Hikayeler

KİMİN İÇİN BU İSYAN
Okunma: 97
Coşkun KARABİBER - Mesaj Gönder


KİMİN İÇİN BU İSYAN!
Üzerinde,
yaptığı yanlış davranışın suçluluğuyla ve tedirgin bakışlarla koridordan
hızlıca geçip sınıfına girdi Deniz. Teneffüs olduğu için sınıfta sadece üç
arkadaşı vardı ve onlarda ellerine geçirdiği bir telefonda oyuna dalmışlardı.
Deniz hiç laf atmadan cam tarafında baştan üçüncü sıraya geçerek oturdu.
Etrafına tekrar bir bakış attı korkulu, ürkek ve endişeli. Kimselerin ona
bakmadığını görünce yavaşça elini; sağ ayağındaki çorabın içine sokmuş olduğu
sigara paketine uzatarak onu aldı. Yüreği duracak gibiydi. İlk kez sigara
paketini sınıfa getirmişti. Hemen sırasının yanında bulunan kalorifer peteğinin
arasına paketi sakladı. Paketi koyunca ince uzun saçlarının arasından terlerin
anlına doğru aktığını hissetti. Paket artık üzerinde değildi ve bu Denizde
harika bir rahatlama duygusu uyandırıyordu.
Ders zilinin duyulmasıyla bütün arkadaşları yerlerini
almaya başladılar. Yarım saat önce beraber okulun alt tarafında derenin hemen
bitişiğindeki ağaçlıkta beraber sigara içtiği  Kadir sınıfın kapısında
göründü. Haylaz gülümsemesiyle denizin arka sırasına geçerken “tamam mı
sakladın mı?” Diye sordu. Deniz evet anlamında başını salladı. Yaptığı şeyin
suçluluk duygusuyla yüzü kıpkırmızı olmuştu ve  ateş içindeydi.
Öğretmen kapıdan içeri girdi. Hep zaman sinirli görünen
fizik öğretmeni sert, emin adımlarla öğretmen masasına doğru yürüdü. Adımlarını
atarken bir taraftan da gözleriyle sınıfı yokluyor, öğrencileri gözden
geçiriyordu. Masanın başına geçti. Elindeki çantasını yavaşça masaya koydu. Sınıftaki
öğrenciler sessizliğe bürünmüştü. Sinirli bir öğretmen olan Rıfkı Bey
öğrencilere asla taviz vermez ve en ufak bir gürültü esnasında aşırı tepki
verir, hatta öğrencilere kendi yöntemleriyle ceza bile verirdi. Sıraların
arasında bütün öğrencileri tek tek inceleyerek dolaştıktan sonra tekrar masasının
başına geldi. Sandalyesini çekerek yerine oturdu. Sınıfta tekrar biz göz
gezdirdikten sonra “evet çocuklar dün verdiğim 5 soruyu kimler çözdü.” Dedi.
Sınıfta öğretmenden korkan bütün çocuklar ödevlerini eksiksiz
yapıyordu. Ancak hepsi birbirinden kopya çektiği için dersi öğrenemiyordu. Rıfkı
Bey karşısında bütün öğrencilerin ellerini havaya kaldırdığını görüncehafif
tebessüm etti.
Orta sıranın en önünde oturan öğrenciye parmağını uzatarak
“sen gelip birinci soruyu çöz bakalım tahtada.” Dedi. Çocuk ayağı kalktı ancak
arkadaşlarından kopya çekerek yazdığı için hiç bir şey bilmiyordu. Kafasını
önüne eğerek olduğu sırada büzüşmeye başladı. Ağzından sözcükler kem küm
şeklinde anlaşılmaz bir vaziyette çıkmaktaydı. Öğretmen gördüğü manzara
karşısında az önceki tebessümünü büsbütün kaybetmişti. “Getir bakalım yoksa
yapmadın mı ödevini.” Dedi. Öğrenci ürkek adımlarla defterini alıp öğretmen
masasına koydu ve yerine tekrar geçti. Rıfkı Bey defteri inceledi ancak
öğrencinin bunu bir yerlerden yazdığını anlamıştı. “Ya gelip bunu tahtada
çözersin ya da benim elimden çekeceğin var.” dedi. Öğrenci yapamam öğretmenim
bilmiyorum diyebildi kısık ve korkak bir ses tonuyla.
Rıfkı Bey duyduğu bu cevapla adeta çılgına
döndü.  “Siz kimi kandırmaya çalışıyorsunuz, akılsız herifler. Hem
yapamazsınız hem de kopya çekmeye yeltenirsiniz.” diye başladı bütün sınıftaki
öğrencileri azarlamaya. Sırasında sessiz oturan Deniz bütün bunlara aşırı
sinirlenmişti Fakat kabahatinin vermiş olduğu suçluluk duygusundan dolayı
sesini çıkarmıyordu.
Öğretmenin durmadan sınıfa azar yağdırmasına birkaç dakika
daha sabreden Deniz birden ayağı fırlayarak “bizi bu şekilde azarlayamazsınız.”
Dedi. Korku içinde sıralarında bekleyen öğrencilerin gözleri büsbütün büyümüş,
hayretler içerisinde denize bakıyordu. Öğretmen kendisine karşı yapılan bu
isyana hayret etmiş donup kalmıştı. Kısa bir şok ardından kendisine yapılan bu
başkaldırıya iyice sinirlenen Rıfkı Bey gözlerinden ateş çıkaracak seviyeye
gelmişti. Öfkeli bir boğa gibi burnundan soluyordu.
Gözlerini
denizin üzerinden hiç ayırmadan “sen kim oluyorsun da benimle böyle
konuşuyorsun edepsiz.” Dedi. Deniz sakin bir şekilde “yıllardır bize ne
verdinizde ne istiyorsunuz. Bizim bir şey bilmeyişimiz sizin verdiğiniz
eğitimden dolayı.” Dedi. Artık her şey bitmişti yıllardır içinde biriktirdiği
her şeyi kusmaya başlamıştı. “Ben ve arkadaşlarım sizin yıllardır vermiş
olduğunuz eğitimlerle büyüdük şimdi bu arkadaş soruyu çözemedi diye nasıl
bağırırsınız. Çözememesinin nedeni sizin vermiş olduğunuz eğitimden ibaret.”
Diye ekledi sözlerine. Rıfkı Bey: “ Senin dilin ne kadar uzamış böyle. Çabuk
peşime laboratuvara gel bakalım dedi ve yerinden kalkarak kapıya doğru yöneldi.
Deniz içindeki korkuyu belli etmemeye çalışarak Rıfkı beyin peşinden kapıya
doğru yürüdü.
Okulun zemin katında bulunan laboratuara gittiler. Sınıfta
inanılmaz bir uğultu olmuştu bütün öğrenciler şimdi ne olacak denize, ne
yapacak diyor bazıları ise aklındaki senaryoları yazıyordu. Laboratuar
soğuk ve ıssızdı öğretmen laboratuarda bulunan masanın sandalyesine oturdu.
Deniz önünde ayakta sessizdi. Rıfkı Bey sessiz ve yumuşak bir tonla “evet evladım
anlat bakalım senin şikayetin nedir.” Dedi. Deniz bu ses tonu karşısında
şaşırmış hatta öğretmeni çok babacan bulmuştu. Birkaç kelime söyledikten sonra
ortam muhabbet havasına büründü.
Laboratuarın soğuk havası denize ve Rıfkı beye bir
ürperti getirdi. Rıfkı bey Denize cebinden çıkardığı bozuk paraları vererek
“git kantinden iki çay al gel bakalım donacağız burada .”dedi. Deniz bir
şaşkınlık daha yaşadı ancak öğretmenin dediğini yapıp çayları getirdi.
Rıfkı bey: “evladım senin sigara içtiğini hatta
kaloriferin arasında sakladığını bile biliyorum. Derslerden kaçtığını, gereksiz
nedenlerle kavga çıkardığını da biliyorum ancak şimdi bana karşı arkadaşlarını
savunman hatta kendi savunmasını yapamayan soru sorduğum öğrencinin sesi olman
çok güzel. Senin gibi haylaz bir öğrenciden beklemediğim bir davranış. Ancak bana
bunca yıllık meslek hayatımın öğretmiş olduğu bir şey var ki sen ne kadar insanlara
iyilik yaparsan yap onlar seni hep yarı yolda bırakır.”Dedi. Deniz “olur mu
öğretmenim ben hepimiz için konuştum.” Rıfkı Bey öyle ise gel seninle bir deney
yapalım ve bakalım savunduğun o insanlar da seni savunacak mı? Dedi. “Tamam”
dedi Deniz. Rıfkı Bey yapacakları planı anlattıktan sonra sınıfa tekrar
çıktılar.
Öğretmen sinirli Deniz üzgün görünüyordu. İçeri girer
girmez sınıftaki uğultu bir anda sustu ve bütün öğrenciler ayağı kalktı.
Öğretmen el hareketiyle oturun işareti yaparak yerine geçti. Deniz sıranın
önünde bekliyordu.
Öğretmen sınıfa dönerek “Denizin yapmış olduğu bu saygısızlıktan
dolayı okul ile ilişkisi kesilecektir.” dedi. Bütün öğrenciler şaşkındı. Rıfkı
Bey :” Eğer aranızda onun gibi düşünen birisi varsa ayağı kalksın.” dedi.
Kimsede ses ve hareket yoktu. Tekrar sordu öğretmen yine kimse sesini
çıkarmadı. Rıfkı Bey ayağı kalkarak soruyu sorup kızdığı öğrencinin önüne geldi
ve “seni savundu arkadaşın ve şimdi okuldan atılıyor, seninde mi bir diyeceğin
yok.” Dedi. Öğrenci yüze önüne asık büzüşmüş bir vaziyette “ben ondan bir şey
istemedim ki.” dedi. Deniz şaşkın ve üzgündü. Başını yavaşça kaldırıp gözlerini
bir saat kadar önce sigarasını paylaştığı arkadaşı Kadire dikti. Kadir başı önde
hiç bir şey olmamış gibi öylece sessizliğe bürünmüştü. Bütün arkadaşları onun
için bir şey ifade etmiyordu artık. Deniz keder dolu gözlerle " sende mi
kadir." diyebildi.
Öğretmen
Denize döndü ve dedi ki “hayatını
sürüngen
olarak yaşamayı meziyet sayanları kartal gibi zirvelerde uçurma.”



Coşkun KARABİBER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6222
2 Firari Fırtına 4285
3 Mustafa Ermişcan 3503
4 Hasan Tabak 3367
5 Nermin Gömleksizoğlu 3062
6 Uğur Kesim 2947
7 Sibel Kaya 2783
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2669
9 Enes Evci 2485
10 E.J.D.E.R *tY 2231

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1244 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com