bizim yarışmamızda bir sakınca görmediler. Çünkü kuşların hiç yere konmadan bu yüzlerce kilometrelik yolu uçarak geçemeyeceklerine emindiler. Oysa onlar adına yarışacak bizon koşucular yüz değil binlerce kilometrelik yolu durmadan koşacak kadar büyük ciğerleri olduğunu biliyorlardı. Diğer kuşlar hakkında haklıydılar ama benim sadece siyah bir kuş olduğumda aldanıyorlardı.

Neden sonra yarış başladı. Dört bizon tozu dumana katarak bozkırda yol almaya bizler de onların üstünde uçmaya başladık. Bizonların sinekkuşu hakkında yanılmadıkları çok çabuk ortaya çıktı. Küçük kuş hepimizden hızlı kanat çırpıyordu ama bunu uzun süre sürdürebilecek gücü yoktu ve daha yarışın başlarında yorulup yere konmak zorunda kaldı. Yolun yarısına henüz varmıştık ki tarla kuşu da pes etmek zorunda kaldı. Oysa bizon koşucular neredeyse hiç hız kesmemişlerdi. Şahin onların hemen hemen üstünde uçarken ben onları geriden takip ediyordum. Şahin yüksekten uçmanın verdiği üstünlükle kanat çırpmadan süzülerek uçabiliyor böylece fazla güç sarfetmeden bizonlarla beraber gidebiliyordu. Ne ki şahin de böyle uzun mesafeleri uçamaya alışık değildi. Rüzgarın yönü değiştikçe yorulmaya başladı ve nihayet yolun sonuna varamadan o da yere konmak zorunda kaldı.

Yolun sonuna yaklaştığımızda yorulan üç bizon da nasıl olsa benim onların en iyi koşucusu olan Running Slim Buffalo Woman’a yetişemeyeceğimi düşünerek yarışı bıraktılar. Bozkırın sonunda insanlar ve bizon sürüsü beklemekteydi. Running Slim Buffalo Woman’un benden çok çok önde hız kesmeden koşmakta olduğunu gören bizon sürüsü yarışmanın kesinlikle onlar lehine sonuçlanacağına emin tezahüratlar yapmaya başlamışlardı. Onlar adına yarışan dört kuştan en az güvendikleri benim çok çok arkadan yavaş uçtuğumu gören insanlar ise sessizlik içinde bakışıyorlardı. Oysa ben tam da yarışın bu son düzlüğünü bekliyor gerçek gücümü bu ana saklıyordum ve hızlanıp hala geride de olsam yavaş yavaş ona yetişmeye başladım. Bir süre sonra yarışta tek başına zafere koştuğunu sanan Running Slim Buffalo Woman benim gölgemi fark ettiğinde çoktan arayı kapatmıştım. Bunun üzerine Running Slim Buffalo Woman hızını daha da artırdı. Bütün bir bozkırı çölleri geçmişti de gene yorulmamıştı. O hızlanınca ben de hızlandım, o hızlandı ben hızlandım. O son bir gayretle öne geçmeye çalışınca ben de ona yetişiyordum. Nihayet bitişe kol uzanımı kadar bir uzaklığa geldiklerinde son bir hamleyle öne geçiverdim ve yarışı kazandım.

Böylece bizonlar ile insanlar bozkırın üzerinde beraber yaşamayı öğrendiler. O gün orada olan insanlar bana büyük bir saygı duydular. Bu olaydan sonra onların torunları da bu olayı bilmeseler de bana saygı duyacak, türümü avlamayacak ve yemeyecekti.

Ne var ki ister topraktan ister mısır unundan olsun insan insandı ve gel zaman git zaman belki yüzlerce belki binlerce yıl sonra kaplumbağa kıtası neredeyse tıpatıp eski halini almıştı yeniden. Bu sırada ben de insanlarla iyice haşır neşir olmuş hatta onlarla çiftleşerek kendi çocuklar yapmıştım. Öyle ki benim soyumdan kabileler olmuştu yeryüzünde. 



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6172
2 Firari Fırtına 4240
3 Mustafa Ermişcan 3443
4 Hasan Tabak 3316
5 Nermin Gömleksizoğlu 3015
6 Uğur Kesim 2914
7 Sibel Kaya 2742
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2480
9 Enes Evci 2441
10 E.J.D.E.R *tY 2218

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:686 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com